Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Mason olmak “mason” olmak mıdır?  (Okunma sayısı 20950 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mayıs 04, 2011, 08:50:58 ÖÖ
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7252
  • Cinsiyet: Bay


Belki bu kısa yazıyı içerdiği karikatür nedeniyle forumun Mizah bölümünde görmek isterdiniz. Ben oraya yakıştıramadım.


Forumda bir masonun kendisini Masonluk ile bağlantılı olmak üzere nasıl nitelediği birçok kez gündeme geldi ve bunun üzerinde tartışmalar da yapıldı.

Hatta ben bu bağlamda “Mason Kimdir, Kim Masondur?” başlığı altında bir dizi yazı bile yerleştirdim foruma.

Mason olmayanların bu konuyu anlamakta güçlük çekişleri, masonlarca toleransla karşılanıyor kuşkusuz. Nitekim birçok kez, bu konuların bilinse de masonik ortamda bulunmadıkça tam olarak anlaşılıp sindirilemeyeceğinden de söz edildi.

Şu sindirme sözünü sevdim. Bir güzel yemek tanımı yapılınca insanın ağzı sulanabilir ama gerçekten lezzetli olup olmadığını anlamak için tadına bakmak, sindirime etkisi bakımından ise yemek gerek.

Bakın yemeğin şimdilik sadece tadına bakmış biri onu nasıl anlatıyor:





Birkaç porsiyon yedikten sonra kuşkusuz onun da söylemi değişecek.

Bizim buradaki söylemimiz ise pek değişemiyor çünkü burada sadece o yemeğin tanımını yapıyoruz. Belki farklı reçetelerle, farklı pişirme yöntemleriyle de anlatıyoruz ama işte sadece bir anlatım.

Yüzmeden yüzmenin öğrenilemeyeceği gibi, ilk kez suya girmiş olanın da yüzdüğü söylenemez. Her suya giren yüzemeyebilir. kimisi sonunda sadece suyun yüzünde durmayı becerir, kimisi batar, kimisi hoşlanmayıp bu yüzme işinden çıkar sudan, kimisi kravl yüzer kimisi sırt üstü, kimisi kelebek; kimisi dalmayı yeğler.

Dolayısıyla anlaşılan tekrisin hemen sonrasında kişi mason olur da, bir süre sonra olmadığını fark eder.

Sanırım başlıktaki sorunun yanıtı şöyle: Mason olmak başka "mason" olmak başka.

Yanıldım mı?

« Son Düzenleme: Mayıs 04, 2011, 08:53:17 ÖÖ Gönderen: MASON »
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Mayıs 19, 2011, 05:15:37 ÖÖ
Yanıtla #1
  • Mason
  • Orta Dereceli Uye
  • *
  • İleti: 154
  • Cinsiyet: Bay

Sayın Adam,

Benzer konuyu sayın Remzi Sanver'in bir kitabında da okumuştum.Sn.Sanver bu konunun üzerinde oldukça durmuş ve ne kadar üzücü bir durum olduğundan bahsetmiş kitabında.Ne var ki anladığım kadarıyla şu halde en çok üzülen ve zarar gören o kişiyi tavsiye eden  diğer mason oluyor.Masonlukta tavsiyenin büyük bir sorumluluk yarattığını öğrendiğimize göre tavsiye edilen kişinin gerçek bir inisiye olamaması onu tavsiye eden masonu deyim yerindeyse yerin dibine sokuyor olmalı bu sadece tahminim yanlış bir ifade kullanmamış olmak temennisiyle,

Saygılar...
Memento Mori


Mayıs 19, 2011, 10:58:45 ÖÖ
Yanıtla #2
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 490
  • Cinsiyet: Bay



 Buna benzer başka bir başlık da sayın Mustafa Kemal  , bir Mason dergisinde yayınlanmış aşağıda ki yazıyı göndermişti. Bence konuyla ilgili bir çok şeyi açıklıyor.

 Saygılarımla.

 
   Aramızdan Yanlışlıkla Gelip Geçen Kardeşime

“Şuraya altı ayda bir geliyorum, ondada ayaklarım geri geri gidiyor... Bir oyun salonu bile yok... Bari bir saunası olsa yüreğim yanmaz. O ne biçim yemekhane? Teybe bir kaset koymadan kafa çekilen yer kaldı mı? Şöyle hafif yollu kafayı bulup da, kalkıp bir oynamayı dene bak oynatırlar mı? Kaç defa geldik buraya boşu boşuna... Bir şey öğrendiysem, bir faydasını gördüysem Arap olayım!

Yok şöyle duracakmışsın, böyle oturacakmışsın, yok selâmı şöyle çakacak, yürüyüşü böyle yapacakmışsın Bir edebiyat parçalama ki, yeter artık sıktı yahu! Sanırsın Dünyayı bunlar yaratmış...

