Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Çağımızın insanı için bir çözüm  (Okunma sayısı 6549 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Haziran 03, 2012, 09:54:19 ös
  • Ziyaretçi

Masonluk, günümüz insanı için önem taşıyor. Giderek güçleşen yaşam koşullarına karşı her gün verdiğimiz mücadelenin anlam kazanabilmesi gerekli. Oysa çağdaş insan yaşamına anlam kazandırabilecek en önemli yollardan biri olan masonluğu ellerinin arasından kaçırıyor. Pek çok kez önyargılar, kimi zaman umursamazlık, kimi zamansa düşünce tembelliği yüzünden çağdaş insan bu değerli hazineyi bulamıyor.

Farkında mısınız, her birimiz bir başkasının borcunu ödemek için çalışıyoruz. Üstelik daha çok çalışma karşılığında daha az para kazanmayı kabul etmek zorundayız. Evin erkeği akşam altıda evine dönemiyor. Eve gelince ayaklarını uzatamıyor çünkü gecenin geç saatlerine dek çalışması gerekli. Eve iş getirmeme prensibi çoktan unutuldu. Çünkü çağdaş insan,  bırakın eve iş getirmemeyi, eve gelememeye başladı. Fiziken evde olmak zihnen orada olmak anlamına gelmiyor. Üstelik devrin insanı ne kadar çok çalıştığıyla övünmeye başlarken, her an işiyle yaşamayanlara “tembel” etiketi yapıştırılıyor.

İşin, yaşamın bütününü ele geçirmek üzere olmasını açıklamak güç değil: Her birimiz bir borç ödüyoruz. Borcunuz olmasa bile, işvereninizin borcu var. Onun borcu yoksa müşterilerinizin ya da tedarikçilerinizin bir başkasına borcu var. Pek çok kez suçladığımız bankacıların da mudilerine ve diğer bankalara borcu var. Bu borçların ödenebilmesi için sürekli daha çok çalışmak zorundayız. Şöyle düşünün: Dünya nüfusu, yılda %1 bile artmıyor, ama şirketiniz bankadan kredi alabilmek için yıllık %15, belki daha fazla, faiz ödemek zorunda. Bu faizi ödedikten sonra kalan bir şey varsa o da şirket sahibine kalıyor. Bu dengenin (dengesizlin) sürebilmesi iki yolla mümkün olabilir: İlk yol insanın sürekli daha fazla tüketmeye teşvik edilmesi, ikinci yol büyük şirketlerin küçükleri sürekli olarak yok etmesi. İlk yolu seçince daha çok tüketebilmek için daha çok çalışmak zorundasınız. İkinciyi seçince ayakta kalabilmek için daha çok çalışmak zorundasınız.Yanlış anlaşılmak istemem, çalışmak ibadettir, diye düşünenlerdenim. Ancak çalışmak, insanın yaşamını güzelleştirmeye hizmet ediyorsa ibadettir. Yalnızca borç ödemek için en değerli hazinemiz olan ailemiz ve sevdiklerimizden çalıyorsa ibadet değildir. Plazalarda çalışan binlerce pırıl pırıl insanı düşünün. Pek azı haftaiçinde çocuklarını günde yarım saatten fazla görüyor. Sizce nasıl bir nesil yetişiyor? Ne uğruna neyi feda etmek zorunda bırakılıyoruz dersiniz?

Hiç kimseye borcu olmayan birileri var elbette: Merkez bankaları. Şalteri kaldırıp para basma yetkisini elinde tutan yegane kurum olan merkez bankaları. Parayı yoktan var ediyorlar. Dünyada başka hiç kimse bir ekonomik değeri yoktan var edemiyor. Üstelik herhangi  bir fiziki karşılığı olmayan bir ekonomik değeri size parayla satıyorlar: Size yoktan var ettikleri parayı bir koşulla veriyorlar: Faiz ödemeyi kabul etmelisiniz. Paranın değerini herkesin istediği bir değer olan altına bağlayan Bretton Woods sistemi çöktükten sonra 40 yıl içinde geldiğimiz nokta hiç ümit vermiyor.
Yaşamı güzel ve anlamlı kılan değerlerin bir kenara süpürülmek zorunda kalındığı, milyarlarca insanın bir başkasının borcunu ödemek için her gün ailesinden daha fazla uzaklaştığı bir dünyada yaşıyoruz. Daha çok çalışıyoruz, ama daha çok emek dünyayı daha yaşanmaz bir yer yaparken, insan yaşamını mekanik bir dizgeye indirgiyor. Anne ve babasını değil, bilgisayardaki facebook gören bir nesil yetiştiriyoruz.

