Masonlar.org - Harici Forumu

 

Anket

Dikkatimi çekti buradaki harici kardeşlerimde benim gibi mason olmak istiyor neden?

Saygınlık, güç kazanmak için
Tüm dünyayı masonlar yönetiyor bizde dahil olmalıyız
Kendimizi geliştirip topluma faydalı olmak için
Meraktan
Diğer (lütfen başlığa yazınız.

Gönderen Konu: Neden Mason olmak istiyoruz  (Okunma sayısı 113946 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mayıs 04, 2009, 05:17:59 ÖS
Yanıtla #20
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4164
  • Cinsiyet: Bay

Sevgili Karahan
Bugüne kadar Masonluk,mason öğretileri yani masonluğa dair incelediğim birçok konuda Bilginin,erdemli olmanın,yardımlaşmanın öncelikler olarak orataya çıktığını gördüm.Elbette masonluğun mevcut iddialarını bir harici olarak tam anlamı ile bilmem mümkün değil.
İnsanlar yaşadığı toplumun psikolojisi ile yaşam standartlarını belirler ve mutlaka erdemi ahlakı birlikte yaşamı çevresinden öğrenir.Bu bağlamda size katılıyorum.Fakat;gene o insandır ki kendini geliştirerek yaşayarak ve kendini eğiterek daha erdemli,daha ahlaklı,daha bilgili insan olabilir.Ben se kendimi bu noktada sürekli değişimin içinde hisseden,çağa ayak uyduran,uygar ve çağdaş bir insan olarak hissediyorum.Birey kendini mutlaka tanımalı ve nerde durması gerektiğini bilmelidir.Masonluk açısından da inanıyorum ki iyi insan daha iyi insan olabilmede bir okuldur.Zaten forumdaki diğer sayfalarda masonluk hakkında mason kardeşlerimizin yazılarından da bunu görmekteyim.
sevgiler...


sevgili barış bu anlattıkların çok bilne gelen şeyler zaten.dinlerdeki öğretide aslen bunu söyler.okumak öğrenmek bilgi sahibi olmak ve en önemlisi kendini tanımak bir çok öğretide karşımıza çıkar.benim içinse en önemli öğreti insan olarak benim ben önce kendimi tanımalıyım kendimi tanıdıkça seni yorumlayabilirim kendimi tanırsam yaradıcı ile aramdaki mesafe kısalır.en büyük mucize hayatta insanın kendisidir eğer bu öğretiyi kabul edersek ozaman insanalrın öncelikle kendisini tanıması lazım kendini tanımayan başkasını tanıyamaz yine o anlamda kendine faydası olmayacağından toplumada birşey veremez.genel anlamda masonluk öğreti olarak gerçekten bu öğretiyi kapsıyor ise bence faydalanılmalıdır kususrsuzluğuna kanaat getirebiliyorsan tabi.acabaların nedenlerin nasılların olmayacaksa yalın ve anlaşılır bir uslubu varsa bencede incelenmeli feyz alınmalıdır.ancak kendini bile nve tanıyan insan topluma faydalı olur
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Mayıs 04, 2009, 10:29:44 ÖS
Yanıtla #21
  • Ziyaretçi

"Her zaman bir adım önde olabilmek için." güzel bir cevap olurdu.


Haziran 28, 2009, 12:25:25 ÖS
Yanıtla #22
  • Ziyaretçi

Uzun ifadelerle anlatmak isterdim ama; sonuçta hepsi aynı noktaya gelecek...Işık...dah çok ışık...Tek eksiğimiz bu.
Katılıyorum...


Ağustos 26, 2009, 12:13:38 ÖÖ
Yanıtla #23
  • Ziyaretçi

Selamlar değerli dostlarım ve ziyaretçi arkadaşlar.

Benim görüşüm şudur:

    Bir hasta hekime ihtiyaç duyar-ki  bu hekim; deneyim ve bilgileri doğrultusunda, aldığı eğitim ve yaptığı deneyler ile maddi,  ve yemini sonucunda manevi yeterliliğe sahip olur. Doğru bizlere bir insandan tavsiye olarak gelebilir ki bu hekim müdahalesidir. Bazen de içgüdülerimiz bizi doğruya yada şifa bulacağımız kaynağa doğru sürükler. Buda içsel olarak insanın doğruyu hissedip ona yönelmesidir. Bu örnekle bir doktor, hastasına şifa vermekle mükelleftir.  Hastasına,  hastalığının evrelerini, etki şeklini vücut içinde nasıl bir yol izlediğinin analizini anlatmakla yükümlü değildir çünkü hasta işin o kısmını idrak edemez. Sonuç olarak dünyadaki en iyi 100 koşucuyu bir yarışa koyun, dünyanın en iyi 100 koşocusu olsalar bile yarışabilmek için bir işarete ihtiyaç duyarlar.

