Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: TAPINAK ŞÖVALYELERİ ARTIK İSKOÇYA’DA  (Okunma sayısı 4758 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Aralık 24, 2009, 10:44:39 öö
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay




Tapınak Şövalyeleri ile İskoçlar arasında öteden beri sıcak ilişkiler vardı. Bunlar çok yıllar önce oluşmuştu. Tarikatın ilk büyük üstadı Hugues de Payen, ülke gezilerine İskoçya ile başlamış, tarikatın ilk karargâhını orada kurmuştu. Karısı Catherine de St. Clair, ünlü İskoç ailelerinden bazılarıyla akraba olurdu. Bunların başında, elbette Normandiyalı St. Clair ailesinin İskoçya’daki uzantısı olan ve yüzyıllarca İskoçya politikasının nabzını elinde tutmuş Sinclair ailesi gelmekteydi.

İskoçya’daki Tapınakçılar, Kral Robert Bruce tarafından kendilerine gösterilen konukseverliğin karşılığını fazlasıyla ödedi. Bunun da öyküsü kısaca şöyle:

Robert Bruce, İngiltere’nin İskoçya üzerinde egemenlik taslamasına son vermek istiyordu. Bunu diplomatik yoldan sağlayamıyordu. Savaşacaktı. Bu, umutsuz bir savaş olacak gibiydi. İngiliz ordusu ile kolay kolay baş edemeyeceğini biliyordu ama direnmek zorundaydı.

Bonnockburn Savaşı

1314 yılında İngiltere Kralı 2. Edward ile tutuştuğu Bannockburn Savaşı’nı yitirmek üzereydi. Savaştan sonra hiç kuşkusuz İskoçya öncekinden daha ağır koşullar altında bırakılacak, İngiltere’nin boyunduruğuna girecekti. Kaderine razı oldu. Daha çok kan dökülmemesi için tam ister istemez teslim olacaktı ki, birdenbire üslerine beyaz tunikler giymiş birtakım atlılar belirdi. Dört yüz kadar şövalyeden oluşan bu grup, olağanüstü hızlı bir manevrayla ve çığlıklar atarak İngiliz ordusunun üzerine saldırıp, bir anda darmadağın etti. Atlılardan birinin elinde siyah-beyaz bir flama vardı; Tapınak Şövalyelerinin flaması.

İngilizler, üstlerine gelenlerin Tapınak Şövalyeleri olduğunu anlamıştı. Her birinin göğsü üzerinde Tapınakçıların haçı vardı. Topu topu dört yüz şövalye koskoca bir orduya bir şey yapamazdı ama İngiliz askerleri korkup çil yavrusu gibi dağıldı. Şövalyeler doğru dürüst savaşmadılar bile.

Sonradan, bu birliğin başındaki kişinin Sir Henry Sinclair olduğu öğrenildi. Yanında oğlu William Sinclair ile ünlü İskoç ailelerinin ileri gelenlerinden biri olan Sir James Douglas da vardı.

Bannockburn Savaşı’na ilişkin olmak üzere hiçbir zaman anlaşılamamış, yanıtı bulunamamış bir soru var: «Acaba İngiliz ordusunu dağıtanlar sahiden Tapınak Şövalyeleri miydi, yoksa aralarında sadece birkaç Tapınak Şövalyesi vardı da çoğunluğunu onlar gibi giyinmiş İskoç askerleri mi oluşturmuştu?»

Bu çok mantıklı bir soru çünkü o tarihte Fransa’dan kaçıp gelmiş olanlar ile birlikte bile, İskoçya’da bu kadar çok sayıda Tapınak Şövalyesinin bir arada bulunması akla yatkın düşmüyor. Eğer hepsi gerçekten de Tapınak Şövalyesi olsaydı, Fransa’dan İskoçya’ya göçen şövalyelerin sayısının sanıldığından da çok olması gerekir. Bunun da olanağı yok.

Nitekim gerek Fransa Kralı 4. Philippe gerekse Papa 5. Clementhus bu olayı duyar duymaz, hemen o savaştaki kişilerin Tapınak Şövalyesi falan değil, sadece öyle giyinmiş sahtekârlar olduğunu, dolayısıyla İskoçların İngilizleri kandırdığını ileri sürdü.

