Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: “Dogma” nedir?  (Okunma sayısı 32394 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Aralık 20, 2012, 05:31:44 ös
Yanıtla #10
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 731
  • Cinsiyet: Bay

Özgürlük,kişisel özgürlük işte burada başlıyor. Dogmaların, dogmalarınızın var olduğunu farkettiğinizde hatta bunların hayatınızda nasıl bir edindiğini farkettiğinizde başlıyor.

Benim 16'lı yaşlarımdan başlayarak 20 yaşımda Krishnamurti'yi keşfedene kadarki deneyimlerim aslında dogmalar üzerine güzel örnekler oluşturuyor.

Konunun dışına çıkmassak belki.başka bir başlık altında.

Herkes kendine sorabilmeli çok geç olmadan: Dogmalar hayatımızda naasıl bir yer tutuyor?

Saygılarımla
Özgürlük zeka demektir, sevgi demektir. Özgürlük sömürmeme, yetkeye boyun eğmeme demektir. Özgürlük olağanüstü erdem demektir.
Jiddu Krishnamurti


Aralık 20, 2012, 08:05:02 ös
Yanıtla #11
  • Seyirci
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4170
  • Cinsiyet: Bay

bir çok allah vardır dolayısıylada birçok din vardır aksi asla ve asla mümkün değildir.
Bu örnekte benim doğma değildir  peki gerçektir diyebilirmiyiz?

Tek Allah vardır nasıl doğma örneği olabilirki?
İnanan biri için olumlu bir örnek değil bence ama yukarıda belirttiğim zorlama örnek ise

Tek doğma inanç vardır oda allahın kendisidir diye ben söylemiştim çünkü inanç ile alakalı ilk terim bu ifadedir eğer bu ilk ifadeye doğma dersen inancın gerisini sorgulamana bile gerek yok artık.

İnançsızlığın bile temellerinde kendi doğmalarını muhakkak bulursun o yüzden bu muhabbet nereye varır ve ne sonuç alınabilir bilemem kaldıki sonucun çıktığınıda hiç görmedim.

Akla ilginin akla güvenin en büyük emaresinin allahsızlık inancı temeline oturtmak illada allahı doğma olarak kabul etmek ve ettirmek bile aklı fazlası ile sorumluluk altına almak değilmidir.

Sorarım bu tip doğma fikirlere ve bu fikri ortaya atanlar sonuna kadar sahiplenebileceklermi bu fikri ve yanlış olduğunda ise sorumluluk alabileceklermi?

Allahı doğma olarak kabul ettikten sonra onun yerine koyduğumuz şey ise akıl
peki o akıl tüm insanlarda aynı ve eşit seviyede olamayacağına göre aklı kullanmayan insan neyi arayıp bulacak ?

Dogma örneği: Tek allah vardır dolayısı ilede tek din vardır aksi asla ve asla mümkün değil ve olamaz.

verilen doğma örneğinin yani ytanlış olanın doğrusu nedir?
benim en çok içimi acıtanda budur bu yanlıştır yanlış ama doğrusu nedir doğma olmayanı medir bu işin onu ortaya koyalım.

sn.adamın artık örnek vermesine bile gerek kalmadı bence ilk sebebi doğma olarak örnek verdi zaten gerisi gereksiz olur

peki doğma olmayan nedir bu dünya için hakikaten merak ediyorum?
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Aralık 20, 2012, 09:59:20 ös
Yanıtla #12
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 731
  • Cinsiyet: Bay

Ister tek Tanrı vardır deyin ister çok Tanrı'ya inanın hepsi dogmadır. Varlıgını kesin olarak ispatlayamadıgınız bir şeyi mutlak bir gerçekmiş gibi savunmak dogmanın kendisidir.

Ben bir önceki yazımda şunu söylemiştim. Kişi kendisinin dogmalarının var oldugunu bilirse o zaman özgürlüge adım atar. Özgür kişi farkında olan kişidir.

En başta kendinize şu soruları sorun:

1- Din, aile,toplum, öğretmenlerin bana öğrettikleri dışında ben kendim hangi bilgilere ulaştım. Yoksa var olan fikir ve inaçlarım bana başkalarının öğrettikleri midir?
Bana ait olan ne var?

2- Hangi düşüncelerim, inançlarım dogmatiktir?
Billimsel olarak ispatlayamadıgınız her düşünce bu şekildedir.

Fizikte bile dogma vardır. İşte sicim teorisi. Yıllarca kanıtsız bazı fizikçiler peşinde koştular. Son parçacık deneyleri teoriyi zora soktu. Belki rafa kalkacak. 10 yıl kadar önce bu teoriyi okurken bzı fizikçilerin "fiziğin dogması sicim teorisidir" yazdıklarını anımsıyorum.

