Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: HIRİSTİYANLIK VE ARİSTOTELES - 7  (Okunma sayısı 2665 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Eylül 27, 2009, 11:38:30 ÖÖ
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay



Hıristiyanlık Helen Düşünce Sistemiyle Nasıl Bağdaşır?


Hıristiyan düşüncesinin Helen düşünce sistemiyle bağdaştırılması başlangıçta olanaksız gibi görünüyordu. Çünkü Helen düşüncesi çoktanrıcı, Hıristiyanlık ise tektanrıcıydı. Dahası, Helen düşüncesi doğatanrıcı, Hıristiyan düşüncesi ise kişitanrıcıydı. Gerçi Antik Helen düşüncesinde de yer yer tek tanrıcı bir düşünceye rastlanırdı ama bu Hıristiyanlığın tek tanrıcı düşüncesi gibi değildi.

Bu konuyu biraz açalım mı?

Hıristiyanlıkta evreni ve tüm varlıkları yaratan bir Tanrı anlayışı söz konusudur. Oysa Antik Helenlerde yer yer görülen o tek tanrı yaratıcı değil, düzenleyicidir. Bu nedenle adı Platon’un bazı metinlerde “Demiurgos” olarak geçer. Bir tür düzenleyici, evrenin bir genel büyük mimar ya da mühendisi gibi bir düşünceyi yansıtır.

Hıristiyanlıkta güçlü Stoa felsefesine karşıt olarak Tanrı anlayışını savunurken de felsefeden yardım almak kaçınılmazdı. İşte Patristik felsefe, böylesine bir “felsefeye karşı felsefe yapmak” zorunluluğundan doğmuştu.

İlk Kilise babalarının Hıristiyanlığın tarihinde önemli bir yer tutuşları da işte bu “bağdaşmaz” gibi görünen iki olguyu bir pota içinde eritmeleri oldu. Üstelik ortaya attıkları yeni kavramların eski Helen felsefesinden de öteye geçtiğini öne sürerek böbürleniyorlardı.

Patristik felsefenin ünlü sözcüsü Aziz Clemens’e göre; Hıristiyanlık, Helen felsefesini tamamlamış, onun yanılgılarını düzeltmiş ve yapmak istediğini gerçekleştirmiştir. Ona göre eski Helen bilgeleri birer pagan değildir. Akla uygun yaşadıkları için, iman sahibi birer Hıristiyan sayılırlar.

Patristik felsefe, Roma halkına şirin görünmek için başlangıçta Stoa felsefesine dayanmış, Stoacıların akla uygunluk ilkesini benimsemişti ama sonraları Platon’a yöneldi.

Platon felsefesi Hıristiyanlığa ilk kez, Neoplatonist İskenderiye okulunun öğrencilerinden Aziz Origenes tarafından soluldu. İsa’nın kendisini insanlık için feda etmesi, tanrısal bağış ve bedenleşme gibi Hıristiyan dogmalarının anlaşılır düzeyde bir felsefesel temele oturtulması sağlandı.
 
Origenes, çözümlerini hep Helen felsefesinde bulur. Örneğin “Baba Tanrı” düşüncesini Platon’a, ”Tanrı’nın oğlu” düşüncesini Aristoteles’e, Hıristiyan üçlemesini (teslis) Neoplatonizme, Tanrı’nın evrenselliğini ise Stoa felsefesine yaslar.

Gerçekte de Hıristiyanlığın tanrısı, Parmenides’in “varlık”, Platon’un “iyilik ideası”, Aristoteles’in “ilk neden”, Plotinos’un “bir” düşüncelerinin kaynaştırıldığı karma bir üründür.

