Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Samimi bir Dindar Atatürk  (Okunma sayısı 4414 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ağustos 10, 2007, 11:22:15 ÖS
  • Seyirci
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 654
  • Cinsiyet: Bay

  Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda savaşın, (ancak) aşırı gitmeyin. Elbette Allah aşırı gidenleri sevmez. (Bakara Suresi, 190)

 Ülkemizde özellikle son günlerde Atatürk bazı çevrelerce dinsiz din düşmanı olarak algılanmakta bununla beraber özellikle dindar olarak nitelendirilen kişiliklere ise Atatürk düşmanı gibi bakılmakta bu bazı çevrelerin bilinçli bir kampanya yürütmeleri sonucu ortaya çıkmıştır oysa ki Ata samimi bir Müslümandır ve dindar insanlar O'nu severler...

Vefatından bu yana Atatürk hakkında pek çok yazı ve eser kaleme alınmış, konferanslar ve toplantılar düzenlenmiş, çeşitli yorum ve değerlendirmeler yapılmıştır. Şüphesiz Atatürk; tarihin şahit olduğu en büyük komutan ve devlet adamlarından biridir. Bunu tüm dünya kabul etmektedir.

Atatürk'ün saydığımız bu özellikleri, aslında onu tanımak için yeterli unsurlardır. Ancak Atatürk'ün, bütün bu üstün özelliklerinin yanı sıra hayatında ve davranışlarında önemli yer tutan, onun sosyal yönünü ve karakterini belirleyen İslam ahlakından kaynaklanan pek çok özelliği bulunmaktadır. Tevazusu, hoşgörüsü, barışçı ve uzlaşmacı kişiliği, duygusallıktan uzak, akılcı yapısı, ahlak anlayışı, dinine karşı olan hassasiyeti, kararlılığı, giyim ve kuşamına, temizlik ve bakımına, sanat ve estetiğe verdiği önemi bunlar arasında sayabiliriz.

Sadece TBMM'nin açılışı için hazırlattığı bildiri ya da Balıkesir'de verdiği hutbe bile, tek başına Atatürk'ün dindar kişiliğini gözler önüne sermek için yeterlidir.




TBMM'nin Açılış Bildirisi

Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920 Cuma günü açılmıştır. Bu açılışın 21 Nisan 1920'de tüm Türkiye'ye gönderilen bildirgesi, bildirgeyi kaleme alan Atatürk'ün samimi dindarlığını açıkça gözler önüne seren tarihi bir belge niteliğindedir:


1. Allah'ın yardımıyla 23 Nisan Cuma günü, Cuma namazından sonra Ankara'da Büyük Millet Meclisi açılacaktır.

2. Vatanın bağımsızlığı, yüksek halifelik ve saltanat makamının kurtarılması gibi çok önemli vazifeleri olan Meclisin açılış gününü, Cumaya tesadüf ettirmekten maksat, o günün kutsallığından faydalanmak ve açılmadan önce sayın milletvekilleriyle Hacı Bayram Camii'nde Cuma namazı kılmak, Kuran ve namazın nurlarından faydalanmaktır. Namazdan sonra Peygamberimiz (sav)'in sakalı ve sancağı el üstünde olduğu halde Meclis binasına gidilecektir. Camiden buraya kadar olan merasim için Kolordu Komutanlığı'nca özel olarak askeri tertibat alınacaktır.

3. O günün kutsallığını güçlendirmek için bugünden başlayarak valiliklerde, vali beyefendinin düzenlemesiyle hatim indirilecek, muhayiri şerif okunacaktır. Hatmin son kısımları Cuma namazından sonra Meclis binası önünde tamamlanacaktır.

