Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Fantastik – “Yasef Bey” - 1  (Okunma sayısı 2174 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ocak 10, 2010, 06:27:57 ÖS
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7279
  • Cinsiyet: Bay



Bundan hayli önce forumun Kitapevi bölümünde bir kitap tanıtımı yapmıştım: Kitabın adı FANTASTİK. Yazarı, Özer Baysaling.

Bu kitap çoğunlukla parapsikolojik nitelikli bir ortamda pek çeşitli, birçoğu  güncel yaşam ile bağlantılı konular üzerinde yoğunlaşmış. “Yasef Bey” başlığını taşıyan bölümde, o kişi yani Yasef Bey Masonluğa girişinin öyküsünü anlatıyor.

İlginç bir anlatım bu… Kitapta tarih verilmiyor ama diğer anlatımlara bakarak benim tahminime göre 1970’li yılların başlarında gibi…

Yasef Bey, bu anılarını, kitabın kahramanına doğrudan değil, zihinsel iletişim yöntemiyle anlatıyor. Olay Efes’teki antik tiyatroda bir klâsik müzik konseri sırasında geçiyor.

(Not: Kitaptan elektronik tarama yöntemiyle okuma ve dönüştürme sırasında metinde bazen hata çıkabiliyor. Bunları hoşgörün lütfen. Ben sadece satır sonlarındaki tireleri kaldırmakla yetindin; gerisine hiç dokunmadım. Bu bir özetleme değil, belli bir noktadan başlayarak aynen aktarmadır.)





Oturduğumuz yerden iki sıra aşağıda yaşlı bir bey oturuyordu; yanında da siyah elbiseli bir hanımefendi. Sonradan öğrendiğime göre bu bey yetmiş iki yaşındaydı ama hiç göstermiyordu. Yaşına göre saçları pek az dökülmüş, hayli kırlaşmış, oldukça uzamış ve o da bundan hoşlanmakta olsa gerek ki arkaya toplayıp bağlamıştı. Benim ise tepem daha gençken açılmaya başlamış olduğundan, benden yaşlı ve bol saçlı erkeklere oldum olası gıpta ederdim.

Görmüş geçirmiş bir beyefendi görünümündeydi. Benim gibi o da müzikten etkilenmiş, âdeta huşu içinde dinliyordu. Derinlere dalmıştı.

Bir süre için onun zihnine girdim.

Adı Yafes idi; Yahudi bir Türk vatandaşı. Ülkemiz her ne kadar laik bir cumhuriyet olsa da halkımızın çoğunca “Müslüman ülke” olarak görüldüğü için, başka dinden olanlara kondurulan şu “azınlık” niteliğini taşıyanlardan.

Bir ülkenin halkı söz konusu olduğunda, bu terimi hiç sevmiyordum. Bana ayırımcılığı çağrıştırıyordu. Çevremde öyle nitelendirilen hayli dostum vardı: Rumlar, Ermeniler, Yahudiler... Onlarla konuşurken, bir yandan benim diğer yandan onların bu ayırımcı anlam altında ezildiğimizi hissederdim.

Üstelik soyadım “Baysaling” olduğundan, bu da kimilerine pek garip geldiğinden, çoğu zaman beni de gayrimüslim azınlıktan gibi gören ve soranlar olurdu. Öyle olsam, bunu onurla kabul ederdim ama değilim. Büyük babalarım Osmanlı ordusunda savaşmış Müslüman subaylar. Baysaling ise Orta Asya Türklerinin kullandığı ve “selamete çıkmak için mücadele edip galip gelen” anlamında öz Türkçe bir sözcük. Ben ise böyle sorular karşısında “gayrimüslim azınlıktan” olarak görülmekten çok, sözcüğün ayırımcılığından tiksiniyordum.

