Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Yedi Kollu Şamdan  (Okunma sayısı 18698 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Nisan 07, 2007, 11:16:00 ös

Yedi kollu şamdan efsanesi nedir? Neyi simgeler , neyi anlatır?
Süleyman Tapınağına konulduktan sonraki süreçte hikayesi ne oldu hala duruyor mu? yoksa kayıp mıdır?
Yedi kollu şamdanın Yedi Ünlü Tapınağı sembolize ettiği doğrumudur? (Efes , Delphi ...)


Nisan 07, 2007, 11:21:09 ös
Yanıtla #1
  • Seyirci
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 922
  • Cinsiyet: Bay

Bu şamdan o kadar kutsaldır ki....Aslında bir kandili temsil eder ve o kandildir ki 1 gunluk yagı olmasına ragmen tam yedi gun yanmıstır......Bu bir mucizedir...eger yanılıorsam ne olur duzeltınız...Aklımda kalan bu...
Taslar yerine oturabilecek mi ? İnşaasına basladıgımız yapı nasıl olur da yarım kalır ..


Nisan 08, 2007, 09:19:03 ös
Yanıtla #2
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3123
  • Cinsiyet: Bay

MENORA(Yedi mumlu şamdan)
  Menora’nın birçok sembolik anlamı vardır. İlk anlamı “Daimi Işık”ı simgelemesidir. Tanrı yeri ve göğü yarattıktan sonra ilk olarak “Yei Or - Işık olsun” demiştir. Bu ışık bir bakıma evrenin ve ruhlarımızın aydınlığını simgelerken, ışığın bilimin aydınlığını ifade etmesi noktasından hareketle, Menora aynı zamanda bilimin devamlılığını ve sonsuzluğunu sembolize eder.

Midraş, Moşe Rabenu’nun Menora’yı tam olarak görüp algılayabilmesi için Tanrı’nın onu, kırmızı, beyaz, siyah ve yeşil ateşlerle çizdiğini, böylece Moşe Rabenu’ya bunu netlikle gösterdiğini ve nasıl yaptıracağını tarif ettiğini anlatır. Tanrı’nın Moşe Rabenu’ya talimatı aynen şöyledir :

“Ve som altından bir şamdan yapacaksın. Şamdanın kaidesi ve kolları çekiçle işlenecek. Sütun başları, çanakları, çiçekleri tek bir parça halinde olacak. Hepsi bir talant altından yapılacak. Bak ve sana dağda gösterilen örneklerine göre yap.” Şemot (Çıkış 25:31-30).

Moşe Rabenu, dağda Tanrı’nın kendisine ateşlerle çizip gösterdiği Menora figürünü aklında tutarak Sinay Dağı’ndan aşağı inmiş çok yetenekli bir çizimci ve sanatçı olan Yeuda Kabilesi’nden Betsalel Ben Uri Ben Hur’a bu Tanrısal gerecin tarifini vermiştir.

Menora’nın boyu, ortalama bir insan boyu veya biraz daha uzun olacak, ortadaki merkez kolun iki yanında üçer kol daha olacaktır. Kolların başlıklarında badem çiçeği biçiminde içleri saf zeytinyağı ile dolu kaseler olacaktır. Menora tek parça altından yekpare yapılacak, dövme işçiliğiyle, sadece çekiçle vurularak şekillendirilecektir.
Menora ve Simgeledikleri
Menora’nın birçok sembolik anlamı vardır. İlk anlamı “Daimi Işık”ı simgelemesidir. Tanrı yeri ve göğü yarattıktan sonra ilk talimatında “Işık olsun” demiştir. Bu ışık bir bakıma evrenin ve ruhlarımızın aydınlığını simgelerken, ışığın bilimin aydınlığını ifade etmesi noktasından hareketle, Menora aynı zamanda bilimin devamlılığını ve sonsuzluğunu sembolize eder.

Menora yedi kollu oluşu itibariyle, antik Dönem Bilimi’nin 7 ana temeli olan aritmetik, geometri, astroloji, simya, retorik, müzik ve etniği simgeler.

Menora’nın 7 ışığı yaradılışın 7 gününü sembolize eder. Altı çalışma günü ve yedinci dinlenme gününü yani Şabat’ı.

Menora aynı zamanda İsrailoğullarının Mısır’ı terk edişleri ile Sinay Dağı eteklerinde Tora’yı alışları arasında geçen 7 haftayı (Şeva Şavuot) temsil eder. Bu bağlamda Menora; özgürlüğe kavuşma mutluluğu ile bir disiplin zorunluluğu arasındaki zamanı simgeler ki, disiplinsiz özgürlüğün hürriyet değil, başı bozukluk olduğu düşüncesinin temelini oluşturur.

