Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: KÜRTLER  (Okunma sayısı 87561 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mayıs 29, 2007, 02:01:05 ÖS
Yanıtla #20

***
sn einsof goruslerınızı elbette belırteceksınız bu sızın en dogal hakkınız ama bırı turklerden dunyanın en ıgrenc mılletı turklerden ıgrenıyorum derse bu durum hosunuza gıtmez dımı
ben kurt degılım turkum ve bundan gurur duyuyorum kurtlere karsı bır ılgım falan da yok ama goruslerınızı daha sevıyelı bır sekılde belırtebılırsınız sonucta bu gıbı ıthamlar sonucu formun huzuru zaman zaman bozulabılmektedır
sadece sahsım adına uyarmak ıstedım
en derım saygılarımla!..
« Son Düzenleme: Mayıs 29, 2007, 02:06:29 ÖS Gönderen: MASON »


Mayıs 29, 2007, 02:05:19 ÖS
Yanıtla #21
  • Skoç Riti Masonu
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 3742
  • Cinsiyet: Bay

***

antisemitizmin kökeninde de bu söz vardır, dünyanın en igrenç millet, tiksiniyorum bu yahudi/ermeni/kürt vs. lafından oraya istediğiniz rkı/etnisiteyi/ulusu koyabilirsiniz. sonuç FAŞİZM'den başka bir şey değildir

Faşizm ise bir hastalıktır...

kullanmış olduğunuz bir ulusu aşağılayan ifadelerinizden ötürü sizi protesto ediyorum.

lütfen, sözlerinizi geri alınız ve bu sözlerinizden ötürü özrü dileyiniz...

saygılarımla...
« Son Düzenleme: Mayıs 29, 2007, 02:06:40 ÖS Gönderen: MASON »


Mayıs 29, 2007, 02:15:24 ÖS
Yanıtla #22
  • Ziyaretçi

Sizi bu kadar üzeceğimi bilsem yazmazdım arkadaşlar ama sözkonusu millette karşı duygularım nefret boyutuna ulaşmış durumda..Saygısızlığım olduysa affola
Sevgilerimle


Mayıs 29, 2007, 02:21:14 ÖS
Yanıtla #23

sn einsof kurtlerı sevmıyebılırsınız hatta nefretınız cok buyuk bır boyuttada olabılır bu sızın kısısel gorusunuz olup kımseyı baglamaz
ancak bu nefretınızı dıle getırme seklınız yanlıs ben kurtlerı sevmıyorum dersenız kımsenın bır ıtırazı olmaz ancak ıgrenıorum dunyanın en ıgrenc mılletı gıbı agır ıthamlarda bulunursanız bu hem sıze yakısık kalmaz hemde formun huzurunu bozar
ancak hatanızın farkında olmanız bır nebzede olsa sevındırıcı durum umarım bır daha bole agır ıthamlarla karsılasmayız
saygılarımla!..


Mayıs 29, 2007, 02:28:13 ÖS
Yanıtla #24
  • Ziyaretçi

Burda yer alan yazilarb  uzun uzun tartishilasi konular onun icin bu  KURT KONUSU DA NE KADAR HAKLI OLUB OLMAMASINI BILMIYORUM ONUN ICIN BOYLE YAZILAR YAZILMASI bazi insanlarda yanlish fikirler yarata bilir..
   SAYGILARIMLA.....


Mayıs 29, 2007, 03:33:57 ÖS
Yanıtla #25
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 153
  • Cinsiyet: Bay

"Bundan dolayı" Rab diyor, "işte artık: İsrailoğullarını Mısır diyarından çıkarmış olan Rabbin varlığı hakkı için değil, ancak, İsrailoğullarını şimal diyarından, kendilerini sürmüş olduğu bütün memleketlerden çıkarmış olan Rabbin varlığı hakkı için, diyecekleri günler geliyor. Ve atalarına vermiş olduğum topraklarına onları tekrar getireceğim." YEREMYA 16: 14-15

İÖ 721'de Asur kralı Büyük Şarrukin, ordusuyla güneye yürüyüp Suriye'den geçti ve İsrail Krallığı'na saldırdı. Başkent Samiriye'yi yerle bir etti, milletin liderlerini aileleriyle birlikte çiftçiler, zanaatkarlar ve tüccarlar olarak yeni bir hayata başlamaları için Suriye'nin kuzeyine sürgüne gönderdi.

İsrail milleti o zaman Reuben, Gad, Aşer, Efraim, Manasseh, Dan, Naftali, İssahar, Simeon ve Zebulon kabilelerinden oluşuyordu ve sürgünler bu nüfusun yalnızca bir azınlığını oluşturmakla birlikte popüler folklora İsrail'in Kayıp On Kabilesi olarak geçtiler.

Bu "Kayıp On Kabile "ye ne olmuştur? Tarihi gerçekler az, dünyanın pek çok yerinde spekülasyon, gelenek ve folklor ise pek fazladır. Tevrat'ta verilen bilgi pek kısıtlıdır. II. Krallar 17:2-6'da bunlardan bir kısmının Kuzey Suriye'de Gozan (Tel Halaf) yakınlarında Habur Vadisi'nde Halah adında bilinmeyen bir başka kente yerleştirildikleri yazar. Sürgünlerden geri kalanı Asur'un doğusundaki Med Ülkesi'ne gönderilmişti. Büyük bir olasılıkla hepsi birkaç kuşak içinde yerli halk arasında erimişlerdir.

Ancak bir istisna vardır. Sürgün zamanında kullanılan dile yakın bir tür neo-Aramice konuşan Irak Kürdistanı Yahudileri 20. yüzyılın ilk yarısında modern İsrail devletine göçmüşlerdir. Diğer Kürt Yahudiler de İran ve Türkiye'den gelmişler ve şu anda İsrail'de yüz bin kişilik bir grup oluşturmaktadırlar. Bunların dilleri, geldikleri bölge -kuzey Irak, Suriye ve Türkiye'nin doğusu- ve gelenekleri bunlardan bazılarının Asur sürgünlerinin halefleri olduklarını inandırıcı bir biçimde ortaya koymaktadır.

Ancak On Kayıp Kabile'nin çevresinde oluşturulan romantik hikâyelerin çokluğu karşısında bu gerçek, büyük ölçüde dikkatlerden uzak kalmıştır. Sofu Yahudiler, kabilelerin efsanevi Sambatyon Irmağı'nın ötesinde hâlâ var olduklarına ve Tanrı'nın bunları kutsal kitaptaki kehanete uygun olarak (örneğin, Ya Rab, kendi kavmim, İsrail'in bakiyesini kurtar, îşte ben onları şimal diyarından getireceğim Ve onları dünyanın uçlarından ve onlarla beraber körü ve topalı, gebe kadını ve doğuran kadını birlikte toplayacağım, büyük cemaat olarak buraya dönecekler. Ağlayışla gelecekler, yalvardıkça onlara yol göstereceğim, onları, sulu vadiler yanında sürçmeyecekleri doğru yolda yürüteceğim", Yeremya 31: 7-8)

Mesih Çağı'nda anayurtlarına geri döndüreceğine inanmaktadırlar. Ortaçağ'dan en azından 19. yüzyıla kadar kâh Doğu'da kâh Afrika'da olduğu söylenen ve kayıp kabilelerin binyılın krallığını sabırla bekledikleri bu efsanevi Yahudi ülkesi Yahudiler ve Hıristiyanlar tarafından aranmıştır.

Bu konuda çok geniş bir literatür vardır. Daha pek çok topluluk arasında Mormonlar, Japonlar, Pakistan'ın Pathanları, Nepalliler, Amerika kızılderilileri ve hatta İngilizler ve Amerikalılar tarafından ya da onların adlarına iddialarda bulunulmuştur.

İddiaların Ardındaki Gerçek mi? Mazı durumlarda bu iddialar içinde bir gerçek payı da bulunmaktadır. İsrail'in Asurlular tarafından yok edilmesinden sonraki yüzyılda pek çok göçmen hâlâ özerk Yahuda krallığına ve özellikle de başkenti Kudüs'e gitmişlerdi.

Ancak Asur'un, Babil'in ve Mınır'ın -zamanın büyük devletleri- bağımsız varlıklarına yönelttiği ciddi tehdidi gören insanlar hem Urail'den hem de Yahuda'dan göç etmeye başlamışlardı. Yahuda'nın Hezekiya iktidarında (ÎÖ 727-698) yaşamış olan İşaya'nın bir kehanetinde Tanrı diasporayı Asur, Patros, Nubye, Elam, Şinar ve Hamat topraklarından kurtaracaktır. ("Ve o gün vaki olacak ki, Asur'dan ve Mısır'dan ve Patros'tan ve Kuş'tan ve Elam'dan ve Şivar'dan ve Hamat'tan ve denizin adlarından artakalacak kavminin bakiyesini kurtarmak için Rab yine ikinci kere elini uzatacak", İşaya 11: 11-12)

Belgesel kanıt bulunan ilk denizaşırı Yahudi kolonisi Mısır'da, şimdi Elephantine denilen Yeb'dedir. Assuan'da Nil Nehri'nin Birinci Şelale'si yakınlarındaki bu adada İÖ 5. yüzyıl sonlarında kısa bir süre için bir Yahudi tapınağı vardı. Oradaki Yahudiler'in çoğunun Mısır kralının paralı askerleri oldukları tahmin edilmektedir.