Kimi zaman bir ışık, kimi zaman bir ses bazende bir işarete ihtiyaç duyar insanlar.  Ve bu işaret daima "hakem", "hekim" yada" hakim"den gelmelidir.  Bir futbol maçını 11+11 kişi oynar 40.000 kişi stadyumda, 70.000.000 kişi evinde seyreder. Ama sadece  "hakem" o maçı yönetir. Bu sebeptirki hakeden, yeterliliği olan kişi buna vakıf olmalı ve bu yolda çalışmalı ve durmamalıdır.  Bu benim sebebimdir.


Ağustos 26, 2009, 02:13:30 ÖÖ
Yanıtla #24
  • Ziyaretçi

Kıssadan Hisse(!)

''Yanlış sorular soruyordum. Hikmet’in, Sevgi’nin, Bilge’nin ne istediğini anlamalıydım önce. Öyle ya Hikmet ne isterdi de, gecekonduya çekildi?

Hikmet’in kelime anlamına dönelim önce biraz. Hikmet öğrenme ve öğrendiğini uygulayabilme kapasitesidir. Biraz etimolojik araştırma yaptığımızda ise ilginç sonuçlar çıkıyor karşımıza. HKM kelime köküne sahip kelimeler gerçekten enteresan: “Ahkam, hakem, hakim, hüküm, hükümdar, hükümet, hükümran, istihkam, mahkeme, mahkum, muhakeme, müstahkem, tahakküm, tahkim, hekim” daha sayabilir miyiz bilmiyorum.-sn. vitrivius-

Hikmet çevresindeki hayata ve dünyaya hükmetmek ister, hakim olmak ister, ahkam kesmek, hüküm vermek ister. Heşeyi kontrolünün altına almak ister. İstediği kadını almak ister, istediği hayatı yaşamak ister. Sürpriz olmasın ister. Kendisine ilgi gösterilsin ister. Sevilmek ister. Kendisine muhtaç olsun insanlar ister. Başrol ister, Hamlet olmak ister, kurtarıcı olmak ister, İsa olmak ister, değiştirmek ister, Fransız İhtilali yapmak ister.

Hikmet başrolü iki türlü elde edebilir. “Tozlu ülkemizin yollarında Sevgi ile iki kişilik bir ülke kurarak” o ülkenin kralı olabilir ya da dışa açılarak, çok çalışarak, yaşamın yasalarını iyice anlayarak, kısaca bilgeleşerek, dünyanın kralı olabilir.

Hikmet önce Sevgi’yi dener. İçe dönmek ister. Ülkemizin sorunlarından kurtulmak ister, kitapları okumayı bırakır. Sürekli üşüyen Sevgi’nin, beceriksiz Sevgi’nin ihtiyaç duyduğu Hikmet’i yeterli bulmaya çalışır. İhtiraslarından arınmaya, izole bir yaşam sürmeye çalışır. Sonunda ne yazık ki, çok sıkılır. Sevgi’yi idare etmek yetmez Hikmet’e. Beklediği ilgiyi ne Sevgi’den, ne dış dünyadan bulabilir Hikmet. Bu iki kişilik ülkeyi kimse tanımaz, kimse bu iki kişilik ülkeye büyük elçi atamaz.

Yavaş yavaş Hikmet dış dünyaya açılır, önce arkadaşların gelmeye başlar eve. Sevgi içeride uyuyordur. Hikmet arkadaşlarıyla dünyayı kurtarıyordur. Herkese kendisinin ne kadar zeki, ne kadar donanımlı, ne kadar ilgi çekici biri olduğunu kanıtlamaya çalışırken, iki kişilik ülkenin yegane tebası o sırada içeride uyuyordur. Hikmet Bilge’den Sevgi’nin bilmediği bir dili, İngilizce’yi öğrenirken, Sevgi bir köşede üşümektedir. Hikmet, “hangi renklerin güzel olduğunu, hangi şarkılara duygulandığını, güzel kadının tanımını, tabloları duvara nasıl asmak gerektiğini, hangi yazarların büyük olduğunu, hangi renklerin yanyana gelebileceğini, ikinci sınıf bestecilerin kimler olduğunu, misafire pijama ile çıkılıp çıkılamayacağını, ne biçim bir evde yaşayacaklarını, duvarları nasıl boyayacaklarını, hangi gömlekle hangi kravatı takacağını, hangi devlet düzeninde yaşanabileceğini, hangi devlet düzeninin insan ruhunu öldürdüğünü, insan insanın kurdu muduru, aşkın ölümsüz olup olmadığını, dünyanın en büyük oyun yazarının kim olduğunu, Hikmet’in yatağın neresinde yatacağını, Sevgi’nin yatağın neresinde yatacağını” anlatırken de Sevgi, Hikmet’in yargılarına katılmadı. Hikmet artık iki kişilik ülkeye bile hükmedemiyordu.

