Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Melamîlik (Melamî’yye / Melamet’îyye) (ملامتيه)  (Okunma sayısı 3445 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Haziran 12, 2014, 03:45:59 ÖS
  • Ziyaretçi

Melamîlik (Melamî’yye / Melamet’îyye) (ملامتيه) ya da Melamîler 8. yüzyılda Samanîler devrinde Horasan, İran’ında fa’aliyet gösteren bir sufi topluluktur. Melamet kelimesi, "kınanmışlık; itab ve serzenişlik; rezillik ve rüsvaylık" anlamlarına gelmektedir.Melâmet ve Melamîlik protestanlık gibi ortaya çıkmış olup mezhep veya tarikât değildir. Melamî’ arapça levm, sövme, yerme gibi tepki ifade eden bir kelimeden türer. Melamîlik bugünkü modern tarzda tüm dünyada yaşanan dini anlayışı asırlar öncesinde savunan düşünce akımıdır, aynı zamanda bir duruş, felsefe ve anlayıştır.


Melamîlik günümüzdeki lâik anlayışta olan dini tavrı bünyesinde bulundurmaktaydı. Melamîlik dini rütüelleri veya kendine özgü ibadet biçimleri barındırmaz. Modern dünyanın özgür inançsal tavrını sergiler.

Melamilik çoğu zaman bir tarikât kimliği gibi değerlendirilmesine karşın "Melâmîler" tarihte ve özellikle Osmanlı'nın son dönemlerinde hurafeci, durağan tarikât ve din anlayışına karşı mücadele içinde olmuşlardır. Niyâzî-i Mısrî Osmanlı tarihindeki Kadızade ekolüyle açıktan mücadele edip görüşlerine karşı çıktığı için Limni adasına sürgün edilmiş ve orada vefat etmiştir.

Tasavvuf ve Melamilik

Tasavvufu, İslâm'ın "Bâtınî (iç)" kısmı ve derinliği olarak kabul ederler. Dinin "Zahiri (dış)" emir ve yasaklarını "eksiksiz" ve "fazlasız" (ifrat/ tefrit) dosdoğru yerine getirmekle birlikte "Kâmil" insan olmak için her zaman ve her yerde Allah'ı zikretmek ve özellikle Allah'ın varlığı ve birliği ile ilgili itikadi konularda derin bilgi sahibi olmak gerektiğine inanırlar. Onlara göre bu bilgi Kur'an'da Ledün olarak anılır ve "Muteşabih (teşbihli)" ayetlerin tevilinin, kitabın aslı olan "Muhkem" sınırları içinde yapılması gerektiğini savunurlar. Onlara göre tasavvuf, bu açıdan İslam tarihinin sonraki yüzyıllarında ortaya çıkmış bir felsefi ekol değil, İslam'ın özünde keşfedilmeyi bekleyen "Gizli bir Hazine"dir. Melâmîlik, kurucusu bilinen tarikat ve cemaatlerden farklı olarak belli bir kişinin kurduğu ve o kişinin adıyla anılan bir grup değildir; ancak yaratılış amacının zirvesi kabul ettikleri kulluğun ne olduğunu anlama ve böylece kâmil insan olma arayışıdır.

Tasavvuf derslerini aldıkları öğretmenlerine Mürşid derler. Mürşid'lerinden keramet veya doğaüstü güçlere sahip olmasını beklemezler. Onlara göre Mürşid sadece kapıyı gösterir, geri kalan sorumluluk öğrenciye (mürid) aittir. Allah'ın her kişiye yakın olduğunu ve kişiyle Allah arasına Mürşid de dahil kimsenin giremeyeceğini savunmuşlardır. Mürşid ne kadar bilgin ve erdemli olursa olsun, o da diğer insanlar gibi kuldur ve kula ait niteliklerle anılması gerekir. Mürşid'lerinden ders ve sohbet şeklinde tahsil ettikleri ilim ve tavsiyelerinin ötesinde bir beklentiye sahip olmadan; Hidayet, Şefaat, Himmet, Tevbe gibi isteklerin yalnız Allah'a arz edilmesi gerektiğini savunurlar. Bu ilmin öğretmenleri de öğrencilerinden asla maddi bir karşılık talep etmemişlerdir. İlm-i Tevhid (Tevhid ilmi) olarak anılan bu derslerin neticesinde "Fenafillah" (Allah'da yok olmak) ve "Bekâbillah" (Allah'la var olmak) mertebelerine ermeyi amaçlarlar.