Menora’daki merkez kolla diğer kollar arasındaki mesafe ve yükseklik eşittir. Bu da adaleti simgeleyen merkez kola göre, yanlarındakilerin durumu adalet karşısındaki eşitliğin göstergesidir.

Ortaçağ’da bu 7 kol astrolojik anlamda 7 gezegeni simgelemektedir; ortağa güneş ve her iki yanında üçer gezegen. Bu savı ortaya atan kişi M.Ö.40’da İskenderiye’de yaşayan, Yunanlı Yahudi fizolof Philon’dur. Hermes felsefesinden etkilendiği anlaşılan Philon’a göre ortadaki ışık, kainatın nizamını yani güneşi simgelemektedir. Philon “Tora”dan esinlenerek, alegorik olarak ortadaki merkez kolu Sara’nın figürü olarak çizmiştir. Çünkü Sara Yahudi birliğinin annesi ve ışığın koruyucusudur.

Menora bunlardan başka, hayat ağacı olarak nitelenmiştir. Ona bir badem ağacı kimliği kazandırılmış, ölümsüzlüğü simgelenmek istenmiştir. Bilindiği gibi ilkbaharda ilk çiçek açan ağaç badem ağacıdır. Ağacın dalları çiçeklerle bezendiği zaman, yaprakları henüz yeşermemiştir bile. Bu saflığı ve kutsallığı simgeler.

Yahudi mistisizmine göre hayat ağacı simgesi 7 tanrısal erdemi ifade eder. Menora insanoğlunun Tanrı’nın suretinde yaratıldığının sembolüdür. Bir başka anlatımla Menora Tanrısal gücün insanda şekil bulduğunu ifade eder. Ayrıca Menora, moral gücün, fiziksel karanlıklara üstünlüğünü simgeler. Sonuç olarak Menora, Tanrı’nın İsrailoğullarına vaat ettiği, ruhların kurtuluşunu simgeler.
Menora’nın Tarihi
İlk orijinal Menora, Betsalel Ben Uri Ben-Hur tarafından Tanrısal yönergelere göre çizilmiş, yapılmış ve çölde bulunan Kutsal Çadır “Mişkan”ın en kutsal iç bölüm “Kadoş aKodaşim”e yerleştirilmiştir. Menora “Parohet”in (Günümüzde sinagoglardaki Sefer Toraların bulunduğu dolabı örten perde) karşısında bulunmakta, kendisi güneyde iken, gölgesi kuzeyde belirmekteydi. Işıkları geceden sabaha kadar yanar, Kohen Gadol tarafından yakılır ve söndürülürdü.

Daha sonra, Kutsal Topraklara ayak basıldığı zaman, Yeoşua Bennun tarafından Şilo’ya getirilmiştir.

Şlomo Ameleh Yeruşalayim’de “Bet-Amikdaş”ı inşa ettirdiği zaman, bütün kutsal objeler “Bet-Amikdaş”a taşınmıştır.

Şlomo esas Menora’nın iki yanına beşer tane daha menora yerleştirmiştir. Bundan amaç esas Menora’yı korumak ve tapınağı gümüş ve altınlarla donatmaktır.

M.Ö.586’da I.Bet-Amikdaş yıkılınca bütün bu kutsal objeler Babil’e taşınmıştır. Fakat Perslerin Babil’i fethinden sonra Cyrus bu hazinelerin büyük bir bölümünü, Yeruşalayim’i ve mabedi yeniden inşa etmek amacıyla, kutsal topraklara geri getirtmiştir. Menora o sıralarda muhtemelen ya tamir görmüş veya kaybolanın yerine yenisi yapılmıştır.

II. Bet-Amikdaş inşa edilirken, Babil’deki sürgünden Kutsal Topraklara geri dönen peygamber Zeharya’ya bir melek Menora’nın şeklini göstermiştir.

“Altın bir şamdan gördüm. En üst tepesinde bir yağ kabı vardı. Üstünde 7 boru olan 7 lamba vardı. İki tane zeytin dalı vardı. Biri yağ kasesinin sağında, diğeri solundaydı.” (Zeharya 4:2-3).