İşte böyle bir çağda masonluk, sıkı sıkı tutulması gereken, köşeye sıkışmış insanın yaşamına değer kılabilecek bir hazine. Kişisel evrim ve toplumsal evrim asla bitmemeli. İnsan, yaşamını kendinden sonra geleceklerin yaşamına adamalı. Bunun için insan öncelikle özvarlığını sorgulayabilmeli. Bulduğu yanıtlarla sonsuzluğun içinde iyi izler bırakabilmenin yollarını aramalı. Kendinden sonra gelecek nesiller onun bıraktığı izlerle daha iyi yaşayacaktır. Masonluk, insanın her gün bir parçasını daha unuttuğu kendini sorgulayabilme becerisini geri kazanabilmek için yüzyılların bize bir hediyesidir. Çağımız insanının çaresiz durumuna bir çözümdür.


Haziran 03, 2012, 11:14:53 ös
Yanıtla #1
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3237
  • Cinsiyet: Bay

Sayın Gercek nerede;
Kardeşim yazın bana göre Süper çok güzel saptamaların var yalnız anlamadığım bir cümleniz var oda şu:


İşte böyle bir çağda masonluk, sıkı sıkı tutulması gereken, köşeye sıkışmış insanın yaşamına değer kılabilecek bir hazine. Kişisel evrim ve toplumsal evrim asla bitmemeli. İnsan, yaşamını kendinden sonra geleceklerin yaşamına adamalı. Bunun için insan öncelikle özvarlığını sorgulayabilmeli. Bulduğu yanıtlarla sonsuzluğun içinde iyi izler bırakabilmenin yollarını aramalı. Kendinden sonra gelecek nesiller onun bıraktığı izlerle daha iyi yaşayacaktır. Masonluk, insanın her gün bir parçasını daha unuttuğu kendini sorgulayabilme becerisini geri kazanabilmek için yüzyılların bize bir hediyesidir. Çağımız insanının çaresiz durumuna bir çözümdür.


Günümüz dünyasında , özeliklede ülkemiz gibi gelişmekte olan( Ne demekse ???) ülkelerde özellikle Ekonomik gelişmede ve kapital yaratmada MASON'luğun günümüz dünyasındaki yeri nedir ?
Saygılar
audi-vide-tace
    dinle-gör
        sus


Ocak 27, 2013, 01:47:16 öö
Yanıtla #2
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 856
  • Cinsiyet: Bayan

Evet.. Benim de anlayamadığım, ' Neden Masonlar ? '

Bence kişisel evrim ve toplumun evrimi esas olarak bireyde başlar ve yine onda biter ..
Adequatio intellectus et rei


Ocak 27, 2013, 12:11:54 ös
Yanıtla #3
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7217
  • Cinsiyet: Bay


Bireyin evrimi elbette bireyde başlar ve bireyde biter.

Ancak toplum yoksa birey yoktur. Tek başına, toplumdan soyutlanmış bir insan birey değildir. Birey, toplumla var olur.

Masonluğun asal amaca blireye değil topluma yöneliktir. Zaten bu kurumu diğer birçok ezoterik nitelikli kurumdan ayıran en önemli özellik belki de budur. Toplum yoksa Masonluk yoktur. Bireyin bireysel gelişimini başkalarına gereksinmea duymadan başarabileceğini varsayalım. (Olmaz aslında ama bu bir varsayım işte.) Fakat Masonluğun amacı bireysel evrim ile son bulmaz ki... Masonluğun amacına uygun çalışmalar kurumsal değil, bireysel olarak yapılmakta olsa bile, birey tek başına bu çalışmalarda yararlı ve gelişkin bir sonuç sağlayamaz ki...

Masonluğaü bu açıdan bakmak, Masonluğun bu çok önemli niteliğini anlamak gerek. Yoksa bir kişi salt bireysel evrimini sağlamak amacıyla Masonluğa girecek olursa kısa süre içinde düş kırıklığına uğrayabilir. Çünkü bu konuda Masonlukta kendisine pek bir şey verilmez; alınabilecek bir şey varsa, onu kendisi bulup almak durumundadır ama bu arada şayet toplumsallaşmıyor ve hep bireysel düzeyde Masonluğun kurumsal yapısı içinde barınamaz.

Dolayısıyla Masonluk elbette çağımızın insanı için bir çözümdür; olabilir.   
   
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Ocak 27, 2013, 12:45:24 ös
Yanıtla #4
  • Seyirci
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4031
  • Cinsiyet: Bay

Masonluk elbetteki bu yollardan biridir ama birincisimidir o tartışılır.Yol derken şunu anlamak lazım öncelikle insan kendisi için yaşar ve yol alır,kendisi için ister ve istemeli.

