Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: MUSEVİLİKTE “TAŞ” - 4  (Okunma sayısı 2422 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mayıs 05, 2010, 03:33:51 ös
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay





Musevi Rahiplerinin Taşları

İbrani kültüründeki taş inançlarını incelediğimizde önümüze çıkan bir başka ayrıntı da, bunun rahipler ile bağlantılıdır.

Eski Ahit anlatımlarında, rahipliğin babadan oğla geçen bir görev olduğu görülür. Bu görev çok dikkatli bir şekilde ayarlanmıştı; her birinin kendine özgü görevleri vardı. Ancak şunu da gözden kaçırmamalıyız: Rahiplik, çok sonra ortaya çıkmış olan bir kurumdu; önceleri onlardan genelde “kâhin” olarak söz edilirdi çünkü bu kişiler kehanetleri ile ünlü olup başka evrenler ile haberleşmeleri sonucu aldıkları esin, devrin Musevi kültürünün günlük olaylarını bile etkiliyordu. Museviler, her işlerini onlardan aldıkları ipuçlarına göre yapıyordu.

Rahiplerin kimisi Ahit Sandığı’nın korunması ve gereğinde taşınması ile görevli iken, kimisi tapınağın (daha önceleri tabernaklın) bakımını yürütürdü. Bir diğer grup da kurban işleri ve ritüellerin uygulanmasından sorumluydu. Hiçbiri asla mal mülk edinemezdi.

Herhangi bir kadın bu rahip kurumunda görev almamıştı çünkü belki de bu daha önceki kültürlerdeki inanç sistemlerinin kaçınılmaya çalışılan bir geleneğiydi. Tapınakların kutsal rahipleri ve onlarla ilişkiye girmek, geçmiş kültürden gelen bir geleneğin devamı olarak bilinmekteydi. Doğal olarak Musevilikte bunun tam karşıtı bir oluşum yer almıştı.

Eski anlatımlardan, ilk rahibin Harun olduğunu anlıyoruz. Harun, Musa firavunun önünde mucizelerini ortaya koyarken onun konuşmacılığını yapmıştı. Mısır’dan çıkış esnasında toplumun önünde bir lider olarak görünürken, Musa Sina Dağı’na çıktığında toplumu bir arada tutmayı başaramadığını ve buzağı tapınmasına geri dönmelerinden ötürü sorumluluğu bulunduğunu, Musa’nın çok kızmasına neden olduğunu öğreniyoruz.

Yüksek rahipler genelde toplumun en saygı duyulan sınıfıydı. Tanrı’nın karşısına çıkıp onunla doğrudan konuşabilen tek ölümlü olarak kabul görürlerdi. Harun’u izleyen yıllarda, İsrailoğullarının “Levi” kavmini oluşturanların bu görevi üstlendi görülür. Ancak sonraları Zadok’un izleyicileri ve soyundan gelenlerin (Sadukiler) Kral Davut’un zamanından sonra rahip olabildiklerini de görüyoruz.

Haruniler yani Leviler ile Sadukiler arasında herhangi bir çekişme olmamış ise de, öncekilerin her zaman en çok tercih edilen rahiplerden olduğu anlaşılıyor. Kudüs’teki son tapınağın 70 yılında Romalılar tarafından yıkılması ile, rahiplerin toplum içindeki görev ve öneminin eskiye oranla azaldığı da belli.

Taşın insan yaşamındaki önemini ve nasıl kültürden kültüre geçmiş olup günümüze gelebildiğini incelerken, bu inanç sistemindeki iki özellik dikkat çekiyor. Kutsal kitap anlatımlarının dışında kalan ve fiziksel olarak devrin ilk rahiplerinden beri geleneği oluşturan bu uygulamalar şöyle:

Yüksek rahiplerin “kutsal emanet” olarak kabul edilip, “urim” (ışık) ve  “thummim” (gerçek) denilen objelere sahip olduğu, gerektiğinde kararlarını buna göre verdikleri anlaşılıyor. İlk devirlere ilişkin olduğu bilinen bu uygulamada, tanrısal karar verme yani kehanetin bir muhafaza içinde tutulan iki çubuk ya da iki taş parçasından birinin çekilmesiyle ve rahibin kararını buna göre vermesiyle yürüdüğü de anlaşılıyor.

İkinci ilginç nokta ise, yüksek rahiplerin giysileri ile bağlantılı olmak üzere Eski Ahit’te satır satır belirtilen bir durum... “Ephod” denilen uzun kollu ve çok özel olarak hazırlanan bu giysi kalçalara kadar uzanıyor ve omuzlardan iki askı ile arkaya bağlanıyordu. Urim ve thummin adlı taşlar da bu giysinin bir yerinde saklıydı. Bu ilginç giyside, yüksek rahibin göğsüne her bir kabileyi temsil etmek üzere 12 adet değerli taş yerleştirilirdi. Her bir kabile, üstüne adının yazılı olduğu bir taş ile ephodun önündeki özel yere konurdu. Buna “boyun askısı süsü” de denilebilir Belki “göğüs takısı” demek anlatımı kolaylaştırır. Bu çok süslü ve el işlemeli cepleri olan aksesuardaki 12 değerli taş ve her birinin karşılığı olan 12 kabilenin adı Tevrat’ın “Çıkış” adlı kitabının 28. babında verilir.

Bu göğüs takısı iki katlıydı. Urim ve thummim de içinde saklanırdı. Rahip giysisinden hiç ayrılmayan bu takı, aynı zamanda hem 12 kabilenin başından geçenleri hep anımsamak için hem mahkeme aksesuarı olarak bilinirdi. Çünkü onu giyen rahip, adalet çeşmesinden içmiş gibi ilâhi adaleti yeryüzünde uygulayan kişi olarak benimsenir ve kararları tüm İsrailoğullarını ilgilendirirdi.

Bu ayrıntı, eski bir Hermetik gelenek ile de benzeşiyor. Eski Mısır’da mumyalama ritüeli esnasında bandajların arasına heykelcikler gizlenir ya da sıkıştırılırdı. Onlar da bu tür değerli ya da yarı değerli taşlardan yapılır ve bir çeşit tılsım etkisine sığınılırdı. Demek ki Eski Mısır’daki büyüsel koruma ya da yeniden güç kazandırma ritüelinin bir parçası olan bir gelenek, Musevi geleneklerinde de yer almış.




Musevi inanışlarında taşın yeri bu kadarla kalmaz. Bir de Tevrat’taki bazı taşların önemine değinmek gerekir ki bu konu biraz daha bütünlük kazansın.




ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
28 Yanıt
55687 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 03, 2017, 08:24:27 ös
Gönderen: ADAM
“Türk Mitolojisi”

Başlatan bugfree Mitoloji

7 Yanıt
4612 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 27, 2011, 03:50:33 ös
Gönderen: agnusdei
0 Yanıt
5903 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 01, 2010, 11:52:37 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2076 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 02, 2010, 05:30:05 ös
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2211 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 03, 2010, 03:21:56 ös
Gönderen: ADAM
8 Yanıt
3920 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 23, 2016, 09:26:57 öö
Gönderen: Ares
0 Yanıt
2318 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 06, 2010, 06:27:05 ös
Gönderen: ADAM
8 Yanıt
6888 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 14, 2012, 01:07:31 ös
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2096 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 01, 2012, 02:15:57 ös
Gönderen: oasis
1 Yanıt
1527 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 10, 2017, 02:16:11 öö
Gönderen: Tık-Tik-Tak