3- Akıl ve bilimsellik sürecinden geçmeyen fikirlere neden inanıyorum.? Korku mu? Alışkanlık mı? Sosyal çevre mi? Tepkiler mi?

Sorulara önce kişi kendi yanıt vermeli, sonra başkalarından yanıt istemeli.

Saygılarımla.
« Son Düzenleme: Aralık 20, 2012, 10:08:16 ös Gönderen: asimov »
Özgürlük zeka demektir, sevgi demektir. Özgürlük sömürmeme, yetkeye boyun eğmeme demektir. Özgürlük olağanüstü erdem demektir.
Jiddu Krishnamurti


Aralık 21, 2012, 08:18:23 öö
Yanıtla #13
  • Ziyaretçi

Benim merak ettiğim şey dogmasız insan ve sosyal  topluluk var mıdır? Dünyanın düşünsel ve felsefi altyapısında böyle bir örnek var mıdır merak ediyorum.

Dogmalara karşı antipatisi olduğu söylenen Masonlukta bile kadınların, gaylerin veya ateistlerin neden mason olamadığı konusunun açıklamalarına bakınca bunun masonluğun bir dogması olduğu aşikarlaşıyor.

Komunizm veya ateizm gibi Dini dogmalara saldıranların daha derin dogmaları olduğunu görüyorsunuz. Ki bu dogmaları uğrunda milyonlarca insanı sırf iman sahibi oldukları için veya bir kaç öküzünü devletten saklıyor diye sırf mal varlığı olduğu için katlettiler. İran'ın şeriat devrimine sessiz kalmasının komunist katliamlarının büyük etkisi vardır. CIA komunizm geliyor yaygarasıyla islam devrimi yapmakta hiç zorlanmamasının nedeni budur.  yani komunizm dogmatikliği karşsında dini dogmalar daha hafif kalıyor. Fakat sorarsanız komunizm özgürlük ve dini ve ekonomik dogmaların karşısında onu yok etmek için var olan olumlu bir şeymiş gibi aşılanıyor ve propagandası yapılageliyor.

Bence dogmasız insan kavramı karbondioksitsiz nefes almak ve sadece oksijen solumak kadar imkansız. Tüm dogmalarla boğuşmaya kalkarsak insan neslini tamamen ortadan kaldırmak gerekebilir.

Bence dogmaların zararlı olanları olduğu gibi zararsız olanları da var. Tanrıya inanmak gibi zararsız olanlara saldırmanın bence anlamı yok. Örneğin Hz.İbrahim öncesi paganist vb. inançlarda insan kurban edilmesi geleneği gibi zararlı olanlar da var. Hatta çirkin insanların daha güzel birinin vücuduyla dünyaya gelebilmek için uzman işkencecilerin elinde derileri soyularak ruhunu vermek için adeta yalvarmaları dogmatik inancın insanlar üzerindeki etkisini de örnekliyor. Belki hala bu tarz tarikatlar ezoterik olarak yer altına inmiş   kısacası hayatta da olabilir.

 Fakat şu da var tek çeşit dini dogma yok. Dini dogmalar uğruna kendini öldürtebilecek inanan insanların olması da ayrı bir tehlike arzediyor. islamdan bir örnek vereyim.

Geçenlerde mehmet çelik diye bir profesoru izlemiştim dikkatimi çekti. Zina ayeti inmeden önce zina edenler yahudi şeriatına göre recm edilirlermiş. peygamberimiz de recmi uygulatmış. fakat zina ayeti indikten sonra recm islamdan kalkmış. Ayette zinaya verilecek ceza konusunda şimdi 100 değnek diye çevrilen kelimenin asıl anlamı ise ayıplama imiş. yani aslında islamda zinanın cezası sadece ayıplamaymış. benzer şekilde bir ayette devenin iğne deliğinden geçmesinden bahsedliyor halbuki bu ayette deve diye tercüme edilen kelimein asıl anlamı halat imiş. Demek istediğim tek çeşit islam anlayışı olmadığı için islami hükümlere göre bir devlet kurulsa da bu tarz fikir çatışmaları, toplumsal kaos ve kanlı çatışmalara dönecektir. Bu nedenle laik sistem dine dayalı sistemden daha barışçıl bir alt yapı sağlıyor. Fakat bizim laik sistem biraz kafadan arızalı davranıyor yani insanların dinlerine müdahale ediyor. Örnegin din adamı yetiştirip sünni bir toplum yaratma çabasına giriliyor vb. bu din adamlarının yetiştirilmesi ve maaşa bağlanması ile de ciddi bir maddi külfeti de sırtlanıyor. Bizim avrupai bir laik anlayışa geçmemiz gerekiyor. Yani dini cemaatler devletle savaşmayacak, devlet de düşman veya rakip olarak algıladığı dini duygularla savaşmayacak. Bu mücadelenin eseri olarak bu gün askeri darbelerden veya dini cemaatlerin devletin dini cemaatlere karşı kanlı darbe planları yapan kesimiyle mücadele içinde olduklarını goruyoruz. Burda dini cemaatlerin bence buyuk suçu yok, devletin sindirme politikaları sonucu bu cemaatler hayatta kalmak için çabalıyorlar. Gerek islami olsun, gerek hristiyan olsun veya yahudi olsun şeriat sistemi tehlikelidir bu nedenlerden ötürü. Gerçi rusya, çin vb. ülkelerde ateistlerin hakimiyetini de gördük onlar dincilerden daha beterler.