İnsan önce hayatın içinde ve gerçeklerinde yaşarken boğulur acımasızlığı ve düzensizliği görür ve öğrenir,sonras bir kaçış ve kurtuluş yolu arar işte masonluk o kurtuluş yollarından biridir.

Kurtuluş derken yanlış anlaşılmasın insanın kendisini kurtarmasından bahsediyorum.
Masonluk insan için bence tek bir işe yarar oda insanın kendini bulma ve sağlam bir şekilde inşa etmesi için bir yoıl yardım ekibi gibi bir mürşid gibi iş görür.

Seni çıktığın ve saptığın yoldan tekrar rayına oturtur.
İnsanın düşünmesini kendi içine seyehat etmesini ,Aramasını sağlar ha bunu sadece masonluktamı buluruz tabiki hayır bir çok ezoterik kurumda bunu bulmak mümkündür .Kimi için bu yol masonluktur kimi için dervişliktir kimi için ise budistliktir,buna sadece insan anlayıp kabul edebildiği oranda karar verir.

Bazen bu forumda yazılanlara bakıyorumda bir çok yorumda masonluk göklere çıkarılıyor sanki insanlığın tek kurtuluş imiş gibi sunuluyor bu çok tehlikeli popilist bir yaklaşımdır.Bu tür yaklaşımlardan eminim masonların hoşuna gitmeyeceği gibi bu yaklaşımda olanlarada bir katkısı olamaz.

Bakınız sevgili adam ne diyor

Masonluğaü bu açıdan bakmak, Masonluğun bu çok önemli niteliğini anlamak gerek. Yoksa bir kişi salt bireysel evrimini sağlamak amacıyla Masonluğa girecek olursa kısa süre içinde düş kırıklığına uğrayabilir. Çünkü bu konuda Masonlukta kendisine pek bir şey verilmez; alınabilecek bir şey varsa, onu kendisi bulup almak durumundadır ama bu arada şayet toplumsallaşmıyor ve hep bireysel düzeyde Masonluğun kurumsal yapısı içinde barınamaz.


Daha başka söze gerek varmı bu sadece masonluktamı öyledir tabiki dfiğer ezoterik kurmlardada böyledir.
Kişi önce kendini ve ne istediğini bilecek ve en önemliside çıtasını kendisine göre ayarlayacak.

saygılarımla
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Ocak 27, 2013, 04:30:37 ös
Yanıtla #5
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 856
  • Cinsiyet: Bayan

Sayın ADAM, bu sizin düşünceniz.

Fakat toplum bireylerden oluşur, bireyin seçimi toplumun ne olacağını belirler. Ben de bu yargıları savunduğum için yorumlarım bu yönde güzel insan. Kısa ve öz :)
Adequatio intellectus et rei


Şubat 07, 2013, 12:50:39 ös
Yanıtla #6
  • Ziyaretçi

Sevgili Melina,

İstanbul'daki pek çok sayıda plazayı gözümüzün önüne getirelim. Hemen hiç birinin içinde 45 yaşın üzerinde kimseyi göremeyiz. Plazanın kapısından giren çıkanların gözlerinde bıkkınlık ve çaresizlik bir aradadır. Yaşam mücadelesi için yitip giden insanın kendi oluyor. Şu tespitime katılır mısın: "Şirketler 22 yaşında üniversitenin kapısından aldıkları pırıl pırıl gençleri 45 yaşına dek tüketiyor ve sonra posasını kapının dışına atıyorlar".

Biz, insanın en nadide varlığı olduğuna inanıyoruz. Acımasız iş yaşamı 20 yıl boyunca insanı ezerken, biz insana yeniden insan olmayı hatırlatmaya gayret ediyoruz. "Kim ne derse desin sen evrenin en değerli varlığısın, bunu unutma" diyoruz. İnsana inanmak masonluğun en temel niteliklerinden biridir. Günlük telaşlar içinde bireye insan olarak değer veren kaç kişi kaldı? VIP sözünü biz ürettik, sanki bir kişi diğerinden daha önemli olabilirmiş gibi. İşte bu dünyada masonluk, bireyin sığınabileceği, yeniden insan olabileceği, kendi değerini yeniden anlayabileceği bir ortamı yaratıyor.

Son bir sözle bitireyim, sonra yine tartışırız: "Bir kişiyi kurtaran, dünyayı kurtarır".