Uğraş didin, bu günkü seviyene gel, herkes sana iki büklüm, sonrada burada bir sürü martaval dinle: Yok acemiymişsin, yok daha yeni doğmuşsun, yok çırakmışsın, yok kalfaymışsın...

Bir de devamsızsın lafları, dudak bükmeler... Beş kuruşluk menfaatim olsa bari.

Keyfim, rahatım yerindeyken, öyle kimsenin oyuncağı olmaya niyetim yok. ilk anlattıklarında bu işin bu kadar yavan olacağını anlamalıydım, ismi sağda solda bu kadar şişirilmiş olmasa, aidatını bile ödemeye değmez. Daha da sıkarlarsa alsınlar başlarına çalsınlar, sokağının köşesinden geçersem kör olayım...”

Aramızdan yanlışlıkla gelip geçen arkadaş, kardeşimiz.

Üzgünüz sana Masonluğu beğendiremedik, aradıklarını bulamadın bu çatıda. Seninde Masonluğa bizim gibi ölümden öteye bağlanmanı isterdik ama zorla güzellik olmaz. Tutmayalım, sıkmayalım seni, hayatını kendi değerlerinle dilediğin gibi yaşa, yolun açık olsun, uğurlar ola... Yok, sende bir kabahat yok, sana gücenmiş değiliz. Çünkü sende olmayanı senden isteyemeyiz.

Yok illaki bir kabahatli aranacaksa, kabahat önce seni aday gösteren kardeşimizde, ola Seni yeterince elemeden, tartmadan, denemeden, sende Masonik değerlerin yeterli olduğuna iyice kanat getirmeden, kim bilir belki de sana iyilik yapmış olmak için, koluna takıp, seni ünlü bir kulübe üye yapar gibi buralara getiren kardeşimizde ola. Kabahatin bir kısmı hepimizde, senin olsa olsa, hoşça vakit geçirilecek bir bekârlar kulübü arayışında olduğunu fark edemediğimiz için.

Haklısın, senin buraya gelmene gerek yok. Sen duyduğuna inanmış, sormaya gerek duymamış, işi bitirmişsin. Sen küçücük Dünyacığımızdaki tüm canlılar gibi sadece yaşamaya, belki onlardan biraz farklı olarak iyi yaşamaya çalışıp, geçip gideceksin. Senin kendinle alıp veremediğin yok, oysa bizim var. Bizim kendimizi kendimize sormaya, Evreni kendimize sormaya, düşünmeye ihtiyacımız var.

İnsan dediğin egoizmi, tutkuları, ihtiras ve zaafları, öfke ve nefreti, kompleksleri ile tıpkı bir vahşi at Sen o ata, bir inanç sistemindeki terbiye emirlerini, nasihatler, ceza tehditlerini, mükafat vaatlerini aktarmışsın, senden günah gitmiş... Biz atı binerek terbiye ediyoruz. Onun tüm reflekslerini hissederek, baş kaldırışlarını kontrol ederek, ama yıllar sürse onu terbiye azminden vazgeçmeyerek işte, bunun için kendimizle alıp veremediğimiz var. Bilincimiz, muhakememiz, irademiz, tüm zaaflarımızla amansız bir savaşta. Küçük Dünyamızda yaşayan diğer canlılarda hiç olmadığı gibi, seninde, içinde yaşadığın Evrene soracağın soru yok.

Kafanda sorularla dolu olması gereken boşluğa, insanın sahip olduğu bilgi kırıntısı üzerine inancı basmış, hava boşluğu bile bırakmamışsın. Oysa bizim kafamız suallerle dolu ve tek tek onların cevabını, gerçeği ve yalnız gerçeği arıyoruz.

Eğer gerçeği ve bilincimizi bir heykelde resmediyorsak, sen hayali, düzmece bir kalıba alçıyı dökmüş, aynı kalıptan çıkmış milyarlarca eşi gibi heykeli bitirmişsin. Oysa biz taştan yonttuğumuz heykele, her bir vuruşumuz için, bilincimizde gerçeğin biraz daha aydınlanışını bekliyoruz Heykelimiz nesilden nesile yavaş yavaş şekillenecek, ama hiç bir zaman bitmeyecek, zira bitmesi için Evrenin Ulu Mimarı ile eşleşmek gerek. Ancak hiç bitmese de her çağda, gerçeği arayan, soran ve düşünen insanın, Evrende ulaştığı noktayı gösterecek.

Kardeşim, seni buraya çekecek oyunları, eğlenceleri tertipleyemedik, tertiplemedik. Çünkü biz bu mabede kendimizi tanımaya, düşünmeye ve gerçeği sormaya geliriz, insanlık için, Masonluk için ettiğimiz yemini hatırlamaya, tazelemeye geliriz. Buradaki üçgen aynada bedenimizden öte görüntümüze bakmaya, eğer önceden göremediğimiz bir çirkinlik varsa, onu güzelleştirmeye geliriz.

