Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Kut-Töre ve Tanrı  (Okunma sayısı 4057 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mart 19, 2009, 03:58:18 ÖS
  • Seyirci
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 386

Eski Türkler’deki inanç sisteminin, kendi adıyla "töre"’nin merkezinde bulunan Tanrı (Kök Tengri) kavramı da böyle bir yapıda görülüyor. Tanrı kavramını, görünür ve görünmez yönleriyle, nesnel ve metafizik boyutlarıyla bütün varlık idrakinin rümuzu, simgesi niteliğinde belirleyebiliyoruz. Varlığa dönük birlik kavrayışının sembolüymüş gibi duruyor. Sular kutsaldır, dağlar kutsaldır, ağaçlar, orman kutsaldır, vatan kutsaldır, gökyüzü kutsaldır… neredeyse insandaki ben’cilik dışında kutsal olmayan bir şey yoktur. Varlık alemi bütün elemanlarıyla Tanrısal gerçekten bir pay, bir yüz taşımaktadır. Tanrısal gerçeğe ulaşmak, insan bakımından “kut”un tamamlanması ve böylece bilgeliğe yükselmektir. Ancak Tanrısal gerçeklik, Kut’un tamamlanması ve bilgelik ancak ve sadece adalet temelinde mümkündür. Tanrısal gerçek, bütün varlıklarda olduğu gibi insandaki aslî özün, anlamın mayası diyebileceğimiz bir merkez kudret konumundadır.

Baştan beri yer yer kullandığımız modüler yapı ve mantalite, Türkler’in Tanrı tasavvurunda da önümüze çıkıyor. Varlığa vücut veren Tanrı’dır. Varlık Tanrısaldır. Dolayısıyla kutsaldır. Ama bu anlayış bir “varlık Tanrı” indirgemeciliği ve ilkel bir panteizm mahiyetinde de değildir. Merkezde ve varlığın ötesinde de Tanrı devam etmektedir. Ölümden sonraki hayat Tanrı’daki diriliğe dönüşür (Tengride tiriktekice). Aynen sosyal teşkilatındaki merkez-çevre ilişkisini, Tanrı kavramının derinliklerine indiğimizde burada da görürüz. Bir lider Tanrı vardır. Lider de Tanrısaldır. Bilge Kağan’ın kendisi için sarfettiği: “Tengri tek Tengride bolmış…” (Tanrı’casına Tanrı’dan olmuş…) sözü, tam da bu dediğimizin örneği olmaktadır.


Modüler yapının bütün birimleri hem aynı ideale bağlı, hem çok amaçlı kullanıma uygun; hem BİRleşik, bütün; hem müstakil, bağımsızdır. Genel ile özel arasında daimî geliş gidişleri sağlayan bir irtibat bulunmaktadır. Elemanlar (boylar, obalar…vb), elbetteki bir birlerine göre hayatın akışında farklılaşmalara uğramaktadırlar. Ama buna rağmen bu çoklu yapı derinlerde her birini diğerine bağlayan güçlü bir öz beraberliğinin bilincini de yaşatmaktadır.


