Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Ceviz Kabuğu 14.11.2015(tanrının alfabesi)  (Okunma sayısı 1384 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ocak 01, 2016, 09:19:19 ÖS

dinlemesi bir hayli ilginç ve hoş olan program.inanç üzerine genç yaşta kitap kaleme alan yazarın ve hulki cevizoğlunun kaliteli programını inceleyip kişisel sorulara daha net yanıtlar bulmaya çalışıyorum.Doç.Dr. Sait Yılmaz da paris salrısına dair bilgiler veriyor.

! No longer available
kalite çöplükte aranmaz.


Ocak 02, 2016, 01:15:33 ÖÖ
Yanıtla #1
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3016
  • Cinsiyet: Bay

74- Böylece ikisi yola koyuldular. Nitekim bir çocukla karşılaştılar, o hemen tutup onu öldürüverdi. Dedi ki: "Bir cana karşılık olmaksızın, tertemiz bir canı mı öldürdün? Andolsun, sen kötü bir iş yaptın."

75- Dedi ki: "Gerçekte benimle birlikte olma sabrını göstermeye kesinlikle güç yetiremeyeceğini ben sana söylemedim mi?"

76- "Bundan sonra sana bir şey soracak olursam, artık benimle arkadaşlık etme. Benden yana bir özre ulaşmış olursun" dedi.

77- Böylece ikisi yola koyuldu. Nihayet bir kasabaya gelip yemek istediler, fakat onları konuklamaktan kaçındı. Onda yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular, hemen onu inşa etti. Dedi ki: "Eğer isteseydin gerçekten buna karşılık bir ücret alabilirdin."

78- Dedi ki: "İşte bu, benimle senin aranda ayrılmamız. Sana, üzerinde sabır göstermeye güç yetiremeyeceğin bir yorumu haber vereceğim.

79- "Gemi, denizde çalışan yoksullarındı, onu kusurlu yapmak istedim, ilerilerinde, her gemiyi zorbalıkla ele geçiren bir kral vardı."

80- "Çocuğa gelince, onun anne ve babası mü'min kimselerdi. Bundan dolayı, onun kendilerine azgınlık ve inkar zorunu kullanmasından endişe edip-korktuk."

81- Böylece, onlara Rablerinin ondan temiz olmak bakımından daha hayırlısı, merhamet bakımından da daha yakın olanını vermesini diledik."




Bu surelerden anlaşılacağı gibi Hızır'ın çocuğun geleceğini bilmesi Tanrının da Geleceği bilmesinin en önemli kanıtıdır.
Saygılar
audi-vide-tace
    dinle-gör
        sus


Ocak 02, 2016, 02:04:39 ÖÖ
Yanıtla #2

kehf suresinin 74.-81. ayetlerini paylaşmışsınız.(son cümlenizdeki sure ifadesi maalesef yanlıştır.)

bana nedense kuran-ı kerimle ilgili çok ilginç bir anımı anımsattınız.özellikle bu kitap için konuşmak gerekirse ayetleri tek tek okumaktan ziyade sureyi tamamen okumak gerekir.çünkü o parçadan bütünden bağımsız manalar çıkabilir.bunları sizin paylaşımınız için demiyorum.bağlamın özellikle bu kitap için bozulmaması gerekir,neden sonuç ilişkilerinin belli bir mantık ile ilerlemesi icap eder.

kaynak:  http://www.kuranmeali.com/sureler.asp?sureno=18
                     ALINTIDIR (kaynak : https://tr.wikipedia.org/wiki/Kehf_Suresi )

----------------------000000-000000-00000--000000000000---------------0000------------------------00000-------------000-----------------------

Kehf Suresi (Arapça: سورة الكهف) Kur'an'ın 110 ayetten oluşan 18. suresidir. Medinede indiğine inanılan 28. ayetin dışındaki kısımların Mekke'de indirildiğine inanılmaktadır. Adını 'mağara' anlamına gelen 'kehf' kelimesinden alır.
Selçuk-Efes'te Ashab-ı Kehf mağarası.

