Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: ATATÜRK Ü MASONLAR ÖLDÜRDÜ  (Okunma sayısı 11127 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Şubat 26, 2008, 12:44:05 ÖÖ
  • Seyirci
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 130


     



Yeniçağ Gazetesi’nden Osman Tıraklı, Yurt Partisi Genel Başkanı ve İçişleri eski Bakanı Saadettin Tantan’la bir röportaj gerçekleştirdi. Tantan, röportajın 28 Aralık 2005 tarihli bölümünde masonları Atatürk’ü öldürmekle suçaldı.


- Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk, mason teşkilatını kapattı. Ama bugün geldiğimiz noktada çok fazla bir şeyin değişmediği görülüyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Atatürk’ü de Masonların öldürttüğü kesin… Bunlar hep konuşuluyor, zaman zaman medyaya da ynasıyor. Çünkü, Atatürk’te bir siroz hastalığı çıkıyor ve bir gecede ölüyor… Atatürk’ün Mason Localarını kapatmasından sonra masonlarla yeniden başlıyor. Bu aşamadan sonra dikkat ederseniz, Atatürk’ü kendi halkından soğutma çabalarının ağırlık kazandığı görülüyor.

- Yani bir noktada diyorsunuz ki, masonlar, kendilerini kapatan Atatürk’ten intikam alıyorlar. Atatürk’ü manen de yok etmek için çalışıyorlar. Bu sonucu mu çıkarmamız gerekiyor?

- Türkiye Cumhuriyeti o yıllarda İttihat ve Teraki’nin kuruluşundaki mason hakimiyetini temizleyememişti. Yani Mahmut Esat Bozkurt’un 1930’de bakarken istifa ettiği zaman verdiği mesaj da çok önemlidir. Atatürk dahi bir şey yapamamıştır. Atatürk’ün Mahmut Esat Bozkurt’u çağırtıp, bu Mason Locaları ile ilgili gündem dışı konuşma yapıp “hemen bunu kapatmamız lazım” demesinden sonra Atatürk’ün sonu gelmiştir. Peki bu masonlar ne yaptı? Atatürk’ü din düşmanı yaptılar. Oysa Atatürk, parçalanmaya karşı milletin itikatta ve amelde birleşmesi için o günkü alimlere kitaplar yazdırtmıştır. Ondan sonra gelenler dini bir yaşam tarzı gibi göstermemiştir. Dinin, babadan dededen gelme batılın da içine karışması ile yozlaşmış bir şekilde devam etmesini istemişlerdir. Bui Türkiye’yi kullanmak isteyenlerin işine gelmiştir. Oysa bizim bu gücün empoze etmeye çalıştığı dine karşı geleneksel İslam’ı savunmamız gerekirdi.


- Türkiye’de gerçek anlamda ülkesine hizmet edecek yetişmiş insan sıkıntısı mı var?

- Bunu şöyle görmek lazım. Türkiye’de zihinsel anlamda üretim gücünün eksikliğini görüyoruz. Özellikle raflarda eksikliğini hissediyoruz. Yabancı kitaplıklara baktığınız zaman orada Türkiye’den bir şey göremiyorsunuz. Asırlardan beri İslam’a bayraktarlık yapmış bir milletin İslam açısından üretim gücünün sıfır olduğunu görü-yorsunuz. Dünyada İslam’ın yaygınlaşıp kabul görmesi açısından etkili bir alim göremiyorsunuz.
Özellikle Mısır’daki eğitim faaliyetinin gelişmesi, bireyin eğitilmesinde Mason Locaları’nın tavsiyesini görüyorsunuz. İslamiyet’in yaygınlaşarak, toplumların bilinçli bir şekilde Müslüman edilmesi noktasındaki hareketin içerisine bile masonların girdiğini görüyorsunuz. Hem aydınlanma çağında, hem de hızlı okullaşma döneminde de, açılan okullara bile masonların sızdığını görüyorsunuz. Bu olayların tarihi sürecinden bu yana yani Haçlı seferlerinden beri bu faaliyetleri görüyorsunuz. Askeri örgütlenmede bu akıma karşı son derece akıllı örgütlenme yapmış fakat sürdürememiş. Yeniçeri’nin kuruluşundaki, Bektaşi örgütlenmesindeki noktalar iyi tahlil edilmeli. Osmanlı Devleti’nin örgütlenmesine baktığınız zaman çıkarılması gereken çok büyük dersler var. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kaybı, yeni bir cumhuriyeti kurarken bu altyapıları yeni anlayış ve esaslara göre kuramamasıdır. Niye kuramadı?
Çünkü yetişmiş insan gücü ve bilgi eksikliği vardı.


