Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Bağnazlık  (Okunma sayısı 11936 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mayıs 09, 2011, 02:17:46 ÖS
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay




Bana göre pek önemli bir kavram bu… İyi anlaşılması, doğru değerlendirilmesi gereken bir kavram.

Bu kavram Masonlukta da çok önemli çünkü Masonluğun hangi türünde ya da kanadında olursa olsun, bağnazlığa şiddetle karşı çıkılıyor. Bağnazlık, masonların amansızca savaşması gereken bir olgu biçiminde niteleniyor. Hatta belki şunu bile söyleyebilirim: Çeşitli nedenlerle birbirlerine karşı çıkan mason kuruluşlarının buluştuğu asgari müştereklerden biri bu: Bağnazlık ile savaşım…

Masonlukta böylesine karşı çıkılan bu kavramı bu forum alanında nasıl olur da incelemeden geçeriz?

Ben bu konuda birkaç tümce yazmak, sonra konunun geliştirilip derinleştirilmesini hatta belki tartışılmasını dileyen katılımcılara bırakmak istiyorum.

Önce biraz eş anlamlı sözcükler…

Bu terimin eski dildeki karşılığı “taassup”. Bağnaz olan bir kişinin karşılığı ise “mutaassıp” Bu noktada özen gösterilmesi gereken şu: Mutaassıp olmak ile muhafazakâr olmak aynı şey değil. Gerçi çoğu mutaassıplar muhafazakâr olanların arasından çıkar, dolayısıyla muhafazakârlık bir bakıma mutaassıplığın alt aşaması olarak da nitelenir ama hiç muhafazakâr (tutucu) olmadan da mutaassıp (bağnaz) olunabilir.

Şöyle dersek çok daha kolay anlaşılabilecek: Bağnaz sözcüğünün Batı dillerinden dönüştürülerek dilimize alınmış ve pek yaygın olarak kullanılmakta olan karşılığı “fanatik”. Banazlık ise fanatiklik ya da fanatizm. İkincisi sanki daha iyi gibi. Artık bu tutum, bireysel boyutta âdeta bir doktrin olma aşamasına varmış.

Terimin orasında burasında dolanıp duruyoruz ama daha hâlâ bir tanımını yapmadık, değil mi?

Şöyle desem acaba nasıl olur?... Bir şeyi körü körüne denilebilecek bir bağlılık ve inatla savunup, başka türlüsünün doğruluğunu asla kabul etmemek.

Peki bu “şey” ne olabilir?

Onun yerine her ne isterseniz koyun: Din, inanç, ideal, ülkü, ilke (prensip), gelenek, düşünce, bilgi, bulgu, açıklama, kuram (teori)… Uzatın uzatabildiğinizce.

Peki, Masonluk durup dururken niçin bağnazlığa karşı çıkıyor? Bağnazlığın kendi amaç ve ilkelerine aykırı düşmesinden ötürü mü? Öyleyse o da bağnazlık sayılmaz mı?

Ne biçim paradoks ama!... Forumda bundan çok hoşlananlar olacak sanırım.

Ben burada durayım; sonrasını getirecekleri bekleyeyim.


ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Mayıs 09, 2011, 03:29:07 ÖS
Yanıtla #1
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 501
  • Cinsiyet: Bay

Sayın ADAM'ın bu kavramı kesinlikle tartışılması gereken bir kavram olarak görmesi ve incelemeye açmasını çok doğru ve yararlı buluyorum.

 Masonluğun bağnazlıkla bir savaşım içinde bulunması ve bunu bir ilke olarak benimsemesi bence bir paradoks değil. Masonluğun kendini tanımlarken sıraladığı özelliklere bakınca ,bunun , zaten doğal olarak, kendiliğinden oluşan bir tutum olduğu rahatlıkla görülebilir.

 İnsanların bir şeye kendi hür iradeleriyle karar vermelerini , bir durum karşısında önce aklı ön plana çıkarmalarını savunan ve bunu yaparken de bilimi rehber almalarını salık veren bir düşünce, tabi ki bağnazlıkla savaşmalıdır. Bu bana göre bir paradoks değildir.

 Sayın ADAM'ın yaptığı bağnazlık tanımına ( ki doğrudur) bakmak bile bunu anlamak için yeterlidir bana göre.