Surede, inançları sebebiyle öldürülmekten kurtulmak için bir mağaraya sığınan ve Ashab-ı Kehf (mağara arkadaşları) olarak isimlendirilen Romalı gençlerin yaşamı; Musa'nın yaşadığı olaylar; Zülkarneyn ve Yecüc ve Mecüc konuları anlatılır.
Zülkarneyn anlatısında geçen, Zülkarneyn'in Yecüc ve Mecüc'ü engelleyecek bir set inşa ettirmesini betimleyen, 16. yüzyıldan kalma bir Fars minyatürü.

Kur'anda Allah'ın sınırsız gücüne örnekler olarak anlatılmışlardır.

Bir hadise göre Muhammed, Deccal'a denk gelen, ona karşı Kehf Suresini okusun dediğine inanılır.



 60. Bir vakit Musa genç adamına demişti ki: "Durup dinlenmeyeceğim; ta iki denizin birleştiği yere kadar varacağım, yahut senelerce yürüyeceğim."

    Tefsirlerde, Musa’nın genç adamının, Yuşa b. Nun adında biri olduğu, Yuşa’nın Hz. Musa’ya hizmet ettiği, ondan ilim öğrendiği rivayet edilmektedir. Ayette sözü edilen iki denizin hangi denizler olduğuna dair bir açıklık yoktur. Bunların Hazar Denizi ile Karadeniz olduğu, yahut Nil Nehri’nin Sudan’daki iki kolu olan Beyaz Nil ile Mavi Nil olabileceği ifade edilmektedir. Bir başka anlayışa göre bu iki denizden biri Hz. Musa, diğeri de Hızır (a.s.)dır. Çünkü Musa zahir aleminin, Hızır da batın aleminin denizidir.

61. Her ikisi, iki denizin birleştiği yere varınca balıklarını unuttular. Balık, denizde bir yol tutup gitmişti.

    Rivayete göre genç bir yakını ile Hz. Musa bu yolculuğa, Allah tarafından, kendisinden daha bilgili olduğu haber verilen Hızır ile buluşmak için çıkmıştı. Yanlarında bir de cansız balık vardı. Bu balık Allah’ın kudreti ile nerede canlanır, denize sıçrayıp giderse bu, Hızır’ın orada olduğuna işaret olacaktı.

62. (Buluşma yerlerini) geçip gittiklerinde Musa genç adamına: Kuşluk yemeğimizi getir bize. Hakikaten şu yolculuğumuz yüzünden başımıza (epeyce) sıkıntı geldi, dedi.
63. (Genç adam:) Gördün mü! dedi, kayaya sığındığımız sırada balığı unuttum. Onu hatırlamamı bana şeytandan başkası unutturmadı. O, şaşılacak bir şekilde denizde yolunu tutup gitmişti.

    Burada Hz. Musa’nın genç arkadaşına şaşkınlık veren, ölmüş bir balığın, bir mucize neticesinde canlanarak deniz akıp gitmesidir. Bu mucizenin tahakkuk ettiği yer, Hz. Hızır’ın bulunduğu yer idi. Musa bunu bildiği için adamına, balığın canlanarak denize girmesi halinde bundan kendisini haberdar etmesini tenbihlemiş, fakat bir kayanın yanında istirahata çekildikleri ve belki de Hz. Musa’nın uykuya daldığı bir sırada balık denize sıçradığı halde adam haber verme görevini unutmuş, bir süre daha ilerleyip, Hz. Musa yemekten bahsedince arkadaşı balığın denize gittiğini hatırlatmıştı.