Görevdeyken engellendim

Yurt Partisi Genel Başkanı Saadettin Tantan, İçişleri Bakanlığı yaptığı dönemde suç örgütleri ile mücadele konusunda yeni bir eylem planı hazırlığı içinde iken Bakanlar Kurulu tarafından engellendiğini açıkladı. Tantan, “ İçinde bulunduğumuz sarmal hâlâ bütün bu güçlerin oyunlarına karşı bir eylem planı yapamayışımızdan kaynaklanıyor. Ben bunu yapmak istedim ama Bakanlar Kurulu’ndan geçirtemedim. Bilginin, insanın, paranın, malın, hizmetin bilgisayar ortamında takip edilmesi gerekiyordu. O zaman korku şuydu: ‘Tantan bizim hepimizin nerede paramız olduğunu tespit edecek, el koyacak.’ Biz aslında güçlü devletin düşündüğü ve yapması gerekeni yapmak istiyorduk. Çünkü, bilgi devletin elinde olursa bunu korur ve geliştirir. Bugün Küresel gücü dünyadaki toplumları istediği şekilde yönlendirecek, o ülkelerin kabul ettikleri din önderleri kontrolünde tutuyor. Tüm bu din önderlerine baktığınız vakit, ekonomik güçleri tartışmasız, etki güçleri çok yüksek. Biz bunun Türkiye’deki etkisini kırmak istemiştik. Ama Bakanlar Kurulu’ndan geçirtemedik” dedi


Uluslararası destek alıyorlar!..

Türkiye’deki Mason Locaları’nın bağlı olduğu mason mahfilleri, Türk biraderlerine desteği eksik etmiyorlar. Türk masonlarına övgü yağdırıyorlar.

HÜr ve Kabul Edilmiş Mason Locaları’nın yeni büyük üstadını seçmesinden sonra Fransız masonların büyük üstadı Quillardet’in övgüsü basında yer almakta gecikmedi. Fransız mason, Türk biraderlerinin Türkiye’de Cumhuriyet’in ve laikliğin kuruluşunda büyük rolü olduğunu iddia etti. Türk masonlarının güçlü bir geleneği olduğunu da öne süren Fransız mason, başörtüsü sorunu konusunda da Türkiye’de yapılanlara destek verdi, ‘Biz de Fransa’da yasaklanmasına çalışıyoruz’ dedi.


Özkök yazdı, satış iptal oldu

Türk masonlar bir yandan kapılarını açtıklarını iddia ediyorlar, diğer yandan ölmüş bir masonun evraklarının müzayedede satılmasına izin vermiyorlar. Nitekim, Hürriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök’ün, müzayedeye çıkacak olan bir masonun evrakları ile ilgili yazısından sonra, müzayedeyi düzenleyen yayınevi sahibi, masonun yakınlarının dev-reye soktuğu avukatların salona gelmesi üzerine, bunları müzayededen geri çekti.

Oysa, Özkök, masonun arşivindeki evrakların hiç de önemli olmadığını iddia etmiş ve müzayedeye çıkmadan evrakların dökümünü vermişti.

Kitap ve yayınevi sahibi bundan sonra bir daha mason Aydın Bilge ve Sevgi Locası’nın eserlerini müzayedeye sokup satmayacağına yönelik açıklama yapma gereği de duydu!
Bu ülkede kimse satranç oynamayı bilmez.Bu millet kaderini zar atarak belirler.


Şubat 26, 2008, 12:47:17 ÖÖ
Yanıtla #1
  • Ziyaretçi

Evrak ı metruke ler vardı biliyorum bu meseleyi.Fakat önemli bilgiler yok denilenler içerik olarak aslında bir çok şeyi ifade ediyordu.Mesela okuduklarıma göre Üstad Masonların yeminlerinden tutunda bir çok Masonun isim ve soyismine kadar.....


Şubat 26, 2008, 12:50:20 ÖÖ
Yanıtla #2
  • Seyirci
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 130

Büyük önder Atatürk'ün günümüzde dünyanın tepkisini çeken İsrail'e bakışı nasıldı? Milli Gazete yazarı Lütfü Özşahin, Atatürk'ün sözlerini anımsattı.

Atatürk İsrail'e nasıl bakıyordu, Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün İsrail'e bakış açısı nasıldı?