Bu ağaçlar David Ameleh’in soyundan gelen Zerubavel’i ve Kohen Gadol olan Yeşu’yu simgeliyordu. Bu iki kişi iktidardı. 7 lamba Tanrı’nın yeryüzündeki 7 gözünü simgeliyordu ve genç prense şu mesajı veriyordu: “Orduların Rab’bi diyor, kudretle değil, kuvvetle değil, ancak benim ruhumla.”

Helenistik Çağda Antiyohus Epifanes Menora’yı ve diğer objeleri kaldırmış, sunağın üzerine Olimpos tanrısı Zeus’un resmini yaptırmıştır.

Makabiler savaş kazanıp mabede girince orayı temizlemişler ve teneke kapları olan demir bir Menora yapmışlardır. Daha sonra gümüş bir menora yapmışlar ve en sonunda gerekli imkanlara kavuşunca som altın bir Menora tekrar eski yerine konulmuştur.

Menorayı, Haşmonay hanedanının başı Matatyau Haşmonay’ın bastırdığı bir madeni paranın üzerinde de görmekteyiz. Matatyau Haşmonay M.Ö.40-37 yılları arasında üç yıl hükümdarlık ve dini liderlik etmiş, Antiyohlu Mark Antonyus tarafından tutuklanmış ve idam ettirilmiştir.

Büyük Herod M.Ö. 37-4 yılları arasındaki saltanatı sırasında II.Bet-Amikdaş’ın geliştirilmesi için uğraşmış yeni Menoralar yaptırmıştır. Bunlar eski kent kazıları sırasında ortaya çıkarılmıştır.

Kutsal topraklar Romalıların egemenliğine geçtiğinde, ikinci mabedin yıkılışından sonra geriye kalan Menorayı ele geçiren Romalılar onu İmparator Titus’un Zafer Takı’nın sembolü haline getirmişlerdir. Bugün bile hala cevaplandırılamayan sorulardan biri Romalıların neden Menorayı kendi sembollerinden biri haline getirmek istedikleridir. Romalılar menoranın üzerine mitolojik tanrılar ve Greko-Romen Mitolojisi’nden alınma grifonlar, aslanlar, kartallar ve çeşitli deniz yaratıklarının figürlerini işlemişlerdir. Bir düşünceye göre bütün bu tanrısal figürlerin hepsi en iyi şekilde bir araya getirip aynı anda taşıyabilmek için Menoranın şekli çok elverişli sayılmıştır.

Bütün II.Tapınak hazineleri imparator Vespasian tarafından, Roma’daki forumda bulunan barış tapınağında muhafaza ediliyordu. Daha sonra M.S.455’de Vandallar Roma’yı istila ettiklerinde Menora imparatorluk başkenti olan Kartaca’ya taşındı.

6. yüzyıl tarihçilerinden Kesaryalı Procopius, Menora’nın Bizans İmparatoru Belisarius’un şerefine birçok hazineyle birlikte Bizansın başkenti Constantinopl’a gönderildiğini yazar. Daha ileri tarihlerde İmparator Jüstinyen Menorayı uygun bir vakte kadar muhafaza ettikten sonra, tekrar Yeruşalayim’e göndermiş ve onu kiliselerden birinde sıkı bir koruma altında saklamıştır.

M.S.638 yılında Arapların Yeruşalayim’i fethetmelerinden itibaren Menora bir daha hiç ortaya çıkmamıştır. Belki de Persler M.S.614 yılında Yeruşalayim’i terketmek zorunda kaldıkları zaman onu götürmüşlerdir.

Efsaneye göre Menora ya Yeruşalayim’de, ya da Şilo’da gömülüdür. O Maşiah’ın gelmesini ve mabedin yeniden inşa edilmesini beklemektedir.
 
Kaynak: Yahudilikte kavram ve değerler
yazar   : Yusuf Altuntaş
              GÖZLEM YAYINLARI


Aralık 07, 2008, 11:28:11 ös
Yanıtla #3

Yedi kollu şamdan efsanesi nedir? Neyi simgeler , neyi anlatır?
Süleyman Tapınağına konulduktan sonraki süreçte hikayesi ne oldu hala duruyor mu? yoksa kayıp mıdır?
Yedi kollu şamdanın Yedi Ünlü Tapınağı sembolize ettiği doğrumudur? (Efes , Delphi ...)

Kaynak : Şemuel :D
הדבר היחיד לשמור על אנשים בחיים הוא אהבה וכבוד

Aimer et être aimé c’est sentir le soleil des deux cotés.

«Ոսկե Տարիքը - Փոթորիկները, չի կարող կանխել մարդիկ սիրում են ծովը.