Toplumların soyutlama ve kavramlaştırmalarını belirleyen etkenlerin hepsini sayamayız belki; ama bu sebepler arasındaki en önemli faktörün soyutlayıcının bilgi ve tecrübesi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Soyutlamalar aslında anlamalardır. Anlamalar birbirinden bağımsız gerçekleşmemektedir. İnsanların anlam dünyaları ilişkili ve hiyerarşik bir biçimde şekilleniyor. Anlamayı yaratanın ihtiyaç olması, aynı zamanda insan aczine gönderme yapmaktadır. Hissedilen acz, tasavvur edilen “mükemmeliyet formu”nun ham maddesi olarak görünüyor. Ama kurulan mükemmeliyet formu da toplumsal tecrübenin yarattığı diğer değerlerin en tepesine yerleşiyor. Bu mükemmeliyet formu, toplumun değerler sisteminin mahiyetini belirleyen bir temel değer, bir ana kavram, ulaşılması gereken bir ortak ideal teşkil ediyor. Bu kavram eski Yunan’da Zeus, Mısır’da Ra, Budist dünyada Nirvana, İbrânîlerde Yehova, Çinlilerde Tao, Müslümanlarda Allah, Hristiyanlarda Mesih iken, Türkler’de de Tanrı’dır (Kök Tengri). Yani bir başka açıdan bakıldığında, ideal bir Yahudi Yehova’ya, ideal bir Hristiyan Mesih’e, ideal bir Budist Nirvana’ya, İdeal bir Çinli Tao’ya, ideal bir Müslüman Allah’a ulaşmak ve dönüşmek isterken, ideal bir Türk de Tanrı’ya erişmek, benzemek, dönmek, ondaki diriliğe ulaşmak, “uçmağa varmak” istemektedir. Bunu "Kut" kavramının analizinde de buluyoruz.


Türkçe’nin bilinen en eski iki kelimesinin Tanrı ve Kut kelimeleri olduğu belirlenmiştir.Belki tek Tanrı fikrine çok erken dönemde ulaştığı görülen Türk topluluklarının birlikçi,

bütünlükçü, evrensel ve insanlık çapında idealler taşıyan devletler kurmalarının bir sebebi de buydu. Tanrı fikrine yaşadıkları tabiat içindeki “okuma”lardan, tecrübeleri aracılığıyla eriştikleri hikmet (bilgelik) sayesinde ulaştıkları gibi; bu inancı tekrar hayatlarına yansıtıp en ileri ideallere dönüştürdüklerini düşünebiliriz. Bunun en önemli işareti Töre ve Kut kavramları arasındaki ilişkide muhafaza edilmiştir. Bütün varlık Tanrı’sal bir öz taşımaktadır. Ancak, özellikle insan, varlığındaki bu özü bencil duygularından arındırıp ortaya çıkarmakla mükelleftir. Kut kavramı üzerine yazılan Kutadgu Bilig’de Kut kazanmanın Töre’yi benimseyen her Türk’ün genel ideali olduğunu görüyoruz. Buradaki “kazanmak” fiili sırf “hariçten elde etme” zannını uyandırabilir. Bir ölçüde böyle de yorumlanabilmekle beraber, Kut esas itibariyle saflaştırılan gönülde zaten var olan Tanrı’sal gerçek, güç ve güzelliğin harekete geçerek ortaya çıkması ve insanın bütünlük bilinciyle yaşaması demektir. “Hariçten kazanım” dediğimiz olay da zaten gene bu iç uyanışı sağlayacak mekanizmaları harekete geçiren, uyandıran davranışlara, yönelişlere gönderme yapar: Hizmet (Tapug), fedakarlık, öğrenme aşkı ("ög" eski Türk düşüncesinde hikmete ulaşan yüksek akıldır ve öğrenme insanın bütünün aklına ulaşma cehdini anlatır), Alplik, konuk severlik bunlardandır. Bu değerlerin edinilmesinden maksat daima birliğin bilincine ulaşmaktır. BİLGELİK dediğimiz kavram bu bilincin kemale erdiği (bu sebeple "eren" denir) kimselere verilen bir sıfattır. Herkesi bağlayan Töre bağlamında elde edilen Bilgelik ile yeniden Töre’ye dönülür ve o gözle sistem gözden geçirilirdi. Bilgelik ve Kut kazanma her Türk nezdinde en üstün değerlerdi. Ama özellikle hükümdarda alplikle birlikte bulunması olmazsa olmaz bir şart idi. Burada hemen Türk hakanının aynı zamanda baş komutan olduğunu hatırlatalım.