Son Babil kralı Nabonidus'un iktidarında (İÖ 555-539) Yahudi gruplarının bu kralla birlikte uzun bir Arabistan yolculuğuna çıkmış olmaları mümkündür. Herhalde Babil İmparatorluğu'nun Medler'in ve Persler'in elinde İÖ 539 yılında sona ereceğini tahmin ederek bunlar orada kalmaya karar vermişlerdir.

Yine Kitabı Mukaddes'ten muzaffer Pers kralı Büyük Kuros'un İÖ 538'de yayımladığı bir dizi fermanla sürgündeki toplumların anayurtlarına dönmelerine izin verdiği bilinmektedir. Ancak sürgündeki bütün Yahudiler Yahuda'ya dönmek istememiştir (Ezra 1:4, 6). Büyük bir çoğunluk yerleşmişler hatta Pers ve Med gibi ülkelerde koloniler kurmuşlardı.

Böylece İÖ 6. ve 5. yüzyıllarda anayurtları dışında Yahudi yerleşimci grupları vardı. Yeni Ahit kitabında Aziz Pavlus'un seyahatlerine üstünkörü bir bakış bile Helenistik ve Roma çağlarında bu diasporanın artarak Akdeniz çevresine yayıldığı görülecektir.

DOĞU VE BATI

Şu halde bu Yahudiler'in batıya olduğu kadar doğuya gitmeleri de şaşırtıcı olmazdı. Nispeten yakın zamanlara kadar Arabistan'da ve Çin'de Yahudi toplulukları olduğu bilinmektedir. Hindistan'da hâlâ bazı gruplar vardır. Yahudi kökenli olduklarını iddia edenlerden Pathanlar Pakistan, Hindistan, Afganistan ve İran'da yaşayan dindar Müslümanlar'dır. Ancak Müslüman olmalarına rağmen kendilerini Ben-i İsrail (İsrailoğulları) diye adlandırırlar ve Şabat gibi Yahudi âdetlerini korumuşlardır.

Birmanya'da Mizo kabilesi ve Ben-i Menaşe (Menaşeoğulları) Y'wa adında bir tanrıya taparlar ki, bu ad da İsrail tanrısının (Yahve) adını andırmaktadır. Kuzeybatı Çin'de kendilerinin İbrahim'in soyundan olduklarına inanan Chiangmin'ler vardır. Bunların özel rahip sınıfı, kurban keser ve ritüel saflığa çok önem verir.

Burada tek tek anılmayacak kadar çok grup vardır ve bu iddialarda herhangi bir imkânsızlık yoktur. Yahudiler gerçekten çok geniş bir alana yayılmışlar ve pek çok ıssız yere yerleşmişlerdir. Bunların soylarından gelenler yüzyıllar boyunca daha geniş toplum içine karışıp Yahudilik'in esas grubuyla ilişkilerini kaybetmişlerse de, yine de kökenleri konusunda pek bulanık da olsa bir bilince sahip kalmışlardır.

AFRİKA'DAKİ KAYIP KABİLELER

Afrika'da da Yahudi kökenli olduklarını iddia eden gruplar vardır. Bunlardan en çok tanınanları bugün çoğunlukla İsrail'de bulunan Habeş Yahudileri'dir. Ancak şu anda Güney Afrika'da dağılmış olan ve "Afrika'nın Kara Yahudileri" iddialarında haklı olabilecek bir grup daha vardır. Bunlar, sözlü tarihleri yakın zamanlarda Londra Üniversitesi'nden Tudor Pâffitt tarafından belgelenmiş olan Lemba halkıdır.

Bunlar atalarının yerini bile bilmedikleri kuzeyde San'a diye bir yerden geldiklerini her zaman iddia etmişlerdir. Kanıtlanmamışsa da, Habeşistan Yahudileri İle bağları olduğuna da inanırlar. Lembalar Yahudi kaşrut yasalarına (neyin yenilip neyin yenilemeyeceği) riayet ederler ve Güney Afrika'ya sünnet âdetini onlar getirmiş olabilir.

Lembalar'dan kendi tarihleri konusunda pek az şey elde edebildiğini gören Dr. Parfitt bunların kökenlerini bulmak için Güney Afrika'dan yola çıkmış, Zimbabwe'yi geçmiş ve sonunda Arabistan'ın güneybatı köşesindeki Yemen'e varmıştır. Burada bulduğu eski San'a kentinin Lemba geleneklerinin işaret ettiği yer olduğuna inanmaktadır. Diğer pek çok ayrıntı da Lembalar'ın kökenleri konusundaki inançlarını doğrulamaktadır. Arabistan'ın bu bölgesiyle Lemba klanlarında ortak olan aile adları da vardır.

GENLERDEKİ KANITLAR

Lembalar'ın, kökenleri konusundaki inançlarını büyük ölçüde destekleyen bir kanıt daha vardır: Bu kanıt, genetik araştırmalardaki en son gelişmelere dayanmaktadır. ABD, İngiltere ve İsrail'de yetişkin Yahudi erkekleri üzerinde yakın zamanlarda genetik bir araştırma yapılmıştır. Buna göre cohanim'lerin (Musa'nın Yüksek Rahiplik görevini üstlenen kardeşi Harun'un soyundan geldiğini iddia eden dinadamları klanı) yüzde yetmişinin Y kromozomlarında ortak bir DNA işareti bulunmuştur.

Bu, cohanim olmayan yetişkin Yahudi erkeklerinde bulunandan önemli derecede yüksek bir yüzdedir. Yahudi olmayan erkek gruplarında buna rastlama oranı daha da düşüktür. Bu da cohanim'in yaklaşık 3000 yıl önce ortak bir ataları olduğu iddialarını desteklemektedir.

Lemba kabilesi erkeklerinde yapılan testlerde bu DNA işaretinin genelde Yahudi erkeklerinde rastlanan oranda olduğu görülmüştür. Dahası, Lemba klanının üst sınıfı olan Bhubalar'da bu kromozom işareti çok daha yüksektir ve bu oran yüzde 53,8'e kadar çıkmaktadır ki, bu da Yahudi cohanim'lerde rastlanan orana çok yakındır. Bu genetik işaret oranına Yahudi olmayan başka bir grupta rastlanılmamıştır.

Bu Lembalar'ın Yahudiliğini kesin olarak kanıtlamazsa da, Yahudi soyundan gelmiş olma iddialarını büyük ölçüde desteklemektedir. Bu projeyi Yahudi soyundan geldiklerini iddia eden diğer birleşik gruplar arasından sürdürmek yararlı olacaktır.

Bu grupların İsrail'in sözde "On Kayıp Kabilesi"nden gelmeleri imkânsız olmamakla birlikte pek muhtemel değilse de, genetik testler hiç olmazsa içlerindeki erkekler arasında kromozomları bir Yahudi, belki de bir din adamı soyuna işaret edecek insanlar olup olmadığını ortaya çıkaracaktır. Kayıp Kabileler sorununu çözemeyebiliriz ama iki bin yıldır kayıp Yahudiler'in bazılarının ailelerini belki de bulabiliriz.
İnsanoğlunun en büyük merakı, görmediği ve bilmediği gizli şeylere karşıdır.Merak ilmin hocası olduğu için  o, bu merakında haklıdır...


Mayıs 29, 2007, 03:36:17 ÖS
Yanıtla #26
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 153
  • Cinsiyet: Bay

Ayrıca  Apdullah Öcalan yakalandıktan sonra çok anlamlı bir cümle söylemiştir
''Kuzey Irak'ta kurulacak olan Kürt devleti MÜSLÜMAN Kürt devleti değildir, Yahudi Kürt devletidir...''
İnsanoğlunun en büyük merakı, görmediği ve bilmediği gizli şeylere karşıdır.Merak ilmin hocası olduğu için  o, bu merakında haklıdır...


Mayıs 29, 2007, 03:55:39 ÖS
Yanıtla #27

Bakın size küçük birşey daha aktarmak istiyorum izninizle;
Milletler üzerinde yapmış olduğum bir arşatırma neticesinde yeryüzündeki bazı ırkların korkunç bir katliama, soykırıma maruz kaldıkları sonucuna vardım_
Bunlar; Kızılderilililer, Yahudiler, Kürtler, Ermeniler ve Siyahiler(yani zenciler)
Tarihte yukarda belirttiğim ırkların neden soykırıma maruz kaldıkları dikkatimi çekmiştir, sizce bu ırkların ortak yönü varmı dır, ya da soykırıma maruz kalmasına vesile olacak özellik ne olablir ki diğer ırklar tarafından soykırıma tabi tutulsunlar?
הדבר היחיד לשמור על אנשים בחיים הוא אהבה וכבוד

Aimer et être aimé c’est sentir le soleil des deux cotés.

«Ոսկե Տարիքը - Փոթորիկները, չի կարող կանխել մարդիկ սիրում են ծովը.


Mayıs 29, 2007, 04:27:53 ÖS
Yanıtla #28
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 153
  • Cinsiyet: Bay

Kızılderililerin Türk soyundan geldiği yönünde  duyumlarım oldu
Hatta  Türklerin İslamiyeti kabul etmeden önceki inanç sistemiyle kızılderililerin inanç sistemi sistamatik olarak aynıdır
Yabancıları sevmemeleri  yahut onlara fazla inanmaları sonlarını getirmiş şu an bir iki tane kabile kalmıştır...