Aralık 18, 2008, 02:29:37 ös
Yanıtla #4
  • Seyirci
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 922
  • Cinsiyet: Bay

                                                        Yedı kollu Şamdan-Hanukiya
                                                2008-5769 senesi Hanuka bayramı

21 aralık 2008 pazar akşamı kutlamaya başlayacağımız 8 gün süren Hanuka bayramının öncelikle kısa tarihçesi...
Bundan 2000 sene önce, Yisrael Toprakları Yahudileri dinlerinden ayırmaya çalışan ve onların Suriye-Yunan hayat tarzı olan Helenizm’i kabul etmelerine zorlayan Kral Antiyohus adında bir zorba tarafından yönetiliyordu. Antiyohus mitsva yapan herhangi birini öldürmekle tehdit ederek, adamlarını bütün Yisrael topraklarına saldı. Şabat yok! Kaşerut yok! Berit Mila yok! Her şey yasaklandı ve Yahudiler kısa bir müddet sonra, kendi dinlerini unutma ve o zalimler gibi Helenist olma tehlikesi ile karşı karşıya kaldılar.
Yahudiliği yaşamak ve onu açıkça uygulamak Yahudiler için imkânsız oldu. Antiyohus’un adamları mitsvaları uygulamaya cürret edenleri öldürerek onları yakından izledi. Binlerce masum ruh AL KİDUŞ AŞEM (Tanrı’nın ismini kutsayarak) cesur bir ölümle öldürüldü. Hana ve onun yedi oğlu gibi insanlar ve yüce Rabi Eliezer, Tanrı’ya ve Tora’ya karşı gelmektense ölmeyi tercih ettiler.
Birçok Yahudi kötü kalpli Helenistlerin baskılarına teslim oldular ama birçoğu da evlerinden kaçmayı ve gizlenmek için mağaralara ve ormanlara kaçmayı seçtiler. Orada şehirlerinin güvenliğinden ve konforundan uzak, yiyecek bulmak için çöpleri karıştırarak ve vahşi hayvanları uzaklaştırmaya çalışarak yaşadılar. Evlerini, sıcak yataklarını ve lezzetli yiyecekleri terk etmek onlar için kolay değildi, ama bu şekilde yaşamayı seçtiler çünkü Tora’yı öğrenmenin ve hayatları için endişe etmeden mitsvaları yapmanın tek yolu buydu.
Ormanların derinliklerinde ve mağaralarda gizlenmek yeteri kadar iyi bir yöntem değildi. Antiyohus birçok Yahudi’nin onun pençelerinden kaçtığını, gizlice Tora’yı çalıştığını ve mitsva yaptığını öğrendi! Bir Yahudi olarak yaşayarak ona meydan okumaya cüret edenleri öldürmeye yemin ederek, onların peşinden askeri birlikler gönderdi. İnsanlar korkmuşlardı ama teslim olmayı reddetmişlerdi! Yahudi çocukları da aynı şekilde krala meydan okudular. Askerler yaklaşırken onları uyarmaları için Tora çalıştıkları mağaraların dışına nöbetçiler yerleştirdiler. Onları duyar duymaz, çocuklar Tora tomarlarını hemen gizliyorlar ve minik topaçlarını dışarı çıkarıyorlardı. Askerler mağaralara daldıkları zaman, tek gördükleri şey, mutlu bir şekilde topaç oyunu oynayan bir grup çocuktu
Antiyohus adamlarına Modiin’de bir put yapmalarını emretti. Buldukları bütün Yahudileri toplayıp, bu put için bir domuz kurban etmesi için “aydın” bir Yahudi’yi ortaya attı! Kohen Gadol ve kraliyet ailesinden Haşmonay ailesinin başı olan Matityau, bu kadarının çok olduğuna karar verdi! Öfkeden kuduran ve kendi hayatını bekleyen tehlikeyi önemsemeyerek büyük bir cesaretle öne atılıp haini katletti. “Mi L’Aşem Eyle” ( Kim Tanrı’nın yanında ise, bana gelsin!) haykırışı ile, Yahudilerin açıkça Antiyohus’a karşı isyan etmelerini sağladı. İnsanlar korkudan uyuşmuşlardı ama Matityau’nun beş cesur oğlu yol gösterip dağlara çekildi ve Antiyohus ile adamlarına karşı bir gerilla savaşı başlattı. Bu küçük grup giderek büyüdü ve Matityau kısa bir süre sonra öldüğü zaman, liderliği güçlü bir savaşçı olan Makabili oğlu Yeuda’ya devretti!

