Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Albert Einstein; Sosyalizm Neden Gereklidir?  (Okunma sayısı 12287 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Haziran 25, 2011, 07:07:08 öö
Yanıtla #10
  • Seyirci
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 647
  • Cinsiyet: Bay

Alıntı
“Aslında Liberalizm de biraz bu gerçekten besleniyor. Evet, o dönemler geri gelmemek üzere kapandı. Bu saatten sonra sosyalizmin kağıt üzerindeki mutluluk teorileri, rekabet ortamını görmüş ve başarıyı tecrübe etmiş bireyler tarafından HAKLI BİR BİÇİMDE engellenir.  “
Hangi başarı? Para kazanmak, iktidar sahibi olmak mı? Bu başarımı sizce? Bu gün gelir seviyesi yüksek toplumlarda yeni inanç sistemleri aranılmaktadır. Dikkat ederseniz bilgelere olan özen ve bunlarla ilgili kitaplar(New age) son zamanlarda artmıştır. Hatta Dan Brown'ın romanlarınıda buna dahil edebiliriz. Bu gün mutsuz olduğunu, yalnız olduğunu söyleyen doğuda ki değil batıda ki uygar, refah insanlardır.  Para kazanmak, kariyer sahibi olmak insanı mutlu etmiyor sayın Popperist. Kaldı ki artık bir çok kişi buna başarı demiyor zaten. Siz diyebilirsiniz, sizin Einsteinden daha çok çalışan bir beyniniz ve bilgi birikiminiz var. Ayrıca aşağıdaki yazı size ait;
"Dünyadaki bütün bu hırgür, bu keşmekeş neye hizmet ediyor? Para hırsıyla canımızı dişimize takmış, zenginlik, iktidar ve mükemmellik peşinde koşuyoruz; bu koşunun sonunda ne bekliyor bizi?

Alıntı
“Yetenekli bir birey, o masal devirlerini, bugüne kıyasla Einstein kadar özlemle anmayacaktır. Tam aksine, başarısız bir birey, o günleri özlemle anacaktır. “
Bu söylediğiniz mi doğru yoksa şu kaynayan kurbağa hikayesi mi? Yüzyıllarca yapılan çalışmların sonucunda edililen bilgiler sanırım sizin seviyenize ulaşamamış

Alıntı
“Einstein kadar başarılı birinin o günleri özlemle anması çelişkisini ise, Einstein'ın işgüzarlığına bağlamak istiyorum. Kendisi acaba planlı bir toplumun planlı eğitiminde bilim adamı olabilecek miydi? Einstein örgün eğitim kurumlarında çuvallamış biriydi.”
Eh ne denebilir ki, Einstein'i de işgüzar yaptınız, bakalım karşınızda kim durabilecek bundan sonra. Einstein planlı ve bilgili bir toplumda olsaydı bu günkü sistemlere benzer şekilde belki de özel bir eğitim alıp belkide daha erken daha çok şey başarabilecekti. Kaldı ki işini bitiremediğini hepimiz biliyoruz, kendisi de söylüyor.

Alıntı
“Fakat bir dahiydi ve dehasını özgürlük ortamında kanıtlayabilmiştir. “
Pes artık dediğim nokta. 2. dünya savaşında Almanya'da bir Yahudinin özgürlüğünü söylemek, temel almak nasıl bir mantıktır? Nasıl bir bilgidir? Nasıl bir yapıdır? Ne diyeceğimi şaşrıdım artık.


Alıntı
“Kağıt üzerinde kurulan bir mutluluk teorisi olan sosyalizm, insanın biyolojik güdülerini hiçbir zaman tam olarak hesaplayabilme başarısında bulunamaz. “
:) Buna gülerim işte, Komünizmi bilmediğiniz belli oldu, komünizm ne Karl Marks ne de bir başkası tarafından kurgulanmadı. O zaten vardı. Tıpkı arkeologların kemikleri, tabletleri bulması gibi bulundu sadece. İnsanlık daha önce hem teknolojik olarak yetersizliğinden, hemde iletişimin yavaşlığından dolayı komünizmi tam olarak yeryüzüne getiremedi. Zaten Birkaç ülkede komünizm olmaz diye yüzyıllar öncesinden söylenmişti. Nedense kapitalistler, Liberaller bunu es geçer veya bilmezler. Komünizm gelecekte istenmese bile gelecektir. Çünkü dialektikte başka alternatifi yoktur. Bu günkü liberalizm ve bir çoğu bu dialektiğin içinde olacağı, aşamaları zaten daha önceden söylenmişti. Bunları sizin kabul edip etmemeniz bir şeyi değiştirmeyecektir. Veya benimde kabul edip etmemem süreci değiştirmeyecektir.
Biyolojik güdüler, rekabetsiz, çıkarsız ve kaygısız ortamlarda daha çok ortaya çıkar. Psikoloji ile ilgili ders isterseniz bu konuda yardımcı olabilirim çünkü en sevdiğim konulardan birisidir.
Lütfen tam tersi ve mesnetsiz şeyleri gerçekmiş gibi söyleyip üstüne bina kurmayınız. Komünizmi kötüde olsa yaşayan Sovyetler birliği teknoloji de, sanatta ve sporda bütün dünyayı geride bırakmıştır. Yaşınızı bilemiyorum ama, bir 20-30 yıl öncesini araştırın göreceksiniz.
Ünlü bir bilgine sormuşlar, Dünyada nerede yaşamak isterdiniz? diye. Demiş ki; Gençliğimde amerikada, ihtiyarlığımda Sovyetler birliğinde.
Bu gün dünyada yaşamanın en zor olduğu ülke amerikadır. Her ne kadar yüksek gökdelenlerin etkisinden sersemlemiş ve ağızları yıllardır kapanmayan cahiller amerikayı fırsatlar ülkesi olarak görselerde durum budur, açıklamak kolaydır.

Alıntı
“Geçmişte köylerde yüzlerle ifade edilen insan kitlelerinin birbirleriyle iletişimleri, bugün artık milyarları bulmuş ve insanın önünde farklı kariyer ve mutluluk merdivenleri açılmıştır. “

Sanırım sayın Popperist benim daha önce yazdıklarımdan hiçbir ders çıkarmamış. İnsanın çevresindeki insanları algılaması belli bir sayıdan sonra başkalaşır. Bunu bilimsel olarak geçenlerde bir yazımda göstermiştim. Bir topluluk 100-150 kişiyi geçince insanların ötekileştiği, kavramsal hale geldiği görülmektedir. Sizin sürekli görüştüğünüz kaç kişi var? Dünya milyarlarca insan ile dolu diye sizde milyarlarca insanı tanıyor mu oluyorsunuz?
İşin en kötüsü kariyer diye uyduruk bir şeyi mutlulukla yanyana yazmanız. Kariyer robot yetiştirme amaçlı uydurulmuş, saatlerini maaş karşılığı satan mutsuz insanlar yaratır. Asla kabul edilemez.