 ''Bir şeyi körü körüne denebilecek bir bağlılık ve inatla savunup, başka türlüsünü doğruluğunu asla kabul etmemek''


 Belki kurumlar için böyle bir durum olabilir, belki bunun olmuş veya süren örnekleri vardır. Sayın ADAM kuşkusuz daha fazlasını biliyordur.
 Fakat bunu Masonluğun kendisi için düşünmek. Bana göre doğru değildir
enelsır


Mayıs 09, 2011, 04:47:23 ÖS
Yanıtla #2
  • Seyirci
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 647
  • Cinsiyet: Bay

Hayatımda olmasından en çok korktuğum şey.
İnandıklarım, değerlerim ne olursa olsun, yeri geldiğinde kaldırıp çöpe atabilmeliyim. Bu gün sahip olduğum bütün değerlerin gerekliyse tam tersini kabul etmeye hazır olmalıyım, diye düşünmüşümdür hep..
Hatta kabul ettiğim bu yeni değerleri de yine atmaya hazır olmalıyım. Yani bir düşünce, bir inanış veya başka bir tutum ne kadar hoşuma gitse de daha en başında bile bunu unutmamam gerekir.
Bağnazlıkla, muhafazakarlığı birbirinden ayıramıyorum. Hatta bunların sebebinin cehaletten kaynaklandığını düşünüyorum. Slokastik düşüncenin tanımında ve temelinde de cehalet görülür zaten.
Anlayışlı olmak, saygılı olmak ayrı bir şeydir, yanlışa gözünü kırpmadan yanlış demek ayrı bir şeydir. Hele konu bağnazlıksa, anlayışın faydalı olabileceğini kimse kolay kolay izah edemez bana. Bazılarının bu yaklaşımdan rahatsız olması o yüzden beni çok düşündürmüyor.
Masonluğun her kesiminin bu konuda anlaşması ise çok doğal, zaten başları hep bağnazlarla dertte değil mi? Geçenlerde bir arkadaşımızın ateist bir forumdan alınmış, masonlar.org'un da adı geçtiği bir yazı okumuştum. Ateistlerin bu yüzden bağnaz olduklarını pek sanmıyorum. Her ne kadar düşüncelerinde çok iddialı görünseler de farklı düşünceleri de incelerken katı bir mantık ararlar.

Bağnazlığın tutuculuktan, cehaletten kaynaklandığını ve düşünme yeteneğini dondurduğunu biliyoruz. Böyle biri nasıl değiştirilebilir?
Zeka geriliği olan insanlar iki kısma ayrılır; eğitilebilir ve öğretilebilir. Yani aynı bir hayvanı eğitirmişcesine  zeka geriliği olan birisini eğitmeniz gerekir. Bu ona kıyaslama yeteneğini veremeyeceğiniz anlamına gelir, sadece bir doğru öğretirsiniz ve ona şartlandırırsınız. Tıpkı skolastik düşünce yapısına sahip bir insanın ilk aldığı eğitim gibi. Onu silip yerine daha doğru olanı koyarsınız. Bağnaz birisini ikna ettiğinizi düşünebilirsiniz, ama bu seferde yeni verilen bilgiye saplanıp kalacaktır. Ancak şu var, öylesi birini de sizin düşüncenizde görmek çoğu zaman can sıkar. Bilmeden, düşünmeden saplantı halinde sizin inandığınız şeyleri savunması da hiç hoşunuza gitmeyecektir. Deneyin görün :)

Peki masonlar madem bu kadar bağnazlığa karşı bir tutum içerisindeler, bağnazlıkla mücadelede anlayış, tolerans ve/veya bir başka erdemin işe yaradığını görmüşler mi acaba?
Pek sanmıyorum.
Çünkü bağnazlığın hafifi, koyusu olabileceğini düşünmüyorum. Bağnazlık, değiştirilebilecek olsa zaten bağnazlık olmazdı.

Benim burada da yaptığım bir şey var, bir ihtimal işe yarayabilir diye bunu çoğu kez deniyorum. Şoka giren birisini nasıl uyandırırsınız? Farzedin ki bu bağnaz kişide tıpkı şoka girmiş bir insan gibi çevresindeki hiç bir sesi duymuyor, hiçbir şeyi de göremiyor, içinde bulunduğu durumu değerlendiremiyor. Sanırım bu saydıklarım şok içindeki insanın tanımını aşmıyordur. İşte ben, bu bağnazlara şoka girmiş bir insanmış gibi tokat atmaya çalışıyorum. Anlayış ve saygı göstermeden, direk tokat gibi konuşuyorum. Dine inanıyorsam inanmıyormuş gibi davranıyorum, milliyeçiysem komünistmiş gibi, komünistsem değilmişim gibi davranıyor, bir sürü bilgiyi tokat atarmış gibi yüzlerine çarpıyorum. Bunun ne faydası olabilir diyebilirsiniz, inançlarını ispatlarsa ben karlı çıkarım, ispatlayamazsa o karlı çıkar ve yine ben haklı olmuş olurum :)
Gerçi inanın, bunda bile başarı %20 nin üzerine çıkmıyor:) Çünkü genelde kaçıp gidiyorlar.