Yeuda ve onun dört erkek kardeşi kendilerine “Makabiler” adını verdiler. Bu sözcük de İbranice “Mi Kamoha Ba’elim Aşem” kelimelerinin ilk harflerinden oluşmaktadır. Anlamı ise “Güçlülerin arasından Kim Senin gibidir, Ey Tanrı” olarak ifade edilebilir. Zaman geçtikçe birçok cesur ve sadık Yahudi onlara katıldı. Ordular kurdular ve gizlendikleri yerleri terk edip, düşmanlara ani saldırılar düzenlediler. Antiyohus öfkeliydi! Yeuda ve adamlarını bulmak ve isyanı bastırmak için peş peşe eğitimli askerlerden oluşan gruplar yolladı ama hiçbir işe yaramadı. Yeuda ve Makabiler Antiyohus için çok fazla akıllıydılar; kendilerini müdafaa edebiliyorlar ve silahlı birlikleri yenebiliyorlardı.
Antiyohus ökeden kuduruyordu! Askerlerinin Yeuda’yı ve ordularını durduramamaları yeteri kadar kötüydü ama şimdi Yahudiler onun en iyi adamlarını teker teker elinden alıyorlardı. Antiyohus isyanı bastırmak için 40.000 den fazla adam içeren dev bir ordu yığdı. Yunanlılar yoğun bir şekilde eğitilen savaşçılar yanlarında, isyanı yok etmeye hazır kocaman savaş filleriyle ilerlediler.
Yahudiler sayıca umutsuz bir şekilde üstündüler! Hep beraber Mitspa’ta toplandılar. Orada Yeuda “İnsanlarımızı, Mabedimizi ve dinimizi savunmak için ölesiye mücadele edeceğiz,” diye açıkladı. Güçlü Helenist ordusu sayıca çok daha üstündü ancak Tanrı Yahudiler’in tarafındaydı ve Yahudiler mücadelede galip geldiler ve Yunanlıları kovdular.
Savaş bitmişti! Yeuda ve adamları Bet Amikdaş’larını geri almak için Yeruşalayim’e gittiler. Ama geldikleri zaman gördükleri şey onları hayretler içinde bıraktı. Bet Amikdaş Helenistler tarafından harabeye dönmüş, kirlenmiş ve hakarete uğramıştı. Bet Amikdaş ilk görkemine ulaşana kadar onu hemen temizleyip ovarak, tamir edip yamalayarak çalışmaya koyuldular. Bet Amikdaş’ı tekrar kutsal kılmak için tek yapılması gereken şey o güzel yedi kollu Menora’yı yakmaktı. Mührü bozulmamış en az bir zeytinyağı şişesi bulmak için her tarafı umutsuzca aradılar. Ama Helenistler hepsini yok etmişlerdi. Nihayet minik bir yağ şişesi bulundu!
Yahudiler bu buluşa çok sevinmişlerdi ancak kısa bir süre sonra mutluluklarının yerini hüzün aldı. Ancak bir gün yetecek kadar yağ vardı-ya sonra ne olacaktı? Menora’nın her gün yakılması gerekiyordu; yeni ve saf bir zeytinyağının üretilmesi 8 gün daha sürecekti. Kaybedecek hiçbir şeyi olmadığını düşünen Baş Kohen kutsal Menora’yı yaktı ve bir mucize daha gerçekleşti! Menora’nın alevi 8 gün boyunca sürekli yandı, yandı. Yahudiler Tanrı’nın gerçekleştirdiği mucizelere sevinirken sokaklar sevinç ve mutluluk içindeydiler. Bundan böyle bu sekiz günü Hanuka Bayramı olarak kutlamaya karar verdiler!
Menora’nın alevi Bet Amikdaş’ta parlak bir şekilde ışıldadı ve bugün bütün dünyada binlerce Menora’nın alevi parlak bir şekilde yanar. Tora ve mitsvalar ışığa benzetilirler. Her bir mitsva yaptığımızda, her bir Yahudi’ye yardım ettiğimizde Yahudi olmanın ne demek olduğu her öğrendiğimizde ve diğerlerine öğrettiğimizde dünyayı binlerce farklı şekilde aydınlatırız. Her birimiz Maşiah gelene kadar gerçek bir huzur içinde bütün dünya aydınlanana kadar Tora’nın ve mitsvalarının ışığını yayan birer ışık yakıcıyız!
Hanuka tarihçesi burda bitiyor.