Melamîlere göre, ilm-î tehvid veya ilm-î ledün, ilk insandan (Adem) son Allah dostuna (Hatem'ul Evliya) kadar taşınacak en yüce emanettir. Bu yüzden bu ilmi talep edenlere karşı çok seçici davranırlar. Sayılarının artmasını değil, emaneti taşıyabilecek nitelikli insana ulaşmayı hedeflerler.

Gizlilikleri

Her kesim insanın aralarında yer aldığı melâmîler, halkın arasında kendilerini gizlemeyi tercih ederler. Öyle ki, onlara çok yakın olanlar bile belki onların melâmî olduklarını bilmezler. Bu kimliklerini sadece kendilerine mânen yakın gördükleri insanlara uygun gördükleri zamanda açarlar. Unutulmaması gerekir ki modern dönemden önce sûfiler toplumda saygın bir yere sahip kişiler kabul edilir ve sûfi görünüm ve tavırlı kişilere halk ve yönetimin ileri gelenleri hürmet gösterirlerdi. İşte bu koşullar altında Melamîler kendileriyle Allah arasındaki ihlâsı (samimîyet) kaybetmemek, ve şöhret gibi tasavvuf yolundaki sâlikîn (Tasavvuf literatüründe mânevî yolda olan) önüne çıkabilecek bir engeli bertaraf etmek için kılık, kıyafet ve hatta belirli bir toplantı mekanı (dergah, tekke) ve topluluğu gibi dönemin tarikâtlarının alâmetlerini göstermemeye çalışmışlar, halk içerisinde kendilerini gizlemiş, hallerini sadece kendileri gibi olanlarla paylaşmışlardır.

Zikir ve Toplantıları

Melâmîler, zikir ve sohbet toplantıları için özel bir yer ve zaman aramazlar. Onlar için Allah, "mevcudiyeti" ile her yeri kuşatmış olduğu için her yerde ve her zamanda Allah'ı zikrederler ve birbirleriyle her fırsatta Allah sohbeti ederler. Zikir de namaz kılmak, oruç tutmak vb. emirler gibi Allah'ın bir emridir. Bu açıdan Melâmîler, diğer tüm güzel isimleri (Esma'ul Husna) kendinde topladığı inancıyla Allah'ı "Allah" ismiyle zikrederler. Zikir, bir anlamda alınan her nefes için Allah'a teşekkür etmektir. (Siz beni zikredin, ben de sizi zikredeyim. Şükredin, nankörlerden olmayın... Bakara/152) Bu açıdan nefes alınan her anda sürekli Allah'ı zikretmeyi (anmayı/hatırlamayı) hedeflerler. Diğer yandan, sınırlandırılmış belli sayılarla (5 bin, 10 bin vb.), Allah'ın sadece bir niteliğini ifade eden güzel isimlerini anmayı zikir değil "tesbih/ isimlerini yüceltme" olarak değerlendirirler. Çünkü Zikir her an ve bütünü ifade eden "Allah" ismiyle yapılmaktadır. Zikirde amaç, sadece kalbi mânevî kir ve hastalıklardan arındırmak değil; bununla birlikte Allah'ın tecellilerine (ortaya çıkış/görünme) karşı gafletten (dalgınlık/uyku/farkedemezlik) uyanmaktır. Zikir sayesinde elde edilen uyanış onlar için bir alt amaçtır; en büyük başarı ise yokluğun idraki ve mutlak varlığın yani Allah'ın varlığının keşfidir.

Abdülbaki Gölpınarlı'nın büyük eseri "Melâmîlik ve Melamiler" kitabında bu anlayış "toplumdaki yansımaları" açısından 3 devir halinde incelenmesine karşın, melamiler zaman içinde farklı isimlerde ortaya çıkan melâmîleri bir zincirin halkaları ya da sönen bir mumun ardından sönenin ateşiyle yakılan yeni mum olarak kabul etmiş ve bu itibarla ilk mum ve son mumdaki ateşin ya da savunulan değerlerin aynı olduğuna inanmışlardır.