Burdan neticeye asıl sormak istediğim şeye gelmek istiyorum. Aslında ilk cümlelerimi tekrar edeceğim : Tüm bu yaşanılanlara bakınılarak dogmasız bir insan veya toplum yaratmak mümkün müdür?

Saygılarımla.
« Son Düzenleme: Aralık 21, 2012, 08:34:12 öö Gönderen: Masor1976 »


Aralık 21, 2012, 08:32:44 öö
Yanıtla #14
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay



Sayın asimov dogmanın ne olduğunu çok güzel açıklamış.

Tüm kesin ve değişmez sayılan, doğruluğunun kabul edilmesi zorunlu tutulan, tartışılamayan ve  eleştirilemeyen, böyle gelmiş böyle gidecek olan her türlü görüş ya da düşünceye dogma denir.

Dikkat edin, bu tanımın kapsamında "tanrı" ya da benzeri, "din" ya da benzeri "inanç" ya da benzeri sözcükler yok.

Dogma zaten bu nedenle dincilerin dine karşıt saydıkları bilimde bile kendine yer bulabilir. Elbette bu durumda onun gernçekten bilim sayılıp sayılmayacağı tartışmalı olur.

Sayın asimov bu bağlamda çok güzel söyler ama bir de şu sicim teorisini açıklasa daha da güzel olacak.

Bu arada sözcüğün "doğma" değil "dogma" olduğunu, "doğ" kökünden gelmediğini, Batı dillerinden öylece alınmış olduğunu, tüm Türkçe karşılığının ise "inak" olduğunu da belirtelim. Pek kullanımı yaygınlaşamadı ama sanki şu inak sözçüğü, kökeninin "inan" a yakınlığı nedeniyle kavramı daha iyi anlatabiliyor. (Kimilerinin doğma deyişi, sözcüğün aslının dile getirilişindeki zorluk ya da yazarken bir el sürçmesi ama bu sözcüğün aslının doğma olduğunu sanan ve dogma sözcüğünü yanlış bulan bilgisiz de az sayılmaz.)

Müslümanlar sakın İslâm dini ile bağlantılı bir dogma örneği verildiğinde bundan yakınmasın. İkide birde Kuranıkerim alıntıları başta olmak üzere İslam dininin ilkelerini her konunun içine getirmeseler öyle olmayacak.

Tevrat'ın Türkçede "Tekvin" başlığı verilmiş olan bölümü baştan sona dogmadır. Musa ile bağlantılı olmak üzere her ne varsa dogmadır. Hıristiyanların Yeni Ahit dediği kitap da Tevrat'tan hiç aşağı kalmaz. Böyle olunca Kuranıkarim'de dogma dolu olduğuna şaşmak mı gerekiyor?

Ancak tüm bunların üzerine ve sanki tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de din adamları kendi tartışılmaz saydıkları dinsel yargılarını dine yerleştirerek dogmalaştırmıştır. Bu sadece Yanhudi dinine ya da Hıristiyanlığa özgü bir durum değildir; aynı şeyi İslâm din bilimcisi olarak nitelenmiş kimseler de yapmıştır. Teist nitelikli dinlerin ortak özelliğidir bu.

Oysa deist nitelikli ya da hiçbir Tanrı bağlantılı niteliği olmayan dinlerde durum farklıdır. Onlarda da dogma yok değildir ama nispeten daha azdır; din öncelikle doğrudan töresel gerekler ve gelenekler, sevgi ve saygı öncelikli tutularak erdem üzerine kuruludur. Teist nitelikli dinler de bunlardan söz eder elbette ama şu dogmalar olmasa!...