Origenes’in halefi Aziz Augustinus, kendinden önce başlatılanı tamamlayarak Platon’u tümüyle Hıristiyanlığa yerleştirdi. «Bilgelik, en mutlu yaşamdır. Gerçek bilgelik ise Tanrı’dan başka bir şey değildir. Bu nedenle felsefe ile din aynı şeylerdir.» diyordu.  Bir yapıtında Platon’u şöyle yücelttiği görülür. «Thales suyu ile, Anaxagoras havası ile, Stoacılar ateşleri ile ve Epikuros atomları ile çekip gitsinler. Bütün düşünürler Platon’a baş yeri vermek zorundadır.» Ardından da şunu ekler: «Platon’u da en iyi anlayan ise hiç kuşkusuz Plotinos’tur.»

Platon felsefesi, Orta Çağı sona erdirecek olan Rönesans döneminde yine önem kazandı ve Avrupa’da açılan akademiler çerçevesinde yeniden incelenmesine başlandı. M.Ö. 387 yılında Atina’da Platon tarafından kurulmuş olan ilk “Akademia”yı izleyen kurumlar Orta Çağda yerlerini skolastik okullara bırakmış, ayrıca manastır okulları da bu görevi üstlenmişti. Rönesans ile birlikte ise Akademia, tüm bilim, sanat, edebiyat vb. kurumlarının kendilerine yakıştırdığı ortak bir unvan olmaya dönüştü.

Bu terimi özellikle Aydınlanma Çağında çok görürüz ama işin o yanı benim burada özetle incelemeye çalıştığım konunun dışında kalır.

Böylece bu başlık altında yedi bölüm tamamlamış bulunuyorum ve Aristoteles’in Hıristiyanlık üzerindeki asıl etkisine, Roma Katolik Kilisesi’nin onu nasıl kullandığına ancak sıra gelebildi. Umarım okuyanlar bunlardan sıkılmamıştır.

Sevgiler,


ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Eylül 27, 2009, 12:53:49 ÖS
Yanıtla #1

Umarım okuyanlar bunlardan sıkılmamıştır.

Yine kendi adıma belirtecek olursam, asla.. İhtiyacım olan Bilgileri, Sizin aracılığınızla alabilmek beni herzaman için Mutlu edeceği için, Bilgi'nin önemine inandığımdan özellikle de Bilgi'ye vakıf olan ve bi şekilde paylaşmak isteyenlerin bir ayrıcalığı olduğunu düşündüğümden Saygının en üst derecesini hakettiklerine inanıyorum. Bunlardan biri de Siz'siniz Sayın Adam:)

   

 «Bilgelik, en mutlu yaşamdır. Gerçek bilgelik ise Tanrı’dan başka bir şey değildir.


Neden bu kadar çok önemli tuttuğumun sebebini zaten Yazınızda belirtildiği için söylemeye gerek duymadım:)

Saygı ve Sevgilerimle,
הדבר היחיד לשמור על אנשים בחיים הוא אהבה וכבוד

Aimer et être aimé c’est sentir le soleil des deux cotés.

«Ոսկե Տարիքը - Փոթորիկները, չի կարող կանխել մարդիկ սիրում են ծովը.


Eylül 27, 2009, 01:06:12 ÖS
Yanıtla #2

Dünyamızda birbirinden çok farklı Bilgi türleri bulunmaktadır. Derin bir Bilgi anlayışına girebilmek ve buna sahip olmak için Bilginin özünü almış-alabilmiş Kimselerce bizlere sunulan ve Bilgi yoluyla aktarmak isteyenlerin genelde Felsefi, Sosyal, Dinsel, Bilimsel hatta Sanatsal açıdan bile değişik alanlardan bize yansıyan ya da yansıtılmak istenildiği, dolaysıyla Dünya Toplumlarının, Dünya Insanının, değişik açılardan yetiştirilmelerine olanak verilmesi, her alanda Bilgi sahibi olmalarının sağlanması olarak da düşünülebilinir.