Alıntı
“Yaşamak, yaşayabilmek, o kadar zor bir şey değil. Einstein, insanın sabit genetik özelliklerce belirlenen özelliklerinden bunu anlıyorsa çözüm çok basit. Her insana bir barınak verilir. İşinden olmayı kafasına takıyor ve işini kaybetmekten korkuyorsa, her insana karnını doyuracak, hatta karnını biraz daha fazla doyurup obez olacak kadar gıda verilir ve olay biter.  “

Güldüm:) Demek binlerce yıldır boşuna düşünüp o kadar söz üretmişler. Nasıl oldu da bu çözümü akıl edemediler? Bende Descartesi adam sanırdım, Karl marks'a ve diğer bütün filazof, dahi, düşünür, ekonomist varsa hepsine "aşk olsun" diyorum. “Bu kadar basit” bir şeyi niye düşünemediniz?
Evet sayın Popperist, insanlara sadece bunun garantisini verin yeter. Ama bunu yaparken, herkese eşit davranın. Kimseyi ayırmayın ki gelecekte bu düzen kapitalistler, açgözlüler, aptallar, korkaklar tarafından bozulmasın, birileri parasıyla daha iyi eğitim almasınlar, daha sağlıklı ortamlarda yaşamasınlar, insanları mal için, güç için kandırmasınlar, kim ne alıyorsa diğeri de o kadarını alsın. Herkes eşit konforda yaşasın. Birisi ne kadar çalışıyorsa diğeride o kadar çalışsın, günde 2 saat falan yeterli olur bu şekilde yaşanırsa, hem insanlar çocuklarına daha çok vakit ayırırlar, bahçeyle, kitap okumayla hatta araştırmayla, bilimle daha çok uğraşabilirler.
Gerçi buna komünizm deniyor ama siz onu boşverin.

Alıntı
“Sscb zaten yıllardır bunu yapmıştır, “
Asla ve kesinlikle böyle bir şey yok. Liberallerin, dincilerin, kapitalistlerin(gerçi hepsi aynı ama kimse dışarıda saymasın kendini diye yazdım) bunu kullanmalarına izin veremem. Yok öyle bir şey. Bende Rusya'da yaşadım, köyünde bile kaldım. Ssbc de sınıfa dayalı komünizm vardı. Komünizm de sınıf olmaz oysa. Üstelik komünizm tek bir ülkede olmaz, bütün dünyada olabilir

Alıntı
“fakat insanın o sabit denilen özellikleri bunlarla kelimenin tam anlamıyla "mutlu" olamamıştır. Neden? Çünkü insan, kağıt üzerinde matematiksel bir formülle ifade edilebilecek bir varlık değildir. “
Hayır, Rusyanın yarısından çoğu komünizme dönmeyi istemektedir hala. Maalesef bu da yanlış bir söz. Ayrıca Liberalizm tabletlere mi yazıl dı?

Alıntı
“Einstein ve Einstein gibi düşünenlerin önce bunu bilmesi gereklidir. Yok efendim öyle değil diyorsanız, barınak ve gıda ihtiyacı karşılanmış bireylerin neden daha fazlasını istediğini kendinize sormanız gerekir. “
Dahi ama düşünemiyor işte cahil ne yapsın.
İhtiyaçları karşılanmış bireylerin daha fazlasını istemem gibi bir durumu olamayacağı gibi(eşit paylaşıldıkça tabiki) Şişirilmiş tv ve gazete haberleri, reklamları, filmleri ve şovları maalesef kapitalistlerin elindedir. Ve liberalizm reklamsız yapamaz, mal satamazsa olmaz. Bu gün kimin telefonu 10-15 senelik? Sizin sayın Popperist telefonunuz kaç senelik? Kimin evinde hala CRT televizyonlar var? Neden arabamızı eskimediği halde değiştiririz? Mecbur olduğumuz işlenmiştir beynimize de ondan. Ben iyi bir arabaya binmek zorundayım çünkü iş alabilmem buna bağlı. Sistem(Liberalizm) bizi kendisine mecbur bırakıyor. tayyip komünist demeyin lütfen.

Alıntı
“SSCB'de yıllarca insanların barınak ve gıda ihtiyacı karşılandı, peki neden bu sistem yıkıldı? “
Çünkü dışarıda komünizm yoktu, vahşi acımasız bir dünya vardı ve içerideki güçlerde açgözlüydü. Rusyanın bu gün sahip olduğu altyapı dünyanın hiçbir yerinde yoktur. Ancak orada gösterişte yoktur. Televizyonun yaygınlaşması, özentileride beraberinde getirmiştir.
Neyse bunu fazla uzatmayalım, lüks içinde yaşamıyoruz gibi aptalca bir kaygıya kapıldılar.

Alıntı
“Einstein, kapitalist dünyada rekabet içinde yaşayan insan için şöyle diyor "yaşamın o saf, basit ve yalın güzellikleri ellerinden alınmış hissediyorlar." Acaba nedir bu yaşamın o saf , basit ve yalın güzellikleri, acaba burada bu yazıyı arşivleyeceğini söyleyen arkadaşlar, bu şeylerden biraz olsun bahsedebilir mi? Yaşamın o saf ve basit güzelliklerini bir sayın bakalım. Bu güzelliklerin bugünkü kapitalist dünya özgürlüğünde kesinlikle ulaşılabilir olduğunu (tabi gerçekten SAF , BASİT ve YALIN iseler!!!) iddia ediyorum. “
Siz iddia edin sayın Popperist, bu en çok sevdiğim konu. Günlerce ballandıra ballandıra size bunu anlatabilirim. Çok uzun ve zevkli olacağı için bunu ayrı bir yere koyuyorum. Ama şu alttaki yazınız bunla çelişmiyor mu?
"Dünyadaki bütün bu hırgür, bu keşmekeş neye hizmet ediyor? Para hırsıyla canımızı dişimize takmış, zenginlik, iktidar ve mükemmellik peşinde koşuyoruz; bu koşunun sonunda ne bekliyor bizi?
Bir karar verseniz iyi olur, şu an kötü mü yaşıyoruz? Yada bu yazı yalan mı?

Alıntı
"Dünyadaki bütün bu hırgür, bu keşmekeş neye hizmet ediyor? Para hırsıyla canımızı dişimize takmış, zenginlik, iktidar ve mükemmellik peşinde koşuyoruz; bu koşunun sonunda ne bekliyor bizi? Doğanın gereklerini mi yerine getirmeye çalışıyoruz? En yoksul işçinin yevmiyesi bile doğanın gereklerini karşılamaya yeter. Öyleyse daha iyi şartlarda yaşamak adını verdiğimiz o yüce amacın nasıl bir yararı var bize?

Şu yararı var: bütün bu koşuşturmanın sonucunda gözlemlendiğimizi, ilgilenildiğimizi, bize sempatiyle, beğeniyle ve takdirle bakıldığını hissederiz. Zengin adam servetinin keyfini sürer çünkü aslında o servet dünyanın ilgisini ve beğenisini de beraberinde getirmektedir. Tam aksine yoksul adam yoksulluğundan utanç duyar çünkü o yoksulluk onu insanlığın görüş alanının dışına itmiştir.Bizimle ilgilenilmediği hissi, insan doğasının en ateşli isteklerine bile ket vuran bir histir. Yoksul adam evden işe, işten eve gidip gelirken kimse onu farketmez. Dışarıda kalabalığın içinde yürümesi yada hiç dışarı çıkmadan kendi ininde yaşaması hiçbir şeyi değiştirmez: her iki durumda da aynı silikliğin ve görünmezliğin içindedir. Oysa rütbeli ve haysiyetli adam bütün dünyanın gözleri önündedir. Herkes ona bakmaya can atar. Davranışları kamuoyunun ilgi odağıdır. Her lafı, her hareketi ilgiyle karşılanır." “