Zaten teist nitelikli dinlerin de dogmalarını ayıklayın bakın ne oluyor... Öyle bir durumda dinler ortadan kalkar sanmaşın; sadece dinciler öyle olduğunu söyler. Geriye çok temiz, arınmış ve güzel bir din kalabilir. Nitekim bu böyle yapılmadığı içindir ki o dinlerin çerçevesinde ya da bitişiğinde ezoterik nitelikli tarikatlar doğmuştur.

İnsan bir yandan gerek doğa gerek onun bir öğesi olan diğer insanlarla olumlu ilişkiler kurmak ister. Bunun yolu bilimsel bsilgi ve akıldır. Dogmalar ise buna engeldir.

Dogmalar zaman içinde teker teker yıkılır. Nitekim bakın bugün, 21 Aralık 2012 için de ortaya birtakım dogmalar koymaya kalkışanlar oldu; bunları çok zaman önce koymuş olanlar, bugün yıkılışını  göremedi. Ancak bugün yaşayanlar, o dogmalarn yıkılışı içinrde yaşadı. Umarım yaşamda bundan ders alırlar.

Ancak bugün ile bağlantılı olarak ben en çok Erich von Däniken'e acıyorum. Yıllar önce kafasına takmış olduğu dogmayı hâlâ sürdürüyor. Ancak onu da hoşgörmeli; adamın yaşamının tek gerekçesi ortaya koymuş olduğu şu "uzaylılar teorisi".

Zaten bu nedenle dindarları hoşgörüyoruz. Yeter ki inançlarını kendilerine tutup, başkalarını da zorla kendi inandıklan inandırmak için uğraşmasınlar. Özellikle genç beyinleri dogmalarıyla zehirlemesinler.

Dinlerle hiçbir sorunumuz yok aslında. Sorunumuz, insanları ve insanlığı birtakım dogmalara bağlayarak geri kalmaya tutsak edip, onların sırtından kendi çıkarlarını gözetme peşinde koşan o din adamlarının yaptıklarıyla...     
   
Yeryüzünde ekonomik emperyalizmden önce insanların üzerinde kurulmuş olan böylesine bir düşünsel emperyalizm var. Bununla savaşımı kazanabilirsek, ötekisi çok daha kolay olur çünkü ekonomik emperyalizm büyük ölçüde yapısını bunun üzerine yerleştirmiş durumda.

Not: Ben bu yazıyı yazarken Sayın Mason1976 bir başka ileti gönderdi. Ona verilecek yanıtlar var. Ancak onu ayrıca ele almak isterim çünkü biraz farklı şeylerden söz ediyor.


 
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Aralık 21, 2012, 11:14:53 öö
Yanıtla #15
  • Seyirci
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4170
  • Cinsiyet: Bay

Dogma=yalan=kandırmaca=olmayan bir şeye inandırma

Sn.Masör1976 güzel şeyler yazmış bir çoğuna katılırım,sn.adam'ın söylediklerindede birçok doğruluk payı var üstte benim dogma ile alakalı söylediklerimin paralelinde.

Dogma=yalan

toplumların yüzyıllardır yaşadığı gerçek bunu sadece din üzerinden yürütmekte aramakta zaten faydasız bir çok konda bu var zaten.

Çıkarın olduğu heryerde bu dogma vardır ozaman.

İnsanlığında bu dıogmadan kurtuluşu mümkünmüdür peki?
tabiki hayır.
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Aralık 21, 2012, 11:38:46 öö
Yanıtla #16
  • Seyirci
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4170
  • Cinsiyet: Bay