Tarikât ve Melâmîlik

Melâmîlik çok detaya inmeden aşağıdaki başlıklar altında tarikâtlerden farklıdır:
1.Melâmîlik, belli bir isimden bağımsız olarak Kur'an merkezli bir İslâmi tasavvuf anlayışını ifade eder. Tarikatler ise Nakşibendi, Kadiri, Rufai vb. gibi belli bir şahsın önderliğindeki ekolü ifade eder;
2.Melâmîlikte tüm mânevî bağlar (zikir ve müşahede) doğrudan Allah ile kurulur; Birçok tarikatte ise bu manevi bağlar dolaylı yoldan Rabıta denilen ve sırasıyla Şeyh, Pir, Müceddid, Peygamber gibi aktarmalardan geçerek kurulmaya çalışılır;
3.Melâmîler için Şeyh, sadece manevi rehber veya öğretmen demektir. Şeyhin görevi, doğru kişiye doğru bilgiyi vermek, öğrencinin görevi ise bu bilgi ışığında Allah'a daha yakın olmaya gayret etmektir;
4.Zikir, Melâmîlerde her zaman ve her yerde yapılması gereken açık bir Kur'an emridir. Tarikatlerde ise belli zamanlarda, belli mekanlarda, hatta belli kıyafetler içinde yapılmaktadır. Melâmîler Allah'ı Allah ismiyle ve her zaman zikrederken tarikatler Esma'ul husna'dan seçtiklerini belli bir sayıda tekrar ederek söylerler;
5.Melâmîler sadece Allah'ı anmak ve onun varlığını daha yakından tanımak amacıyla toplanır ve sohbet ederler;
6.Melâmîler dini duyguların her türlü istismarına karşıdır. Üyelerinden finansal destek ve para yardımı talebinde bulunan cemaatlere karşı hiçbir peygamberin görevini yaparken ümmetinden ücret talep etmediğini hatırlatıp; bunlara, "Sizden herhangi bir ücret istemeyenlere uyun. Onlardır doğruyu ve güzeli bulanlar." (Yasin: 21) ayetini okurlar ve onları kınarlar.

Kur'an Melamiliği

Aslı

Halk arasında sövme, yerme, kınama diye bilinse de aslı böyle değildir. Melamilik aramak, sorgulamak, anlamaya çalışmak demektir. Kişi doğduğunda kendini anlamak için gözlemlemeye, sormaya başlar. Bu sorgulama kendini ve görünen varlığın hakikatini anlamak içindir. Melamiliğin kökeni Adem Peygamber’den başlar. Adem hakikatleri arayan ilk insandır, Ademden önce nice insanlar gelip geçti. Onlar bir arayışta olmadılar. İnsan suresi ilk ayette bunu anlatır. Melami meşrebinde olan bir kimse hep bir arayıştadır, duyduklarını sorgular, Onların aslını öğrenmeye, anlamaya çalışır. Bu yolun yolcusu atalarından gelen inançları sorgular, bundan dolayı halk bu yoldaki insanları kınadılar, kerih gördüler, inançsız dediler. Halbuki inanç bildikten sonra oluşan bir değerdir. Bilmediği şeye inanmayı reddeden bu yolun yolcularını halk tarafından hep kınanmışlardır.

Meşrebi

Melami meşrebinde olan her kişi varlığın var oluşunu anlamaya çalışır. Anlamaya çalışmak insanın kendinden başlar. İnsan önce kendini sorular, ben kimin, ben neyim, ben nasıl oldum, ben benmiyim gibi sorularla kendini anlamaya çalışır. Hakikatlere ulaşan kişi tüm varlığın var edicisini anlar.Yunus misali yaradılanı yaradandan ötürü sever.

Her yolun bir ahkamı olduğu gibi, Melamilik yolunun Ahkamı, erkanı şöyledir:
1.Evvela kötü düşüncelerde olmayacaksın.
2.Hadesten necasetten kendini paklayacaksın.
3.Daima pak gezeceksin.
4.Daima hakkın huzurundaymış gibi hareket edeceksin.
5.Yalan söylemeyeceksin.
6.Haram yemeyeceksin.
7.Zem, haset, fesat, gurur, kibir, inat ve buna benzer fena halleri terk edeceksin.
8.Kimse hakkında fena söz söylemeyeceksin.
9.Kalbinde dahi kimse için kötü düşünmeyeceksin.
10.Kendi kulluğunla meşgul olacaksın.
11.Kimsenin ibadetine, inancına karışmayacaksın.
12.Kimsenin inancını hor görmeyeceksin.
13.Özetle anlatılan bu ahkama uyacaksın.