Evet bize kariyeri anlatırlarsa kariyeri düşünürüz. Zengin olmak mutlu olmanın tek şartıdır derlerse zengin olmaya çalışırız. Uygarlığa ait 7 yalanı buraya yakında aktarırım.
Sayın Alşah ve Sayın ADAM acaba bize 60'lı 70'li yıllar hakkında neler anlatabilirler? Acaba o yıllar ile günümüz karşılaştırıldığında hangisi daha güzel geliyor? O yıllar sözüm ona yokluk yıllarıydı. Neyse onlar anlatırlarsa daha iyi olur.
Bir resim görmüştüm, sanırım Filistinli bir kız çocuğuna aitti. Bir bacağı yoktu, seksek oynuyordu ve gülüyordu. İnsan içindeki şartlara uyum sağlamakta bence mükemmeldir. Özellikle çocukları incelerseniz, her ortama inanılmaz bir uyum gösterirler. Eşim küçüklüğünü köyde ninesiyle birlikte geçirmiş genelde aç olurlarmış, her gün ekmek alabilmek için tavukların yumurtlamasını beklerlermiş. Yemek yapabilmek için ot toplar kafalarınca karıştırıp yemek yaparlarmış. Ama o yıllarını anlatırken gözleri dolar, “Hayatımın en güzel, en mutlu yıllarıydı. Şehire, gelmek istemezdim, geleceğime yakın zamanlarda kabuslar görmeye başlardım” diye anlatır. Benimde çocukluk dönemlerimde ailem zorluklar çekti evimizde televizyon yoktu, geceleri kahvehanenin penceresinden seyrederdim, sesini de duyamazdım haliyle. Ailem buna üzüldüğü için eve zorla da olsa televizyon aldı. En güzel yıllarımdı o yıllar.
İnsana uyduruk değerleri yaşı ilerledikçe veririz. Çocuklar için kariyer hiçbir şeydir. Hijyen aptallıktır ama bize dayatırlar. Süt berbat bir besindir ama çocuklarımıza içiririz. Neden? Çünkü doğruları bilmiyoruz, bu günkü değerlerimizi biz yaratmadık, liberalizm ve kapitalizm yarattı. Reklamlarla, iğrenç değerlerle kafamızı bulandırdı. Sanal olan şeyleri gerçek, gerçek olan insanları da sanal yaptı. Dizilerdeki hayatı özenir olduk, lüks arabaların farları gözlerimizi aldı. Kandırıldık.
Aptal Adam Smith'in düşünceleri çok eskilerde kaldı. Tıpkı o güzelim erdemlerimiz ve en doğal değerlerimizle birlikte. Bundan 30 yıl önce İstanbul'u geceleri elinde sadece düdükle bekçiler korurdu. Bunu ben değil yabancı bir gazete yazıyor.
Artık paraya tapar olduk, para sahibi isen saygın insansındır. Yoksulsan kimse değer vermez. Güç sahibi isen bir sürü dostun olur, değilsen yatacak yerin yoktur. Kıyafetin marka olmalıdır, telefonun eski püskü birşeyse alay konusu olabilirsin. Evinde LCD televizyonun yoksa ayıptır. Eskiden ayıplarımız başkaydı. Eskiden insanların yüzü kızarırdı, itham altında kalmak bile çok üzücüydü.
Ne acı değil mi? Şimdi ben kalkıp bunları anlatmak zorunda kalıyorum. Sanki kimse bilmiyor. Hayır, herkes biliyor ama bazılarımız suyun kaynadığını farkedemiyor(Kaynayan Kurbağa).

Merak etmeyin sayın Popperist, asıl yazacaklarım bu kadar değil. Henüz size cevap vermedim. Çünkü atomu parçalamak daha kolay.


Saygılarımla...
« Son Düzenleme: Haziran 25, 2011, 07:12:43 öö Gönderen: Prometheus »
Bir yere ait olmayı hiç istemedim. Ya kendim olurum yada başkalarının arkamdan övgüleri ile ölmüş olurum.


Haziran 25, 2011, 11:10:11 öö
Yanıtla #11

Sayın Prometheus bana cevap vermediğini söylüyor. Bilakis, tam da umduğum, beklediğim, ve savunma olarak her sosyalistten duyduğum klasik bir cevabı vermiştir.

Önce kafamda hemen kurduğum şu hikayeye bir bakalım.

Küçük nüfuslu bir köy düşünün. İnsanların rutin işleri var. İnsanlar yıllardır, nesillerce birbirini tanıyor. Hemen hemen zevklerinde ve mutluluklarında eşitler. Veya, malı mülkü çok olanın hayatı yaşama biçimiyle, malı görece daha az olanın hayatı yaşama biçimi ve aldığı zevk, huzur seviyesinde anlamlı bir fark yok. Yani herkes hemen hemen aynı, eşit bir şekilde mutlu, huzurlu yaşıyor olsun.

Sonra bu köy sakinlerinden birinin canı sıkılsın. Diğer insanlar mutlu ve huzurluyken, o da onlar kadar mutlu ve huzurlu. Fakat insan içindeki merak, arzu, ve değişiklik ypma isteği gibi gayet doğal ve insani güdüler, bu insanı farklı şeyler yapmaya götürsün. Bu insan, gitsin, elindekilerle örneğin çarşıdan bir kitap alsın. Gençliğini diğer köy insanlarıyla birlikte huzurlu ve mutlu geçirirken, biraz da okusun bu adam. İnce zevkler edinsin. Merak etsin. Bu köyde daha başka ne yapılabilir, boş zamanlar daha nasıl iyi bir şekilde değerlendirilir diye merak etmek, bu insanın hobisi olsun. Ve kitaplardan, kendisi dışındaki köy topluluklarının varlığını, yabancıları, onların yaşam şekillerini öğrensin, ve her ne kadar mutlu olunsa da, daha da mutlu ve yetkin olabilmek için insanın dünyada yapacağı daha başka şeyler olup olmadığını araştırsın.

Sonra bu adam, yılın belirli bir zamanını kumsalı, denizi, sahili olan bir başka köyde başka arkadaşlıklar kurarak ve iletişime geçerek, eğlenerek yaşamak istesin ve yılın bir döneminde bunu yapabilmek için kenara koyduğu malı biriktirsin, biraz tasarruf etsin. Sonra bu naif hayalini başarsın bu insan. Biriktirdikleriyle, yılın belirli bir zamanı gezmiş, yeni insanlar ve yeni meşgaleler tanımış biri olarak köyüne gelsin. Oradaki insanların bazılarının buradinsanların içtiği içkiden daha farklı bir içki içtiğini gözlemlesin ve oradaki içkiyi kendi köyüne, kendi köyünün mallarını da diğer köye götürerek bir nevi ticarete başlasın. Bu insan aracılığıyla iki komunşte birbirinden haberdar olsun ve artık uzman olan bu adam, daha farklı yaşamaya, daha çok aktiviteyle yaşamaya başlasın.

Yani artık diğer hemşerilerinin yaptıklarından daha fazla şey yaparak mutlu olmaya çalışsın.