(...) Sanki İsrail, Lübnan ve tapusunun elimizde olmasıyla övündüğümüz Filistin'de katliam yaparken kendilerine soruyormuş gibi. Atatürk İsrail için ne düşünüyordu? Şimdi her konuda Atatürk adına konuştuğunu ve hareket ettiğini söyleyen her kesim Atatürk'ün 27 Temmuz 1937 tarihinde Hakimiyeti Milliye gazetesine verdiği demeci ibretle okumalıdırlar. Ortadoğu'da bütün bir bölgede çıban başı olacak bir Yahudi Devleti'nin kurulma aşamasında olduğunu sezinledikten sonra

"Filistin'e el sürülemez. Türkler bölgedeki yabancı işgali kabul edemez. Hz. Muhammed'in ve kutsal değerlerin hürmetine İslam'ın mukaddes topraklarının Yahudilerin ve Hıristiyanların nüfuzuna girmesine engel olacağız. Ordumuzun buna gücü yeter. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Arap kardeşlerimizden uzak kaldık ancak onların aralarındaki karışıklıkları kimse bizden iyi bilemez." demiştir Atatürk.

Evet, Mason localarını kapatan Mustafa Kemal Atatürk'ün kurulacak muhtemel İsrail devleti hakkındaki düşündükleri bunlar. Yani gerekirse mukaddes topraklar için savaşmayı ön görmektedir. Fakat ne yazık ki, İsrail devleti kuruldu ve bölge tam 58 yıldır kan, barut ve gözyaşı ve katliam altında. Hemen belirtelim ki, Mustafa Kemal'in bu kararlı tutumunu benimsemeyen ve halen ABD ve İsrail ekseninden bir türlü çıkamayan Türkiye; eğer böyle giderse yakın bir gelecekte Siyonistt İsrail ordusunu ve envanjelist sömürgecileri fiilen güney sınırlarında bualcaktır. Zaten şimdiden güney sınırımızda kukla Kürdo/Judea devleti kurulmadı mı? İlla İsrail ve ABD füzelerinin şehirlerimizde patlamasını mı bekleyeceğiz?

Bu ülkede kimse satranç oynamayı bilmez.Bu millet kaderini zar atarak belirler.


Şubat 26, 2008, 12:58:06 ÖÖ
Yanıtla #3
  • Seyirci
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 130

"Büyük Türkiye Stratejisi" yazarı Kurmay Albay'dan Tavsiyeler

Mustafa Kemal Atatürk'ün 1935 yılında "Cehennem olun gidin. Defolun karşımdan! Yahudi uşakları" diyerek Çankaya köşkü'nden kovduğu Türkiye masonları, 70 yıl sonra Sezer döneminde Köşk'e geri döndü. Türkiye Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası (diğer adıyla Nur-u Ziya Locası) Üstadı Kaya Paşakay, Büyük Üstad yardımcıları Harun Kuzgun ve Murat Çim'in Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile 45 dakika süren bir özel görüşme yaptıkları ortaya çıktı. Masonların sadece üyelere gönderdikleri Tesviye dergisinin Nisan 2005 tarihli sayısında yer alan habere göre; Çankaya Köşkü'ndeki görüşme 11 Ocak 2005 tarihinde gerçekleşti.

Sezer: Masonluk Laikliğin Koruyucusu

Haberde şu ifadelere yer verildi: "Sayın Cumhurbaşkanımız mesleğimize çok olumlu baktıklarını ve masonik prensiplerimiz nedeniyle özel bir konuma sahip olduğumuz mesajını vererek, bizleri ülkemizde Atatürkçülüğün, laikliğin koruyucusu ve teminatı bir topluluk olarak gördüklerini, bundan daha büyük mutluluk duyduklarını ifade ettiler."

Türkiye Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası başkanı ve üyelerinin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'i ziyaret tarihi de ilginç bulundu. 11 Ocak (1935) tarihi, Atatürk'ün mason localarını kapattığı günü gösteriyor.

Cumhurbaşkanı Sezer'in 45 dakika görüştüğü, laikliğin ve Atatürkçülüğün koruyucusu ve teminatı olduklarını açıkladığı Türkiye Masonları, 1935 yılında da Cumhurbaşkanlığı konutu olarak kullanılan Çankaya Köşkü'nü kovularak terk etmişlerdi. Lason localarının kapatılmak istenmesi üzerine Atatürk'ü ikna etmek için 11 Ocak 1935 tarihinde Cumhurbaşkanlığı konutuna çıkan Mason heyeti, Atatürk'ün büyük tepkisiyle karşılaşmıştı. Dönemin Van Milletvekili İbrahim Arvas anılarında bu tarihi gerçeği şu şekilde anlatıyor:

Masonların Büyük Üstadı Mim Kemal, Atatürk'e hitaben: "Efendimiz biz zaten size bağlıyız fakat liderimiz olursanız, bir pervane gibi etraafınızda dönüp dolaşırız demiş. Atatürk de, "Peki bir şey soracağım, bana cevap veriniz de sonra... Siz Avrupa'da hangi locaya bağlısınız ve mektebinizin ismi nedir?" diye sormuş.