64. Musa: İşte aradığımız o idi, dedi. Hemen izlerinin üzerine geri döndüler.
65. Derken, kullarımızdan bir kul buldular ki, ona katımızdan bir rahmet (vahiy ve peygamberlik) vermiş, yine ona tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.
66. Musa ona: Sana öğretilenden, bana, doğruyu bulmama yardım edecek bir bilgi öğretmen için sana tabi olayım mı? dedi.
67. Dedi ki: Doğrusu sen benimle beraberliğe sabredemezsin.
68. (İç yüzünü) kavrayamadığın bir bilgiye nasıl sabredersin?
69. Musa: İnşaallah, dedi, sen beni sabreder bulacaksın. Senin emrine de karşı gelmem.
70. (O kul:) Eğer bana tabi olursan, sana o konuda bilgi verinceye kadar hiçbir şey hakkında bana soru sorma! dedi.
71. Bunun üzerine yürüdüler. Nihayet gemiye bindikleri zaman o (Hızır) gemiyi deldi. Musa: Halkını boğmak için mi onu deldin? Gerçekten sen (ziyanı) büyük bir iş yaptın! dedi.
72. (Hızır:) Ben sana, benimle beraberliğe sabredemezsin, demedim mi? dedi.
73. Musa: Unuttuğum şeyden dolayı beni muaheze etme; işimde bana güçlük çıkarma, dedi.
74. Yine yürüdüler. Nihayet bir erkek çocuğa rastladıklarında (Hızır) hemen onu öldürdü. Musa dedi ki: Tertemiz bir canı, bir can karşılığı olmaksızın (kimseyi öldürmediği halde) katlettin ha! Gerçekten sen fena bir şey yaptın!
75. (Hızır:) Ben sana, benimle beraber (olacaklara) sabredemezsin, demedim mi? dedi.
76. Musa: Eğer, dedi, bundan sonra sana bir şey sorarsam artık bana arkadaşlık etme. Hakikaten benim tarafımdan (ileri sürebilecek) mazeretin sonuna ulaştın.
77. Yine yürüdüler. Nihayet bir köy halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Ancak köy halkı onları misafir etmekten kaçındılar. Derken orada yıkılmak üzere bulunan bir duvarla karşılaştılar. (Hızır) hemen onu doğrulttu. Musa: Dileseydin, elbet buna karşı bir ücret alırdın, dedi.
78. (Hızır) şöyle dedi: "İşte bu, benimle senin aramızın ayrılmasıdır. Şimdi sana, sabredemediğin şeylerin içyüzünü haber vereceğim."
79. "Gemi var ya, o, denizde çalışan yoksul kimselerindi. Onu kusurlu kılmak istedim. (Çünkü) onların arkasında, her (sağlam) gemiyi gasbetmekte olan bir kral vardı."

    Şu halde Hızır, fakir denizcilerin gemisini yaralamakla, kralın bu gemiyi gasbetme ihtimalini ortadan kaldırmış, böylece bu fakirlere iyilik etmişti. Hızır (a.s.) sözlerine devam etti:

80. "Erkek çocuğa gelince, onun ana-babası, mümin kimselerdi. Bunun için (çocuğun) onları azgınlık ve nankörlüğe boğmasından korktuk."

    Zira Hızır (a.s.), bu çocuğun ileride zalim biri olacağını, temiz birer mümin olan ebeveynine karşı azgınlık ve nankörlük göstereceğini, yahut çocuk sevgisi yüzünden ana-babasının manevi hayatlarının tehlikeye düşeceğini biliyordu: Allah bunu Hızır’a bildirmişti.

81. (Devam etti:) "Böylece istedik ki, Rableri onun yerine kendilerine, ondan daha temiz ve daha merhametlisini versin."
82. "Duvara gelince, şehirde iki yetim çocuğun idi; altında da onlara ait bir hazine vardı; babaları ise iyi bir kimse idi. Rabbin istedi ki, o iki çocuk güçlü çağlarına erişsinler ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarsınlar. Ben bunu da kendiliğimden yapmadım. İşte, hakkında sabredemediğin şeylerin iç yüzü budur."
83. (Resulüm!) Sana Zülkarneyn hakkında soru sorarlar. De ki: Size ondan bir hatıra okuyacağım.