4. Kutsal ve yaralı vatanımızın her köşesinde aynı biçimde bugünden başlanarak muhari ve hatm-i şerif okutularak Cuma günü ezandan önce selavat verilecek ve hutbede halife padişahımızın adı söylenirken, padişahımızın ve topraklarımızın bir an önce kurtuluşu ve mutluluğa erişmesi için dua edilecektir. Cuma namazı kılındıktan sonra hatim duası yapılarak yüce halifelik ve saltanat makamının ve bütün yurdun kurtulması uğrundaki milli çalışmaların kutsallığı ve milletin her bireyinin kendi temsilcilerinden oluşan Büyük Millet Meclisi'nin vereceği vatan görevlerini yerine getirmesine ilişkin vaazlar verilecektir. Sonunda halife ve padişahımızın, din ve devletimizin, vatan ve milletimizin kurtuluşu, mutluluğu ve bağımsızlığı için dua edilecektir.

SAMİMİ BİR DİNDAR ATATÜRK 


Kitabın Büyütülmüş Kapağı 
  Kitabın PDF formatını buradan yükleyebilirsiniz.
 Kitabın Word metnini buradan yükleyebilirsiniz.
 

--------------------------------------------------------------------------------
 
ATATÜRK'ÜN DİNDAR KİŞİLİĞİ

Vefatından bu yana Atatürk hakkında pek çok yazı ve eser kaleme alınmış, konferanslar ve toplantılar düzenlenmiş, çeşitli yorum ve değerlendirmeler yapılmıştır. Şüphesiz Atatürk; tarihin şahit olduğu en büyük komutan ve devlet adamlarından biridir. Bunu tüm dünya kabul etmektedir.

Atatürk'ün saydığımız bu özellikleri, aslında onu tanımak için yeterli unsurlardır. Ancak Atatürk'ün, bütün bu üstün özelliklerinin yanı sıra hayatında ve davranışlarında önemli yer tutan, onun sosyal yönünü ve karakterini belirleyen İslam ahlakından kaynaklanan pek çok özelliği bulunmaktadır. Tevazusu, hoşgörüsü, barışçı ve uzlaşmacı kişiliği, duygusallıktan uzak, akılcı yapısı, ahlak anlayışı, dinine karşı olan hassasiyeti, kararlılığı, giyim ve kuşamına, temizlik ve bakımına, sanat ve estetiğe verdiği önemi bunlar arasında sayabiliriz.

Sadece TBMM'nin açılışı için hazırlattığı bildiri ya da Balıkesir'de verdiği hutbe bile, tek başına Atatürk'ün dindar kişiliğini gözler önüne sermek için yeterlidir.




TBMM'nin Açılış Bildirisi

Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920 Cuma günü açılmıştır. Bu açılışın 21 Nisan 1920'de tüm Türkiye'ye gönderilen bildirgesi, bildirgeyi kaleme alan Atatürk'ün samimi dindarlığını açıkça gözler önüne seren tarihi bir belge niteliğindedir:


1. Allah'ın yardımıyla 23 Nisan Cuma günü, Cuma namazından sonra Ankara'da Büyük Millet Meclisi açılacaktır.

2. Vatanın bağımsızlığı, yüksek halifelik ve saltanat makamının kurtarılması gibi çok önemli vazifeleri olan Meclisin açılış gününü, Cumaya tesadüf ettirmekten maksat, o günün kutsallığından faydalanmak ve açılmadan önce sayın milletvekilleriyle Hacı Bayram Camii'nde Cuma namazı kılmak, Kuran ve namazın nurlarından faydalanmaktır. Namazdan sonra Peygamberimiz (sav)'in sakalı ve sancağı el üstünde olduğu halde Meclis binasına gidilecektir. Camiden buraya kadar olan merasim için Kolordu Komutanlığı'nca özel olarak askeri tertibat alınacaktır.

3. O günün kutsallığını güçlendirmek için bugünden başlayarak valiliklerde, vali beyefendinin düzenlemesiyle hatim indirilecek, muhayiri şerif okunacaktır. Hatmin son kısımları Cuma namazından sonra Meclis binası önünde tamamlanacaktır.