Bu nedenle Yafes Beyi ve öyle olanların sıkıntısını daha iyi anlıyordum. Ayrıca, Osmanlıların tarihinde çok önemli işler görmüş devşirmelere, sanatçılara, haremdekilere ve padişah annelerine ne demeli?... Osman Bey’den sonra hangi Osmanlı sultanının karısı Türk asıllı? Bu gerçeği nedense hep göz ardı ediyoruz. Şecereleri karıştırsak, Türk asıllı sandığımız kişilerin soyu sopu kim bilir nerelere uzanır!

Yasef Bey yıllarca Kapalıçarşı’da kuyumculuk yapmış, şimdi ise işlerini tümüyle oğluna bırakmış, kışın İstanbul’da oturuyor yazlarını Kuşadası’nda geçiriyordu. Karısı geçen yıl ölmüştü. Yalnız yaşıyordu. Bazen kendinden iki yaş büyük olan, o da dul kalmış kız kardeşi de geliyor, ona eşlik ediyordu. Bu konsere de onunla birlikte gelmişti.

Yafes Bey ile zihinsel iletişim kurunca; onu çeşitli düşüncelere gömülmüş buldum. Bir oraya bir buraya gidip geliyordu. Bunların arasında biri vardı ki, hayli ilginç...

Meğer Yafes Bey masonmuş!...

Müziğe meraklıydı. Konseri dinlerken Beethoven’in 9. Senfonisi’nin Masonluğun ilkelerini yansıttığını düşünüyordu.

Sonradan edindiğim bilgilere göre, bir bakıma yanlış sayılmasa gerekti bu düşündüğü... Nitekim, gerek Beethoven gerekse senfoninin son bölümündeki koralin söz yazarı Schiller de masonmuş.

Masonluk benim için de ilgi çekici bir konuydu. Bu kurum hakkında değişik kaynaklarda birbirinden çok farklı hatta çelişkili şeyler okumuştum. İşin doğrusunun ne olduğunu da merak etmiş ama mason olduğunu bildiğim ve sorabileceğim birisine rastlamamıştım. Daha çok Masonluğu kötüleyenler çıkmıştı karşıma. Kim bilir belki de rastlamıştım; belki dost ve arkadaşlarım arasında da mason olanlar vardı; ancak hiçbiri bana mason olduğunu söylememiş, bu konuda bir ipucu vermemişti ki... Zaten bu kurumun gizemliliği hatta bilinmezliği bundan ileri gelmiyor muydu?

Hazır fırsatı yakalamışken, bundan ötürü biraz kendimden utanmışsam da Yafes Bey’i Masonluk konusuna yönelttim.

Ohooo!... Çok doluydu.

Hayli genç yaşta girmiş Masonluğa... Loca toplantılarına katılmak büyük bir zevkmiş onun için; hiç ihmal etmez, deyim yerindeyse iki eli kanda olsa da gidermiş... Ancak yaşı ilerleyince, biraz da sağlığı bozulmaya yüz tutunca aksatmaya başlamış. Son yıllarda pek gitmez, gidemez olmuş; hele eşi öldükten sonra.

Zihinsel iletişimi karşılıklı kurduk. Önce bana şunları anlattı:

«Klasik müzik bana locamızdaki toplantıları hatırlatıyor. Özellikle şu dokuzuncu senfoniyi toplantılarımızda sık sık kullanırdık. Adı mabet olan çalışma ortamında, mason kardeşlerle birlikte özgürlük, eşitlik ve kardeşlik ilkelerini esas alarak kültürel konular üzerinde görüşmeler yapar, bilim ve akıl yoluyla incelemeye çalışırdık. Bu senfoninin koral bölümü çoğunlukla toplantımız sona erince, dağılmadan önce çalınırdı; kardeşliği iyice içimize sindirebilmemiz için... Sonra agap ya da kardeş sofrası olarak andığımız bir sofranın çevresine doluşurduk. İçenler de içmeyenler de kadeh kaldırıp hep bir ağızdan “Ateş!” diye seslenirdi. Seviyeli ve doyum olmaz sohbetlerle geçirirdik o akşamı.»