                                                                                                Hanuka nasıl kutlanır?

Hanukiya'yı yakma mitsvasını en mükemmel derecede yapabilmenin şekli, mucizeyi direk olarak hatırlatan zeytinyağı kullanılması olmasına rağmen diğer yağlar, bal mumu, veya en yaygın kullanım olan parafin mumların kullanımı da çok doğru bir harekettir.

Hanukiya yakmaya başlayabildiğimiz vakit yıldızların çıktığı andır. Bu saat şehrimiz İstanbulda 17:15 civarındadır. Bu saatten itibaren tüm gece hanukiya yakılabilir.

Hanukiya yakılırken, tüm ev halkının birlikte olabilmeye çalışması bayrama verilen özeni gösterir.

Hanukiya en az yarım saat yanmalıdır
Hanukiya yakma mitsvasını gerçekleştirebilmek için, hanukiyamızın yerden 30cm'den aşağı, ve 2 metreden yukarı konulmaması gerekmektedir.

Hanukiya'yı cama yakın dışardan görünür şekilde yakmak, Hanuka zamanı gerçekleşen mucizevi olayları çevremize duyurma amacı taşımaktadır. Bunu yapamıyorsak hanukiyayı evin köşe bucak bir kenarına değilde; en görünen bölümüne koymaya çalışmak doğru bir harekettir. Bu sayede evimize giren herkesin Hanukiya'mızı görmesini sağlanır. Ayrıca Hanukiyayı mezuzanın karşısına yerleştirerek girişlerimizde sağda mezuza solda hanukiyanın olması eve özel bir kutsiyet katar.
Taslar yerine oturabilecek mi ? İnşaasına basladıgımız yapı nasıl olur da yarım kalır ..


Aralık 18, 2008, 03:37:56 ös
Yanıtla #5
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1665
  • Cinsiyet: Bay

Bay Itzhak bayramınız şimdiden kutlu olsun.


Aralık 18, 2008, 06:18:29 ös
Yanıtla #6

Bayramınız Kutlu olsun Sayın Itzhak; bu arada Bilgilendirdiğiniz için de ayrıca Teşekkürler. Bilmediğim konularda Bilgi sahibi olmak, en azından bir ön bilgi mahiyetinde de olsa güzeldir.

Saygılar,
הדבר היחיד לשמור על אנשים בחיים הוא אהבה וכבוד

Aimer et être aimé c’est sentir le soleil des deux cotés.

«Ոսկե Տարիքը - Փոթորիկները, չի կարող կանխել մարդիկ սիրում են ծովը.


Aralık 19, 2008, 02:59:47 ös
Yanıtla #7
  • Seyirci
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 922
  • Cinsiyet: Bay

Gelecek olan bayramımızı kutlayan yahut kutlamayan tum uyelerımıze tesekkur eder bende tum ıslam alemının gecmıs Kurban bayramlarını kutlarım..
                                                                          Saygı ve sevgılerımle

Bu arada Sn.Shemuel'ın bahsettıgı Menora ısmıde dogrudur..
Taslar yerine oturabilecek mi ? İnşaasına basladıgımız yapı nasıl olur da yarım kalır ..


Aralık 20, 2008, 12:15:36 öö
Yanıtla #8
  • Ziyaretçi

Sayın Itzhak ;
21 Aralık akşamı kutlamaya başlayacağınız  " Hanuka Bayramınız " kutlu olsun
Saygılarımla


Ocak 09, 2009, 07:03:16 ös
Yanıtla #9
  • Ziyaretçi

güzel yazı gerçekten.daha önce okumuştum


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
0 Yanıt
8632 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 17, 2010, 12:31:37 ös
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
3784 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 18, 2010, 01:27:17 ös
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
3361 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 19, 2010, 01:38:51 ös
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2518 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 20, 2010, 04:37:00 ös
Gönderen: ADAM
5 Yanıt
6942 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 27, 2010, 11:12:10 öö
Gönderen: Maledictum
7 Yanıt
7882 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 29, 2010, 05:28:24 ös
Gönderen: alcyone
0 Yanıt
4380 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 24, 2010, 11:56:24 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
5218 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 25, 2010, 01:08:35 ös
Gönderen: ADAM
2 Yanıt
4659 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 26, 2010, 10:22:44 ös
Gönderen: ozak1977
6 Yanıt
5175 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 06, 2017, 08:57:21 ös
Gönderen: ADAM