Ne fark eder?... İster gerçek ister sahte Tapınak Şövalyeleri, her kim olursa olsunlar, Bannockburn Savaşı ile İskoçya’ya bağımsızlığını kazandırdılar.

İngiltere Kralı 2. Edward bu olaya öyle sinirlendi ki, İngiltere’de ne kadar Tapınak Şövalyesi kalmışsa tutuklatıp hapse attırdı. Hatta İngiltere’de Tapınak Şövalyeleri Tarikatı’ndan kalmış tüm taşınmazlara da el koydu.

Beri yanda Robert Bruce, bulutlar üzerinde uçuyor gibiydi. Kendisini dünyanın en mutlu kralı sayıyordu. Tapınak Şövalyelerini “Order of the Elder Brothers of Rosy Cross” (Rozkrua’nın İleri Gelen Kardeşlerinin Tarikatı) adını verdiği yeni bir örgütün çatısı altında topladı. Başına da kendisi geçti.

Bu örgütün görkemi, İskoç asıllı Stuart hanedanının 17. yüzyılda Birleşik Krallık (United Kingdom) tahtına egemen olduğu dönemde doruğuna ulaştı. İskoçya’daki varlığı, 18. yüzyıl ortalarına kadar sürdü.

Robert Bruce Ölünce

Robert Bruce ile bağlantılı olmak üzere kısa bir öykü daha anlatmak istiyorum. Ancak önce bir açıklama yapmalıyım. Hani ölen bir kişinin -hele şehit olanın- cenazesi defnedilmek üzere memleketine gönderilir ya... Benzer bir uygulama, tarihte Hıristiyan toplumlarında da görülmüştür. Ancak, sadece krallar ve ileri gelen komutanlar için geçerli sayılıp uygulanan bu gelenekte, çok zor olması nedeniyle cesedin bütünü taşınmazdı. Sadece yüreği çıkarılır, yolculuk boyunca dayanması için mumyalanıp yollanırdı. İnsanın temel kimliğinin yüreğinde saklı olduğu öngörüldüğünden, bu yeter sayılırdı.

Robert Bruce 1329 yılında öldü. Daha sağken belirtmiş olduğu bir dileğini yerine getirmek gerekti. Yüreğinin, Kudüs’e götürülüp Kutsal Mezar’a gömülmesini vasiyet etmişti.

Hemen bu araya bir yorum sıkıştırayım: Robert Bruce bunu dinsel inancı nedeniyle istemiş olamaz. Demek ki, Kudüs’ü ana yurdu olarak benimsemişti. Gerçi soy ağacı incelendiğinde böyle bir sonuca varılamaz ama belki özel bir kaynaktan bir gizli bilgi edinmişti. Kim bilir belki Merovenjler gibi Keltlerin soyunun da Kudüs’e kadar uzandığını sanıyordu.

Bu amaçla, William Sinclair ile Sir James Douglas, yanlarına üç şövalye daha alarak Robert Bruce’un yüreğini Kudüs’e götürmek üzere denize açıldı.

Ancak bu vasiyeti yerine getirmeyi başaramadılar. Cebelitarık Boğazı’nı geçtikten az sonra Endülüs yakınlarında Müslümanlarla karşı karşıya geldiler. Dördü çatışmada öldü. İçlerinden tek sağ kalabilmiş olanı, Robert Bruce’un yüreğini gerisin geriye getirip, İskoçya’da defnetti.

İskoçlar, âdeta taparcasına sevdikleri bu liderlerinin yüreğinin öz yurdunda kalmasından ötürü çok daha mutlu oldu. Liderleri başka türlüsünü istemiş olsa bile…




ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
8 Yanıt
5209 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 20, 2009, 11:05:33 ös
Gönderen: Veritas
1 Yanıt
3392 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 08, 2009, 03:12:33 ös
Gönderen: Waldow
4 Yanıt
3664 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 13, 2009, 04:57:14 ös
Gönderen: ADAM
6 Yanıt
10669 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 04, 2009, 07:04:17 ös
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2596 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 05, 2009, 09:58:50 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1969 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 06, 2009, 07:34:42 öö
Gönderen: ADAM
2 Yanıt
2532 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 07, 2009, 03:31:07 ös
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
4722 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 09, 2009, 10:57:42 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
7406 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 16, 2009, 09:53:03 öö
Gönderen: ADAM
10 Yanıt
5638 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 02, 2015, 05:54:28 ös
Gönderen: karahan