Şubat 07, 2013, 12:57:44 ös
Yanıtla #7
  • Seyirci
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 60
  • Cinsiyet: Bay

arkadaşlar ben şunu anlamıyorum ; masonlar "biz herkesi aramıza almayız, maddi durumunuzun çok iyi olması ve iyi bir statünüzün olması gerekir" diyorken hala masonluğu bütün insanlığa çözüm olarak sunmak ne kadar saçma değil mi?

insanlık için çözüm olabilecek bir sistem, ancak bütün insanların statüsüne ve gelirine bakmadan dahil olabileceği sistemler olabilir.

70 milyonluk türkiyede 15 bin mason var, siz hala masonluk, insanlık için bir kurtuluş diyorsunuz..

kaç insan mason olabilecek ki masonluk hepimizin için bir kurtuluş halini alsın?

ben mason olmak istiyorum diyeni mason yapsalardı, masonluğun insanlığı kurtarıcı yönünden bahsedebilirdik..

adamlar mevlana gibi "ne olursan ol gel" demiyor.. "paran varsa gel, doktorsan gel iş adamıysan gel" diyorlar..

bu halde masonluk, insanlık için nasıl bir sorun giderici halini alabilir ki?

kusura bakmayın ama mantıksız konuşuyorsunuz..

masonların aidatı var, giriş parası var, dul kadının kesesi var.. kaçımız bunları karşılayabileceğiz?

sizler karşılayabilseydiniz burda sarı nickle değil mavi nickle yazardınız zaten.. bilmem anlatabiliyor muyum?



Şubat 07, 2013, 02:04:54 ös
Yanıtla #8
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7217
  • Cinsiyet: Bay


Çok zaman ve çok yerde olduğu gibi, burada da “Masonluk” kavramıyla masonlar birbirine karıştırılıyor. 

Masonluk bir ülküdür, bir düşünüdür, bir dünya görüşüdür. Soyuttur. (Mücerret)

Masonlar ise Masonluğun bir bölümünün uygulamaya konduğu bir örgütün üyeleridir. Somutturlar. (Müşahhas)

Masonluk bir çözüm getirmekte olabilir. Masonlar bunun içinde etkin görev ya da rol alabilir. Ancak bu, mason olmayanların da buna katılamayacağı anlamına gelmez. Masonların bir tutumu zaten mason olmayanların da Masonluğun ülküsünün gerçekleştirilmesine katılması, katkıda bulunmasıdır. Bu işler sadece masonların istemesi, benimsemesi ve ilgili doğrultuda çaba göstermesiyle bitmez.

Burada masonların işlevi, Burada masonların işlevi, hem etkileyici hem tetikleyici olmaktır.

Hangi masonlar "biz herkesi aramıza almayız, maddi durumunuzun çok iyi olması ve iyi bir statünüzün olması gerekir" demiş? Bunu iddia eden, bu iddiasına ilişkin bir masonun sözünü, buna ilişkin b.ir belge göstersin. Bu gibi sözler mason olamayacak nitelikli ve ötesi masonları kıskananlarca söylenegelmiştir. Aslı astarı yoktur.

Kimlerin mason olabileceği bellidir. Bunları kim bilir kaç kez kaç başlık altında yineledik. Okumayan, öğrenmek istemeyen, kendi kafalarının dikine gitmeyi alışkanlık edinmiş olanlar için, yine anlatırız.

Bu böyle olmadığı ve Masonluk ile masonlar aynı şey olmadığı içindir ki ortaya konulan çözüm önerisinin doğruluk ya da geçerlilik açısından görüşülebilirliği, irdelenebilirliği, tartışılabilirliği, geliştirilebilirliği vardır.

Fakat bu iş Masonluğa karşı olumsuz ön yargı besleyenlerle olmaz.

Öneri getiriliyor: “…. bütün insanların statüsüne ve gelirine bakmadan dahil olabileceği sistemler… ” Kabul! Masonlukta farklı bir dm yok. Ötesi, mason olmaları bakımından da bu bağlamda bir sıkıntı yok. Fakat tek sözcükler “aşağılık” olarak nitelenebilecek kötü insanlar da mı dahil edilsin bu işin içine… Benciller, kendini beğenmişler, çıkarcılar, vatan hainleri, hırsızlar, dolandırıcılar, katiller, kadın dövenler, keyifleri (!) için başka canlıları öldürenler, özetle kötüler de mi gelsin?... Henüz kendisini geçindirebilecek düzeyde bir mesleği ya da işi olmayan, kendi bireysel sorunlarını çözümleyememiş, kafasını o sorunlardan arındıramayan, iyi ve sağlıklı düşünemeyenler de mi gelsin?