Kürtler, Yahudilerin Kayıp kabilelerinden biri olduğunu anlatmak istemiştimYahudi inancına göre Yahudilerin Dünya'nın heryerine yerleşmeden MEHDİNİN  gelmiceği söylenmektedirSefarat Yahudilerinin bu amaçla sürgün edildiği söylenmektedirHatta o dönem  İspanya'da merkezi yerlerde hep Yahudi asıllı insanlar vardıİsteseydiler  engel olurlardı...

Ermeniler  tarih boyunca  tam anlamıyla hiç bir zaman devlet kuramadılarTeşkilatlanma sistemleri hiç bir zaman diğer devletlere nazaran iyi olmadı!

Siyahiler  tarih boyunca köle diye sayıldılar
Washington, D.C.'de kölelik, Birleşik Devletler'in geri kalanından dokuz ay önce yasadışı ilan edildi. 16 Nisan 1862'de, Başkan Abraham Lincoln, District of Columbia Emancipation Act'ı (District of Columbia Azat Yasası) imzaladı. Yasada şu ifade yer alıyordu: "bu yasanın hükümleri uyarınca salıverilmiş ve özgürleştirilmiş herhangi bir kişiyi ya da kişileri, ya da herhangi bir özgür kişiyi ya da kişileri yeniden köleleştirmek ya da köle olarak satmak niyetiyle adı geçen federal bölgeden çıkarmak üzere kaçıran ya da herhangi bir yolla nakleden ya da [başkasına] tedarik eden; ya da sözü edilen özgürleştirilmiş kişileri yeniden köleleştiren ve bu şekilde yasayı çiğneyen herhangi bir kişi ya da kişiler ağır bir suç işlemiş addedilecektir."

ABD'yi özgürlükler ülkesi yapan yasa budur!
Siyahiler devletlerini kurmuşlar fakat hep sömürülmüşlerdir , ne zaman isyan etseler soykırıma maruz kalmışlardır!

Ermeniler ve Siyahilerin ortak noktası tek bir çatıda hiç bir zaman birleşememeleridir
« Son Düzenleme: Mayıs 29, 2007, 04:38:15 ÖS Gönderen: HUTGIN »
İnsanoğlunun en büyük merakı, görmediği ve bilmediği gizli şeylere karşıdır.Merak ilmin hocası olduğu için  o, bu merakında haklıdır...


Mayıs 29, 2007, 04:32:38 ÖS
Yanıtla #29
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 153
  • Cinsiyet: Bay

Barzani Ailesi'nin Yahudi olduğu ortaya çıktı
 
Sefa KAPLAN

Muhtemel bir savaşta Türk askerinin Kuzey Irak'ta yer almasını istemeyen Barzani Ailesi'nin, Kürt Yahudisi olduğu ve ailenin pek çok haham yetiştirdiği ortaya çıktı.

Kendisi de bir Kürt Yahudisi olan UCLA öğretim üyesi Prof. Yona Sabar, yazdığı kitapta bu iddiaları doğruladı. Tarihçi Ahmet Uçar da, Osmanlı arşivlerinde, Sallum Barzani adlı bir hahamın önce Selanik'e, arkasından da Kudüs'e sürgün edildiğine dair bir belge yayımladı. Bilindiği gibi, Molla Mustafa Barzani ile oğlu Mesut Barzani, İsrail'le kurduğu iyi ilişkilerle tanınıyor ve İsrail öteden beri Irak Kürtleri'nin bağımsızlığını destekliyor.

1982 yılında Yale Üniversitesi tarafından yayımlanan ‘‘The Folk Literature of the Kurdistani Jews: An Anthology (Kürdistan Yahudilerinin Halk Edebiyatı: Antoloji) başlıklı kitap, başlangıçta sıradan bir antropolojik çalışma muamelesi gördü. Kendisi de bir Kürt Yahudisi olan ve Los Angeles'teki Californiya Üniversitesi'nde (UCLA) görev yapan Prof. Yona Sabar tarafından kaleme alınan kitap, büyük çoğunluğu Kuzey Irak'ta yaşayan Kürt Yahudileri'nin hayatına ışık tutuyordu.

Ancak, Prof. Yona Sabar'ın kitabında daha ilginç bilgiler de vardı. Bunlardan en önemlisi de Barzani ailesi ile ilgiliydi. Prof. Sabar'ın verdiği bilgiye göre, 16. ve 17. yüzyılda bölgede yaşayan ailelerin en ünlülerinden biri Barzani ailesiydi ve bu aileye mensup hahamların kurduğu Yahudi eğitim kurumları büyük bir itibara sahipti. Öyle ki, başta Mısır olmak üzere Ortadoğu'nun muhtelif ülkelerinden buraya öğrenci akını oluyordu. Hatta, Haham Nathanel Barzani, bölgede nadiren görülen zenginlikte bir kütüphaneye de sahipti ve kitapların büyük çoğunluğu da elyazmasıydı. Bu kitaplar, yine haham olan oğlu Samuel Barzani'ye miras kalacaktı. İşin daha da çarpıcı yanı, Amerikan reformcu Yahudileri tarafından tam bir yüzyıl sonra kabul edilecek olan ilk kadın haham da Samuel Barzani'nin kızıydı ve ismi de Asenath Barzani'ydi.

BİR TEK AİLE VAR
İnternet aracılığıyla konuya ilişkin görüşlerine başvurduğumuz Prof. Yona Sabar, Yahudi Barzani ailesinin kurucusunun 16. yüzyılda yaşayan Haham Samuel Barzani olduğunu belirterek, ailenin sonraki yüzyıllarda Musul, Kerkük ve Erbil yöresinde etkili olduğunu söyledi. Ancak, Barzani ismini taşıyan herkesi Kürt Yahudisi olarak görmenin doğru olmadığını savunan Prof. Yona Sabar, Barzan doğumluların bu isimle çağrıldığını söyledi.

Ancak, tarihçi Ahmet Uçar, Osmanlı arşivlerinde bölgede bir tek Barzani ailesi bulunduğuna dair kayıtların yer aldığını hatırlatarak, günümüz Barzanileri'nin atalarının Yahudi olduğundan şüphe duyulamayacağını ifade etti. Ahmet Uçar, Prof. Sabar'ın, Barzaniler'in ne zaman müslüman olduklarına ilişkin detaylara girmediğini de savundu.

Ahmet Uçar'ın yine Osmanlı arşivinde bulduğu bir başka belge ise 1856 yılında Sallum Barzani isimli bir hahamın, Musul'dan Selanik'e, oradan da Hahambaşılığın özel ricası ile Kudüs'e sürgün edildiğini gösteriyor. Uçar'ın ifadesine göre, ‘‘Kudüs'e Yahudi iskánı ile tereddütler olduğu için; Hariciye Nezareti'nin de görüşü alınarak 29 Şubat 1856'da Hahambaşı'nca verilen dilekçe Osmanlı hükümetince 11 Nisan'da görüşülerek uygun bulunmuş ve Sallum Barzani 20 Nisan 1861'de bir irade ile Kudüs'e sürülmüştü.’’ Uçar, Tarih ve Düşünce Dergisi'nde konu ile ilgili olarak yazdığı yazıda şöyle devam ediyor: ‘‘Mustafa Barzani'nin yıllar sonra kurduğu ilişkiler, hahamlarla Sallum Barzani ailesi arasındaki ilişkilerin yıllarca sürdüğünü göstermektedir. Molla Mustafa Barzani, 1950'den beri sık sık ziyaret ettiği İsrail'de her zaman Kuzey Irak kökenli, Kürtçe konuşan bir Yahudi hahamın evinde kalmaktadır: Haham David Gabay.’’

Ailede pek çok ünlü haham var

Siz Yahudi Kürtler konusu ile ne zaman ilgilenmeye başladınız?
- Batılı seyyahların Kürtçe konuşan Yahudiler'den söz edildiğini görüyorsunuz. Ben bunu okuyunca, Başbakanlık Arşivi'nde, bölgedeki yerleşime ilişkin araştırmalar yaptım ama uzunca bir süre bununla ilgili herhangi bir evrak bulamadım. A. Medyalı isimli birisinin yazdığı ‘‘Kürt Yahudiler’’ isimli bir kitaba rastladım. Faik Bulut'un ‘‘Filistin Rüyası’’ isimli kitabında da İsrail'de Kürtçe konuşan Yahudiler'in bir organizasyonundan bahsediliyordu. Araştırmalarım sonucunda, Kuzey Irak'tan İsrail'e göçler yaşandığını tesbit ettim. Bugün İsrail'de geniş bir Kürtçe konuşan Yahudiler topluluğu mevcut.

Peki ya Barzani ailesi?
- Barzani ailesi ile ilgili ilk iddiaları da Amerika'da yaşayan ve kendisi Kürtçe konuşan bir Yahudi olmakla kalmayıp bu konuda uzman olan Prof. Yona Sabar'ın bir kitabında rastladım. Prof. Sabar, Barzani ailesinden gelen hahamların bölgede dini çalışmalar yaptıklarını söylüyordu. Bunun üzerine ben Barzani ailesinin kökenlerini araştırmaya başladım.