Sayın Prometheus, işte bu çeşit adamları eleştiriyor. Aslında Sayın Prometheus değil, çoğu sosyalist bu adamı eleştiriyor. "Hayatta mutluluğu kendi başına arayan" bu insana, muhtemel diğer hemşerilerinin aklını çeldiği, onlardan daha mutlu yaşadığı için diğer hemşerilerini huzursuzlandırdığı. Diğer aile çocuklarının bu adamın çocuklarının lüksünü görerek daha fazlasını kendi ailelerinden istettiği için aslında hiç de kötü bir niyeti olmayan bu insan adeta şeytanlaştırılır. Yani Sayın Prometheus'un tabiriyle bu insan "açgözlüdür", diğer insanların da arabasını değiştirmesini kışkırtan bir "beyin yıkayıcıdır", rusların kendilerini "lüks içinde yaşamıyor olduklarını düşündürten" bir şeytani unsurdur. Halbuki hikayenin başından beri gözlemlediğimiz üzere, bu insan sadece kendi mutluluğu ve kendi meşgalesi için yaşamaktadır. Asıl sorun, kendileri mutlu ve huzurlu oldukları halde, kendilerinden daha farklı bir biçimde yaşayan, bu yaşamı kazanmak için de zamanında diğerleri rutin hayatına devam ederken çalışmış çabalamış bu insanı çekemeyen köy ahalisidir.

O BASİT, YALIN VE SAF güzellikler hala köy ahalisinin elindedir. Hala eskisi gibi yaşayabilirler. Ama artık bir şeyler değişmiştir; bazı insanlar çalışıp çabaladığında, daha farklı "basitlik, yalınlık ve saflıkları" yaşayabilmektedirler. Hayır!!! Bu adama izin verilmemelidir, çünkü diğerlerinin aklını çelmektedir.

Sayın Prometheus sürekli şöyle şeyler söylüyor. Ben eğer insanın abit bir biyolojik özelliği varsa ve bu tatmin edilmek isteniyorsa barınak ve gıda ihtiyaçları rutin sağlansın yeter, bunu kabul eder misiniz? diye sormuştum. Kendisinin verdiği cevap, işte benim beklediğim, umduğum bir cevaptır;

Alıntı
"Evet sayın Popperist, insanlara sadece bunun garantisini verin yeter. Ama bunu yaparken, herkese eşit davranın. Kimseyi ayırmayın ki gelecekte bu düzen kapitalistler, açgözlüler, aptallar, korkaklar tarafından bozulmasın, birileri parasıyla daha iyi eğitim almasınlar, daha sağlıklı ortamlarda yaşamasınlar, insanları mal için, güç için kandırmasınlar, kim ne alıyorsa diğeri de o kadarını alsın. Herkes eşit konforda yaşasın. Birisi ne kadar çalışıyorsa diğeride o kadar çalışsın, günde 2 saat falan yeterli olur bu şekilde yaşanırsa, hem insanlar çocuklarına daha çok vakit ayırırlar, bahçeyle, kitap okumayla hatta araştırmayla, bilimle daha çok uğraşabilirler.
Gerçi buna komünizm deniyor ama siz onu boşverin."

:)

Dikkat edin, Sayın Prometheus, insanın mutlu ve huzurlu olabilmesi için, herkesin ama herkesin eşit seviyede yaşaması gerektiğini iddia ediyor. Bu ne demektir? Bu günde iki saatten fazla çalışıp diğer köylerdeki zevki tatmış ve bunun ticaretini yapmış adam da bizim seviyemize insin, böyle şeyler yapmasın demektir. E hani insan ihtiyaçlarının genetik özellikle belirlenmiş olduğunu iddia eden Einstein'ın düşüncesi nerede? Nerede o gizemli formülünüz? Neden çalışan çabalayan bir insan sizden daha iyi yaşama hakkına kavuşmasın? Herkes eşit konforda yaşasınmış. E yaşayabiliyorsa yaşasın. Ben sizin konforunuzda mutlu olamazsam daha iyi bir konfor arama ve bunu başarma çabamda bana düşman kesilecekseniz, bu kapitalizmin değil, haset ve kıskançlık dolu bir insanın sorunudur. Algılar algılar algılar diyorsunuz. Kapitalizm, çağın insanının arzularını ve amaçlarını etkiliyor diyorsunuz. E etkilenmeyin anacım. Siz otokontrolü olan insanlar değil misiniz? Nedir dün barınak ve gıdayla sizi mutlu ederken bugün mutsuz eden şey? Ben söyleyeyim; çalışan çabalayan insanın daha konforlu yaşaması.

 E hani siz "BASİTLİK, YALINLIK VE SAFLIK" aşıklarıydınız? Neden LÜKS'ü yaşayan birilerini görünce, huzursuzlanıp, o basitlik, yalınlık ve saflık dünyanızda rahatsız oluyorsunuz? Neden ruslar lüksü arzulamaya başladılar? Neden Kapitalizmden bu kadar şikayet eden bir kitle varken, neden kimse bir köy evine yerleşip mutlu huzurlu ve ucuz yaşamanın derdine düşmüyor?

Çünkü istenilen şey kesinlikle basitlik yalınlık ve saflık değil. İstenene şey, etrafta başarılı insanların, kariyerini, işini seven insanların olmaması. O arzulanana basitlik, yalınlık ve saflığa kapitalizmin geniş alanlarında hala yer vardır. Ama kapitalizmde, ne yazık ki, hem günde iki saat çalışmak isteyip, hem de aynı zamanda günde 8 saat çalışan insanın konfounda yaşamak istemek gibi cıvık cıvık, kokuşmuş bir talebe yer yoktur. Ben buradan, sosyalistlerin önce kendi çekememe dürtülerine gem vurmada başarısız olduklarını anlıyorum.

Önce kendi içinizdeki savaşı kazanın, ve sonra Rousseau'nun "doğa hali" ortamında mutlu olabilirsiniz. Ama hem saflık ve basitlik isteyip, hem de hala milletin yatına katına imrenmek.. İşte bunun adı "insan basitlik, saflık ve yalınlıkta değil, lükste mutlu olur"dur.

Kapitalizm, basitlikten, yalınlıktan ve saflıktan haz etmeyen insanların kurdukları bir sistemdir. Bu sistemde hala basitlikten yana olan Einstein gibileri varsa, isteyen basit yaşayabilir. Ama bu insanların aynı anda başkalarının daha lüks bir konforda yaşamasını istemesi, neresinden bakarsanız bakın bir çelişkidir. Ve işte bu yüzden, ADAM SMITH insanı, Einstein'dan daha iyi anlamıştır. Adam Smith, insanın kariyer arzusuna daima saygı duymuş, Einstein gibi "insan aslında basitlik yalınlık ve saflık istiyor" yalanına taviz vermemiştir.

Ben hala böyle insanlara saygı duymam gerektiğini, Sayın Prometheus'un yazılarından anlıyorum. Teşekkürler Sayın Prometheus, bir kez daha doğrulandım. :)

Saygılar
Karanlıklar prensi bir beyefendidir. W.Shakespeare


Haziran 30, 2011, 09:43:15 ös
Yanıtla #12
  • Seyirci
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 647
  • Cinsiyet: Bay

Hala başkalarını yerine düşünüp hala kendi dilediğiniz sonuçları çıkarıyorsunuz. Ne diyebilirim ki?
Bu sitede bundan sonraki yazım şeklim değişecek. Öncelikle bunu belirteyim.

Sayın Popperist, istediğiniz köyü kuruyorsunuz ve içindeki herkesi o yarattığınız adamın yanında odun gibi bir şey düşünüyorsunuz sanırım. Neden? Hangi komünist, insanlar aptaldır diyor?