A priori ilkeler, çeşitli dogmalar ve asla değişmeyeceği kabul edilen mutlak değerleri kabul eden, bu bilgilerin mutlak hakikat olduğunu, inceleme, tartışma yahut araştırmaya ihtiyacın olmadığını savunan anlayışa dogmatizm denir. Temelde skolastik bir anlayıştır, modern çağda değişme ve gelişmeyi yadsıyan öğretileri ve anlayışları adlandırır. Zira kendi fikir ve iddiasının mutlak doğru olduğunu ileri süren her kişi veya sistem dogmatiktir. Özellikle metafizik öğretilerin tümü inakçı (dogmatik) öğretilerdir. Deney alanının dışında kalan bütün savlar inakçı olmak zorundadır. Zaten bir başka izah ile dogmatizm, aklın kesin ve mutlak bir değere sahip olduğunu böylece mutlak bilgi ve varlığa (hakikate) ulaşılabileceğini ve bunun sonucu olarak da bilginin metafiziğinin mümkün olduğunu ileri süren felsefi akımdır.
Dogmatizme primitif inançlardan modern bazı felsefi sistemlere kadar her yerde rastlanabilir. Belirgin biçimde çıkışı Tanrı'nın sözü kavramı ile olmuş ve ortaçağda Aristoteles'in sözü kavramına kadar varmıştır. Örnek vermek gerekirse, Orta Çağ Hıristiyan kültüründe herhangi bir kuralın gerçek sayılması için Aristoteles’in söylemiş olması yeterli sayılıyordu.
Dogmatizmin zorunlu sonucu zorbalıktır, zira farklı düşüncelere, perspektiflere yer olmadığı gibi, dogmatizmde deneyle tanıtlama da kabul edilemezdir. Özellikle ortaçağda dogmatizm zirve noktasına ulaşmıştır; deneylerle tanıtlanamayan kurallar, engizisyon işkenceleriyle tanıtlanmaya çalışılmıştır. Örnek vermek gerekirse, dogmatizm, masum kişinin ateşe atılsa bile yanmayacağı inancına varmış, bundan da ateşe atılınca yanan kişinin suçlu olduğu sonucu çıkarılmıştır.
İnak(dogma) ile inan arasındaki fark , inan’ın asla kanıtlanamayacak olanı kabul etmesi, inak’ın ise herhangi bir yetkeye bağlanan bir veriyi kanıtlamış olarak kabul etmesidir. Yukarıda da belirtildiği gibi bunun en güzel örneği ortaçağ skolastiğinde herhangi bir sözün, eğer Aristoteles tarafından söylendiği tanıtlanırsa, doğru olduğunun da tanıtlandığı fikridir.
Kısaca, herhangi bir sistemin veya kişinin değişmez formüller, her yerde ve her zaman geçerli olduğunu ileri sürdüğü mutlak bilgiler (olduğunu) sunması dogmatizmdir. Dogmatizmin karşıtı septisizm yani şüphecilik, kuşkuculuktur.
"İleri sürülen düşünce ve ilkeleri araştırmadan, kanıt aramadan, incelemeden, eleştirmeden, tartışmadan doğru ve mutlak hakikat sayan anlayış" olarak da tanımlanabilen dogmatizm her devirde ilerlemenin, gelişmenin karşısında durmuştur. Dogmatizm'in Türkçe'deki karşılığı bağnazlıktır. Dogmatizmin örnekleriyle yalnızca din alanında değil, pek çok alanda, hatta bilim alanında da karşılaşılmıştır.(Geçmiş çağlarda bilimciler dünyanın düz olduğu dogmasında ısrar etmişlerdi. Daha sonra da Dünya'nın evrenin merkezi olduğu dogmasında ısrar etmişlerdi.)Ancak şunu da vurgulamak gerekir ki bilimdeki dogmaları yine bilim insanları ortadan kaldırmışlardır. Bilimin herhangi bir inak ya da inan sisteminden en temel ve en önemli farkı diyalektik düşünceyi sistemi içinde barındırmasıdır.

alıntı
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Aralık 21, 2012, 11:40:48 öö
Yanıtla #17
  • Seyirci
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4170
  • Cinsiyet: Bay

Tecrübeye dayanan kanıtları dışlayarak, düşüncenin özgürlüğünü ve bağımsızlığını sınırlayan ya da ortadan kaldıran her türlü düşünme şekli olarak tanımlanmıştır. Dogmatizm şüpheciliğin zıddıdır.
Fizikçi ve tabiatçı olan ilk Yunan filozoflarının tabiat ve âlem hakkındaki düşünceleri, dogmatik bir anlayışın mahsuludür. İlâhî ve semavî dinlerin vahiy mahsulü olan hükümlerini dogma olarak nitelemek doğru değildir. Çünkü ilâhî dinlerin içeriği ve özü evrensel bir boyuta sahiptir. Söz gelişi İslâm nazar ve istidlale büyük değer verir. Ancak, temeli vahye dayanmayan sun'î inanç sistemleriyle bazı felsefî doktrinlerin ürünü olan iddialar dogmatizm olarak değerlendirilebilir. Zira felsefe tarihi incelendiğinde bazı iddiaların en katı dogmatizmi oluşturduğu görülmektedir. Mesela Marks'ın ortaya koyduğu bazı iddialar halen değişmez hakikatler olarak kabul edilmekte ve doğruluğu hakkında en ufak bir şüpheye yer verilmemektedir. (F.K.)

http://www.diyanet.gov.tr/yayin/basiliyayin/ydinikavramlaryazdir.asp?id=354
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Aralık 21, 2012, 12:07:52 ös
Yanıtla #18
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay



Masor1976 adlı sayın üyemizin bu başlık altında son yazdıkları üzerine o kadar çok eleştiri getirmek gerekiyor ki… Ne yapabilirim? Çok yanlış var. Bir zamanlar kendi açtığım bu başlığın altında böyle yanlışların bulunmasına nasıl dayanabilirim? Toleranslı davranmak, hoşgörülü olmak yanlışları göstermemek, ilgili kişinin de dikkatini çakmamak, onu yanlışlarıyla baş başa bırakmak demek değil ki… Üstelik bir de bu yanlışlar masonlar.org sitesinde yer aldığı için kim bilir kaç bin kişi bunları okuyup doğru bilgi sanacak.