Ne buldunuz?
- Bir defa bölgede Barzani adıyla bilinen tek bir aile var. Bu aile, Kuzey Irak''taki Barzan köyünde yaşıyor. Osmanlı Arşivi'nde çalışırken, bu aile ilgili bir belge buldum. Bu belgede, 1855-56 yılında bu köyün mensuplarından Sallum Barzani adlı bir hahamın önce İstanbul'a, arkasından Selanik'e sürgün edildiği belirtiliyor.

Başka bir belge veya delil var mı elinizde?
- Molla Mustafa Barzani, ilk kez 1967 yılında İsrail'e gidiyor. Kendisini kabul eden İsrail Savunma Bakanı Moşe Dayan'a, hediye olarak bir 'Kürt hançeri' ile birlikte, Kerkük petrol rafinelerinin planlarını da getiriyor. Mart 1969'da yapılan bir operasyonda da Barzani-Mossad işbirliğiyle Kerkük rafinerileri bombalanıyor ve çalışamaz hale getiriliyor.

Barzani aşiretinin Yahudi kökenli olduğunun anlaşılması, bölgeye ve tarihe bakışımızda değişikliklere sebep olabilir mi?
- Olmaz mı? Tevrat'ta ‘‘Vaadedilmiş Ülke’’ olarak Nil'le Fırat arasının işaret edildiğine dair yorumlar vardır. Ayrıca, Barzani ailesi sürekli Mehdi çıkartmaktadır. Yahudilik'te de Mehdilik çok önemlidir. Ama bir yanlış anlaşılma olmasın. Ben bütün Kürtler Yahudi'dir filan demiyorum.

 BARZANİLER’İN YAHUDİLİĞİYLE İLGİLİ BİR OSMANLI BELGESİ

Tarih ve Düşünce Dergisi-Şubat 2003-Sayı 36
Ahmet Uçar

İŞTE BELGESİ
 
     
   
 
 Barzani ailesi ile ilgili sis perdesi ve ailenin Yahudi kökenli oluşuyla ilgili yazımız, bazı çevrelerce "madem böyle ise, Osmanlı Arşiv kayıtlarında bunun belgesi olmaz mı" kuşkulanyla değerlendirildi. Daha önceki yazırnızda da belirttiğimiz gibi Barzani ailesi, bölgenin -Kuzey Irak'ın- gündemine, 20. yüzyıl başlarında ancak girebilmiş bir ailedir. Meşhur Kürt Tarihçi MehmetEminZeki'ye göre, 1931'de Barzan aşireti 2750 hane civarındaydı.2 Barzani, Osmanlılar zamanında bile Zibad nahiyesinin bir köyü olmaktan ileri gidememişti. Bir başka ifadeyle küçük bir yerleşim birimi idi. Köyde yönetim ve kontrol, her zaman Barzani ailesinin elinde olmuştu.3 Barzani ailesinden Yahudi hahamların çıktığı ve bölgede Yahudiliğe eğitim öğretim faaliyetleri konusunda bu hahamların çok büyük hizmet ettiğine dair bilgi yalnız, Kürtçe konuşan Yahudilerle ilgili önemli bir uzman olan Prof. Dr. lona Sabar'a ait değildir.4 Osmanlı Arşivi'nde bulduğumuz bir vesika da bu aileden hahamların olduğunu teyid etmekte, adeta bizim yazımızı sorgulayanlara cevap vermektedir.

1856 yılına ait bu belgede ileride de ayrıntılarını nakledeceğimiz gibi Musul'dan Selanİk'e, oradan da Kudüs'e sürülen "Sallum Barzani"den bahsedilmektedir. Barzani kelimesinin son harfınin Osmanlıca yazılışındaki "y"harfı-i- okunur) bilindiği gibi nispet "ye"sidir. Kişinin mensup olduğu şehir ya da aileyi belirtir. Dolayısıyla Haham Sallum, Barzan aşiretine ya da köyüne mensuptur. 1931'de nüfusu 2750 hane olan, Barzan'ın 1856'daki nüfusu herhalde onlu rakamlarla ifade ediliyordu. Dahası burada hakimiyet tam olarak Barzani ailesinde idi. Bölgede "Barzan" adıyla başka bir yerleşim birimi ve aşiret de yoktu. Kaldı ki, bölgede Barzani ailesi ile ilgili dini kuşkular ve gizli kitap iddialan yıllardır söylenmektedir.4 Bu yazımızda değerlendireceğimiz belgeye göre "Musul kazası hahamlarından Sal1um Barzani adlı Yahudi, Müslümanlardan birine dil uzattığı için yakalanıp zincire vurularak hapsedilmişti. Sonra da İstanbul'a getirilerek durum Meclis-i Vali-yı Ahkam-ı Adliye'de görüşülerek Selanik'e sürülmüştü. Selanik ve Musul'daki hahamlar, "Onun Selanik'te çaresiz ve perişan bir halde olduğunu, Selanik'in havasına alışarnadığını, bu durumun onun ölümüne sebep olmakla kalmayıp Musul'da bulunan eşi ve çocuklarının da bir ekrneğe muhtaç olduklannı" mektuplarla İstanbul' daki Hahamhane'ye bildirmişler. Hahambaşının, Sal1um Barzani'nin sürgünlüğünün Kudüs-i Şerif olarak değiştirilmesi ve Salllum'un orada gece gündüz padişaha dua ile meşgul olacağının belirtilmesi üzerine, Kudüs'e Yahudi iskinı ile ilgili tereddütler olduğu için; Hariciye Nezareti'nin de görüşü alınarak 29 Şubat 1856'da Hahambaşı'nca verilen dilekçe Osmanlı Hükümeti'nce 11 Nisan'da görüşülerek uygun bulunmuş ve Sallum Barzani 20 Nisan 1861'da bir irade ile Kudüs'e sürülmüş, daha doğrusu sürgün yeri değiştirilmişti.5 Mustafa Barzani'nin yıllar sonra kurduğu ilişkiler, hahamlarla Sallum Barzani ailesi arasındaki ilişkilerin yıllarca sürdüğünü göstermektedir. Molla Mustafa Barzani, 1950'den beri sık sık ziyaret ettiği İsrail'de her zaman Kuzey Irak kökenli, Kürtçe konuşan birYahudi haharnın evinde kalmaktadır: Haham David Gabay. Barzanilerin İsrail ile ilişkileri, hiç bir devletle kuramadıklan kadar sıkı ve samimidir. Acaba neden diğer Kürt gruplan değil de, Barzarı1ler bu ilişkide başrolde oynamaktadırlar. 18 Eylül 1972'de Washington Post'un yazdığına göre her ay İsrail'den 50 bin dolar alan, MOSSAD şefi Zwi Şamir'i Kuzey Irak'taki kampında ağırlayan, 1967'de İsrail Savunma Bakanı Moşe Dayan'a sadece bir "Kürt Hançeri" götürmekle kalmayıp İsraillilerin bombalayacağı Kerkük Petrol tesislerinin planlarını da götüren Molla Mustafa Barzani İslama mı, başka bir dine mi hizmet etmektedir. Büyük bir alim ve Seyyid olduğu iddia edilen hangi insan buna sırf "aşiret devleti" koltuğu için razı olabilir.

Atufetlü Efendim Hazretleri
Musul haharnlarından olup na-seza bazı tefevvüata ibtidarlarından dolayı bundan akdem Selanik'e nefy olunmuş olan Sallum Yahudi'nin, Küdus-i şerifte istida olunmuş ve bu makulelerin tebdil-i menfalan emsal-i iktizasından bulunmuş olduğuna metni, merkumun müteallikatıyla beraber Kudüs-i şerifde iskan ettirilmesi babında ferman-ı ali ısdan tezekkiİr olunduğunu mutazammın Meclis-i Vala'dan kaleme alınan mazhata, Hahambaşının melfuf takririyle manzur-ı ali buyurolmak için arz ve takdim kılınmış olmakla ol babda her ne vechile irade-i seniyye-i hazret-i padişaru müteallik buyurulur ise ona göre hareket olunacağı beyanıyla tezkire-i senaven terkım kılındı efendim, 13 ş, (12)72.
Marı1z-ı çaker-i kemineleridir ki, önemle beray-ı tazim olan işbu tezkire-i samiye-i asafaneleriyle zikr olunan mazbata ve takrir meşmulniga-ı aliyye-i cenab-ı mülukane buyurulmuş ve tezekkir ve isaran buyrulduğu vechile merkumun müteallikatıyla beraber Kudüs-i Şerifte İskan ettirilmesi babında ferman-ı ali ısdan müteallik ve şeref-sudur buyurulan emr ü irade-i seniyye-i hazret-i padişahi mukteza-yı münifinden olarak mezkur mazbata ve takrir yine savb-ı ali-yi asafilerine iade kılınmış olmağla ol babda emr ü ferman hazret-i men lehü'l-emrindir,
14 (Şaban) (12)72 (Belge 1)

