Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: HERMETİK GELENEK - 5  (Okunma sayısı 2452 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mart 31, 2010, 06:23:23 ÖS
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


 

Hermetik Gelenek kapsamındaki ilkelerden bir diğeri, yaratıcı kaynaktan doğduğu düşünülen ışığın insanoğluna ve dünyaya ulaşana kadar görünür ve görünmez tüm evrenlerden geçerek gelmekte oluşudur. Bir diğer deyişle; buna göre insan hem ışık ile yaşam bulmakta hem ışık ona ilâhi kaynaktan gelen bir aracı olmaktadır.

Doğanın ışığı ve insanın “gerçeğin güneşi” ile aydınlanması düşüncesi, insanı evrendeki her şeyin zaten ilâhi kaynağın bilgisi çerçevesinde olduğu tarzındaki algılanışıdır. İlâhi doğanın ışığını keşfetmek, onu insanların iç dünyasında gizli olarak kabul etmek ve aramak ezoterik nitelikli örgütlerin ritüellerine işlemiştir. İnsan ancak bu bağlamda resimler ve ikonlarda betimlendiği şekli ile yeşil ejderhayı yenebildiğinde yani madde evrenine olan bağlantı tutkunluklarının üstesinden gelebildiğinde, bu içsel ışık yani ilâhi parıltıyı keşfedecek, sonra da ona ulaşılabilecektir. Bu kuramın iki ayrı özgün özelliği, ışığın aynı zamanda sıkışmış bir madde olduğu ve maddenin karanlıklarında saklı bulunduğu inancıdır.

Hermetik dünyanın kurallarından alınma bir başka ayrıntı da, çevresine bakan insanın her şeydeki birliği gözlemlediği şeklindedir. Buna göre; her şey birdenbire ortaya çıkmıştır ve aynı zamanda “bir”in parçasıdır. Evrendeki her yaşamın tek bir kaynağı vardır. Görülen ve görülmeyen her evren ve her varlık, “bir”in getirimidir. Birlikte hem varlık hem yokluk vardır. Gerçeğin aslı işte bu birlikte saklıdır. Bu, insanı yaratan ile ilk birlikteliğinden gelen bir gizemdir. İnsan da bunun peşindedir.

Hermetik kozmolojinin en önemli öğesi olan “dünyayı çevreleyen sayısız katmanlar ve göksel varlıklar” inancı, aynı zamanda insanı bu katmanlar arasında ritim, armoni, ses gibi olguların hiç yitirilmeden yayıldığını düşünmeye yöneltmiştir. Dünyadaki en gizli varlıklardan bitkilere kadar uzanan tüm doğal oluşumların birbirlerine doğru hareketleri bulunduğu şeklindeki inanç, Hermetik ilkelerden sempati ve antipati kavramlarını doğurmaktadır.

İnsan, bu Hermetik tasarımlı evrende yaratıcı kaynak ile alt dünyalar ya da “cehennem” olarak adlandırılan kavramın tam ortasında bir yerde bulunmaktadır. Sevgi ve nefretin arasında, ölüm ve ölümsüzlüğün orta yerinde, iyi ve kötünün tam içindedir. Başka bir anlatım ile; insan zaten bunları bünyesinde aynı anda taşımaktadır. O, bir tür doğa merkezidir. Kendi doğası, onun seçimine göre şekillenecektir.

İnsan bu gelenekte makrokozmos ile mikrokozmos arasındaki benzerliği ortaya koyarken, tüm yaşamında bu ikisi arasındaki dengenin peşinde koşma ve onları uyumlu bir ilişki içinde tutmaya çalışmaktadır. Bunun için de şunları yapmaktadır:

a) Simgeler ile düşünme ve onları çok derin anlamları olan iletişim ve konuşma araçları olarak kullanma;

b) Alegorik anlatım şekilleri oluşturma;

c) Analoji yani benzerliklerle karşılaştırma ve yerine koyma.

Karşılaştırma ve eşitlik ya da denge, sistemin temelidir. Bu, kişinin kendisi ile evren arasındaki ilişkilendirmeyi kuran öğedir. Daha önce sözünü ettiğim iki varsayım, bu düşünce sisteminin temelidir:

1. Evrendeki, çevremizdeki, içimizdeki her şeyin asal bir bütünün parçası olduğu düşüncesi;

2. İnsanın, tanımlanamayan ilâhi bir gücün görüntüsünde yaratılmış olduğu inancı.

Tüm bu noktaların ışığında insan, istediğinde algılama, imgeleme, neden arama ve derinlemesine inceleme yoluyla makrokozmosa ulaşabileceğine inanmaktadır. Bir gün öleceğini bilmektedir. Ölmeden önce kendi ruhunun yukarılara çıkış sırasında doğadaki bütün elementlerden yararlanıp, ilâhi kaynaktan yardım aldığına güvenmektedir.

Bu noktada 4 element ya da dört öğe konusuna girmek gerekiyor. Bunu Hermetik Gelenek’ten apayrı, bağımsız, ilgisiz, bağlantısız düşünemeyiz. Ancak onu apayrı bir konu başlığı altında incelemek daha doğru. Bu bölümü şöyle bitirelim:

Hermetik Gelenek kapsamında 4 element ya da öğe (hava, ateş, su, toprak) birbirlerini izleyen bir işlemler dizisi ve geçiş noktası olarak görülür. Bildiğimiz doğallıklarının dışında, başka bir biçimde ve düşünsel olarak algılanır. Birbirlerini izleyen fiziksel dünya ve evren oluşumların insan zihnine yansımaları, birtakım değerlerin ve özelliklerin karşılığıdır. Bu karşılıklar bir disiplinden diğerine farklı olabilir ama işlevleri aynı ya da benzerdir.




Hermetik geleneğin kuşkusuz bir de inisyasyon yönü var. Ancak onu bir sonraki, bu başlık altındaki yazı dizimin sonuncusuna bırakıyorum.
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
0 Yanıt
2605 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 03, 2010, 10:55:41 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
3795 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 04, 2010, 05:19:08 ÖS
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
4027 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 05, 2010, 12:21:07 ÖS
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2926 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 07, 2010, 09:35:08 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
7038 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 11, 2010, 10:35:18 ÖÖ
Gönderen: ADAM
1 Yanıt
4679 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 23, 2010, 11:55:29 ÖÖ
Gönderen: ceycet
0 Yanıt
2324 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 24, 2010, 08:31:13 ÖÖ
Gönderen: ADAM
1 Yanıt
2929 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 27, 2010, 01:01:05 ÖS
Gönderen: ceycet
0 Yanıt
2508 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 28, 2010, 05:46:09 ÖS
Gönderen: ADAM
2 Yanıt
4120 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 02, 2016, 09:12:01 ÖS
Gönderen: ruzber