“Benim merak ettiğim şey dogmasız insan ve sosyal topluluk var mıdır?”
diye başlıyor.

Topluluk bakımından buna örnek veremem; bilmiyorum. Fakat tümüyle bilimsel ve özgür düşünceli, kendini dogmalardan arındırmış insanlar olduğunu bilmiyorum. Masonlar arasında böyle kişiler çok var ama tüm masonların bu niteliklerle donanmış olduğunu söyleyemem. Ancak masonların dışında bu niteliklerle donanmış olan birçok tanıdığım var. Benim tanıdıklarımın sayısını toplasanız pek küçük bir rakam eder; demek ki böyle kişilerin sayısı aslında milyonlarcadır.


“Dogmalara karşı antipatisi olduğu söylenen Masonlukta bile…. “
diye devam ediyor.

Efendim Masonluğun dogmalara karşı antipatisi yoktur. Masonluk bir kişi değildir ki antipatisi olsun. Masonlukta dogmalara karşı çıkılır. Masonlara dogmaları varsa onlardan arınmaları önerilir ve öğütlenir. Bu iki olgu arasında önemli bir fark var.

“… kadınların, gaylerin veya ateistlerin neden mason olamadığı konusunun açıklamalarına bakınca bunun masonluğun bir dogması olduğu aşikarlaşıyor.”
diyor sonra da…

Bir kere kadınlar mason olabilir ve oluyorlar. Bazı mason kuruluşları kadınları kabul etmiyor ve kadın mason kuruluşları ile ilişki kurmuyor ama bu kadınların mason olamadığı demek değil.

İkincisi gay denilen homoseksüel kişiler de elbette mason olabilir. Hiçbir engel yok. Hiçbir mason kuruluşunun tüzüklerinde ve geleneklerinde buna ilişkin bir engel gösteremezsiniz. Bırakın homoseksüelleri, transeksüellere ilişkin bir engel bile gösteremezsiniz çünkü yoktur.

Ateistler de bazsı mason kuruluşlarında mason olabilir. Her mason kuruluşu, mason olmak isteyen kişilerde bir dinsel inanç zorunluluğu aramaz.

Üstelik, bir mason kuruluşu kadınları masonluğa almıyorsa, homoseksüelleri iyice araştırıp öyle olduklarını belirleyerek masonluğa almıyorsa, ateistlerin gerçekten ateist olduğunu saptayıp (demekle olmaz) onları kabul etmiyorsa, bunlar dogma değil, kuraldır. Bir yasada bile yer alabilir. Bunların dogmayla ilgisi yoktur. Dogma, değişmez ve değiştirilemez denilen bir kural değil, bir görüş ya da düşüncedir.

“Komunizm veya ateizm gibi Dini dogmalara saldıranların daha derin dogmaları olduğunu görüyorsunuz.”
diyor.

Hayır, görmüyoruz. Öyle bir şey yok. Sayın Masor1976 kendi görüş alanına öyle bir hayal yerleştirmiş; galiba öyle bir şey gördüğünü sanıyor. O bir tür serapı bizim de gördüğümüzü varsayıyor anlaşılan…

"İran'ın şeriat devrimine sessiz kalmasının komunist katliamlarının büyük etkisi vardır.” diye bir yargıda bulunuyor. Bunu nereden çıkardığı belli değil.

Komünizmin dogmatikliği karşısında dini dogmaların daha hafif kaldığını söylüyor Sayın Mason1976… Ben de diyorum ki ya Komünizmin ne olduğunu bilmiyor ve başka bir şeyden söz etmek istiyor, ya da kafasında bir Komünizm paranoyası var 1950’li yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’nde olduğu ve Türkiye’yi de etkilediği gibi ya da Komünizmin ne olduğunu bizim bilmediğimizi sanarak dinin karşısına yerleştiriyor.

Komünizmin uygulamasında birtakım siyasal ve ekonomik, dolayısıyla sosyal kuralların dogmaya dönüştürülmüşlüğü yadsınamaz. Ötesi ortada bir doktrin vardır ve her doktrin birtakım dogmaların üzerine oturur. Ancak Sayın mason1976’nın dediği gibi değil.

