Masonlar.org - Harici Forumu

 

Anket

Dünya birileri tarafından yönetiliyor mu?

Onlarca senedir aynı aileler ve/veya kişiler tarafından yönetiliyor
Belli bir aile ya da kişiler tarafından yönetilmiyor, bunlar paranoyadır

Gönderen Konu: ANKET! Dünya birileri tarafından yönetiliyor mu? - Rotschild Ailesi  (Okunma sayısı 19488 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Şubat 03, 2015, 05:51:03 ÖS
Yanıtla #40
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 277
  • Cinsiyet: Bay

*Benim oyum Belli bir aile ya da kişiler tarafından yönetilmiyor, bunlar paranoyadır yönünde.

Nedeni ise;

Özellikle 2 dünya savaşı sonrası başlayan ekonomi politikaları ve 1980 li yıllarla ABD merkezli başlayan tasarruftan vazgeçilerek harcamaya dayalı ekonomik yapı, günümüzde oluşan ekonomik zorlukların ana sebebidir.

Kredi kartı çılgınlığı kolay elde edilebilir krediler. İnsanların kazandıklarından daha çok harcamalarına ve ömür boyu borçlu yaşamalarına yol açmıştır.

Bunun en önemli ve belki de yagane sebebi insanların ihtiyaç mi, gerekli mi diye sormalarından vazgeçerek "beni daha arzulanabilir" kılar mı sorusunun kendilerine sormalarıdır.

Özellikle sanayi devrimini yaşamamış ve/veya gelir farklılıklarının uçurum olduğu ve/veya göçmenlerin yoğun olarak göç ettiği ve asimilasyon konusunda başarısız olmuş ve kültürel farklılıkların sınıfsal ayrılıklara neden olduğu toplumlarda;  Özgüvensiz bir yaşam tarzının sonucu kalite veya gereklilik odaklı harcama yapmak yerine tamamı ile marka ve dışarıya güzel görünme çabasından kaynaklanan nedenler yüzünden yapılan özenti harcamalar, talebin ana unsurudur.

*****Talep odağı ne ise arz da o odak doğrultusunda olur, üretim ve ürün geliştirme bu talep odağına endekslidir. Ama günümüz modern üretim yapısında arz talebi karşılamak zorunda değil hatta markayı arzulanabilir kılmak ve karlılığı arttırmak amacı ile tabelin %20-%30 altında tutulur.(Küresel markalaşmış firmalar bu teoriyi gerçekleştirebilir. Ar-Ge ye önem veren firmalar.Talebi kendi markaları ile eşleştirmeyi başaran firmalar)

*****Bir tanesi elektronik bir tanesi de otomotiv şirketi bu stratejiyi çok iyi kullanıyor. Üretim kapasiteleri ve fabrika stokları yeterli olmakla birlikte hiçbir zaman piyasaya talebi karşılayacak oranda ürün sürmüyorlar. Doğal olarak markaları hem sürekli arzulanan imajı çiziyor hem de şirket karlılıkları sürekli yüksek oluyor.Ve her yeni ürün ve/veya model için beklenti yüksek, talep yüksek oluyor.Fiyatı da kendileri belirliyorlar.

Hepimizin yurt dışına giden eşi dostu arkadaşı vardır. Çektikleri fotoğraflarda anlattıkları hikayelerde hep x ülke de ki y isimli otantik ve ziyaret edilen ülkenin kültürel yemeğinden yediklerini anlatırlar. İtalya ya gidenler pizza yerler ve yedikleri yerler genellikle salaş tarzda işletilen yerlerdir. Ve genellikle muhteşemdirler :)

Peki bir soru; lahmacun ?

Türkiye de batılılaşmanın sembolü suşi dir. "Ben lahmacun yemem susi yerim" cümlelerini kim bilir kaç kişi kurdu. Yukarı da anlattığım sanayi devrimini yaşayamamış bir toplum olan Türkiye de, suşi yemek bir batılılalaşma sembolü olarak görülür. Lahmacun gericiliği  temsil eder. Suşi den gerçekten hoşlanıp hoşlanmaması önemli değildir. Suşi bir semboldür. Lahmacun kötü, suşi iyi.

Üretimden çok tüketen toplumlarda ki halkın genel anlayışı semer odaklı yaşam şeklidir. Gidilen üniversite alınan arabalar, kullanılan cep telefonları, satın alınan veya kiralanan evlerin seçimlerinde ana unsur "marka"ve"dışarıya bir "üst statü" de görünme çabasıdır.