Sizin konfor anlayışınız, farklı olabilecek hayat tarzından, anladığınız nedense sadece ekonomik. Siz para üzerine hayal kurmanın dışına çıkamıyor musunuz?

Günde 2 saat çalışmaktan kastımı bile anlayamamışsınız. Bu gün, insanın 2 saat çalışması istediklerini karşılamaya yeterlidir. Sonrasını çocuklarına, çevresine, bilgiye, erdemlere, topluma yeni neler katabilirim diye düşünmeye ve çalışmaya, şu komşu köydeki dostlarını ziyarete ve hediyeler götürmeye ayıracaktır.
Bir insanın mecburen çalışması ile yetenekleri ve arzuları doğrultusunda çalışması arasında dünya kadar fark vardır.
Sanırım siz çalışmak deyince aklınıza paradan(kapitalist düşüncenin ürünü) başka bir şey gelmiyor.

Bu gün yeryüzü kaynakları adil bir şekilde dağıtılırsa 20 milyar insanın temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek kapasitededir. Komünizm bunu bildiği için iddiasında tutarlıdır. Bu yüzden Einstein gibi bir zeka da tasdik etmiştir.
Sadece tayyuip erdoğan'ın mal varlığı için söylenen rakam 7 milyar dolardır. Bu para yolsuzluklara göz yumarak kazanılmıştır, demek ki yolsuzluk çok çok daha büyük. Bu gün dünyanın %5'i dünya kaynaklarının %80'ine sahiptir. Düşünü ki 2-3 yıllık, zengin Rus iş adamı ingiltere de yüzlerce trilyona futbol takımı alabildi. Eskileri siz düşünün artık. Kimlerin ne kadar gücü olduğunu sanırım bilmiyorsunuz? Sadece bir kaç aile için telaffuz edilen rakam 6 trilyon dolardır.

Ruslar lükse ihtiyaç duydukları için demedim, maalesef onuda kaçırmışsınız. Onlara dürtülen sahte lükse kapıldılar. reklamlara, hollywood tarzı filmlerin sahte hayatlarına, daha hızlı ve daha gösterişli arabalara kandılar, oysa o arabaların + kattığı değerin kendi kazanımlarının yanında solda sıfır kaldığını göremediler. Bunu da anlamamışsınız. Bu yüzden kafanızda hemencecik köy kurarken de bu yüzden temel ihtiyaçların garanti alınması önceliğini kaçırmışsınız. Kim dedi ki o köyde ortak bir atölye olmayacak? Kim dedi ki sadece gübreyle bile elektrik ve yakıt ihtiyaçları karşılanmayacak? Kim dedi ki bunlar otomasyona bağlanamayacak? Biz teknolojiyi terk edelim demiyoruz ki, iletişimimizi kopartalım demiyoruz ki, gerektiğinde dünya turuna çıkmayalım demiyoruz ki.

Evet bir köy yarattınız, ama içindekilerin hepsi aptal, mal mülk düşkünü, tembel insanlar. Gelişmeden uzak, teknolojiyi sevmeyen(sanırım dinci zihniyetteki bir köy ancak bu kadar olabilir) bir yer yarattınız.

Bende size bir köy kuracağım, bakalım hangimizin ki daha mantığa uygun ve insanlarının mutlaka mutlu olabileceği köy olacak.

Size henüz cevap vermedim derken, böyle bir ileti yazacağınızı bildiğim için yazmıştım. Çünkü basit ve olmayacak şeyler kuracağınızı biliyordum. Nedense aynı tarzda ki insanların kurguları da planları da, görüşleri de bu güne kadar hiç değişiklik göstermedi.
Durun size yaşayan bir köy dahil, para hariç her şeyde fark yaratılmaya izin verilen, açgözlülükten doğan uygunsuz ticaretin sebeplerini de anlatacağım. Daha bitmedi, psikolojiden ve sosyolojiden de bahsedeceğim, bitmedi ekonomik doktrinlerin tarihide kısaca özetleyeceğim. Bitmedi, geleceğin her dakikasının insana çok daha yeni ufuklar ve alternatifler sunduğunu da anlatacağım. Bitmedi size kök sap dene bir sosyal yapının faydalarını anlatacağım. Bitmedi, din gibi, hukuk gibi, devlet gibi kurumların hiç bir zaman ihtiyaçtan önce değil sonra çıktığını göstereceğim. Bitmedi, size dialektiği ve Karl Marks'ın göremediği uzak gelecekte ki insan yapısının nasıl olabileceğini de anlatacağım. Size aslında bu tür yapılanmaların birbirinden bağımsız şekilde bir çok yerde yapıldığını ama dış dünyada ki liberalizm den korunmak için kendi içine kapanmak zorunda olduğunu da örnekleriyle göstereceğim.

Sizin aniden kafanızda kurduğunuz kadar kolay olsaydı bu işler, ne Karl Marks'ı bilirdik, ne Keynes'i, ne Hegel'i hatta Platon bile adı anılmaz bi zat olup çıkardı. Biraz insanlara ve zekalarına saygı duyarsanız, sizden daha az düşünme yeteneklerinin olmadığını görebilirsiniz. Öyle oturup bir kaç dakika içinde kök sap teorisini çıkarsaydınız keşke, keşke bir kaç dakika içinde şu binlerce yıldır hala düzeltilemeyen her şeyi çözebilseydiniz. Ben beceremedim, benden milyarlarca insan da beceremedi. Ne alimler geldi geçti, ne zekiler, ne çalışkanlar, ne iyi niyetliler geldi geçti de sizin şu hemencecik aklınıza geleni bir türlü yapamadılar.

Bu konunun uzatılmasında fayda görmüyorum ve zaten yazmayacağım. Burasını da ilgilendiren bir yazı dizisine başlayacağım. Buraya yazarmıyım yazmazmıyım bunu da bilemiyorum.  Ancak böyle bir çalışmanın elimin altında bulunmasının faydalı olacağı aşikar. Çünkü yıllardır aynı gevezelikleri yapmaktan bıktım usandım.
Geleceğe ait güzel planlarım var. Ufak bir yerleşke :) belki sayın Popperist te ileride(3-5 yıl) gelir bir süre inceler görür. Dert etmesin orada para olmayacak. Kimse kalacağı yeri sahiplenemeyecek. İnsanlar ancak kişilikleriyle farklılık yaratacaklar.


Saygılarımla...
Bir yere ait olmayı hiç istemedim. Ya kendim olurum yada başkalarının arkamdan övgüleri ile ölmüş olurum.


Haziran 30, 2011, 10:54:14 ös
Yanıtla #13

Sayın Prometheus,

Ben Einstein'ın "yalın, saf ve basit" güzelliklerle yaşamak isteyen sabit insanının aslında ne istediğini bilmek istiyorum.

Her konuda önce tartışıyor, sonra " bunu anlatabilmek için yeni bir başlık açmalıyım" diye kısa devre yapıyorsunuz. Ben burada bir soru sordum ve yanıtını hala alamadım. Tayyipler, Rus milyarderleri, %5'lik zenginler filan sürüp gidiyor. Ben bu dünyada hırsızlık yoktur demedim ki. Ben bu dünyada yolsuzluk yoktur demedim ki... Daha doğrusu, benim o köydeki girişimcim, çalıp çırparak bunları kazanmadı ki..