1. Türkiye Büyük Millet Meclisi binası 

4. Kutsal ve yaralı vatanımızın her köşesinde aynı biçimde bugünden başlanarak muhari ve hatm-i şerif okutularak Cuma günü ezandan önce selavat verilecek ve hutbede halife padişahımızın adı söylenirken, padişahımızın ve topraklarımızın bir an önce kurtuluşu ve mutluluğa erişmesi için dua edilecektir. Cuma namazı kılındıktan sonra hatim duası yapılarak yüce halifelik ve saltanat makamının ve bütün yurdun kurtulması uğrundaki milli çalışmaların kutsallığı ve milletin her bireyinin kendi temsilcilerinden oluşan Büyük Millet Meclisi'nin vereceği vatan görevlerini yerine getirmesine ilişkin vaazlar verilecektir. Sonunda halife ve padişahımızın, din ve devletimizin, vatan ve milletimizin kurtuluşu, mutluluğu ve bağımsızlığı için dua edilecektir.


Bu dini ve vatani törenin arkasından camilerden çıkıldıktan sonra bütün yurtta hükümet konaklarına gelinerek Meclisin açılmasından dolayı kutlama yapılacaktır. Her tarafta Cuma namazından önce Mevlid-i Şerif okunacaktır.

5. Yüce Allah'tan tam başarı dileriz."

Beş maddeden oluşan bu bildirgenin her maddesi Atatürk'ün samimi, dindar kişiliğinin açık birer ifadesidir.
 
 Balıkesir Hutbesi


Atatürk bütün yaşamını cephelerde mücadele etmekle geçirmiş, Kurtuluş Savaşı'na tek başına yön vermiş, Türk Ordusunun başına geçmiş ve büyük bir zafere imza atmış büyük bir komutandır. 
Atatürk'ün din konusundaki samimiyetini ve dinine olan bağlılığını ortaya koyan diğer bir tarihi delil de onun çıktığı bir yurt gezisi sırasında Balıkesir'de vermiş olduğu hutbedir. Atatürk, bu hutbeyi, 7 Şubat 1923 tarihinde Zağanos Paşa Camii'nde vermiştir:

Ey Millet! Allah birdir. Şanı büyüktür. Allah'ın selameti, atıfeti ve hayrı üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri, Cenab-ı Hak tarafından insanlara dini hakikatleri tebliğe, memur ve Resul olmuştur. Koyduğu esas kanunlar cümlemizce malumdur ki, Kuran-ı Azimüşşan'daki ayetlerdir. İnsanlara feyz ruhunu vermiş olan dinimiz son dindir. Ekmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, hakikate uymamış olsaydı, bununla diğer İlahi ve tabii kanunlar arasında aykırılıklar olması gerekirdi. Çünkü bütün İlahi kanunları yapan Cenab-ı Hak'tır.

Arkadaşlar! Cenab-ı Peygamber mesaisinde iki dara yani iki haneye malik bulunuyordu. Biri kendi hanesi, diğeri Allah'ın evi idi. Millet işlerini Allah'ın evinde yapardı.

Efendiler... camiler; ibadet ve itaatle beraber din ve dünya için neler yapmak gerektiğini düşünmek, yani meşveret için yapılmıştır. Millet işlerinde her ferdin zihni, başlı başına faaliyette bulunmak elzemdir.

İşte bizim burada din ve dünya için, istikbal ve istiklalimiz için neler düşündüğümüzü meydana koyalım. Ben yalnız kendi düşüncemi söylemek istemiyorum. Milli emelleri, milli iradeyi yalnız bir şahsın düşüncesinden değil, bütün millet fertlerinin arzularının, emellerinin bilinmesi neticesinden çıkarmak gerekir. Binaenaleyh benden ne öğrenmek, ne sormak istiyorsanız serbestçe sormanızı rica ederim.


... Efendiler! Hutbe demek halka hitap etmek, yani söz söylemek demektir. Hutbenin manası budur. Hutbe denildiği zaman bundan birtakım manalar ve mefhumlar çıkarılmamalıdır. Hutbeyi irad eden hatiptir. Yani söz söyleyen demektir. Biliyoruz ki, Hazreti Peygamber zaman-ı saadetlerinde hutbeyi kendileri verirlerdi.