Bakınız: bir kişi Türkiye’de 15 bin mason olduğunu belirtirken bu rakamın doğru olup olmadığını bilmeli. Bu rakam yanlış ama aslında gerçekten de 15 bin mason, 15 bin MASON, 15 bin gerçek “mason” varsa, bu iş çözümlenmiş, bitmiş demektir. Ne yazık ki o mason olarak anılan kişiler sadece bir mason kuruluşunun üyeleri…

Aynı noktaya döndük: Masonlar başka, Masonluk başka…

Umut yitirmeye ve başkalarını umutsuzluğa yönlendirmeye gerek yok… Mason olmak isteyen bir kişi, gerçekten istiyorsa, nitelikleri de elveriyorsa, diğer masonların yanına eklenebilir, hiç kuşkusu olmasın. Ancak gerçekten de mason olabilir mi? Berikilerden yani mason sıfatını taşıyanlardan birçoğunun olamadığı görülüyor. Fakat bu durum onun şansını denemesine engel değil.

Adamlar Mevlâna gibi "Ne olursan ol, gel" demiyor; doğru. Fakat "Paran varsa gel, doktorsan gel, iş adamıysan gel" de demiyor. “Masonluğun amaçları uğruna çalışmaya gönüllü, özgür düşünceli, dogmalardan ve bağnazlıktan kesinlikle arınmaya istekli, bilimselliğe güvenen, aklını kullanan, insanca erdemlere değer ve önem veren, onurlu, dürüst ve kendini geliştirerek topluma yararlı olmak dileğindeysen gel” diyor.

Fakat Masonluğa girmek, mason olmakla da çözüm getirilemiyor. Çünkü masonlar ile Masonluk aynı şey değil.

« Son Düzenleme: Şubat 07, 2013, 02:11:14 ös Gönderen: ADAM »
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Şubat 09, 2013, 12:54:10 ös
Yanıtla #9
  • Ziyaretçi

Sevgili Deus Otiosus,

Adam'ın dediklerine tümüyle katılıyorum. "Kim olursan gel" demek yerine "tüm insanların mutluluğu için çalışmak istiyorsan gel" diyoruz. Mason derneği üyesi olan kişilerin bir bölümü buna gönül vermiş kimseler, diğerleri ise bu derneğin bir üyesi konumunda.

Ödenti zorunlulukları konusunu çarpıcı bir örnekle biraz açalım. Bir kaç yıl önce İstanbul'un Anadolu Yakası'nda açılan bir elektronik mağazasının açılışı tüm İstanbul'un trafiğini alt üst etmişti. Ertesi gün gazetelerde LCD televizyonları birbirinin elinden koparırcasına alan, teşhir ürünlerini duvarlardan söken yurttaşlarımızın fotoğraflarını görmüştük. Bu yurttaşlarımızın tümünün hiç bir sıkıntı yaşamadan dernek ödentilerini karşılayabileceklerini söyleyebilirim.

Bu örnek bizi Adam'ın açtığı konuya getiriyor: "Tüm insanlar için çalışmaya razıysan gel" Bunu bir öncelik meselesi olarak değerlendirmek gerekli. Evde LCD televizyonda niteliksiz yayınları seyretmek ve pasif bir yaşam yaşamak kimi için öncelikli bir tercih olabilir. Bizim için insanlığa hizmet etmeye adanmış bir yaşam biçimi daha öncelikli.

Ödentiler sıfır olabilir mi? Her dernek gibi bizim de masraflarımızı karşılama zorunluluğumuz olduğu için pratikte pek mümkün değil. Az da olsa bir ödenti almak zorundayız.

 


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
34 Yanıt
34338 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 19, 2015, 12:45:35 ös
Gönderen: egeran
0 Yanıt
10392 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 01, 2007, 01:49:25 öö
Gönderen: shemuel
0 Yanıt
2505 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 17, 2007, 12:20:23 ös
Gönderen: Supeluta
48 Yanıt
36234 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 28, 2017, 01:35:49 öö
Gönderen: night manager
6 Yanıt
6341 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 19, 2008, 10:42:56 öö
Gönderen: poyraz06
7 Yanıt
4947 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 23, 2009, 12:03:46 öö
Gönderen: dogudan
12 Yanıt
24893 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 14, 2014, 12:56:34 öö
Gönderen: ThomasReid
0 Yanıt
2899 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 21, 2011, 11:15:28 ös
Gönderen: poyraz06
15 Yanıt
6956 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 14, 2014, 11:35:18 ös
Gönderen: mbulut
6 Yanıt
2533 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 31, 2015, 05:55:05 ös
Gönderen: karahan