"DEFOLUN KARŞIMDAN YAHUDİ UŞAKLARI!"

Mason Üstadı Mim Kemal "Biz Cenova'ya tabiiyiz ve Reisimiz Barca Mişon'dur" diye cevap verince küplere binen Mustafa Kemal Paşa "Haydi defolun buradan, cehennem olun gidin. Yahudi uşakları! Benim milletim bana kahraman sıfatı verdi. Ben sizin gibi bir çift Yahudi'ye uşak mı olacağım? Bu gece sabaha kadar Türkiye'deki bütün locaları kapatmadığınız taktirde, yarın teşkil edeceğim Divan-ı Harbe Örfi'ye hepinizi verir ve astırırım. Haydi defolun karşımdan" diyerek masonları kovdu.

İbrahim Arvasi'nin "Tarihi Hakikatler" isimli kitabının 71 ve 72 sayfalarında anlatıtığına göre; Atatürk'ten ağır hakaret işiterek kovulan masonlar, o gece adeta yıldırım hızıyla durumu İzmir, İstanbul ve Adana'daki localara bildirirler. Sabah olmadan Türkiye'deki bütün locaların kapanma kararlarını aldırıp, ilgili belgeleri daha sabah kahvaltısı sofrasından kalkmadan Atatürk'ün önüne koyup derin bir nefes alırlar.

75 yıl önce Çankaya Köşkü'nde yaşanan kovulma hadisesi, yakın tarih kitaplarına bu şekilde yansıdı
Bu ülkede kimse satranç oynamayı bilmez.Bu millet kaderini zar atarak belirler.


Şubat 26, 2008, 09:49:52 ÖÖ
Yanıtla #4
  • Ziyaretçi

Masonluğun kapatılışı - Masonluk uykuda

"Masonluk, 1935 yılında, masonların kendi deyimleri ile uykuya girmiştir. Görünüşte masonların kendi isteği ile olan bu uyku durumu, gerçekten hükümetin baskısı ile ve bazı söylentilere göre,

Atatürk’ün emri ile olmuştur. 9 Ekim 1935 tarihinde, 33 dereceli mason olan Dahiliye Vekili Şükrü Kaya, mason büyüklerinden masonluğun tatilini ve mallarının Halk Evlerine devrini istemiştir. Masonlar bu isteğe mecburen ve fakat istemeyerek razı olmuşlardır.
Oysa, 10 Ekim 1935 tarihli gazetelerde çikan Anadolu Ajansının tebliğinde;
‘Ankara 9 (A.A.) Mes’ul ve ma’ruf imzalar altında Ajansımıza verilmiştir : Türk Mason Cemiyeti, ülkemizin sosyal tekamülünün ve günden güne artan muazzam terakkilerini nazarı itibara alarak ve Türkiye Cumhuriyetinde hakim olan demokratik ve cidden laik ilkelerin tatbikatından doğan iyilikleri müşahade ederek faaliyetine -bu hususta hiçbir kanun olmaksızın- nihayet vermeyi ve bütün mallarını ülkenin sosyal ve kültürel kalkınmasına çalisan Halk Evlerine teberrüü muvafık görmüştür’ denilmektedir.
Masonluğun kapanışı ile ilgili önemli belgelerden biri de,
Atatürk’ün Mason örgütü ileri gelenlerinden Mim Kemal Öke ile olan konuşmasıdır ve bu konuşmayı izleyen günlerde de Masonluk örgütü kapatılmıştır. "Yedi Gün" isimli derginin 27 Aralık 1938 tarihli 303 sayılı nüshasının 9. sahifesinde, Niyazi Ahmet Okan, M. Kemal Öke ile Atatürk arasındaki olayı şu biçimde anlatmaktadır:


Doktor M. Kemal anlatıyor:


‘ - Bir gün Ağaoğlu Ahmet, Köprülü Fuad, İsmail Hakkı ve eski Maarif Vekili Hikmet’in bulundukları bir gece sofrasında Atatürk buyurdular ki:

‘Bu akşam akademik konuşacağız. Söz verilen ayağa kalkarak söyleyecektir.’