“Kut Kazanma Bilgisi” (Kutadgu Bilig) denilen tamlamanın işaret ettiği bilgi sistemi, tamamen "Töre"dir. Töre, günümüz medyasındaki toplumuna ve tarihine karşı ön yargılı kapkara cahillerin kullanımındaki alabildiğine olumsuzluk yüklemelerinden tamamen uzak, Türkler’in birlikçi inanç ve hikmet algılarına, binlerce yıldır devam eden büyük geleneklerine ad olmuş bir kavramdır. “Tanrı’nın yaratılmışlar için koyduğu düzen” anlamına gelir. Sadece iki örnek verelim: Kutadgu Bilig’in 3192. beyti: “Kadim Tanrı (bayat) kadirdir (ogan), adildir (köni) ve Töre’yi veren, (Töre’nin) gerçek sahibi o’dur. Onun gücü bütün yaradılmışlara yeter” diyor. Bir başka yerde de “Tanrı’nın Töre’yi uygulamak için başa geçirdiği”  Türk hakanına hitaben: “Adalete (köniliğe) dayanan Töre gökyüzünü (kainatı) ayakta tutan direktir” diyor. Türk toplumları, bu sebeple Töre’nin ilkeleri ve gücüyle tabiatın kudret ve kanunlarını eş değer saya gelmişlerdir. Bilge Kağan’ın “Üstten Tanrı’ basmasa ve alttan yer delinmese senin ilini, Töre’ni kim bozabilir” demesinde, o telakkinin Töre’yi kıyamete kadar bakî bir sistem olarak kabul edişi görünmüyor mu?


Fakat tekrar işaret etmek gerekmektedir ki, tasvir edilen bu sistem yani Töre dogmatik bir yapıda değildir. Hunlar’dan beri Türk devletlerinde her sene adına “Toy” denilen bir devlet meclisi toplanmaktadır. Bu toplantı bütün tebanın bir araya getirildiği bir genel kurul niteliğindedir. Toylarda geçmiş senenin muhasebesi ve zaafları tespit edilir, gerekli önlemler kararlaştırılır ve bir sonraki yılın planı çıkarılırdı. Toplumun sorumlu yöneticileri denetlenir, bakanlar kurulu yenilenirdi. Toplumun "Kutlu Bilge" kabul ettiği kişilerin meydana getirdiği Toy’da Töre de gözden geçirilir, bazı hükümleri iptal edilirken, ihtiyaç duyulan yeni konularda yeni hükümler oluşturulurdu. Töre’ye aykırı tasarrufu görülen yönetici, hakan da olsa azledilirdi. Böylece Töre içinden yetişen Bilge, sistemin ruhunu kavradıktan sonra Töre koyar ve bu halk tarafından Tanrısal nitelikli sayılırdı.Yukarıda inanmanın aslında yaratma fonksiyonu taşıdığını söylerkenki kastımızın anlaşıldığını umarız.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
Töre

Başlatan Fraternis Insan

1 Yanıt
1584 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 29, 2007, 03:07:08 ÖS
Gönderen: Hamlet
5 Yanıt
3355 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 22, 2009, 05:19:40 ÖS
Gönderen: Waldow
Tanrı ve Şeytan

Başlatan blossom « 1 2 3 4 5 » Inanc Uzerine

49 Yanıt
18084 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 11, 2015, 01:16:58 ÖÖ
Gönderen: muratmazman
8 Yanıt
5755 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 23, 2015, 11:20:03 ÖS
Gönderen: Tij
İmam ve Tanrı

Başlatan amurdad Mizah

2 Yanıt
2113 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 25, 2014, 05:49:11 ÖS
Gönderen: Alşah
2 Yanıt
3394 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 08, 2010, 11:49:24 ÖS
Gönderen: rvoncu
6 Yanıt
6586 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 16, 2009, 06:09:04 ÖS
Gönderen: Prenses Isabella
0 Yanıt
2804 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 29, 2010, 01:46:54 ÖS
Gönderen: ADAM
4 Yanıt
3803 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 12, 2012, 06:06:18 ÖS
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2136 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 01, 2010, 07:41:30 ÖÖ
Gönderen: ADAM