Mesleğimizin oto kontrolü bu.

Ama sen kardeşim, buraya yanlışlıkla geldiğini, burada aradığın bir şey olmadığını söylüyorsun. Bir ayağın mesleğimizin dış alemdeki isminin etkisiyle kapının içinde, diğeri mantaliten, inançların, istek ve beklentilerinle kapının dışında, mütereddit bekliyorsun Çık kardeşim, seni aramıza aldığımızda sevinmiştik ama, biz gerçeği kabul ederiz, kendini sıkma. Sana hayatta mutluluk dileriz, güle güle... Çıkmadan şunu da bilesin ki, elindeki alçıdan heykeli atıp, aramıza, çekiç ve kalemle katılmayı içtenlikle dilediğinde, sana kalbimiz sevgi, kollarımız sevinçle açık, bunu unutma...

Bizler böyle bir insanın aramıza gelmiş olabileceğine inanmıyoruz. Ama bu hiç gelmeyecek demek değildir.

Ne demişler : Kıssadan hisse...


Şakül Gibi – Sayı :9, Aralık 1988

enelsır


Mayıs 19, 2011, 02:23:00 ÖS
Yanıtla #3
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7252
  • Cinsiyet: Bay


Bu konu üzerinde pek fazla yazmak istemem çünkü daha önce bir başka başlık altında bu mason olmak ve "mason" olmak konusunu karşılaştırmalı bir biçimde uzun uzadıya incelemiştim. Bu karikatür onun üzerine geldi.

Ancak bu bağlamda Sayın erim'in deyişi üzerine bir başka olasılığı da belirtmek gerek.

Kimi zaman bir masonun önderi, önericisi (her ne derseniz deyin) aslında Masonluk açısından hiç sağlam değildir. Bir bakarsınız ki o mason sıfatını almış ama "mason" olmaya bir türlü yaklaşamamıştır. Buna karşın önermiş olduğu bir kişi hatta kişiler onu fersah fersah geçmiş ve gerçekten "mason" olma yolunu tutmuştur.

Üstelik bu öyle pek ender görülen, zayıf bir olasılık da değildir. Dolayısıyla birçok "mason" olamamış masonun aslında bu bağlamda Masonluğa bir hizmette, destekte bulunmuş olduğu söylenebilir. Dolayısıyla onları da bu nedenle kutlamak gerekir.
     

 
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Mayıs 19, 2011, 06:24:48 ÖS
Yanıtla #4
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 668
  • Cinsiyet: Bay

Saygılar
Mason okulu neden yok? 
Çırak Mason olmadan önce bir yıllık bir eğitim sürecinden geçsin adaylar. Neticesin de kişilik yapısı ve konulara hakimiyeti ''öğrenci masonun'' belli olur, diye düşünüyorum. Daha adil bir seçim de ortaya çıkmış olur ve dileyen herkez bu süreçten geçer. Mason tarafından tavsiye edilen adayda hem bu okul sürecinden geçer. Şu anki mevcut tüzük torpil olduğu, adil olmadığı izlenimi veriyor sanki.

başlıkla alakalı yazdığımı düşünüyorum.
Saygılarımla


Mayıs 19, 2011, 07:05:27 ÖS
Yanıtla #5
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 579
  • Cinsiyet: Bay

Bir kişi mason olmak için aday olursa, yeterince araştırılır zaten. Torpil olayının olduğunu da düşünüyorsanız, benim açımdan masonlara çok büyük bir iftirada bulunmuş olursunuz. Forumda mason olmak ile alaklı bir sürü başlık var, okuyabilirsiniz.

Ayrıca, okulun kapsamı nasıl olmalı sizce? Masonluğa giriş, Bir Mason nasıl olmalı? Kişiliğinizi masonluğa göre ayarlayın! vb. konular mı öğretilmeli?
« Son Düzenleme: Mayıs 19, 2011, 07:08:40 ÖS Gönderen: poyraz06 »


Mayıs 20, 2011, 12:36:35 ÖÖ
Yanıtla #6
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 668
  • Cinsiyet: Bay