Ben sizden sadece o yalın saf ve basit olan şeyleri bekliyorum. Söyleyemediniz bir türlü. Söyleyemezsiniz, çünkü insan basitlikten hoşlanmaz. Hoşlanan varsa da çoktan dağa bayıra çıkmış, kulübesinde, kendi yetiştirdikleriyle geçinip gidiyordur. O basitlik ve yalınlığa kapitalizmde hala yer var.

Günde iki saat çalışabilirsiniz... Kapitalizmde bu o kadar uzak bir ihtimal değil. Girersiniz part time bir işe, günde iki saat çalışır, asgari ücret alır, bu asgari ücretle de basitliğin alasını yaşarsınız.  Bir köy evinde yaşamanız yetecektir.

Kaynaklar bölüşülmeli mi? Tamam. Peki neye göre? Herkesin hayatı yaşama şekli aynı mı ki herkese her şey eşit olarak bölüştürülsün? Ben bu sistemde her yaz güneye inebilecek miyim? Ben bu sistemde istediğim kahveyi içebilecek miyim? Ben bu sistemde canım istediğimde arabama atlayıp herhangi bir yere gidebilecek miyim? Bana "neden her şeyi ekonomik düşünüyorsunuz" diye soruyordunuz ya, işte bu yüzden. Çünkü ben bunları "para"yla yapıyorum. Karneyle bana düşen benzin kotasıyla bunları yapmam mümkün olamaz. Çünkü basit güzellikler değiller. Bunlar nev i şahsıma münhasır güzellikler. Bir başkasının tamamen benden farklı zevkleri olabilir, ve o da bunu kendi parasıyla yaşayabilir. Bu yüzden herkes ekonomik düşünmelidir. Bölüşümle olunca işte, Ruslar da bir yerden sonra bıkıyor :) E tüm rus halkı pişman olduysa Sscb'yi bıraktıklarından, aynı devrimi tekrar yapsınlar ?? Bugün önlerindeki engel, çarlık rusyasından daha güçlü bir engel değil. O Ekim devriminin ruhundan kimse mi yok Rusya'da? Ama yapmazlar. Çünkü onlar o günleri özlemiyorlar. Bugün ellerindeki şeyler, o gün ellerindekinden daha fazla. Zaten kimsenin sscb zamanındaki malı, mülkü, evi elinden alınmadı (Tam tersine, kaynakları bölüştüreceğiz diye Ekim devriminde insanların malı mülkü ellerinden alındı!). İnsanlar Rusya'da bunun üstüne koydular. Nasıl bir eksiklik ki bu geçmişte pişman oluyorlar Sayın Prometheus? Ruslar bugün SSCB'de olan ama bugün olmayan hangi "şeyi" kaybettikleri için pişmanlar bunu bize açıklar mısınız?

Ayrıca, kelime aralarında "dinci" demişsiniz bana. Bu kanıya nasıl vardığınızı da çok merak ediyorum. Bu dincilik de nereden çıktı? Einstein'ı, Smith'i, komunizmi, saflık ve güzellikleri konuşurken nasıl oldu da laf "dincilik" ithamına geldi ? Neden bu hakaret ihtiyacına girdiniz Sayın Prometheus? Cevap veremediğiniz için mi? Bunu mu düşünmeliyim? Sizin hakaretlerinizden ben ne zaman kurtulacağım? :)
« Son Düzenleme: Haziran 30, 2011, 10:57:10 ös Gönderen: popperist »
Karanlıklar prensi bir beyefendidir. W.Shakespeare


Temmuz 01, 2011, 12:28:42 öö
Yanıtla #14
  • Seyirci
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 647
  • Cinsiyet: Bay

Sayın Popperist,

Biliyorum vur deyince öldürmek istiyorsunuz. Size insan olmanın zevklerinden, hazlarından birisini söyleyeyim. "Paylaşmanın güzelliği."
İstediğiniz arabaya atlayıp, istediğiniz yere gitmeyi, paylaşmanın, güvenmenin arkasına koymayı öğretecek bir köy olacak burası. Reklamlar olmayacak, diziler, kovboy filmleri olmayacak. Size bilgeliğin her yaz güneye inmek olmadığını, gerekirse dostlar için daha kuzeye gitmeyi göze almayı öğretecek bir sistem olacak. Kazanmanın değil başarmanın  rekabetin, hırsın değil vermeyi bilmenin, atletizmin değil, birlikte koşmanın hazzı öğretilecek. Uzun ettim biraz, burada her şey çöpe atılacak ve sıfırdan kurulacak. Yanında bir şey getiren istese de sevemeyecek.
Zaten sorun en başından beri söylediğim şekilde, lüks tanımlamamızı yeniden yapmayla başlayacak. Kariyer, gibi mevkii gibi, güç gibi, hatır gibi,bedel ödemek gibi kelimelerin önemsenmesine yer olmayacak burada, Önce insanın önüne insan olmanın, var olmanın erdemleri konacak. Olmadı mı? İlla birisi çıkacaktır, daha fazlasını isteyecek, sahip olduklarıyla mutlu olduğunu sanacak, oğlu komşunun oğlunu geçsin isteyecek. Bu her zaman olur. Sihirli değneğimiz olmayacak bu köyde, gerekirse bin yıl bekleriz düzelmesi için. En azından umut ederiz, umut etmenin hazzını yaşarız.


Neyse konuya döneyim. Sayın popperist sizin için düzenimi bozacak şansım yok. Maalesef ben yazasıya kadar sabretmeniz gerekecek. "Dincik demek", kapitalist demek benim için aşağılama değil tanımlamadır. Burada defalarca söyledim, dinleri savunmam gerektiği zaman kimsenin beklemeyeceği kadar fazla savunacağımdır. Hiç bilgim olmasa bile mantığım bile buna yeter, yetti de. Sayın Sun'dan özel mesajla teşekkür aldım. Beni en çok sevindiren mesajlardan birisidir. Kendisine de özellikle teşekkür ettim.
Benim dünya görüşümü bilmiyorsunuz. Anlatmam da çok kolay değil. Sadece çok kısa bir örnek vereyim. Bana göre iyi ve kötü diye bir şey yoktur. Bu sayfalar dolusu izah edilebilecek, tartışılabilecek bir konudur. Sadece örnek olması açısından verdim. Üstelik bu benim bütün dünya görüşümde değil, sadece bir parçasıdır.
Merak etmeyin, ben sabırla yazımı yazacağım zamanı bekleyeceğim. Rüzgar ne zaman beni savurursa, yol ne zaman tozarsa. (kah eserim yeller gibi, kah tozarım yollar gibi) Bizde kendimizce bir miskiniz işte.


Saygılarımla...
Bir yere ait olmayı hiç istemedim. Ya kendim olurum yada başkalarının arkamdan övgüleri ile ölmüş olurum.


Aralık 27, 2011, 08:24:12 ös
Yanıtla #15
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1831

Alıntı
O BASİT, YALIN VE SAF güzellikler hala köy ahalisinin elindedir. Hala eskisi gibi yaşayabilirler. Ama artık bir şeyler değişmiştir; bazı insanlar çalışıp çabaladığında, daha farklı "basitlik, yalınlık ve saflıkları" yaşayabilmektedirler. Hayır!!! Bu adama izin verilmemelidir, çünkü diğerlerinin aklını çelmektedir

Klavuzu Adam Smiht olanin gelecegi noktada tam budur iste.
Peki bu "büyük dahi" vede "pek büyük girisimcimizin" yaptigini neden devletin kendisi yapmasin, veya bu "pek büyük girisimcimiz" biraz daha insancil kalip bu yeni kesiflerini neden kendi köylüleri ile para karsiligi olmadan paylasmasin..