Saygılarımla...
« Son Düzenleme: Mayıs 09, 2011, 04:49:24 ÖS Gönderen: Prometheus »
Bir yere ait olmayı hiç istemedim. Ya kendim olurum yada başkalarının arkamdan övgüleri ile ölmüş olurum.


Mayıs 10, 2011, 09:20:49 ÖÖ
Yanıtla #3
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Bu konu üzerine Sayın Prometheus’un dediklerinin çoğuna ben de katılırım.

Neresine katılmam?

Bağnazlık ile muhafazakârlığı yani tutuculuğu birbirinden ayırmayışına katılmam.

Çok insan vardır ki tutucudur fakat bağnaz değildir. Başka türlüsünün de olabileceğini kabul eder, ona tolerans gösterir ama kendisi uymaz, o ayrı.

Çok insan vardır ki yenilikçidir, değişimcidir. Ancak bu bağlamda bağnazdır çünkü tutuculara hiç tolerans göstermez; onların da kendilerine göre bir anlayışı bulunduğunu kabullenmeye yanaşmaz.

Dolayısıyla bağnazlığın kaynağı tutuculuk değildir. Gerçi bağnazlık bilgisizliğin yanı sıra durağan olmayı, değişmezliği destekler. Gelişime, değişime, evrime karşıdır ama asıl kapalı olduğu yönü tartışma ve eleştiridir. Hele tolerans… Bağnaz kişinin sözlüğünde böyle bir sözcük yoktur.

Sayın Prometheus ile görüş bakımından örtüştüğümüz noktalar var. Belki bunları anlatış, aktarış tarzımız biraz farklı.

Ben bağnaz bir kişinin en temel, en öncelikli noksanlığının ne olduğunu düşünmek isterim. Ancak o kişiye sorarsanız kendisinin düşüncede hiçbir temel noksanlığı yoktur. İşte bunu söyleyince onun noksanlığının ne olduğunu keşfederim: Akıl yolu ile düşünememektedir; olay ve olguların bilgelik yani bilgi ve erdemin birleşimiyle değerlendirememektedir. Bunu yapamayışının nedeni kendi dünyasını birtakım “doğru ile yanlış” ya da “iyi ile kötü” gibi ön yargılar üzerine oturtmuş olmasıdır.

Peki, böyle oluşunun kökenine gidecek olsak, hani psikologların kişinin herhangi bir ruhsal bozukluğunun gerekçesini ararken çocukluğuna ulaşmaya çalışması gibi, acaba ne buluruz?

Ben bu işin uzmanı değilim ama bana sanki o kişinin bilinçaltında korku ve endişe var gibi geliyor. Belki de bir beceriksizlik, yeteneksizlik, özellikle el becerilerinde noksanlık (bu doğrudan beyine bağlıdır), matematik kafasının dört işlem ile sınırlı kalmışlığı, önce kendine sonra başkalarına karşı güvensizlik… Sonra elbette kendini koruma içgüdüsü eyleme geçecek. Bunun sonucu ise bencillik ve kendini üstün görme ya da gösterme, gurur…

Bağnaz bir insan bilgiye karşı mıdır? Bilgisizliği mi savunur?

Bunun benim kafamda oluşan bir yanıtı var ama acaba bu satırlardı izleyenler ne düşünüyor bu bağlamda?

ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Mayıs 10, 2011, 10:57:24 ÖÖ
Yanıtla #4
  • Seyirci
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 647
  • Cinsiyet: Bay

Sayın ADAM tutucu olmanın sebepleri nedir sizce?