    Mason adaylarının yeterince  araştırıldığı malum. Ama doğru olan bu mu? . Başlık altında yazılanları doğru anladıysam;  nadirde olsa üyelerin problem çıkarttığını düşündüm ve aklıma ''Masonluk okulu'' geldi.
    ''Masonlar torpille adaylarını tespit ediyorlar'' kıısmı bir bakış açısı ''böyle de düşündürtür''  ben böyle düşünmüyorum.    Masonluk illa tavsiye üzerine aday tesbiti yapmaz elbet. Farklı yöntemleri de vardır. Konuya dönersek! Mason adaylarının bir okulu olması gerektiğini şahsen düşünüyorum. Hem daha net sonuç elde edilmesi, hem de Masonluk çatısının ilerlemesi açısından bunu gerekli buluyorum. Belki benim harici olmam vurgumu  antipatik gösterebilir o da ayrı bir konu. Gelin görün ki! ''her şey daha mükkemmel nasıl olur'' fırtınası bu.
Sayın poyraz06
Kapsamı nasıl olacak? Basit bir yol bulunur, bunlar detay önce bir okulun temelini atalım.
Okuldan kastım kişilik öğretme okulu değil elbet; bu nu kastetmiyorum.Yöntemler izlenilerek kişinin nasıl bir kişi olduğu ortaya çıkarılma okulu diyelim. Böylelikle başlık altında yazılmış yakınmalar da ortadan kalkar. İki taraf için Hem Masonluğa gönül vermiş kişilerce hem de Mason olupta kıymetini bilmeyip hayıflananlarca uygun olan bu diye düşündüm. Anlatabildiğimi varsayıyorum.
         
Saygılarımla


Mayıs 20, 2011, 01:45:26 ÖÖ
Yanıtla #7
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 579
  • Cinsiyet: Bay

Sn. Hacamat,

Bence "masonluğa alım süreci" hakkında çok şüpheci olmamak gerekli. Torpil oranının yüksek olduğu bir ülkede şüpheci olmamak mümkün değil, sizi anlıyorum. Ancak, bu zamana kadar hiç fire vermemiş bir örgütlenme için de masonluğa alım sürecini hızlandırıcı/kolaylaştırıcı bir şey olması gerektiğine inanmıyorum. Bu zamana kadar açık verilmediyse, bu insanların bir bildiği vardır diye düşünüyorum. Ayrıca, bir kişinin gerçek kişiliğini o kişi ile birlikte yaşamaktan ya da yıllar öncesinden beri o kişiyi tanımaktan başka bir yolla öğrenilebilineceğine (özellikle 1 sene içerisinde) inanmıyorum. Bunun örneklerini günümüzde çok fazla yerde görebiliriz.


Temmuz 31, 2011, 07:23:54 ÖS
Yanıtla #8
  • Ziyaretçi

Merhabalar.
Şu cümle içindeki tesbit'i açmak istiyorum, bence, anahtae sözcüğün altını çizerek : "Aramızdan yanlışlıkla gelip geçen ...."

Vurguladığım yanlışlığın bir paydaşı olduğumu düşünürüm, taa ki aynı /benzer yanlışların tekrarlatmayacak şekilde çalışmayı konu edip anlatana, ikna edip düzeltene, uygulamaya geçirip başarana kadar...!

Sevgiyle, Saygıyla, Umutla, Aydınlığa
« Son Düzenleme: Ağustos 02, 2011, 07:24:15 ÖS Gönderen: skullG »


Ocak 10, 2012, 12:39:29 ÖS
Yanıtla #9
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 77
  • Cinsiyet: Bay

bence mason musunuz sorusuna verilecek tek bir cevap vardır

"kardeşlerim beni öyle bilir"

>>Mason okulu neden yok?
>>Çırak Mason olmadan önce bir yıllık bir eğitim sürecinden geçsin adaylar.

Masonluğun tamamı çıraklıktır.
Eğitim süreci ise aydınlanmadan çok daha önce başlar, bu süreçteki kişilere "önlüksüz" denir.
Adayların soruşturulmasında kişinin ham taşını yontma sürecine başlayıp başlamadığı gözlenir.
Mabette bulunmanin yegane amacı ise ülkü mabedini inşa ederken (kişisel gelişim) diğer kardeşlerden feyz almaktır kişisel fikrim. 


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
659 Yanıt
435708 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 03, 2018, 08:40:31 ÖÖ
Gönderen: ANARCHOSA
10 Yanıt
7471 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 01, 2017, 05:40:52 ÖS
Gönderen: gfeenatre
211 Yanıt
95798 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 22, 2018, 03:31:32 ÖS
Gönderen: Sertaç
2 Yanıt
20657 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 25, 2010, 07:16:20 ÖS
Gönderen: shaGrot
53 Yanıt
21921 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 05, 2017, 08:16:44 ÖS
Gönderen: ADAM
34 Yanıt
18353 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 24, 2014, 06:01:59 ÖS
Gönderen: Gamze
5 Yanıt
9368 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 17, 2014, 10:59:49 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
3881 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 25, 2010, 11:20:52 ÖÖ
Gönderen: ADAM
11 Yanıt
28819 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 28, 2013, 07:19:09 ÖÖ
Gönderen: ADAM
29 Yanıt
16975 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 10, 2011, 06:06:11 ÖS
Gönderen: Mustafa Kemal