Günümüz ekonomi sorunu "statü" endeksli yaşamın getirdiği zorluklar ve bu zorlukları ortadan kaldırdığı ve yaşamı kolaylaştırdığı öne sürülen sistemler olan kredi ve kredi kartlarına olan yoğun ilgi.Ve bu ödeme sistemlerinin düşüncesizce kullanılması.

Örnekler verelim,

iPhone alıyorsunuz. T.C. de 2800 ile 3200 tıl bandında fiyatları. Ne kadar kazanıyorsunuz ? 3000 TL lik telefon kullanıyorsunuz ama cebinizde nakit kaç para var ?

Ev alacaksınız. Evin değeri 625.000 TL olsun. Aylık kazancınızda 10.000 TL olsun. 225.000 TL nakitiniz olsun. 400.000 TL  için 10 yıllık kredi kullanacaksınız.Faiz oranı %0.86 olsun;

Aylık Taksit   5.357
Toplam Masraf   1.661
Faiz Oranı   %0,86
Toplam Maliyet   644.521 + 225.000= 869.521... 625.000 liralık evin fiyatı bir anda 869.000 TL oldu.

Gerçekten oldu mu ? 244.000 TL kar mı yoksa evinizi satarken minimum satış fiyatınız mı 869.000TL olmak zorunda ?

Evin değeri çevresine yol veya evin talep edilmesini arttıran bir unsur sebebi ile mi arttı yoksa sizin evi alırken kullanmış olduğunuz kredi faizinin eklenmesiyle mi arttı ?

Hepimiz Hansel ile Gratel masalını biliriz, Kötü Anne babayı çocuklarından vazgeçmeye ikna eder ve onları ormana bıraktırır. Geri dönüş yolunu bulamayan Hansel ile Gratel orman da kaybolurlar.Çocuklar ormanda şekerden yapılmış bir kulübe bulur ve bu kulübenin sahibi yaşlı kadın/cadı çocukları içeri çağırır ve onlara envai çeşit tatlı, şekerleme vs. ikram eder. Yaşlı kadın/cadının amacı iyilik değil, tam tersi çocukları şişmanlatıp yemektir.

Gelin hep birlikte bu masalı günümüze modelleyelim. Kötü cadı kim bulalım, bizleri kimler sömürüyor görelim. Cebimizde ki paraya kim göz dikmiş tespit edelim;

Gerçekten bir kötü anne var mı ?

Var ise kim ?

Bankalar veya finans kurumları mı ?

Kötü anneye karşı koyamayıp çocuklarını ormana bırakan baba kim ?

Devletler mi veya devletleri geçici süre ile yöneten hükümetler mi ?

Baba mı suçlu ?

Hansel ile Gratel kim ?

Halk mı, yani bizler miyiz ?

Peki Cadı kim ?

Şirketler mi ?

Başkaları için yaşayan, harcama yapan, borçlanan, tüketen, şiştikçe şişen, gerekli mi lazım mı diye sormayan bizler miyiz suçlu ?

Yoksa Bankalar, Hükümetler ve Şirketler mi suçlu ?

Nefsiniz sizin kendi Chimera nızdır.

Chimera yı yenmek için gerekli  Bellerophontes ise yine sizin kendi nefsinizdir.

Suçluyu büyük şirketlerde veya finans kurumlarında değilde, kendi içinizde arayın.

Yani akıllı davranıp kötü cadıyı fırına kapatmak sizlerin-bizlerin ellerinizde/ellerimizde.

İnsan kendi dünyasını kendisi seçer, kendisi yönetir.Kafasına silah dayanmıyorsa, tehdit edilerek bir şey alınıp sattırılmıyorsa, nefsine yenilip mantıksız davranıyorsa, suçlu kendisidir. Dünya değil.

Yok x cemiyeti yok y kişisi :) Saçmalık.. Bütçene göre harca. ....Kendin için harca..... İhtiyaç duyduğun için mi alıyorsun diye önce bir sor......Sonra dünyayı sen yönet !