 
Alıntı
Ve kitaplardan, kendisi dışındaki köy topluluklarının varlığını, yabancıları, onların yaşam şekillerini öğrensin, ve her ne kadar mutlu olunsa da, daha da mutlu ve yetkin olabilmek için insanın dünyada yapacağı daha başka şeyler olup olmadığını araştırsın.


Sanirim arkadasin bu köyü dünya disinda bir yerlerde.

Aslinda bu paylasimi birazda bilincli yapiyorum, ki forumdaki arkadaslarin dikkatini biraz buraya cekmek amacli.Bilincli diyorum, cünkü bugün dünyamizda her gün yeni krizlerle karsilasiyoruz ve kapitalist sistem bunlara cözüm bulmakta yetersiz kaliyor düsüncesindeyim. Birde buna dünyamizdaki milyarlarca ac insani ekledigimizde, olayin aciliyeti ve yakiciligi dahada vahim bir hal aliyor.

Saygilarimla


Aralık 27, 2011, 11:02:25 ös
Yanıtla #16

Sayın Tij,

Devlet, neden bu girişimcinin yaptığını yapmasın diye soruyorsunuz. Yani devlet, herkesin istediği yere gitmesini, istediği zevki tatmasını finanse etsin diyorsunuz. Çünkü girişimcimiz, kendi parasıyla (köyündeki diğer insanlarda olmayan ekstra gelir ile) böyle yapıyordu. Küçük bir matematik hesabı yaparsak, devletin diğer insanlara bunları sunabilmesi için, bu hizmeti sunduğu insan kadar ekstra paraya ihtiyacı olacaktır. Peki bu para nereden gelecek? O köy ortamında herkes basit güzellikleri yaşıyordu (ki basit güzellikten bir anda ekstra güzellikler talebine atlamış bulunuyoruz. Sorumun cevabı yavaş yavaş doğuyor :) ). Basit güzelliklerle yetinmesini bilen o köy halkı, ekstra güzellikler için devleti finanse etmelidir. Bunun için de tüm köy ahalisinin, girişimcinin yaptığı gibi yapması, daha çok çalışması gerekmektedir. Zaten böyle yaşamaya başlayınca da devletin kendilerini finanse etmesine gerek kalmayacak, kendi zevklerini kendileri yaşayacak duruma gelecek kadar ek geliri elde edeceklerdir. Ama hayır, istenilen bu değil, değil mi? İstenilen, birilerinin, o girişimci gibi çalışmadan o zevkleri tatması değil mi? Böyle bir şey, matematiken mümkün değildir.

Diğer bir sorunuz, bu girişimcimizin neden biraz insancıl davranmayıp, elde ettiklerini köylüleriyle paylaşmadığı yönünde. Belki paylaşıyordur. Yakın dostlarını da alıp aynı zevkleri onlara tattırıyordur. İsterse yapar, çünkü böyle bir seçeneği var. Seçeneği olmayan şey şu; tüm köylülerine aynı imkanı sunamaz, çünkü böyle yaparsa kendisi dahil, kimse bunları elde edemez. Aslında bu sonuncusunu yapmak da kendi özgürlüğüdür. Ama o yola bu amaçla başlamamış, kendi mutluluğu için çalışmış, çabalamıştır. Her insanın yaptığı gibi.

Bunları evet ben söylemiyorum, Adam Smith söylüyor. Kılavuz da matematik. Kılavuzu Marks olanın hatalarını ben sıralamış bulundum. Kılavuzu Adam Smith olanın da hatalarını sıralayabilecek olan var mı?

Saygılar
Karanlıklar prensi bir beyefendidir. W.Shakespeare


Aralık 28, 2011, 07:57:25 ös
Yanıtla #17
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1831

Alıntı
Ama o yola bu amaçla başlamamış, kendi mutluluğu için çalışmış, çabalamıştır. Her insanın yaptığı gibi.

Hani saygisizlik etmek istemem ama Adam Smith biraz yalan söylüyor, birakin herseyi ilk insanlarin kendilerinden kat be kat büyük ve güclü vahsi yaratiklara karsi tek tekmi karsi koydularda bu günlere gelebildiler, yoksa birlikte calisirak ve savasarakmi?


Alıntı
Kılavuzu Adam Smith olanın da hatalarını sıralayabilecek olan var mı?

 Affiniza siginarak derimki söyle bir etrafimiza  bakalim ve insanligimizdan utanalim. Kapitalizim insanin dogasina aykiridir ve sona ermek zorundadir ve erecektirde.Bir tek cümle, dünyanin yeralti ve yerüstü gelirlerinin %80"ni nüfusunun %20"sine ayittir ve afrikada her 13 dakikada bir insan acliktan veya sussuzluktan ölmaktedir.
Klavuzum Marks degil Marx"mi bilmiyorum, örnegin Das Kapital"i okumadim ama dünyanin yalnizca kendisinin etrafinda ve kendisi icin döndügünü sanan artik insanliktan cikmaya baslayan  Neo Liberalizmin insanligin cirkin yüzü oldugunu kendi deneyimleri, sezgileri ve birazda mürekkep yalamisligimla varabilmis bir durumdayim. Sairin dedigi gibi " benim kabem insandir", kar degildir.

Saygilarimla


Aralık 28, 2011, 08:02:21 ös
Yanıtla #18
  • Seyirci
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4170
  • Cinsiyet: Bay

Sayın Tij,

Devlet, neden bu girişimcinin yaptığını yapmasın diye soruyorsunuz. Yani devlet, herkesin istediği yere gitmesini, istediği zevki tatmasını finanse etsin diyorsunuz. Çünkü girişimcimiz, kendi parasıyla (köyündeki diğer insanlarda olmayan ekstra gelir ile) böyle yapıyordu. Küçük bir matematik hesabı yaparsak, devletin diğer insanlara bunları sunabilmesi için, bu hizmeti sunduğu insan kadar ekstra paraya ihtiyacı olacaktır. Peki bu para nereden gelecek? O köy ortamında herkes basit güzellikleri yaşıyordu (ki basit güzellikten bir anda ekstra güzellikler talebine atlamış bulunuyoruz. Sorumun cevabı yavaş yavaş doğuyor :) ). Basit güzelliklerle yetinmesini bilen o köy halkı, ekstra güzellikler için devleti finanse etmelidir. Bunun için de tüm köy ahalisinin, girişimcinin yaptığı gibi yapması, daha çok çalışması gerekmektedir. Zaten böyle yaşamaya başlayınca da devletin kendilerini finanse etmesine gerek kalmayacak, kendi zevklerini kendileri yaşayacak duruma gelecek kadar ek geliri elde edeceklerdir. Ama hayır, istenilen bu değil, değil mi? İstenilen, birilerinin, o girişimci gibi çalışmadan o zevkleri tatması değil mi? Böyle bir şey, matematiken mümkün değildir.