Bari Kudüs'e gelsin
Hak-i pay-ı  münirelerine maruz-ı abd ma'rız-ı çakerleridir,
Musul kazası hahamlanndan Haham Sallum Barzani nam Yahudi, güya İslam taifesinden birine irale-i !isan etıniş diyerek Yahudi-i mersumu katı naillıyla derdest-i zencirbend olarak mahbus ve ba'dehu Dersaadet'e celb ve keyfiyyeri Meclis-i Vala-yı Ahlcim-ı Adliye'de bi'ttezekkir Yahudi-i mersumu ba-ferman-ı ali Selanik canibine kard ve teb'id buyurularak ve elhaletü hazihi ol canibde bi-kes ve perişan-ı hal ve havasını dahi imtizaç edemediğinden mersumun vefatına sebep olacağından maada Musul'da bulunan etfal ve iyali dahi nan-ı azize muhtaç olduklan; bu defa Selanik ve Musul tahamlaundan çakerlerine hititen vürııd eden mektlublarından müsteban olduğu ma'lum-ı ilmara-yı rahirnaneleri buyuruldukta merahirn ve eşfaha-i seniyyelerinden merrudur ki, Yahudi-i mersum etliiliyle rnaen Kudüs-i şerifte İskan ve leyl-ünehar ed'iyye-i seniyye-i hazret-i mülukanede meşgul ve mübati olunması hususunda icab eden emirmame-i hazret-i vekalet-penaru ısdarına inayet buyurulması babında ferman hazret-i men lehü'l-emrindir, 22 C(emaziyelahir) (12)722 (Belge 3)

DİPNOTLAR
1 Ahmet UÇAR "Hahamlann Torunları Barzaniler" Tarih ve Düşünce-Aralık 2002, s, 16-24
2 Mehmed Emln Zeki, Kürdistan Tarihi, Ankara 1992, 2, Baskı Beybun Yay, s. 174-175
3 Ahmet UÇAR, Agun
4 Chris Kutschare, Kürt Ulusal Hareketi (Çev. Fikret Başkaya), İstanbul 2001, Avesta Yay. s. 140-142
Muzaffer İlhan Erdost, Şemdinli Röportajı, Ankara 1993, Onur ve Sol Yay, s. 148
5 Ahmet UÇAR "Siyon Kürdistanı" Tarih ve Medeniyet, Mart 1998, Sayı: 48 s. 37-41
Amatzia Borom "İsrail ve lraktaki Kürt Sorunu" Avrasya Dosyası, ilkbahar 1996, 3/1, 149-154
Nezih Tavlaş "Türk-İsrail Güvenlik ve İstihbarat İlişkileri" Avrasya Dosyası, Sonbahar 1994, I/3, 5-31
===================================================================================
 
'KÜRDİSTANLI YAHUDİLER'

Merhaba. Bir süre yazılarımıza ara vermiştik, kaldığımız yerden devam edeceğiz. Bayram sürecince benim ilgimi en çok Güler Kömürcü’nün bir yazısı çekti. Gazeteci Kömürcü, Washington Post’ta (2 Şubat 2003) yer alan bir makaledeki “ince mesajı” bizlere aktardı.

Makaleyi Loolwa Khazzoom adlı bir Yahudi kaleme almıştı. Diyordu ki, “İsrail’de doğdum, ABD’de de yaşıyorum ama benim vatanım Irak/ Mezopotamya! Zaten ilk Yahudiler bu topraklarda yaşadı. Hala benim aksanım Arap İbranidir!” Yazının meali bu. Bu not aklınızda bulunsun.

Hürriyet Gazetesi dün, Tarih ve Düşünce Dergisi’nin kapağını haber yaptı: Hahamların Torunu: Barzaniler! Tarih ve Düşünce dergisi ve Hürriyet’e göre adını özellikle bugünlerde sık sık duydugunuz Mesut Barzani aslen Yahudi’ydi. Dergiye bu çalışmayı yazan kişi Konya Selçuk Üniversitesi Tarih Bölümü mezunu Ahmet Uçar’dı. “Amatör” bir tarihçi olan bendeniz, Ahmet Uçar adını daha önce hiç duymamış, görmemiştim. Yazısını okuyunca çok şaşırdım. Şaşırmamın nedeni Barzani ailesinin Yahudi çıkması değil. Geçen hafta Ankara’da Yalçın Küçük’ün konuğu oldum.
Kendisi bir süredir Kürt Yahudiler konusunda çalışma yapıyor. Kitap bir aksilik olmazsa yakında piyasada olacak. Yalçın Küçük de Barzani Ailesi’nin Yahudi kökenli olduğunu söylüyor. Ayrıca Türkiye’de hayli ünlü olan Bedirhan Aşireti’nin de Yahudi olduğunu ıspatlamaya çalışıyor. Daha fazla ayrıntı vermeyeyim, görünen o ki, Yalçın Küçük’ün kitabı hayli sansasyon yaratacak. Düşünsenize Musa Anter’den Cüneyt Zapzu’ya kadar kamuoyunun tanıdığı birçok isim Bedirhan Aşireti’ne mensup.

Ara hatırlatma: Cüneyt Zapzu’nun şirketleri Caprı Sun ve BİM’in çoğunluk hisseleri bir Yahudi şirketi olan Merylnch Uluslararası Yatırıma aittir. Efendim! Ne dediniz! AKP’lilerin ABD seyahatlerinde sık sık görüştüğü kişi, think thank, vakıf vs. çoğunluğunun Yahudi olmasıyla, bu organizasyonları planlayan Cüneyt Zapsu arasında nasıl bir ilişki vardır? Konumuz bu değildir, geçelim… Ve dönelim biz “Kürdistanlı Yahudiler” meselesine…

Gazeteci Güler Kömürcü’nün yazılarını sakın kaçırmayın. Ama kendisinin bir özelliği vardır, söylediklerini hep satır aralarına saklar. Onun makalelerini bulmaca çözer gibi okuyacaksınız. Baksanıza, Washington Post’taki yazıyı sanki bizim gözümüze sokmak için alıntılıyor. Gazeteci kömürcü diyor ki, “kardeşlerim, canlarım, Musul-Kerkük bizimdir hikayelerini bir kenara bırakın. Oranın asıl sahipleri yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı bile.“ Onların kim olduğunu da artık anlamışsınızdır! Bu topraklarda 10 yıldır hep söyleniyor, yazılıyor: “Amerika, Kuzey Irak’ta Kürdistan’ı kuracaktır!“ Bu konuda “sağır sultan“ bile yorum yaptı. Ancak. Soru şu: Kürdistan’ı kim kuracaktır?

a) Kürtler
b) Kürdistanlı Yahudiler.

“Kürdistanlı Yahudiler“ meselesine bir kez daha döneyim... Ahmet Uçar, Tarih ve Düşünce dergisine yazdığı makalede A.Medyalı isimli birinin yazdığı “Kürt Yahudiler“ adlı kitaptan yararlandığını söylüyor. Düzelteyim: A.Medyalı’nın kitabının adı, “Kürt Yahudiler“ değil, “Kürdistanlı Yahudiler.“ A.Medyalı takma isim. Musa Anter’in anısına yazılan kitap, 1992 yılında Berham yayınlarından çıktı. Bu yayınevinin merkezi İsveç’te bulunuyor. Hayli ilginç bir çalışma olan bu kitaptaki bilgileri sizlere yarın aktaracağım. Göreceksiniz Musul Kerkük’ün sahiplerinin kimler olduğunu!
 




KÜRDİSTANLI YAHUDİLER (2)

Kürtçe konuşan ve Arap gibi yaşayan, Yahudiler!..
 
       
 Mrs & Mr Fred Barzani    M. Mustafa ve oğlu Mesut Barzani
 
 
 Öncelikli not: Yahudi meslekdaşlarım, çalışma arkadaşlarım, dostlarım, komşularım vardır. Hepsini severim. Kesinlikle anti-semitik biri değilim. Lütfen bu notu anımsayarak makaleyi okuyunuz…
Gerek “Tarih ve Düşünce”dergisinde “Barzani Yahudidir” diyen Ahmet Uçar, gerekse “Kürdistanlı Yahudiler” kitabında benzer konuyu işleyen Dr.A.Medyalı’nın kaynakları birbirine benzemektedir. Her ikisi de, İbrani dili profesörü Yona Sabar’ın, “The Folk Literature of the Kurdistani Jews: An Anthology” (Kürdistan Yahudilerinin Halk Edebiyatı: Antaloji) adlı eserinden yararlanmaktadır. Prof. Sabar’ın Kürdistan Yahudileriyle ilgili olarak toplam 18 kitabı vardır. Peki Prof. Sabar’ın kaynakları nedir?

Zaho kökenli Sabar’ın araştırma kaynakları 12 yüzyıla kadar iniyor. 1170 yılında Mezopatomya’yı gezen Haham Benjamin, Prof. Sabar’ın en önemli bilgi kaynaklarından biri. Onu diğer gezginlerin seyahatnameleri takip ediyor:
Tudelalı Benjamin, Ratisbonlu Pethaiah, Yemen Yahudisi Yahya El-Zahiri, Ben Jacob, Ben Zvi, Haham David liste uzayıp gidiyor… Peki tüm bu kaynaklar ne diyor?

Kürdistan Yahidilerinin tarihi günümüzden 2 bin 700 yıl öncesine dayanmaktadır. M.Ö. 722 yılında İsrail’in kuzeyinde yaşayan 10 Yahudi kabilesi Asurlular tarafından bugünkü Kuzey Irak ve Batı İran sınırlarına sürgün edildi. Ayrıca İsrail’in güneyinde yaşayan 2 Yahudi kabilesi de Babilliler tarafından aynı bölgeye sürüldü. Ama biz çok eskilere, MS 40 yılında, Yahudi dinini benimsemiş, Dicle Nehri ile Büyük Zap arasında kurulan Adiebene (Adiabenos) Krallığı’na filan gitmeyelim. Ama minicik bir ekleme yapayım: Bu krallığın başkenti Arwil’di. Yani Erbil.