Saygılarımla
« Son Düzenleme: Şubat 03, 2015, 05:55:06 ÖS Gönderen: Metatron »
''Ya hatalarınla yüzleşir ya da hatalarınla yüzsüzleşirsin. Cahil olmak ayrı, pPslik olmak ayrıdır.''
- Dostoyevski -


Şubat 03, 2015, 05:52:20 ÖS
Yanıtla #41
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 641
  • Cinsiyet: Bay

Ayrıntılara girmeden ankete bir kavşak da ben eklemek istiyorum :
...
Fikrimde dünya, birkaç kişi tarafından yönetilecek kadar küçük.
Ama düzenli değil.
Şeyh Edebali, Osman Gazi'ye gönderdiği nasihatin bir kısmında ne diyordu ? :
''Oğul, dünya sandığın kadar büyük değildir ; onu bize büyük gösteren bizim küçüklüğümüzdür.'' diyordu.
Yani dünya bir aile veya grup tarafından yönlendirilecek kadar küçük olmasına küçük de ; lakin dağınık.

'' Dünya bir grup tarafından dizayn edilmeye çalışılıyor'' desek daha makul olur fikrimce.
...
Zira nazarımda, dizayn etmek başka, yönetmek başka.


« Son Düzenleme: Şubat 03, 2015, 05:55:54 ÖS Gönderen: İNSAN »


Şubat 03, 2015, 07:11:02 ÖS
Yanıtla #42

Bana göre arz fransız devriminden bu yana yönetir. Çünkü dünyanın artık bir çok halkı ananelerinden uzaklaşıp üreticinin arzına ayak uydurmak zorunda kalıyor. Folklörünü kıyafette yaşatan kalmadı denilecek düzeylerde ya kültürler, yıllardır modern dünya çağdaşlık adı altında 70den günümüze her odamızda bulunan televizyon ve bilgisayarlar hatta yanımızdan ayırmadığımız tv,pc,oyun konsolu akıllı telefonlar ile iletişimin şeklini bile arz belirliyor. Bunu her yönüyle ele alacak kadar bilgi sahibi değilim ama bir şekilde bunun belli aileler değilde arz edebilen herkesin daha doğrusu global arz yapabilenlerin dünyayı yönettiği söylenebilir.

1950 öncesi "bilimin ittiği" arz belirliyordu. Şimdi piyasada "talebin çektiği" ihtiyaçlar belirliyor. Şu anda her şeyin tetikleyicisi talep.
Görüşünüze saygı duyuyorum. Ancak şu an yorum yapmaya çalıştığım anket dahi bir arz ama şıklarını arz eden belirliyor. Yani benim bir seçenek daha ekleyebilmem şu an ütopik. Şu an bu soruya cevaben ikiye ayrılabiliyoruz. Bir şekilde en yakını seçmeye çalışıyoruz ta ki yeni bir arz gelene dek.
Ayrıca "bilimin ittiği" arz çok açıklayıcı bir terim ayrıca teşekkür ederim.
 Saygılarımla
Murat MAZMAN.


Nisan 27, 2016, 10:21:29 ÖÖ
Yanıtla #43
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 56
  • Cinsiyet: Bay

Yani ekonomik olarak son dönemlerde yapılan en büyük tuzak, herhangi bir şey ortaya çıkarıp (moda akımı, herhangi bir teknolojik ürün veya uygulama vs.) sanki insanları bunu yapmak zorundasınız, yoksa çok geride kalırsınız, dışlanırsınız, sosyalleşemezsiniz, arkadaşlarınız arasında geride kalır sevilemezsiniz gibi düşünceleri aşılayıp insanları bunları almaya zorlarlar. Kısacası satın almanız gereken modayı yaratıp size satıp kısa bir süre sonra onun bir üst modelini versiyonunu yaratıp bunu tekrar size satıyorlar ve sizde hiç ihtiyacınız olmadığı halde bunları sırf toplumsal ve sosyal kaygılarınız yüzünden alıyorsunuz. Size bu kaygıyı aşılayanlar onlar olduğu gibi diğer karşı tarafa yani sizi bu modayı takip etmediğiniz taktirde dışlayacak olan kesime sizi dışlaması için gerekli düşünce sistemini aşılayan da yine onlardır. Ve bunu medya ile başarılı bir şekilde yapmaktalar.

Medya bu kadar güçlü mü demeyin, nasıl ki en basitinden hareketli bir şarkı dinlediğimizde bile adrenalin salgılayıp enerjik bir hale giriyorsak aynı şekilde aşırı derecede duygusal bir şarkı dinleyince de fazlasıyla hüzünlü bir hale girebiliyoruz. Dizilerde aile yapısını fazlasıyla değiştirmiş bulunmakta.