Bu arada, bu konuya art arda üç alıntıyla katılan Sayın Karahanın aktarımlarının sonuncusunun son tümcesi şöyle: “Mesela Marks'ın ortaya koyduğu bazı iddialar halen değişmez hakikatler olarak kabul edilmekte ve doğruluğu hakkında en ufak bir şüpheye yer verilmemektedir.”

Evet… Şayet Marx’ın ya da Engels’in ya da Lenin’in ya da bir diğer (hangisi olursa olsun) düşünür ve kuramcının (Rostow gibi Kapitalizm yandaşları da dahil) ortaya koymuş bulundukları öğretiler, tam, mutlak, kesin ve değişmez doğrular olarak niteleniyorsa, onlar da birer dogmadır.

“Tüm dogmalarla boğuşmaya kalkarsak insan neslini tamamen ortadan kaldırmak gerekebilir.”
diyor sayın Masor1976.

Bence ise tersine. Dogmalar insanı “insan” olmaktan, özgürlüğünden, kendi buyrultu ve yaşam hakkından uzaklaştırıyor hatta alıkoyuyor.

Sayın Masor1976 dogmaları ikiye ayırıyor zararlı ve zararsız diye… Sonra Tanrıya inanmanın zararsız bör dogma olduğunu söylüyor.

Bir kere Tanrıya inanmak bir dogma değil, inançtır. Dogma bir Tanrı tanımı yapıp ona nitelikler vermekle oluşur.

Kurban etme geleneğinin de zararlı bir dogma olduğunu söylüyor. Dediği üzere, o bir gelenek. Bir gelenek de dogma değildir. O gelenekle bağlantılı bir görüş, bir düşünce, bir zihinsel üretim ya da üretimsizlik varsa, odur dogma olan.

İnançları ve gelenekleri tartışabiliriz. Doğruluklarını ya da yanlışlıklarını ileri sürebilir, irdeleyebiliriz. Ancak onlar başka başlıkların konusu çünkü dogma değil.

Bundan sonra daha birçok ayrıntıya girmiş Sayın Masor1976… Anlatımlarının bazıları benim anlayamadığım, sözlüğe başvurmamı gerektirecek Arapça sözcükler içeriyor. (Bu arada dogmalar devam ediyor elbette ayetlerin inmesi gibi. İşte bakınız, bu dogmadır.) Hepsini anlamaya çalışacak ve üzerinde tek tek duracak değilim. Yazmış olduklarını silip kaldıracak da değilim. Tek dileğim, bir Forum üyesi olarak dogmanın tanımına, ne olduğuna ve ne olmadığına bir kez daha bakması, öğrenmesi ve yanlışını gidermesi… (Bunu yaptıktan sonra burada yazmasına gerek yok. Bir daha bir başka çalışmada aynı hataya düşmesin, bize yeter.)

Bu arada Rusya ve Çin gibi ülkelerde “ateistlerin hakimiyeti” dediği ön yargılı varsayımı da böylece göz ardı edelim, bir de o işe girişmeyelim de, bir de bundan ötürü sayın üyemizin saçmalamakta olduğunu söylememize gerek kalmasın.


ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Aralık 21, 2012, 12:27:05 ös
Yanıtla #19
  • Mason
  • Orta Dereceli Uye
  • *
  • İleti: 55
  • Cinsiyet: Bay

Sayın ADAM’ın yukarıda bahsettiği bir kısmı çekersek:


“…Nitekim bu böyle yapılmadığı içindir ki o dinlerin çerçevesinde ya da bitişiğinde ezoterik nitelikli tarikatlar doğmuştur.”


 Bu cümleyi biraz daha açar isek:

“Dinsel Ezoterizm, çoğunluğa ekzoterik bir yöntemle verilmiş olan dogmalarla savaşır; inançların ve tapınışların akıl ve mantığa uymayan öğelerini ayıklamaya, özelde insanı ve genelde insanlığı bunlardan kurtarmaya çalışır.”[1]

Kimi dini çevrelerde görüldüğü gibi, dogmalar yapıları gereği tartışılamaz ve onları test etmenin bir yolu yoktur. Test etmeye çalışmak onların değişebileceğini ön görmek olur. Bu düşünce aklında sorular olan ve düşünen birçok kişiyi arayışa sokmuştur. Bu arayış ise ezoterik nitelikli kuruluşların doğmasını sağlamıştır. Bu kuruluşların bazıları ilk başta gizli örgüt olmuştur, çünkü çağın acımasız kanunları veya toplumunun ön yargısı kişilerin hayatını tehlikeye sokmaktadır.