    Ayette, müşriklerin veya yahudilerin, hakkında soru sorduğu belirtilen Zülkarneyn’in kim olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Beyzavi tefsirinde bunun Büyük İskender olduğu, peygamberliği kesin olmamakla beraber, iyi bir mümin olduğu konusunda ittifak bulunduğu zikredilmekte; “cihan hakimiyetine ulaşmış olduğundan veya İran ve Roma imparatoru olduğundan ya da, bir yiğitlik simgesi olmak üzere tacında iki boynuz bulunduğundan” kendisine Zülkarneyn denildiği belirtilmekte ise de, bu görüş bir kısım tefsirciler tarafından fazla tasvip görmemiştir. Burada sözü edilen kişi Allah’ın kitabına mazhar olduğuna göre Kral İskender’den daha önce gelmiş bir peygamber olması ihtimali kuvvet kazanmaktadır.

84. Gerçekten biz onu yeryüzünde iktidar ve kudret sahibi kıldık, ona (muhtaç olduğu) her şey için bir sebep (bir vasıta ve yol) verdik.
85. O da bir yol tutup gitti.
86. Nihayet güneşin battığı yere varınca, onu kara bir balçıkta batar buldu. Onun yanında (orada) bir kavme rastladı. Bunun üzerine biz: Ey Zülkarneyn! Onlara ya azap edecek veya haklarında iyilik etme yolunu seçeceksin, dedik.

    Tefsirlerde nakledildiğine göre Zülkarneyn, batıda Atlas okyanusuna, yahut Karadeniz’e kadar gitti. Orada güneşin deniz ufkunda batışını seyretti. Ancak, koca kainat içinde bu deniz, kendisine bir su gözesi kadar küçük geldi. Güneş, sislerle kaplı deniz ufkunda, sanki balçıklı bir su gözesine gömülür gibi batıyordu. Sahilde karşılaştığı kavim, müfessirlerin kanaatına göre, kafir bir millet idi. O yüzden Allah Teala, Zülkarneyn’i, bu kavmi cezalandırmak veya eğitmek, irşad etmek, böylece iyilikle yola getirmek arasında muhayyer kıldı.

87. O, şöyle dedi: "Haksızlık edeni cezalandıracağız; sonra o, Rabbine gönderilecek; sonra Allah da ona korkunç bir azap uygulayacak."
88. "İman edip de iyi davranan kimseye gelince, onun için de en güzel bir karşılık vardır. Ve buyruğumuzdan, ona kolay olanını söyleyeceğiz."
89. Sonra yine bir yol tuttu.
90. Nihayet güneşin doğduğu yere ulaşınca, onu öyle bir kavim üzerine doğar buldu ki, onlar için güneşe karşı bir örtü yapmamıştık.

    Zülkarneyn, batıda işlerini bitirdikten sonra doğunun yolunu tuttu. En sonunda, ihtimal Asya’nın doğu kıyılarına, Hint okyanusuna, yahut Hazar denizine ulaştı. Burada karşılaştığı insanlar, rivayete göre, güneşin ışığına ve sıcağına karşı korunmak için elbise ve ev yapmasını bilmiyorlardı.
« Son Düzenleme: Ocak 02, 2016, 02:07:08 ÖÖ Gönderen: hyperbolic metamaterial »
kalite çöplükte aranmaz.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
0 Yanıt
2064 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 21, 2008, 01:14:16 ÖS
Gönderen: bugfree
9 Yanıt
5066 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 26, 2014, 09:10:13 ÖS
Gönderen: ABCDEF
0 Yanıt
2760 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 07, 2012, 06:59:52 ÖS
Gönderen: karahan
0 Yanıt
2411 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 05, 2012, 05:31:13 ÖS
Gönderen: Tij
11 Yanıt
7251 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 30, 2018, 10:24:29 ÖS
Gönderen: Novayst
9 Yanıt
3916 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 10, 2013, 12:11:36 ÖÖ
Gönderen: symbol
4 Yanıt
2004 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 18, 2013, 12:44:34 ÖÖ
Gönderen: Melina
3 Yanıt
2400 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 22, 2012, 01:49:48 ÖÖ
Gönderen: Ares
2015

Başlatan ADAM Diger Konular

7 Yanıt
1896 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 01, 2015, 04:43:19 ÖS
Gönderen: Kadim
1 Yanıt
1446 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 02, 2015, 01:51:29 ÖÖ
Gönderen: Risus