Melamilik yolunun özel dersleri vardır. Bu dersler kişinin kendindeki değerleri anlamak için sunulan bilgilerdir. Kişi bu bilgilerle kendine arif olmaya çalışır

Kur'ân-ı Kerîm'de bahsi geçen Melamilik ile ilgili ayetler

Kur'ân-ı Kerîm'de 7 yerde Melamilik ile ilgili ayet vardır. Bunlar:
1.MEARİC 30: "Fe inne-hum gayru melamin": Muhakkak onlar melamilerden başkası değildir,
2.SAFFAT 142: "Ve huve melimun": Ve o melamilerdendi,
3.ZARİYAT 40: "Ve huve melimun": Ve Musa melamilerdendi,
4.ZARİYAT 54: "Ente bi melume": Sen (efendimize) melamisin,
5.MÜMİNİN 6: "Fe inne-hum gayru melumin": Muhakkak onlar melamilerden başkası değildir,
6.İSRA 29: "Fe takude melumen mahsuren": Böylece melamiliğe sarıl o halde kal,
7.İSRA 39: "Fe tulka fi cehennem melumen medhuren": Yoksa melamilikten uzaklaşır cehaletin cehennemine bağlanırsın.

şeklindedir.
« Son Düzenleme: Haziran 12, 2014, 04:14:08 ÖS Gönderen: Don Corleone »


Haziran 12, 2014, 04:02:56 ÖS
Yanıtla #1
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay

ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Haziran 12, 2014, 04:15:41 ÖS
Yanıtla #2
  • Ziyaretçi

Sy.Adam sadece özet kısmını vermiştim uzun olmaması için ama şuan ayrıntılı olarak yeniden düzelttim


Haziran 15, 2014, 01:52:48 ÖS
Yanıtla #3
  • Yeni Katilimci
  • *
  • İleti: 48
  • Cinsiyet: Bay

Sayın Don Corleone, melamilik, kluni tarikatı, dominikan tarikatı, HAVAS ilmi. Nereye varacağız?


Temmuz 18, 2014, 11:35:52 ÖS
Yanıtla #4

İstanbul dışında bir ilde bir sohbetlerinde bulunma fırsatım olmuştu. İçlerinde en bilgili olanı bir boyacıydı. İsa´nın öğretilerini incelemeleri, Buda´nın hikayelerine getirdikleri yorumlar hatta Hermes´ten bahsetmeleri baya ilginç gelmişti bana. İslami başka bir batın tarikatın bu tarz şeylerden bahsedeceğini hiç sanmıyorum, o yüzden diyebilirim ki gayet açık görüşlü insanlar.

Ek: Hangi yoldan gidersen git varacağın yer aynıdır anlamında da "Velinin dini, mezhebi olmaz." diyorlardı. O noktaya varıp hakikatle yüzleştikten sonra artık senin için dinin, mezhebin anlamı kalmaz. Herşeyin aynı şey olduğunu anlarsın gibisinden.
« Son Düzenleme: Temmuz 18, 2014, 11:41:37 ÖS Gönderen: willshine »


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
4 Yanıt
4933 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 26, 2012, 03:58:28 ÖS
Gönderen: hypatia
0 Yanıt
2886 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 04, 2007, 11:17:23 ÖS
Gönderen: shemuel
2 Yanıt
4489 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 16, 2007, 08:55:00 ÖS
Gönderen: shemuel
45 Yanıt
16798 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 18, 2013, 11:16:30 ÖÖ
Gönderen: serdar-turk
0 Yanıt
3265 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 13, 2008, 05:52:48 ÖS
Gönderen: Genius Loci
3 Yanıt
3727 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 15, 2014, 08:27:19 ÖS
Gönderen: evvah
6 Yanıt
6744 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 21, 2012, 12:44:59 ÖÖ
Gönderen: NOSAM33
1 Yanıt
4642 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 20, 2011, 11:01:02 ÖS
Gönderen: moonlight
11 Yanıt
6817 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 26, 2012, 11:46:01 ÖÖ
Gönderen: hypatia
8 Yanıt
2306 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 17, 2013, 10:53:37 ÖS
Gönderen: karahan