Bilge ise, kolej çocuğu Fikret ile takılıyordu. Fikirlere, hükümlerden daha çok değer veriyordu Bilge. Fikirler geleceği şekillendirirken, hükümlerin kısa vadeli sonuçları oluyordu. Bilge soyutu, somuta tercih ediyordu. Matematik, somut yaşamdan daha değerliydi. Matematiği hayata uydurmaktansa, hayatı matematiğe uyduruyorlardı çoğu zaman. Hikmet o zaman hayata değil, matematiğe hükmedebiliyordu.

Sonunda Hikmet yıktı dünyasını, gecekonduya çekildi. Aklında bir dünya kurdu, o dünyaya ilişkin oyunlar yazdı. Rolleri istediği gibi dağıtıyor, gerçekleri dilediği gibi çarpıtabiliyordu. Kimin başına ne gelecek, hangi savaşı kim kazanacak, hangi deliler ihtilal yapacak hep o karar veriyordu. Bilge gel diyordu, Bilge geliyordu, Bilge otur diyordu, Bilge oturuyordu. Bilge seviş benimle diyordu, Bilge sevişiyordu. Herşey kontrolü altındaydı aklının dünyasında. Hükümet gibi adamdı Hikmet. Birileri sordu, “senin gerçekçiliğin nerede kaldı Hikmet?” Cevap açıktı, “çok gerilerde kalmıştı” Hikmet’in gerçekçiliği.

Hikmet, ansiklopedi yazıyor, Hikmet, Fransız İhtilali yapıyor, Hikmet kral Mesih oluyor, dünyayı kurtarıyoırdu aklında. Oysa tıpkı İsa gibi onun da krallığı bu dünyada değildi. Aklının dünyasındaydı Hikmet’in krallığı. Son yemeği tertipleyip, kendini çarmıha germesi bundandı. Tıpkı İsa gibi o da kaçabilirdi, kendini kurtarabilirdi. Havarilerden birinin kendisine ihanet edeceğini bildiği halde önlem almayan İsa gibi, Hikmet de sonunu bile bile bu yola girmişti. İsa’nın gerçeği kendisini çarmıha geren Yahudiler’in gerçeğinden ne kadar farklıydıysa, Hikmet’in gerçeği de Sevgi’ninkinden, Bilge’ninkinden o kadar farklıydı. Hikmet’in hayatla görülecek hesabı vardı, hayatın karşısında ölümü oynatmak isterdi. Ölümle oynamak isterdi Hikmet, ama kadınlar bırakmıyordu.

Sonunda Hikmet, hayatı da, kadınları da, aklını da bıraktı. Tehlikeli oyunlardı oynadığı, sonunda ölüm vardı.''


Dur ve biraz düşün.
Eğer bir kere baştan sonra okuduysanız, zaten daha çok okursunuz.
Umarım okumadan fikir beyan etmezsiniz...



Ağustos 26, 2009, 12:35:17 ÖS
Yanıtla #25
  • Ziyaretçi

senin tabir ettiğin bencilliktir üstadım ben sana ( eğer bunları yapacaksam) sır, sınır, üslüp, yöntem, ufkumu anlatmadım sen bana hikmetin yazdığı ansiklopediden dem vuruyor ve "ordan" yazıyorsun ben ise bizzat sokaktan kaynayan kazanın dibinden yazıyorum.Değerli üstadım siz iyisimi birkere daha okuyunuz "doktor" ile alakalı olan kısımı ve beni tanımadan  anlamadan fikirlerimi bilmeden; lütfen beni bencil bir yaratık gibi tasvir etmeyiniz. Ben yukarıda size anlattım "DOKTOR"; hastasına şifa vermekle mükelleftir.  Hastasına,  hastalığının evrelerini, etki şeklini, vücut içinde nasıl bir yol izlediğinin analizini anlatmakla ve bunları nasıl test edip nasıl okullarda hangi hocalardan öğrendiğini anlatmakla yükümlü değildir çünkü hasta işin o kısmını idrak edemez, doktor örneğine bakın burada, doktorlar yaşam sevinci ve hayat sevgisi-severim yaradılanı- felsefesi ile yemin ediyorlar. Eğer sizin yorumunuzu takip edersem ben diktalığı savunan bencil ailenin şişko çocuğu oluyorum. Siz hele birkere daha okuyunuz- ben sizin yazını okudum, iyi seçilmiş kelimeler, güzel anlatım bunları taktir ederim (ama kendi yazınızı birde kendizin okuyun)- ama hiçkimse benim sevgiden yoksun bir pencereden bakıp dünyaya bencil bir yaklaşımla hükmetmeye çalıştığımı söyleyemez-siz dahil.   sevgi ve saygılarımla