Çok Tanrıcılık hususunda şunları da söylemek isterim ki, bilindiği gibi Dünyamız, belirli bir zaman diliminde özellikle Yunan, Mitos Tanrıçaları, Mısır Tanrı ve Tanrıçaları vs. Dünya yüzeyinde bulunmuş, ve Insanlarla içiçe yaşamışlar, buna paralel olarak ise Dünya Kültür ve Bilgi Seviyesini hızlandırmak amacıyla böyle bir yöntemin de uygulanıldığı, değişik doğaüstü güçleriyle Insanlığa fazlasıyla yarıdmcı olunduğu elbetteki yadsınamaz. Bunun da bir gayesinin bulunulduğu düşüncesine kapıldığım için ki yeryüzünde yaşanılmış hiçbirşeyin boşuna olmadığını, herşeyin belirli bir amaç ve istek doğrultusunda oıluşturulduğunu ki bundan kastın tamamen Dünya ve Insanlığın seviyesinin maksimum düzeye getirilmesi gerekliliğinin olduğunu, başka türden bir zarar verme amacıyla hareket edilmiş olsaydı şuana dek gelinmiş olma ihtimalimizin tamamen zayıf olduğunu da aklıma getirdiğim için böyle bişeyin her halukarda imkansız olduğunu bildiğimden genelde olayları düşünürken, değerlendirirken pozitif olarak hareket etme seçeneğini uyguladığım için, en önemlisi de sonuca ulaşmak isteyişimin kendim için bir önem taşıdığını bildiğimden her zaman için bundan yararlı çıkmamın tek sebebinin de olaylara negatif yaklaşmaktan hep çekinmemden kaynaklandığını düşünüyorum.

Bunun yanısıra değişik alanlarda birçok farklı Bilgilerin verilmesinin sebebi ise Insanların sahip oldukları evrim seviyelerinin farklı olduğu, bundan kaynaklanan bilinç farklılıklarının çokluğu karşısında tek bir yöne hitap edilmektense her türden kişiye, zümreye vs. hitap edilmesinin temelinde hep birlikte Evrenselliğe ulaşılma gayesinin bulunduğuna inanıyorum. Bunlar benim düşüncelerim değil, yanlış anlaşılmasın lütfen.. Sadece dünya yüzeyinde gerçekleşmiş ve gerçekleşen olayları gözlemlediğimde sahip olduğum düşüncelerdir, elde ettiğim tespitlerdir.

Saygılar,        
הדבר היחיד לשמור על אנשים בחיים הוא אהבה וכבוד

Aimer et être aimé c’est sentir le soleil des deux cotés.

«Ոսկե Տարիքը - Փոթորիկները, չի կարող կանխել մարդիկ սիրում են ծովը.


Eylül 27, 2009, 01:17:03 ÖS
Yanıtla #3
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1741
  • Cinsiyet: Bay


Tekke yi bekleyen çorbayı içer... :) :) :)
Ben"O"yum,"O"ben değil...


Eylül 27, 2009, 01:51:02 ÖS
Yanıtla #4

הדבר היחיד לשמור על אנשים בחיים הוא אהבה וכבוד

Aimer et être aimé c’est sentir le soleil des deux cotés.

«Ոսկե Տարիքը - Փոթորիկները, չի կարող կանխել մարդիկ սիրում են ծովը.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
3 Yanıt
2159 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 21, 2009, 01:28:26 ÖS
Gönderen: Prenses Isabella
1 Yanıt
1849 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 21, 2009, 02:42:40 ÖS
Gönderen: Prenses Isabella
3 Yanıt
3486 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 22, 2009, 12:54:36 ÖS
Gönderen: Prenses Isabella
0 Yanıt
1546 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 24, 2009, 11:24:44 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1507 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 25, 2009, 10:21:58 ÖÖ
Gönderen: ADAM
2 Yanıt
1876 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 25, 2009, 06:37:42 ÖS
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1849 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 28, 2009, 10:27:09 ÖÖ
Gönderen: ADAM
1 Yanıt
4699 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 02, 2009, 10:13:46 ÖS
Gönderen: Prenses Isabella
0 Yanıt
2669 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 03, 2010, 05:27:21 ÖS
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
6922 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 21, 2010, 11:58:32 ÖÖ
Gönderen: ADAM