Size daha yakın tarihsel kaynaklarından bahsedeyim. Bölgeyi 1827 yılında gezen Haham David’e göre bölgedeki .
 
 
 Yer Nüfus (Aile) Sinagog
Zaho 600 1
Musul 600 1
Dahok 10 1
Amadiye  200 2
Erbil 200 2
 
  File Tül Makine ve File Tekstil Sanayii, Burla ailesinin tekstil sektöründeki şirketleri arasında yer alıyor. File Tül'ün yönetim kurulunda Yusuf ve Reyna Burla ve Eddi Anter isimleri var. File Tül Makine her türlü tel örgü, makine ve ipliğiyle mensucat imalatı alanlarında faaliyet gösteriyor. File Tekstil genel bir ticaret şirketi hüviyetinde. Bir başka tekstil şirketi Şen Triko da Yusuf Burla yönetiminde. Burla ailesinin şirketi olan Birol File de Birol Burla tarafındankurulmuş.
 
 
   
 
Liste uzun. Sonuçta 1827 yılında bölgede 1.875 Yahudi aile yaşıyor. Toplam 15 sinagog bulunuyor. İstatistikle filan kafanızı fazla karıştırmak istemiyorum Ama iki veriyi daha aktarmama izin verin. Irak ile Türkiye arasındaki sınır sorununu çözmek için, 30 Eylül 1924 tarihinde oluşturulan Milletler Cemiyeti raporuna göre, o tarihte, Erbil’de 2 bin 750, Musul’da 7 bin 550 (liste uzun) Yahudi bulunuyordu. Biraz daha yakın tarihe gelelim:

EEJ, “Kurdıstan” adlı, İsrail tarafından 1972 yılında hazırlanan rapora göre, 1947 yılında, Erbil’de 3 bin 109; Kerkük’te 4 bin 42; Musul’da 10 bin 345 ve Sülaymaniye’de 2 bin 271 Yahudi yaşıyordu. Uzatmayayım. Rakam konusunda farklılıklar olmasına rağmen, hepsi bir gerçeğin altını çiziyor: Başta Musul ve Kerkük olmak üzere bölgede azımsanmayacak kadar Yahudi nüfusu vardır. İsrail Devleti kurulduktan sonra, 1950’lili yılların başında bölgeden büyük bir göç başlıyor. İsrail’deki Kürt Yahudileri Ulusal Örgütü (The National Organization of Kurdish Jews in İsrail) Başkanı Habib Şimoni’nin 1973 yılında açıkladığı rakama göre,İsrail’de, Mezopotamya’dan göç etmiş 90 bin Kürt Yahudisi vardı. Gazeteci Yazar Pamela Kidron 1988 yılında kaleme aldığı makalesinde, bu rakamın 150 bin olduğunu belirtiyor. (15.1.1988, The Jerusalem Post) A. Medyalı 1991 yılında bu sayının 200 bine ulaştığını yazmaktadır. Tüm bu kaynaklara göre bugün bölgede sayıları az olsa da hala Yahudi nüfusu bulunmaktadır.

Nüfus sayısı azdır ama istek büyüktür: Kürdistan Yahudileri İsrail tarafından ilk kez 1961 yılında resmen tanındı. 1963’de bir bilim adamı olan İzak Ben Zvi İsrail Devlet Başkanı oldu. Mezopatomya’daki Yahudiler konusuyla hayli yakından ilgilenen İzak Ben Zvi ilk kez, “Kürdistan Yahudileri, Tevrat’ta sözü edilen kayıp Yahudi kabilesidir” açıklamasını yaptı ve ”toprak hakkı”ndan bahsetti. O günden sonra MOSSAD Kürdistanlı Yahudilerle yakından ilgilenmeye başladı. Bu kadar tarihsel olguyu ve bilgiyi alt alta dizmemizin kuşkusuz bir anlamı var.

Hani savaş çıkacak, Saddam yıkılacakk ve güya o “paylaşım masasına” Türkiye’de oturacak ya; eğer o masada “Musul-Kerkük bizim” derseniz, başkaları, başka başka bilgileri, belgeleri önünüze koyuverir! Benden uyarması!.
 
 
 
 

 
 ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Yahudiler, Barzani ve cehalet!

Muhsin KIZILKAYA /Radikal 2-23 Şubat 2003

Tarihçi olmak iyidir. Ancak, dedikodu üzerine kurulu tarih anlayışıyla bir yere varılmaz
 
 
...Dvir ANTER 
 
 
 Amerika neden savaşta ısrar ediyor, neden Saddam'ı devirmek istiyor gibi soruların binlerce yanıtı var, herkes kendi cevabını bulmaya çalışıyor bu aralar. Bunlar içinde şimdilerde en revaçta olanı bazı komplo teorisiyenlerinin bulduğu cevaptır sanırım. Bunlara göre Amerika'nın derdi Saddam'ı devirmek falan değil, asıl amacı Kuzey Irak'ta bir Kürt devleti kurmak. Fakat bu devlet bildiğimiz anlamda Kürtlerin yönetimde olacağı bir devlet olmayacak, İsrail'le bütünleşmiş bir büyük "İsrailistan" olacak.
Argümanları da hazır. Bir internet sitesinde takma adla yazan bu teorisyenlerden biri olan Uğur İpekçi'ye göre, bu alanın en büyük teorisiyeni olan Yalçın Küçük şu aralar bir kitap yazıyormuş. Küçük kitabında, Barzani ve Bedirhani ailelerinin Yahudi olduğunu ispatlamak üzereymiş. Biraz daha sabredersek, Yalçın Küçük'ün kitabından, 18. yy'dan bugüne kadar başımıza gelmiş olan bütün o büyük belaların bir Yahudi komplosu olduğunu öğrenmiş olacağız. Bununla yetinmeyecek, Musa Anter'in, Cüneyt Zapsu'nun da Yahudi olduğunu öğreneceğiz. (Biliyorsunuz, Yalçın Küçük, bundan kısa bir süre önce Orhan Pamuk'un da Yahudi olduğunu
"ispatlamıştı". Herhalde, bir Türk'ün aklı bu kadar güzel roman yazmaya yetmez diye düşünmüş olacak.)
Yalçın Küçük bu büyük buluşu üzerine çalışadursun, Hürriyet gazetesinde 18 Şubat günü yayınlanan, "Barzani Ailesinin Yahudi Olduğu Ortaya Çıktı" başlıklı haberle, tarihi bir gerçek daha aydınlanmış oldu. Haberin kaynağı, "Tarih ve Düşünce Dergisi"ne bu konuyla ilgili bir yazı yazmış olan tarihçi Ahmet Uçar...Uçar, "Kürt Yahudiler" adlı bir kitaptan yararlandığını söylüyor, ancak kitabın adını bile doğru hatırlamıyor, çünkü A. Medyalı'nın yazdığı kitabın adı "Kürt Yahudiler" değil, "Kürdistanlı Yahudiler"dir. (Neyse bu kadar hata, bir tarihçide de olur.) Tarihçi Uçar, başvurduğu kaynaklarda, Kürtlerin yaşadığı bölgede Yahudilerin de yaşadığını öğrenince, araştırmalarını derinleştirmiş. Osmanlı arşivlerinde, 1856 yılında Sallum Barzani isimli bir hahamın, Musul'dan Selanik'e, oradan da Hahambaşılığı'nın özel ricasıyla Kudüs'e sürgün edildiğine dair bir belge bulmuş. Ve kafasının içindeki ampul aniden yanmış. "Sallum" ve "Barzani" kelimelerini yan yana görünce, Barzanilerin Yahudi olduğunu hemencecik anlamış.
Nereden başlasam... Biliyorsunuz, Yahudiler dünyanın her yerine dağılmış olan bir kavim. Tabiatıyla bir kısmı da Mezopotamya'da Kürtlerle iç içe yaşıyorlardı İsrail devleti kurulunca kadar. Kürtlerle birlikte yaşayan Yahudiler, iki grubu ayrılıyordu. Bir kısmı ticaretle, kuyumculukla, el sanatlarıyla uğraşırken, bir kısmı da toprak işleterek, Kürtler gibi yaşıyordu. Kürtler üzerine araştırma yapmış olan bütün Kürdologlara göre, Kürtlerin en önemli özelliği dillerine karşı olan kıskançlıklarıdır. Yabancı bir dili öğrenmede müthiş bir direnç gösterirken, başkalarına kendi dillerini öğretmede o kadar esnekler. Kürtlerle birlikte yaşayan Süryanilerin, Ermenilerin, Yahudilerin büyük bir kısmı Kürtçe bilir, fakat Kürtler bu dillerin hiçbirini bilmezler.
Kürtlerle birlikte aynı yerlerde yaşayan Süryaniler, Ermeniler gibi, zaman içinde bazı Yahudi aileleri de, çeşitli nedenlerden, dinlerinden vazgeçerek Müslüman olmuşlar. O ailelerin birkaçını ben de tanıyorum ve şu anda Yahudilikle hiçbir ilgileri yok. Bu tür ailelere Kürtler, "Binemal Cuhî" (Yahudi kökenli) diye çağırırlar.
Yahudi aileler Hakkari'de olduğu gibi, Barzan'da da vardı. Barzan bölgesinde yaşayan Yahudiler'e, "Bîrker" denir. "Bîr" geleneksel Kürt kıyafeti olan şel û şepik'lerin dokunduğu tezgahın adıdır. Burada yaşayan Yahudilerin bir kısmı, Barzan ailesinin erkeklerine şel û şepik dokuyordu. Barzaniler de onlara gözü gibi bakıyordu. Hatta Barzaniler bunlara Bàdiyal adlı bir köy vermişti. İsrail devleti kurulunca da bir kısmı İsrail'e gitti, bir kısmı da kendi köylerinde kaldı. Tabiatıyla, bunların içinde hahamlar da vardı, sanatkârlar da, çiftçiler de... Buralarda yaşayan ahali, soyadlarıyla çağrılmaz. Hangi köyde yaşıyorsan, oralısın ve soyadın o köyün adıdır. Yaygın kanının aksine, Barzani adı sadece Barzani sülalesinden gelenlerin adı değildir. Barzan bölgesindeki aşiret konfederasyonuna mensup herkese Barzani denir. İşte Uçar'ın büyük buluş olarak bize sunduğu Sallum Barzani de muhtemelen, o bölgede yaşamış olan bir Yahudidir ve Barzani ailesiyle hiçbir ilişkisi yoktur.