El becerisi ile zeka gelişimini kısmen doğru bulduğumu söylemeliyim. Sanatçılar arasından bağnaz çok az çıkar çünkü, aslında hiç çıkmaz da, gelin görün ki olmadık kişileri de sanatçı göstermekte maharetimiz çok büyük. Ayrıca, hiç bir sanatsal yeteneği birikimi ve zekası olmayan kişilerinde kalkıp sanat eserlerine ucube demek gibi bir aymazlığı var ülkemizde.
Sadece sanat ile tutucuları değerlendirirsek bile, bağnazlıklarını ortaya çıkarabiliriz diye düşünüyorum. Acaba bu günkü tutucular, Salvador Dali, Van Gogh zamanında yönetici olsalardı, hangisi bu sanatçıların eserlerine ucube demezdi? Hiç biri.
Sanata, bilime karşı gelen insan sadece bağnaz değil aynı zamanda ucubenin de dik alasıdır. Bütün bilimsel buluşların izlerini çok daha önceden sanatın içinde bulabilirsiniz. İnsanlığın gelişimi sanatla olur.
Tutucu ile bağnazı çok aşırı uçlarda karşılaştırırsak, sıfır numara salaklar ile, şöyle böyleci oportinistleri birbirinden ayırabilir ve farklı diyebiliriz. Ancak tutucu seviyesini inceler ve bütün bağnazları burada bulabilirsek, aslında ikisinin de aynı olduğunu görebiliriz. Bağnaz tutucu düşünceye sahip insanın biraz daha bilgisizidir sadece, düşünce şeklinde birbirlerinden farkı yoktur.
Dilerseniz bu konuda iki kolonlu bir şema çizip karşılaştırabiliriz, böylece bağnaz ile tutucu arasında ihmal edilebilecek kadar fark olduğunu görebiliriz.
Tutuculuk(değişime karşı olmak) ile bağnazlığın farkı olmadığını ispat etmek çok kolay geliyor bana.
Ayrıca sayın ADAM'ın dediği, "Başka türlüsünün de olabileceğini kabul eden insan" zaten tutucu değildir ve değişebilir.

Sayın ADAM'ın şu sözüne tamamen katıldığımı söyleyebilirim; tutucu ve bağnaz insanın bilinçaltında kesinlikle bir korku vardır.
Bu korkunun dinle, toplum tarafından uydurulmuş kurallarla kişinin beynine işlendiğini biliyoruz. Bu yüzden din ağırlıklı toplumların embesil üretim fabrikası gibi çalışması da ispat değil mi zaten?


Saygılarımla...
« Son Düzenleme: Mayıs 10, 2011, 11:02:22 ÖÖ Gönderen: Prometheus »
Bir yere ait olmayı hiç istemedim. Ya kendim olurum yada başkalarının arkamdan övgüleri ile ölmüş olurum.


Mayıs 10, 2011, 11:15:51 ÖÖ
Yanıtla #5
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 501
  • Cinsiyet: Bay

 Bağnaz bir insanın bilgiye karşı olduğunu düşünmüyorum. Ya da kendisine sorsanız karşı olmadığını söyleyecektir. Fakat bu pratikte böyle midir? Sanmam. Bağnaz insan sahip olduğu düşünceye öyle körü körüne bağlıdır ki bunun tersini, belki de ıspatlatacak her hangi bir bilgiyi , bırakın kabul etmeyi, göremeyecektir bile. Sorduğunuzda '' hayır'' cevabını alacağınız bu konu , kişinin yaşamına baktığınız da '' evet'' olarak karşınıza çıkacaktır.

 Bağnaz bilgiye karşıdır. Fakat ironik bir şekil de bunu kabul etmez, dahası bunu göremez bile. Bu konu da da bağnazlık devam eder.
enelsır


Mayıs 10, 2011, 11:28:08 ÖÖ
Yanıtla #6
  • Seyirci
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 647
  • Cinsiyet: Bay

Sayın enelsır, hem bilgiye karşı olmayıp hemde nasıl bağnaz olacak ki? Bilgi yenilik demektir, her öğrendiğiniz bilgi sizi gelişime, değişime zorlar. Siz farkında olmasanız bile...
Bakın bir örnek vereyim, nazlı ılıcak'ın oğlu büyük bir işadamıdır(ne kötü bir ünvan) ve sağolsun medyamız bizi böyle yüce insanların fikirlerinden alıkoymuyor. Zat'ın açıkladığına göre hayatında bir tane bile kitap okumamış, sadece tayyip imzalı bir kuran(Kuranı imzalamakta ayrı bir meziyet) okuduğunu beyan etmiş. Ayan beyan görülüyor ki bağnazlar bilgiye karşı.

Ve;
Bağnaz bir insanın bilgiye karşı olduğunu düşünmüyorum.
......................
.........
.............
........

 Bağnaz bilgiye karşıdır.

Saygılarımla...
« Son Düzenleme: Mayıs 10, 2011, 11:31:13 ÖÖ Gönderen: Prometheus »
Bir yere ait olmayı hiç istemedim. Ya kendim olurum yada başkalarının arkamdan övgüleri ile ölmüş olurum.