Diğer bir sorunuz, bu girişimcimizin neden biraz insancıl davranmayıp, elde ettiklerini köylüleriyle paylaşmadığı yönünde. Belki paylaşıyordur. Yakın dostlarını da alıp aynı zevkleri onlara tattırıyordur. İsterse yapar, çünkü böyle bir seçeneği var. Seçeneği olmayan şey şu; tüm köylülerine aynı imkanı sunamaz, çünkü böyle yaparsa kendisi dahil, kimse bunları elde edemez. Aslında bu sonuncusunu yapmak da kendi özgürlüğüdür. Ama o yola bu amaçla başlamamış, kendi mutluluğu için çalışmış, çabalamıştır. Her insanın yaptığı gibi.

Bunları evet ben söylemiyorum, Adam Smith söylüyor. Kılavuz da matematik. Kılavuzu Marks olanın hatalarını ben sıralamış bulundum. Kılavuzu Adam Smith olanın da hatalarını sıralayabilecek olan var mı?

Saygılar


klavuzu adam smiht olanın tüm yanlışlarını amerikan başkanları yapğmıştır bush kadar olanlar obamada sürdürüyor.Buyrum adam smith in hali ve amerika
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Aralık 28, 2011, 08:53:38 ös
Yanıtla #19

Yazılanlara baktığımda, şu ekonomik sistemlerle ilgili çalıştığımdan, okuduğumdan beridir farkında olduğum ortak bir şey görüyorum:

1. Az açıklama
2. Çok suçlama
3. Tekil olaylardan, birdenbire çoğula geçiş (Şu dünyanın haline bak, insanlığın haline bak vb..)
4. Tüm bunların bir kolajı olan, açıklamadan çok slogana benzeyen ifadeler.
5. ABD örneği.

Tüm bunlar, aslında soğuk savaş döneminden günümüze kadar gelmiş olan sosyalizmin alfabesidir. Bunların aynısını, her toplumda (ABD'de dahi) ciddi bir toplumsal desteğe sahip ideoloji olan sosyalizm de söyler. Türkiyede de geçmişe baktığımızda, sol kültürün aynı argümanları kullandığını görürüz. Ancak o kadar çok kullanılmış ki, bir hazır cevaba dönüşmüş olmalı ki, nedenleri, açıklamaları uçup gitmiş. Sadece zihnimizdeki tortuları kalmış.

Ben de dönüp dünyaya baktığımda dünyanın "mükemmel" olmadığını görüyorum. ABD'ye baktığımda, ABD'nin bir sürü hatasını, ve hata olmayıp kasti yaptığı kötülükleri görüyorum. Afrikada'ki açlığı, çevredeki kirlenmeyi, fakirliği vb. görüyorum.

Fakat bunların nedeninin kapitalizm olmadığını düşünüyorum. Kapitalizm, bir ekonomik serbesti olayıdır. Kapitalizm aslında pasif bir ekonomik sistemdir. Kapitalizmi suçlayanların derdi de zaten bu sistemin "serbest"liğinde yatar. İsterler ki, çalışan insan, çalışmayan insanla bölüşsün. Ama çalışmayan çalışmamış halde kalsın. Açık açık konuşalım, kimse kimseyle ekmeğini bölüşmek zorunda değildir. Burada paylaşımcılığı öne çıkaran arkadaşlar, hayatlarında kazandıklarını kimlerle, ne süre paylaşmış gerçekten çok merak ediyorum. Yapılanlar ancak sadakayla, kısa vadeli yardımla sınırlı kalmıştır. Kim, hayatı boyunca ekmeğini sürekli olarak kendisi gibi çalışmayan insanlarla bölüştü burada? Buyursun yazsın. Ama istenilen şey tam da bu. İnsan, çalışmasının hakkını kendi tasarruf etme özgürlüğüne sahiptir. İlk çağlarda vahşi yaratıklardan beraber korunmuş olmaları, ertesi gün avlanan bir avı beraber yiyor olmaları ortak bir komün hayatıyla açıklanabilirdi. Fakat bugün dünya, tek bir kabileden oluşmuyor.  Milyonlarca kabile var, ve artık zaten kabile de yok. Aile var. İlk çağda da avlanan av eti, farklı kabilelerle nasıl paylaşılmıyorsa, bugün için de bir aile babası için durum aynıdır. Paylaşılmaz efendim. Çünkü diğerlerinin bunda hakkı yoktur. Diğerleri bunu bir "hak" olarak değil, ancak bir "yardım" olarak isteyebilir. Byöyle bir paylaşım zorunluluğu yoktur ve olmamalıdır da.

Konu bambaşka yere geldi. Adam Smith'in haksızlığı için dünyanın hali örnek gösteriliyor.

Dünyada kötülüklere neden olan şey, ekonomik sistem değil, adaletsizliktir. ABD'nin kötülükleri, adil ve gerçekçi olmamasından, gaspçı olmasından kaynaklanır, kapitalizmin, veya Adam Smith'in ilkelerinden değil. Zenginlerin daha zengin olması, ve fakirin daha da fakirleşmesi tek boyutlu bir olay değildir. Aynı dünyada zengin de fakirleşir, fakir de zenginleşir. Zengin daha zengin, fakir daha fakir olabilir. Tüm bu olasılıklar, kapitalizm içinde, insan davranışı ve seçimleri ekseninde vardır, ve bu gibi durumlar "doğal"dır. Ama kapitalist sistemdeki en düşük düzey bir insan, paylaşımcılık sistemindeki ortalama insandan daha iyi yaşar. Bunu da eğer tartışma devam ederse uzun uzun açıklayabilirim.

Sosyalizmin devrinin geçmiş olması münasebetiyle, iki boyutlu düşünmek, ve tüm kötülükleri "öte tarafa" atmak, bilişsel bir yanılgıdır. İktidar savaşının doğurduğu kötülükler, kapitalizm içinde de, sosyalizm içinde de illaki olacak, türlü adaletsizlikler, kötülükler, kayırmalar, cinayetler yine işlenecektir. Dünya hiçbir sihirli ideolojiyle pembe bulutların dolaştığı bir yere dönüşmez. İçinde insan faktörünün olduğu her sistem, kötülüğe açıktır. Ve insan faktörünün kötülüğe yenildiği ilk basamak da adaletsizliktir. Bu tamamen ap ayrı bir tartışma konusudur. Kapitalizmin kitaplarında "adaletsizlik" faktörünü bulamazsınız.

Saygılar
Karanlıklar prensi bir beyefendidir. W.Shakespeare


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
3 Yanıt
4301 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 08, 2008, 12:01:54 ös
Gönderen: shemuel
5 Yanıt
9991 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 29, 2007, 01:39:43 öö
Gönderen: shemuel
14 Yanıt
10457 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 25, 2012, 12:45:33 ös
Gönderen: BULGARIA
3 Yanıt
9991 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 12, 2012, 02:16:15 ös
Gönderen: Tij
12 Yanıt
20116 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 14, 2014, 12:56:34 öö
Gönderen: ThomasReid
2 Yanıt
2823 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 11, 2015, 05:09:15 öö
Gönderen: karahan
0 Yanıt
2172 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 11, 2012, 09:30:25 ös
Gönderen: Tij
0 Yanıt
1267 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 30, 2013, 02:45:34 öö
Gönderen: Ares
0 Yanıt
2056 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 30, 2013, 02:52:30 öö
Gönderen: Ares
33 Yanıt
12497 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 24, 2015, 01:15:40 ös
Gönderen: Erbeks