Gerek Peygamber Efendimiz gerekse Hulefayı Raşidin'in hutbelerini okuyacak olursanız görürsünüz ki, gerek peygamberin gerekse Hulefayı Raşidin'in söylediği şeyler, o günün meseleleridir. O günün askeri, idari, mali, siyasi ve içtimai konularıdır.

İslam ümmeti çoğalıp, İslam memleketleri genişlemeye başlayınca, Cenab-ı Peygamber ve Hulefayı Raşidin'in hutbeyi her yerde bizzat kendilerinin irad etmelerine imkan olmadığından halka söylemek istedikleri şeyleri bildirmeye birtakım zevatı memur etmişlerdir. Bunlar herhalde ileri gelenlerin en büyüğü idi.

Onlar cami-i şerifte ve meydanlarda ortaya çıkar, halkı aydınlatmak ve doğru yolu göstermek için ne söylemek gerekiyorsa söylerlerdi. Bu tarzın devam edebilmesi için bir şart lazımdı. O da milletin reisi olan zatın halka doğruları söylemesi ve halkı aydınlatması; halkı, umumi ahvalden haberdar etmek son derece ehemmiyetlidir. Çünkü herşey açık söylendiği zaman halkın dimağı faaliyet halinde bulunacak, iyi şeyleri yapacak ve milletin zararına olan şeyleri reddederek, şunun veya bunun arkasından gitmeyecektir...


Sivas Kongresi sırasında milli teşkilatlanmaya destek olan Sivas Kadısı Hasbi ve Erzincanlı Şeyh Fevzi Efendilerle
Hutbeden maksat, halkın aydınlatılması ve doğru yolun gösterilmesidir. Başka şey değildir. Yüz, iki yüz, hatta bin sene evvelki hutbeleri okumak, insanları cehl ve gaflet içinde bırakmak demektir. Hutbeyi okuyanın her halde halkın kullandığı dili kullanması lazımdır. Geçen sene BMM'de irad ettiğim bir nutukta demiştim ki: 'Minberler halkın dimağları, vicdanları için bir feyz menbaı, bir nur menbaı olmuştur.' Böyle olabilmesi için minberlerde aksedecek sözlerin bilinmesi ve anlaşılması, fenni ve ilmi hakikatlere uygun olması lazımdır. Hatiplerin siyasi, içtimai ve medeni ahvali her gün takip etmeleri zaruridir. Bunlar bilinmediği takdirde halka yanlış telkinler verilmiş olur. Binaenaleyh hutbeler tamamen Türkçe ve zamanın icaplarına uygun olacaktır.15


Atatürk'ün dindarlığının önemli bir göstergesi de; elbette ki vatanın müdaafası için verdiği mücadelesidir.

Atatürk bütün yaşamını cephelerde mücadele etmekle geçirmiş, Kurtuluş Savaşı'na tek başına yön vermiş, Türk Ordusunun başına geçmiş ve büyük bir zafere imza atmış büyük bir komutandır.

İslam yurdu olan güzel vatanımızın düşmanın eline geçmemesi için herşeyi göze almış ve yıllarca mücadele etmiştir.


Çilesini çekmediğin dert senin değildir...


Ağustos 10, 2007, 11:40:11 ÖS
Yanıtla #1
  • Ziyaretçi

Paylasim icin tesekkurler. Ah bir de Ataturk icin "Put" diyen ve Ataturk ilkelerini sozde din adina yerden yere vuranlar okuyabilse bunlari.