Mayıs 10, 2011, 12:17:24 ÖS
Yanıtla #7
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 501
  • Cinsiyet: Bay


 Sayın Prometheus,

 Ben de iletim de tam dediğinizi anlatmaya çalışmıştım. Biraz karışık olmuş. Kabul ediyorum :). Fakat dediğim o ki ; bağnaz bilgiye karşı olduğunu bile bilmeyebilir. Körü körüne sarıldığı düşünce öylesine gözünü bağlamıştır ki. Bunun dışın da kalan başka bir düşünce ve bilgiyi göremez bile. Ona düşüncesinin karşısında yer alan her hangi bir bilgi verdiğiniz de , bunu akıl süzgecinden geçirip analiz etmek yerine, hemen karşı çıkacaktır. Bu karşı çıkış muhtemelen bir saldırı şeklin de olabilir. Bilgi karşıtlığını bu şekil de düşünüyorum.

 Aslın da aynı şeyleri söylediğimizi düşünüyorum.

 Saygılarımla.
enelsır


Mayıs 10, 2011, 01:07:11 ÖS
Yanıtla #8
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Diyalog biçiminde olsa da, Sayın Prometheus ile Sayın Enelsır arasındaki şu tartışmaya bayıldım: Konu kapsamına bağlı ve düzeyli…

Birkaç lâf daha etsem bu konuda işi bozar mıyım?

Ben derim ki: Bağnaz kişi, hiç de bilgisiz olmayabilir. Hatta çok bilgili bile olabilir. Hatta bilgin bile olabilir. Hatta ordinaryüs prof bile olabilir. Fakat edinmiş olduğu tüm bilgileri dondurmuştur. Bunlara kesinlikle bağlanmıştır. Bundan başka türlüsünün geçerli olabileceğini kabul etmez. Bu durumu koruyabilmek ve böyle sürdürebilmek için, kendi doğru bildiklerinin üzerine kuşku konduran her türlü düşünüye düşmandır. Özellikle de özgür düşünceye olasıya karşıdır. Bir türlü sıyrılamadığı bir olumsuz tutkuya kapılmıştır. Düşünülerinin ve tutumunun yanlışlığının farkına varsa bile, kendisini bunlardan kurtaramaz; kurtarmak da istemez.

Özgür düşünceye karşıtlık ya da düşmanlık korku duygusuyla karışırsa, bağnaz kişi saldırgan olmaya başlar.

Bağnazlığın saldırganlığa dönüşmesi demek, kendi doğrularını başkalarına zorla kabul ettirmek demektir. Kendisininkilere uymayanları ezmek için gerekirse kaba güç kullanmak demektir.

Nedir bunun sonucu?

İnsanlar arasında ayrılık ve çatışma.

Bunun böyle olduğunu bağnazlar da biliyor. İnsanlar arasında ayrılıkların ve çatışmaların doğmasını onlar da istemiyor ama bir koşulla: Her şey kendi istedikleri gibi olacak. Bu yüzden o koşulu saklı tutarak onlar da bağnazlığa karşı çıkıyor.

Kimi masonlar da öyle mi yapıyor acaba?

ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Mayıs 10, 2011, 01:26:14 ÖS
Yanıtla #9
  • Seyirci
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 647
  • Cinsiyet: Bay


Sayın  ADAM bakmayın siz sn.enelsır ile olan yazışmalarımıza. Aslında olayın aslı benim hinliğim; bal gibi biliyorum ki aynı şeyleri konuşuyoruz ve olay ufak bir dil sürçmesi. Sayın enelsır'ın anlayışını bildiğimden biraz takılmak istemiştim :D Hepsi o.
Bir yere ait olmayı hiç istemedim. Ya kendim olurum yada başkalarının arkamdan övgüleri ile ölmüş olurum.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
6 Yanıt
15417 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 21, 2013, 10:54:30 ÖS
Gönderen: Melina
23 Yanıt
11861 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 15, 2009, 08:09:38 ÖÖ
Gönderen: erdal
9 Yanıt
4379 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 15, 2013, 06:28:48 ÖS
Gönderen: Samuray
1 Yanıt
2183 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 16, 2013, 06:27:39 ÖS
Gönderen: ceycet
6 Yanıt
2804 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 17, 2013, 07:22:24 ÖÖ
Gönderen: ceycet
1 Yanıt
1778 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 17, 2013, 01:15:12 ÖS
Gönderen: ADAM
2 Yanıt
1932 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 20, 2013, 03:39:35 ÖS
Gönderen: ceycet
8 Yanıt
2946 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 23, 2013, 07:32:49 ÖÖ
Gönderen: ceycet
25 Yanıt
7624 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 24, 2013, 06:24:01 ÖS
Gönderen: Samuray
7 Yanıt
2733 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 23, 2013, 08:00:32 ÖS
Gönderen: bymokurai