Kimi dönemde de bu kuruluş gizli olmamış, sadece ezoterik örgüte dahil kişilerin katılabileceği ve ele alınan konuların yorumlandığı bir yapıda olmuştur. Ezoterik örgüte dahil kişiler, yani inisiyeler, dinsel dogmalar üzerine de yaptıkları katkılarla, çeşitli düşünülerin ve yorumların gelişmesinde katkıda bulunmaktadırlar. Bu yapı dahilinde Dinsel Ezoterizm yapısının bir getirisi olarak, kimi çevrelerce dogmatik kabul edilen konular, farklı bağlantılar ile birlikte ele alınmıştır. Bu şekilde örneğin bir dogma olarak kabul edilen bir öykü, farklı şekillerde yorumlanabilir ve iletilmek istenen mesajların çeşitliliği farklı felsefi görüşler niteliğinde de değerlendirilip öykünün özüne daha çok yaklaşılabilir.   
 

Bir başka ileti bölümü şöyle:

“Salt Dinsel Ezoterizmde dogmaların ve bağnazlığın giderilmesine çalışılmakla yetinilmemiştir. Akıl ilkelerine uyularak uyumlu açıklamalar getirilmesine çalışılırken, yorum ve varsayımlara sapılmıştır.
Yorum ve varsayımlar, gerçeğin ne ve nasıl olduğu anlaşılıncaya kadar bir yol gösterme işlevini yerine getirdiklerinden ötürü çok yararlıdır ama ne yazık ki bu kez, yapılan yorum ve varsayımlar kesinleştirilmiştir. Bir diğer deyişle, putlar başka putlaştırmalarla yıkılmıştır. Bu durum da akıl ilkelerine aykırı düşmekle sonuçlanmıştır.” [1]

Bu kısımda da dogmalar üzerine yapılan yorumların kesinleştirilmesi üzerinde durulmuş. Putların başka putlarla yıkılması; dogmanın dinsel bir yorumunun başka bir yorumla değiştirilmesi ama gittikçe somutlaştırılıp birçok kişi tarafından tartışmaya açılamaz oluşu söz konusu. Burada da gene bilimsel bilgiden sapmanın farklı bir sonucu olarak yorumlanabilir.


Dogmatizmin, ilgili dinin, kendinden önceki dinsel yapılar veya çevreler ile etkileşiminden kaynaklanan izleri görüyoruz:

“…Bundan böyle Musevîlik, -artık ona Yahudilik diyebiliriz- sonra da Hıristiyanlık, kendi içlerinde aslında Antik Mısır inançları ile bağlantılı olan ayrıntıları kendi dogmalarına göre ayrı ayrı düzenleyeceklerdir.“ [2]

Bir dogma üzerine yapılan yorumlar ile öykünün yeni baştan kurgulanması, belki kişilerin değişerek farklı öykülerin içinde yer alması ile de yeni dogmalar çıkabilmektedir. Bunlar illa ki dini yönlü olmak zorunda değildir. Öykülere tartışmasız bağlanmış ve onu tartışmasız gerçek saymış ilgili dönemin toplumu da aynı şekilde dogmatikleşmiş bir temelde ilerliyor gibi görünmektedir.


Unutmayalım ki dogmalar insan ürünüdür, onu değiştirecek olan ise insanın yine kendisidir. Önemli olan, olaylara, kavramlara, durumlara vs. yaklaşırken bağnaz bir yaklaşımda kalmamaktır. Hep başka cevapların ve yorumların olabileceğini düşünmeli, onların doğmasına da olanak vermeliyiz, onların dogmasına değil.


Sevgi ve saygı ile,



[1]  EZOTERİZM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER – 3
[2]  EZOTERİZMİN COĞRAFYASI – 2






 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
28 Yanıt
55607 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 03, 2017, 08:24:27 ös
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
11956 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 05, 2008, 02:15:26 öö
Gönderen: bugfree
1 Yanıt
3592 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 12, 2012, 06:48:22 ös
Gönderen: yazbenide
7 Yanıt
6656 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 03, 2009, 12:05:31 öö
Gönderen: aashooter
0 Yanıt
2014 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 03, 2009, 01:27:34 ös
Gönderen: ADAM
2 Yanıt
5110 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 03, 2009, 03:09:11 ös
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
4582 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 04, 2009, 07:55:10 öö
Gönderen: ADAM
1 Yanıt
4412 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 06, 2009, 02:51:19 ös
Gönderen: Dino
13 Yanıt
9839 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 19, 2017, 10:53:42 ös
Gönderen: karahan
1 Yanıt
1517 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 10, 2017, 02:16:11 öö
Gönderen: Tık-Tik-Tak