Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: HERMETİK GELENEK - 2  (Okunma sayısı 2331 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mart 24, 2010, 08:31:13 ÖÖ
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay




Hermetik geleneğin ilkelerinden biri, yaratıcı olan Tanrı’nın evrenin tümümün hatta daha fazlasının tek ve mutlak sahibi olmasıdır. Onlar onun buyrultusu ve istemiyle oluşmuş, var olmuştur. Onun buyrultusu ve istemiyle yok olacaktır. Onun bilgi ve isteği dışında hiçbir şey ne var olmuştur ne de yok olacaktır.

Böyle denince, günümüzde bilimsel düşünmeye alışmış eğitimli bir kişi hemen Lavosier’nin şu kuramını anımsayabilir: “Enerji ne yaratılabilir ne de yok edilebilir.”

Bu termodinamik kuramı Hermetik Gelenek ile ilgisiz gibi görünüyor, fiziksel deneyim sonucu bilimsel yöntemle çıkarılmış izlenimi veriyorsa da, onula tam bir uyum içindedir. Çünkü Hermetik Gelenek uyarınca Tanrı evrende var olan enerjinin toplamı, tümü hatta belki daha fazlasıdır.

Bu yaratıcı ve yok edici ilke, Hermetik Gelenek çerçevesinde yaradılışın gizemlerini tek bilen ve tek birleştirici ilke olma özelliğini de taşır. Evrendeki her şeye ilişkin gizem, yaşamın sırrı, sadece Tanrı tarafından bilinir. Kimi insanları bunu bulduğunu, öğrendiğini, bildiğini öne sürer ama boşuna bir böbürlenme. Her şeyin birleşip bir bütün hale gelmesinden ve her şeyin parçalara ayrılıp bütünün bozulmasından, sonra bunun yine tekrar tekrar oluşmasından sadece o sorumludur ve bütün bunlar onun bilgisindedir. Bunu bildiklerini ileri sürenler, sadece bilgisizliklerini ortaya koyar.

Yaşamla ölüm arasındaki çizgide insan ve diğer canlılar, hepsi, hep onun bilgisi ve isteği çerçevesinde yolculuk eder.

Enerjiden başladık; niteliğine değinmedik; ışığa geçelim.

Kutsal Kitaba bakarsanız, Tanrı ışık olmasını istedi ve ışık oldu. Hermetik Geleneğe göre öyle değil. O ancak insanın bilgisinin yettiğince bir nitelendirmesi. Hermetik Gelenek uyarınca Tanrı zaten ışığın kaynağı, kendisi, gerçek ışık…

O, her kültürde, her şeyin ölçüsü olan ilâhi kaynaklı ışık olarak bilinmiştir. Işığın ve yaşamın tek kaynağı olarak düşünülmüştür. Bu, tüm kültürlerde günümüzde de etkisini sürdüren ışığın kutsallığı, saflığı ve yaşamsallığı kavramlarının üzerine kurulmuştur. Bu yaratıcı ilkenin yaşam veren kutsallığının simgesel anlamını da bünyesine almıştır.

İnsan düşüncesi, bu Hermetik ilkenin içeriği altında çok kısa zamanda “ışığın olmadığı yerde ve zamanda tanrısallığın olmadığı ve karanlığın güçlerinin egemenliği” kuramını oluşturmuş, bunu kendi çıkarı için kullanma çabasına girmiştir. Yaratıcı güç, bilginin tümünü kendi içinde saklamaktadır. Böylece insan bir şekilde onun bilgisine asla tam olarak ulaşamayacağını peşinen kabul etmiştir ama bilginin aynı zamanda kendini Tanrı’ya yaklaştıracak bir öğe olabileceğini de keşfetmiştir. İşte asal Hermetik ilkelerden bir diğeri de budur.

Kısa kısa notlarla Hermetik Geleneği oluşturan ilkelerden söz etmeyle devam edelim.

Bir başka Hermetik ilke, Tanrı’nın her şeyde olduğu, her yerde kendini yinelediğine ilişkin bilgidir. O her şeyin içini, dışını solumuş ve doldurmuştur. Varlıkların her birinin içinde ve dışında kendini göstermiştir ve göstermeye devam eder. Bundan ötürü her şey ondan alınmadır ve sonunda ona dönecektir.

İşte bu Hermetik ilke, ilerleyen zamanlar içinde çeşitli yorumlarda değişik biçimlere  bürünmüş, değişik tarzlarda dile getirilmiştir. Kimileri onu canlıların bedensel ölümüyle toprak olması ve doğaya geri dönmesi biçiminde nitelendirmiş ki yorumların en çok rağbet bulanı da budur. Oysa bu konuya bir başka Hermetik ilkenin gözlüğü ile bakar ve her şeyi bir arada tutan gücün onun yapıtı olduğunu düşünürsek, o zaman her şeyimizle zaten onun bir parçası olup eninde sonunda ona geri döneceğimizi düşünebiliriz. Çünkü zaten genelde doğa ve özelde toprak odur; ondandır. Bu dönüşün doğaya ya da toprağa oluşundan söz edilirken sadece bir aracı (vasat) düşünülmekte, bu da yetersiz zihinler için özellikle ekzoterik ortamlarda anlaşılabilirliği kolaylaştırmaktadır. Ezoterik ortamda ise çok farklı ve isin aslına yönelen değerlendirmeler yapılmıştır; yapılmaktadır. Ezoterizmin üstünlüğü ve ayrıcalığı burada belirginleşmektedir.

Bu konu bizi bir başka Hermetik ilke olan varlık aşamaları, öğeler, renkler, şekiller, durumlar, sesler, titreşimler, içsel ve dışsal duyular arasında karşılıklı etkileşim olduğuna ilişkin bir inanca getirir. Ancak dilerseniz onu bir sonraki bölüme bırakalım.





ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
0 Yanıt
2615 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 03, 2010, 10:55:41 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
3803 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 04, 2010, 05:19:08 ÖS
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
4038 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 05, 2010, 12:21:07 ÖS
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2934 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 07, 2010, 09:35:08 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
7045 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 11, 2010, 10:35:18 ÖÖ
Gönderen: ADAM
1 Yanıt
4691 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 23, 2010, 11:55:29 ÖÖ
Gönderen: ceycet
1 Yanıt
2940 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 27, 2010, 01:01:05 ÖS
Gönderen: ceycet
0 Yanıt
2516 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 28, 2010, 05:46:09 ÖS
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2459 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 31, 2010, 06:23:23 ÖS
Gönderen: ADAM
2 Yanıt
4136 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 02, 2016, 09:12:01 ÖS
Gönderen: ruzber