Ağustos 26, 2009, 02:53:10 ÖS
Yanıtla #26
  • Ziyaretçi

Sadece 'hkm'den yola çıktığınız kelimeleri aslında daha da türetilebiliriz anlamında o bölüme isminizi yazarak size atıfta bulundum okadar. İnsan bu kadar kelamı kendi üzerine alır mı? Hangi zaman diliminde yaşıyorsunuz yahu? Alınmayın ne olur..'Sizi' niye tasvir edeyim:) Kendimizi fazla önemsemeyelim ve kendimize bu kadar pay biçmeyelim. Birde bu alıntıya, sizin yazınız iyi seçilmiş kelimeler falan..'okuma'yı seven birisi sizi de beni de kınar. Oğuz atay'ın da kemikleri sızlar. Lütfen..Sadece 'hkm'nin  türetilen kelimelerini size göstermemden bana bu 'hüküm'leri veriyorsunuz ya.. ironik bir tarzınız var vesselam;)
« Son Düzenleme: Ağustos 26, 2009, 02:56:18 ÖS Gönderen: aaron »


Ağustos 26, 2009, 10:27:18 ÖS
Yanıtla #27
  • Ziyaretçi

Bana atıfta bulunmayınız lütfen. Benim yazdıklarım ile paralel ve fikirlerimi yanlış cıkarmaya çalısıyormuşcasına bir çaba sezinlememe sebep oldunuz bu mesajınızda, bundan dolayıdırki yazdığım mesaj; etkiye tepkidir. Son 3 satır hiçde alınmamam gerekirmiş gibi bir tarafta durmuyordu üstad. İroniyi severim.

Ben mesleğimden dolayı devamlı olarak genç insanlara danışmanlık ve çözüm sunuyorum, Onlara  sanatları ve idealleri ile ilgili olarak gidecekleri bir yol çiziyorum mesleğimle ilgili ise söyleyebileceğim sadece "40 tane" mesleğim olduğudur bizim literaturumuzde tasvirimiz boyle gecer. Ve forumlarda ve internet ortamında çokça yazı yazıyorum. Üslubum sert geldi ise kusuruma bakmayın ama doktor iğne yapacaksa hastanın canının acımasından önce, hastanın sağlığını düşünür.

ps: Bu arada kızmadım ben size üzerinize alınmayın. :) .
« Son Düzenleme: Ağustos 26, 2009, 10:39:18 ÖS Gönderen: vitruvius »


Ağustos 27, 2009, 01:22:23 ÖÖ
Yanıtla #28
  • Ziyaretçi

Geçmiş olsun hasta mısınız? Aman her doktora gitmeyin. Malum...
Banane yahu sizin ne iş yaptığınızdan mesleğinizden:S Ne anlatıyosunuz bana, nereye varıcaksınız belli değil.
Neyse sizinle işim olmaz. Allahta esirgesin.
Başka söyleyecek hiç bir şeyim yok.


Ağustos 27, 2009, 11:22:37 ÖÖ
Yanıtla #29
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 441
  • Cinsiyet: Bay

neden mason olmak istediğimi ve neler gerektiğini eksiklerimi yada bu yolda nekadar mesafe aldığımı biliyorum.

ama neden mason olmak istediğimi burada açık bir şekilde paylaşılmasından yana değilim. benim bu düşüncemi doğru bulmayabilirsinizde ama benim fikrimce bu böyle.

ama sunu da belirtmeliyimki mason olmak kişiye hayatında başarılı olabilme mutlu ve huzurlu insanları en ıyı şekilde yaklaşım biçimi katar. kişi kendisindeki farklılığı gözle görülür bi şekilde farkeder.

saygılarımla,


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
685 Yanıt
492221 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 02, 2019, 08:56:24 ÖÖ
Gönderen: PRİEST
8 Yanıt
6943 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 23, 2014, 12:39:45 ÖS
Gönderen: Sade
10 Yanıt
8196 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 01, 2017, 05:40:52 ÖS
Gönderen: gfeenatre
19 Yanıt
13022 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 05, 2014, 08:19:12 ÖÖ
Gönderen: ADAM
2 Yanıt
21706 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 25, 2010, 07:16:20 ÖS
Gönderen: shaGrot
19 Yanıt
11338 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 06, 2018, 10:28:34 ÖÖ
Gönderen: Hendese
1 Yanıt
5192 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 07, 2011, 12:28:28 ÖÖ
Gönderen: Hacamat
21 Yanıt
22157 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 25, 2017, 11:20:43 ÖÖ
Gönderen: gfeenatre
25 Yanıt
10745 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 11, 2018, 01:22:42 ÖÖ
Gönderen: Byr
28 Yanıt
7265 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 02, 2019, 08:19:03 ÖÖ
Gönderen: PRİEST