Tarih ve dedikodu
Çünkü tarihçi Uçar'ın iddia ettiği gibi Barzan tek bir aşiret ve köyden müteşekkil değil. Barzani aşireti, Beroji, Mizorî, Şàrvanî ve Dolemàri gibi dört aşiretten oluşan bir aşiret konfederasyonu. Bugünlerde, Doz Yayınları arasında çıkmış olan Mesut Barzani'nin babasının hayat hikâyesini anlattığı "Barzani" adlı kitabında da belirttiği gibi, Barazi ailesinin kökleri Amediye paşalarına uzanır. 1600'lü yıllardan bugüne kadar gelen aile seceresinin içinde bir tane yabancı ada rastlanmaz. Aile, baştan beri İslam dinine bağlı, imam ve şeyhleriyle ünlüdür. Amediye Paşası Zübeyir'in oğlu Mansur'dan Musul'da Osmanlılar tarafından asılan Şeyh Abdülselam 2, Şeyh Ahmet ve Mela Mustafa Barzani'ye kadar yaklaşık dört yüz yıllık tarih boyunca Barzaniler, hep otoriteye kafa tutmuş, devletlerle
yıldızı barışmamış, yerlerinden yurtlarından edilmiş, sürgüne gönderilmiş, çocukları hapishanelerde doğmuş, kıyıma uğramış bir ailedir.
Tarihçi olmak iyidir, tarihi bilmek şartıyla. Dedikoduyu üzerine kurulu tarih anlayışıyla bir yere varılmaz. Bizde tarihçi geçinenler, biraz da tarikatlar tarihini bilmiş olsalardı, örneğin Barzan ailesinden Şeyh Mehmet'in 1700'lerde, Nakşibendi tarikatının Tavil Şeyhlerinden tarikatın liderliğini aldığını, bunu yıllarca sürdürdüğünü, çok sonları 1800'lerin başlarında da aynı sülaleden Şeyh Mehmet 2'nin Nehri Şeyhi Seyit Taha'dan tekrar icazet aldığını bilselerdi, bu sülalenin Yahudi olduğunu ileri sürerek, bu kadar büyük bir cehaletin içine düşmezlerdi.
Ama olur, biz de çoğu zaman yalan, tarihte gerçeklerden daha makbuldur. Tarihçi Uçar'ın Barazilerin Yahudi olduğunu dair bize bir kanıt olarak sunduğu Talaviv'de Mela Mustafa Barzani'yi evinde konuk eden Haham David Gabay'ın, Barzan'dan İsrail'e göçmüş, Barzanilerin zamanında toprak verdiği, kendi okullarını açmaya yardım ettiği, kısacası kol kanat gerdiği bir Barzan yerlisi olduğunu nasıl ispatlayacağız? O coğrafyada bu tür "iyiliklerin" aşiret kültüründe karşılığının bir gece konukluğu olmadığını, o kültürü bilmeyenlere nasıl izah edeceğiz Allah aşkına? Mezopotamya denilen bir kavimler arenasında, kimin ne zaman, niçin, hangi amaçla nerede yaşadığı, kime misafir olduğu, ortak yaşam alışkanlıklarının nelere tekabül ettiği, bir dönem, halklar arasında bugün yaşandığına benzer bir kin ve nefretin pek revaçta olmadığı, insanların dinleri, soyları ve dillerine göre ayrılamadan aynı topraktan beslendiğini anlatmaya çalışsak kim duyacak sesimizi?
===================================================================================
 
 Muhsin Kızılkaya gocunmakta çok haklı

Vedat
 
 
  Tatile gelmişti... Elinde kamerası vardı... Keyif aldığı herşeyi görüntülemek istiyordu. İsrailli Rami Anter'in kamerası tatile geldiği otelin havaya uçuşunu, çocuklarının ölümünü görüntüledi...
 
 
 Muhsin Kızılkaya, Yilmaz Erdoğan'ın akrabası ve ev arkadaşı. Yılmaz Erdoğan'ın hayatını anlatan kitap yazdı. Büyük medyada da yazabilen Kürt (!) yazar. Mustafa Erdoğan, Sultans of The Dance'ı Maydanoz Show Land ortaklığıyla çıkardı. Yaşar Kaya, Maydonoz için Çevik Bir'in şirketidir diyor. Özgür Politika Ankara Temsilcisi Mustafa Erdoğan'ın ortağı Doğan Beyazıt'ın kızı. Orhan Pamuk Şabati değilmiş Kızılkaya'ya göre. Hala desinformasyon yapıyorlar. Değildir çünkü Muhsin Kızılkaya, Erdoğan Kardeşler bunların akrabası, Leman Sam da Kürt Yahudisidir. Muhsin Kızılkaya'nın kardeşi dört yıl Barzani Aşireti'nin en yakınında yaşamış biri zaten.
 
 
 ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Yahudisever Kürt Yaşar Kaya

Türkiye bu ekonomik iflas karşısında dostum ve arkadaşım Kemal Derviş'i göreve çağırdı. Ben yetmişli yıllarda İstanbul'da Siemens'te işe girdiğim zaman Kemal Derviş beyin babası rahmetli Rıza Derviş şirketin sahibiydi. Bu sahiplik yetmiş beş yılına kadar sürdü. Sonra
 
   
 
 Almanlar bu şirketi Koç grubu içine aldılar, zaten birkaç ortak şirketleri daha vardı. Benim çalıştığım yıllarda Kemal Derviş İngiltere'de tahsiline devam ediyordu. Çok zarif olan eşi meşhur tiyatro sanatçısı Turgut Boralı'nın kızıydı.

Yaz tatillerinde Büyük Ada'daki muhteşem köşke gelen Kemal Derviş şirkete uğrar hem çay içer hem de ülke sorunlarını konuşurduk. Bindokuzyüzyetmişdörtte Ecevit başbakan iken ona mali danışmanlık da yaptı Kemal Derviş. Babası Rıza Derviş çok uzun yıllardar beri Birleşik Alman ilaç fabrikalarının (Knoll, Bayer, Schering) Türkiye temsilcisi iken ikinci dünya savaşında Türkiye mümessilliğini çok başarılı idare ettiği için, Almanlar Siemens'in röntgen ve diğer tıp cihazları tek satıcılığını Rıza Derviş beye verirler. Rıza bey Arnavut, Kafkas karışımı bir ailedendi, karısı yani Kemal'in annesi Alman'dır.

Rıza Derviş her yıl Büyük Ada'daki köşkte kardiplomatige bir resepsiyon verir. Rıza beyin bu yemeği günlerce konuşulurdu. Köşk tam deniz kenarında dünya cenneti bir yerdi.

Yetmiş dört seçimlerini Ecevit'in kazanacağını söylediğimde çok öfkelenmiş ve bahse girmiştik. Aldığım bir maaş ikramiyeyi afiyetle yemiştim. Hep şunu söylerdi. Ne zaman Kemal'i arasam senin odanda buluyorum. Allahaşkına kuzum ikiniz (iki sosyalist kastediyordu) kafa kafaya verip ne konuşuyorsunuz onu merak ediyorum. Ama ikinizi de seviyorum. Çünkü ikiniz de çok dürüst çocuklarsınız, sizi takdir ediyorum. İkiniz de şu Anadolu toprağına hizmet etmek istiyorsunuz. Sen biraz daha Kemal'in beynine girersen vallahi Dünya Bankası'nı bırakır gelir. Senin Kürdistan diye tutturduğun yere vali olur. Ecevit iktidardan düşünce Kemal bey Dünya Bankası'ndaki görevinden döndü. Türkiye politikası ile çok yakından alakadardı, saatlerce Türkiye'nin meselelerini konuşurduk. Sonra uzun yıllar birbirimizi görmeden takip ettik. Dünya Bankası batı kapitalizminin finans tepesidir. Oraya gelmek kolay değil, Kemal yaradılışı itibariyle zeki ve disiplinli bir adamdı. Yaşının elliyi yeni geçtiğini sanıyorum. Gelsin bakalım, neler olacak göreceğiz. Dünya Bankası'nı bırakıp bir görev kabul edeceğim, sanmıyorum.             
===================================================================================
 