Bu deyişleri beni daha da meraklandırdı. Demek masonlar ile olmayanlar bu kuruma çok farklı bir görüş açısından bakıyordu. Bu da pek doğaldı. Bilen ve içinde yaşayanlar ile pek bilmeyip, dışarıdan gazel okuyanlar... Bir başka deyişle içeridekiler yani -Masonluk ezoterik bir kurum olduğuna göre- inisiyeler ile dışarıdakiler yani Masonluğa göre haricîler...

Yasef Bey bunları pek kimseyle paylaşamıyormuş. Hariçtekiler onu anlayamıyor, ön yargılarıyla düşüncelerine karşı çıkıyor, Masonluğun hiç de onun dediği gibi iyi bir kurum olmadığını söylüyor hatta onu suçluyorlarmış. «Sen zaten Yahudi olduğun için Masonluk da sana iyi geliyor. Masonluk Yahudiliğe hizmet eder. Siyonizmin uydusudur. Önce masonları ateist yapar, sonra da onları bu gizli amaç uğruna kullanırlar. Hep kendi menfaatlerini kollarlar.» diyorlarmış. O da anlatamamak ve anlaşılamamaktan ötürü çok üzüntü duyuyormuş. «Ben yıllardan beri bu işin içindeyim. Hiç de dediğiniz gibi bir şey görmedim. Bizim Masonluğumuz millidir. Bu dünyanın her yerinde böyledir. Bunları söyleyenler uyduruyor.» dese de, bu hiçbir işe yaramıyormuş. Ona inanmıyor, ayrıntıları anlatmaya kalkışsa dinlemek bile istemiyor, hep Masonluk hakkında atıp tutanlara inanıyor, kendi kafalarının dikine gidiyorlarmış. Bu da Yasef Beyi çok üzüyormuş.

Ona Masonluk hakkında çok şey sorabilir, çok şey öğrenebilirdim. Elbette bunlar onun bakış açısından yani göreli olacaktı. Olsun!...

Ancak ona bu konuda genel sorular sormaktansa, Masonluğa neden ve nasıl girmiş olduğunu anlatmasını rica ettim.

Anlattı.

Şimdi bana o gece konser sırasında düşünme yoluyla anlattıklarını doğrudan onun ağzından aktaracağım.

Aslında bu arada birçok soru sordum ve o da her birini yanıtladı ama bu soru-yanıt ya da istediğim açıklama fasıllarının nasıl geliştiğini pas geçeceğim; anlattıklarını izlemeniz daha kolay olsun diye...





Yasef Bey’in Masonluğa nasıl girdiğini anlatışı işte bundan sonra başlıyor. Ancak ona bu aktarımın izleyen bölümünde başlayacağım.



« Son Düzenleme: Aralık 09, 2010, 03:06:44 ÖS Gönderen: dogudan »
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
2 Yanıt
2346 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 11, 2010, 10:09:17 ÖS
Gönderen: ozak1977
2 Yanıt
3132 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 12, 2010, 10:14:29 ÖÖ
Gönderen: ADAM
7 Yanıt
10544 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 13, 2010, 02:58:27 ÖS
Gönderen: alcyone
0 Yanıt
1876 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 13, 2010, 10:53:23 ÖÖ
Gönderen: ADAM
1 Yanıt
2061 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 14, 2010, 11:42:36 ÖÖ
Gönderen: ceycet
1 Yanıt
2637 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 04, 2011, 04:01:14 ÖS
Gönderen: Mustafa Kemal
0 Yanıt
2217 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 15, 2010, 02:13:53 ÖS
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2384 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 16, 2010, 09:44:04 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1666 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 02, 2010, 02:30:04 ÖS
Gönderen: ADAM
1 Yanıt
1350 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 10, 2017, 02:16:11 ÖÖ
Gönderen: Tık-Tik-Tak