Bir balığı soğuk sudan alıp aniden sıcak suya koyarsan karşı çıkar ancak suyu fark edemeyeceği kadar yavaş yavaş ısıtırsan hiçbir şekilde karşı çıkmaz ve yaşamına mutlu bir şekilde yaşamaya devam eder..
"Acı çekmek, büyük bir zekaya ve duyarlı bir yüreğe sahip kişiler için her zaman kaçınılmazdır."


Nisan 28, 2016, 12:19:23 ÖÖ
Yanıtla #44

Eski Türk filmlerin de, hepimizin gözüne çarpan bir olgu vardı:
İyler, hep iyi; Kötüler, hep kötüydü.Bu karakterler basitti ve ayrıca zihin yormuyor du.
Sadece filmler değil, toplum ve kültür de o kıvam da idi.Kısaca "A" a idi.

Bir an geldi; "A" a da olabilir; Olma ya da bilir, konumuna geldik.Peki nasıl geldik ?
Fizik yasaları, Sonsuz bilgi ağı (İnternet)
Basit zihin aktivitemiz, bu yeni cağ Codex'i karşısın da, error ile karışık, aydınlanma benzeri bir evrim sürecine girdi.Toplumu gözlemler isek, her konu da bir fikri olan kitleler hemen göze çarpar.
Her kez, Her olguyu ve gizemi çözmüş,anlatıcak adam arıyor kıvamın da.

Sade de gelir isek; Bu sonsuz olasılıklar dünya'sını kim yönetmek ister ki ?
Sen Özelsin


Nisan 28, 2016, 02:17:09 ÖS
Yanıtla #45
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 56
  • Cinsiyet: Bay

Sayın Zig-Zag, dedikleriniz çok doğru, eski filmlerimizde gördüğümüz gibi iyiler ve kötüler var ve sonunda hep iyiler kazanıyor, ancak malesef günümüz yaşama şekilleri ve filmler böyle değil, hatta bazı filmlerde filmin sonuna kadar kim iyi kim kötü karar veremiyorsun yada neye göre iyi neye göre kötü? Örneğin işini fazlasıyla yapan bir işçi ne kadar yalancı düzenbaz veya kibirli olursa olsun şirket yönetimi için o iyi kişidir, bir başkası her açıdan iyi olsun sadece iş konusunda verim olarak diğerinden daha alt düzeyde olsun bu kişi kötü kişidir.

Kısacası eskiden iyiler-kötüler, dostlar-düşmanlar ve kazananlar-kaybedenler belliydi şimdi herşey tamamen algı üzerinden gidiyor ve neyin ne olduğu kimin gerçekte kim olduğu kimler tarafından yönetildiği belli değil. Tıpkı büyük bir firmanın ileride kendisine rakip çıkmasın diye yine aynı sektörde kendisine rakip başka bir firmayı yine kendisinin kurması ve kendi kendine rekabet etmesi gibi.
"Acı çekmek, büyük bir zekaya ve duyarlı bir yüreğe sahip kişiler için her zaman kaçınılmazdır."


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
1 Yanıt
7654 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 03, 2012, 12:56:32 ÖS
Gönderen: yazbenide
0 Yanıt
2763 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 10, 2007, 04:21:20 ÖÖ
Gönderen: Ittihatci
1 Yanıt
3507 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 02, 2018, 01:09:16 ÖÖ
Gönderen: Zennn
13 Yanıt
5988 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 14, 2013, 12:37:12 ÖS
Gönderen: Etimolog
28 Yanıt
11296 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 13, 2010, 11:05:39 ÖÖ
Gönderen: Mozart
18 Yanıt
12265 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 09, 2011, 04:27:27 ÖÖ
Gönderen: Mozart
2 Yanıt
2044 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 01, 2011, 12:26:04 ÖÖ
Gönderen: bgryn
12 Yanıt
4451 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 08, 2013, 01:27:25 ÖÖ
Gönderen: proxima
52 Yanıt
14091 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 18, 2018, 02:38:18 ÖÖ
Gönderen: night manager
0 Yanıt
1042 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 17, 2014, 02:10:31 ÖS
Gönderen: MysticMind