 Yahudi Barzanîler

Kuzey Irak'ta asırlardır "Tat" diyelekti ile konuşan, ticaret ve küçük zenaatlarla uğraşan, bir çok kasaba ve köyde sayıları az da olsa bulunan Yahudilere rastlanmakta idi. Bunlar giyim konusunda da Kürtlere benziyorlardı. Kürtler arasında "Yahudî olmadım, olmayacağım" deyimi yaygın olarak kullanılsa da Yahudiler, Kürtler tarafindan hor görülmezlerdi.[14]

Kürtçe konuşan Yahudilerle ilgili ilk ciddî çalışmaları, kendisi de Kürtçe konusan bir Yahudi olan Kaliforniya Üniversitesi İbranî Dili Profesörü Yona Sabar yapmıştı. Sabar, Tudelali Benjamin ve Haham David'in seyahatnamelerine dayanarak Kürtçe konuşan Yahudilerin tarihî ve etimolojik geçmişleri hakkında bilgi vermişti. Sabar'a göre, Kuzey Irak'ta onikinci yüzyıl ve sonrasında zaman zaman İbn Duği, David Al-roy ve Menahem gibi Yahudi önderlerin öncülük ettiği ve onlarin mesih (kurtarıcı) ilân edildiği Yahudi isyanlari görülmüştü.[15] Sabar'ın ilginç iddiasına göre bölge Yahudileri daha yoksullar arasında yer alırken, özellikle ünlü Barzanî ailesinden gelen hahamlar Kürdistan'ın bir çok yerinde dinî çalışmalar ve eğitim için merkezler kurmuslardı. Bu dinî merkezler, Mısır ve Filistin gibi uzak yerlerden bile öğrenci kabul ediyorlardı.[16] Sabar bu ailenin daha sonra ne zaman Müslüman olduğu konusu üzerinde durmamaktadir. Ancak daha ileride de aktaracagımız gibi özellikle Şeyh Ahmed Barzanî'nin söz ve tavırları Barzanî Ailesi ile ilgili sis perdesini yoğunlaştırmakta, özellikle gizli dinî kitapların varlığı, Müslüman, ehl-i sünnet ve Naksibendî aile görüntüsüyle çelişmektedir.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
 
 
YALÇIN KÜÇÜK’ÜN YAHUDİLER’LE İLGİLİ YORUMLARI
   
 
   
 
 
 Sayın Yalçın Küçük, Vakit gazetesine bir demeç verdi ve yahudilerden de bahsetti. Orada Musa Anter’in yahudi olduğunu yazıyor ve bu doğrudur. Nusaybinli olan bu aile yani Anter ailesi yahudidir. Hatta bir kolları Karaim, bir kolları da Task yahudisidir. Sonradan Kürt yahudileriyle akraba olmuşlardır. Kürtler arasında ‘Ape Musa’ (Musa Amca) diye tanınan Musa Anter’in dışında aynı aileden Muhammet Anter, Temirhan Anter, Yusuf Anter, İlkay Anter, Sulhiye Anter gibi isimler de siyasi olarak öne çıkmışlardır. Bu aile hem PKK’nin, hem PJA’nin (Özgür Kadın Partisi), hem KNK’nın (Kurdistan Ulusal Kongresi), hem T-KDP’nin (Türkiye KDP’si), hem HADEP’in, hem PKK-Vejin’in (Apdullah Öcalan’ın eşi Kesire Öcalan’ın kurduğu parti), hem de İsveç Sosyal Demokrat Partisi’nin içindedirler. Ayrıca CHP içinde de etkinlikleri vardır. Ailenin bir bölümü Almanya’da, bir bölümü İsveç’te bir bölümü de Hollanda’da yaşamaktadır. Musa Anter birçok ünlü sabbatay ve Türk musevisi ile birlikte yıllarca Suadiye’de ikamet etmiştir ve devlet içinde ciddi bağlantılara sahiptir. Yalçın Küçük bu bilgiye, muhtemel ki, Anter’in aile dostu olan Yaşar Kaya üzerinden ulaşmıştır. Küçük bir ihtimalle işe genelkurmay’a yakın bir kaynaktan veya, aynı orijin üzerinden Doğu Perinçek’ten almıştır.

Yalçın Küçük Tusiad’ın içinde yahudi kökenli dostları olduğunu ve bunların isimlerini veremeyeceğini söylüyor. Tusiad’ın içindeki yahudilerden kastı bilinenler ise onları ‘deşifre’ etmekten korkması garip çünkü onları hemen herkes tanıyor; Jack Kamhi’yi, Jeffy Kamhi’yi, Sedat Aloğlu’nu, Cem Hakko’yu, İshak Alaton’u, Vedat Behar’ı, İzzet Garih’i (Üzeyir Garih’in oğlu), Tunç Tonger’i, İzi Gambaş’ı, Aabee Yoffee’yi kastediyorsa bu isimler bilinen isimler. Yok eğer Feyyaz Berker, Feyyaz Tokar, İbrahim Özer, Rıfat Özyeğin, Tavit Koletavitoğlu (David Kuldavidoğlu) gibi hakikaten ‘dokunulmaz’ ve dokunulduğu takdirde başa bela olacak kadar sıkıntı yaratabilecek olanlardan bahsediyorsa o zaman kaygısı anlaşılabilir. Ama bunların dışında Saul’lar, Pintolar, Özilhanlar, Caukiler, Levanteler, Charlar, Yeğinler, Özerenler, Özdenler, Pakerler, Gatenyolar gibi bir sürü isim de Tüsiad üyesi yani Tüsiad’ın içinde musevilerin ağırlığı büyüktür.

Yalçın Küçük başbakan sayın Erdoğan’ın danışmanları arasında da sabbatay-yahudiler’in olduğunu belirtiyor ve yine isim vermiyor. Bir tanesi Egemen Bağış, diğeri Kürşat Tüzmen’dir. Güldal Aksoy da sabbataydır. Güldal Aksoy’la Bulgaristan dışişleri bakanı Solomon Pashi arasında akrabalık vardır.

İsrail’in eski büyükelçilerinden Davit Nimrudi, İsrail eski savunma bakanı Yitzhak Mordekhay, Barzani ailesinden Evair, Nathaniel, Misham, Shumuel Barzani, İsmael Gazit gibi isimler bazı diğer ünlü Kürtler’dir.

Yalçın Küçük Barzani’nin babası Mele (Molla) Mustafa Barzani’nin İsrail’i ziyaret ettiğini söylüyor ki, doğrudur. Orada Menahem Begin’in kardeşinin, Emma Rafailoviç’in, Nimrudi’nin, Sardana Rawan gibi önemli isimlerin evinde kalmıştır ve İsrail, Barzani ailesine her zaman yakın olmuştur ve hala da öyledir. Masud Barzani’ye karşı yapılacak bir saldırı, ister Türkiye’den ister başka kürt gruplarından gelsin İsrail tarafından hiç hoş karşılanmayacaktır. Yalçın Küçük Apdullah Öcalan’ın yanına genelkurmay başkanlığının bir kanadını temsilen gittiğinde Barzani’yi PKK’ya öldürterek kürtleri çatıştırmak istedi ve bunu zorladı fakat Apdullah Öcalan bunu kabul etmedi. Türkiye ise Barzani’ye dokunmayı göze alamıyor ve alamaz da. Yalçın Küçük bütün bunları tam olarak bilmiyor aslında, gün gün ona kısıtlı bilgi veriliyor ve o da bunları basına açıklıyor.

Fakat onun dediklerini de doğru kabul etmek gerekir çünkü, ‘bilimsel’den çok ‘istihbaratsal’ bilgiler alıyor. Yani devlet ona kendi istediği kadar bilgi veriyor o da bilim adamı imzasıyla servis yapıyor. Rusya’ya gitmesi de, PKK’ya gitmesi de, Yön dergisi olayı da, Paris macerası da, FKF kuruluşu da hepsi ‘görev’le yapılmış işlerdir. Demek ki, devletin bir kanatsal gücü son zamanlarda sabbatay-yahudi’lerden ve onların devletteki gücünden rahatsız oluyor ve Doğu Perinçek, Yalçın Küçük gibi nasyonalist ve yasal islami güçleri mevzilendiriyor. Sanıyorum daha da fazla provoke edebilirler.

 
internetten alıntıdırArtniyetli yazılmamıştır 
Saygılarımla...

Amacım Irak  Kürtlerinin Yahudi olduğunu az da olsa ispat edebilmektir...
« Son Düzenleme: Mayıs 29, 2007, 04:36:56 ÖS Gönderen: HUTGIN »
İnsanoğlunun en büyük merakı, görmediği ve bilmediği gizli şeylere karşıdır.Merak ilmin hocası olduğu için  o, bu merakında haklıdır...


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
26 Yanıt
10114 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 21, 2014, 12:30:30 ÖÖ
Gönderen: ThomasReid
0 Yanıt
5791 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 15, 2009, 11:48:36 ÖÖ
Gönderen: karahan
2 Yanıt
5205 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 08, 2013, 01:17:01 ÖÖ
Gönderen: NOSAM33
Kürtler

Başlatan ceycet « 1 2 ... 6 7 » Guncel Konular

60 Yanıt
16131 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 16, 2012, 10:52:34 ÖS
Gönderen: NOSAM33
0 Yanıt
1577 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 31, 2012, 02:52:14 ÖS
Gönderen: karahan