Ağustos 10, 2007, 11:47:08 ÖS
Yanıtla #2

Bu büyük insanın sözlerini ne yazıtır ki bazı kesim dindar olduğu yönünde saptırıyor bazı kesim ise din düşmanı olduğu yönünde saptırıyor.Dindarlıktan kasıt doğru dürüst bir insan olmaksa evet dindardı.Dinin amacıda zaten insanı doğru dürüst yapmaktır.Bir insana dindarmı değilmi gibi sığ bir bakış açısı ile bakan insan zaten karşısındakinin ne olduğunu anlamaya muktedir değildir.Olaya ya cahil olduğu için bu gözle bakıyordur yada kendisinden aptal gördüğü diğer insanlara kendi çıkarı doğrultusunda bir mesaj vermeyi amaçlıyordur.Bu büyük insanın incelenmesi gereken okadar fazla yönü varken dindarlığını etüd etmek hem atamıza hemde yarattığı eserlere saygısızlıktır.
Omnia mors aequat


Ağustos 11, 2007, 06:16:59 ÖS
Yanıtla #3
  • Seyirci
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 654
  • Cinsiyet: Bay

Sn. Mistik sanırım beni yanlış anladınız ya da ben öyle anladım benim için dindar dininin ne olduğunu bilen yaşayamasa bile ne olduğunun farkında olan akıllı insalardır dini vecibelerini eksiksiz yapan insanlar kelime anlamı ile dindar değil takva olarak nitelendirilmesi daha doğru olur Atatürk ü saptırmak gibi bir niyetim yok...
Çilesini çekmediğin dert senin değildir...


Ağustos 11, 2007, 06:48:40 ÖS
Yanıtla #4
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 581
  • Cinsiyet: Bay

     Atatürk, dinin  bazı sağbit  gereklerini yerine getirmek husundada degerlendirilen bir dindarlık anlayısına göre dindar değildir .Zaten o açıdan bakılan bir anlayışta dindar olarak algılanmasıda beklenemezdi.Fakat bilinirki din anlayışı ve dini yaşayış biçimi  dönem şartlarını içine alan bir konudur.Bu konuyu Atatürkün dönem içerisinde büyük sorunlar çıkaran , hilafete ve köklü saltanat anlayışının dogmalarına verdiği devrimci çalışmaları ile ele alırsak ;Atatürkün dinini neden liderlik çerçeveleri içerisindeki güç kaynagı  sembollere uygun ( ve  farklı şekilde) şakilde yaşadıgını anlarız..... bunu dindarlık yada dinsizlik açısından degerlendirmek sonderece havada kalan bir idea olur ...
Vi VERİ VENİVERSUM VENUS VİCİ..


Ağustos 11, 2007, 09:17:50 ÖS
Yanıtla #5

Sn. Mistik sanırım beni yanlış anladınız ya da ben öyle anladım benim için dindar dininin ne olduğunu bilen yaşayamasa bile ne olduğunun farkında olan akıllı insalardır dini vecibelerini eksiksiz yapan insanlar kelime anlamı ile dindar değil takva olarak nitelendirilmesi daha doğru olur Atatürk ü saptırmak gibi bir niyetim yok...

Sn Luckyeye,

Bende zaten yazımda sizi hedef almadım.Sadece yazınızla ilgili kendi yorumumu yaptım.

Saygılar,
Omnia mors aequat


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
7 Yanıt
8303 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 25, 2010, 12:46:58 ÖÖ
Gönderen: Ozan Erturk
15 Yanıt
10822 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 22, 2009, 03:07:06 ÖS
Gönderen: Waldow
21 Yanıt
7625 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 23, 2008, 04:56:45 ÖS
Gönderen: poyraz06
37 Yanıt
20717 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 23, 2009, 08:45:36 ÖS
Gönderen: mosilats
Atatürk mason muydu?

Başlatan ES « 1 2 ... 9 10 » Turkiye`de Masonluk

93 Yanıt
85349 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 14, 2012, 01:30:50 ÖÖ
Gönderen: NOSAM33
1 Yanıt
5838 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 26, 2011, 02:41:55 ÖÖ
Gönderen: MMT
32 Yanıt
22114 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 18, 2011, 02:14:43 ÖÖ
Gönderen: Mozart
0 Yanıt
1872 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 10, 2011, 11:09:07 ÖÖ
Gönderen: oasis
0 Yanıt
1929 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 23, 2012, 01:47:09 ÖS
Gönderen: enelsır
1 Yanıt
1101 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 14, 2012, 09:31:16 ÖS
Gönderen: NOSAM33