Herkes gibi ben de heyecan duydum. Acaba bana da söz düşecek mi?
İlk konu şu idi: Efkarı umumiye değiştirilebilir mi? Değiştirilebilirse ne vasıta ile?
Söz Köprülü Fuad’a verildi. Ondan sonra Ağaoğlu Ahmet, İsmail Hakkı söylediler. Aşağı yukarı mektep ve matbuat vasıtasıyla efkarı umumiyenin değiştirileceğini söylemişlerdi. Bu cevapların hiçbiri Ata’yı tatmin etmedi. Gayrı memnun olduğunu hissettiren bir tarzda sıra ile sözlerini kestiler. Yanyana oturduğu Hikmet’e işaret ederek onun da düşüncesini sordu. O da diğer zevatın düşüncelerine bir de Masonluğu karıştırdı. İşte o vakit Atatürk:
‘Kemal Bey, işittiniz ya, şimdi sıra size geldi’ buyurdular.
Ben heyecandan titremeye başladım. Ne diyecektim? Söyleyeceğim sözün nasıl karşilanacağını takdir edemeyenler gibi derin bir tereddüt ve telaş içinde idim.
Atatürk tekrar: ‘Kemal Bey, ne dersin?’ Buyurdular.
Ata sükut buyurdular, biraz sonra:
Atatürk: ‘Kemal Bey, Masonluğun umdeleri nelerdir?’ diye sordu.
‘Madem ki Masonluk milliyetçidir, halkçıdır, cumhuriyetçidir, Halk Fırkasının umdeleri de bunlardan başka bir şey olmadığına göre Masonluğun hikmeti vücudu yoktur’ dediler.190
Atatürk, tekrar: ‘Kemal Bey, ne dersin?’ Buyurdular.
Cevap verdim: ‘Evet, memleket dahilinde realize etmek istediğiniz yüksek ideal ile Masonluğun tahayyül ve realize etmek istediği ideal aynı olabilir. Halk Fırkasının umdeleri memleket hudutları dahilinde caridir. İşte Masonluk bu ideali memleket hudutları haricine intişarına vasıta olan rasyonel hissi bir teşekküldür. Bu bakımdan hikmeti vücudu reddedilemez.
‘Diktatör memleketlerde Mason Locaları yıkılır, yakılır, Masonlardan hesap sorulur.’
Ata sükunet buyurdular, biraz sonra:
‘Peki, Kemal Bey, hangi memleket Masonların en bahtiyarıdır?
Dışarıda Masonlar sürgün ve imha edilirken Türk Milli Masonları
Ulu Önderinin ve Onun hükümetinin itimat ve müzaharetine mazhar olmakla her zaman bahtiyarlık duymuşlardır. Dünyada en bahtiyar ve mesut Masonların, Türk Masonları olduğuna şüphe yoktur. Masonların bu durumuna yakından vakıf olan yabancı Masonlar, ülkemizde Masonların haline gıpta ettiklerini şefaatle söylemişlerdir.’
‘Reisiniz kimdir?’
‘Memleket dahilinde barış ve selamet tavsiye eden ve bütün dünyaya hitabederek bu idealin tahakkuk ettirilmesini temenni eden zatı devletleridir.’
Tarzındaki maruzatıma şu tarzda mukabele buyurmuşlardır:
Atatürk: ‘Ben bu cemiyete girmem. Ben, başkalarının yaptığı prensiplere değil, ancak kendi prensiplerime uyarım.’
Evet, Atatürk, prensip yaratan ve yarattığı o prensibe sadıkane bağlanan bir şahsiyetti. Bu, Atatürk’ü temayüz ettiren bir karakterdi. Doğruluğuna şüphe etmediği düşünceyi her zaman müdafaa ederdi. Maruzatlarıma ilave etmiştim:
‘Masonluğun temsil ettiği yüksek idealin kolayca tahakkuk ettirileceğini kabul etmek istemiyorum. Fakat bu her memlekette insanlık idealinin tahakkukuna çalisan entelektüellerin bir araya gelmesine, yaklaşmasına hizmet etmesi bakımından faydalı olabilir.
Atatürk, bu sözüme, hararetli bir ihtarla:
‘HAYIR, KEMAL BEY, SEN BUNU SÖYLEMEĞE MEZUN DEĞİLSİN! GÜNÜN BİRİNDE İNSANLIK İDEALİNİN TAHAKKUK ETTİRİLEMEYECEĞİNİ KABUL ETMEK DOĞRU DEĞİLDİR. BEŞERİYETİN GÜNÜN BİRİNDE BU MESUT NETİCEYE ERİŞMESİ GAYRI VARİD DEĞİLDİR.’
Bana yanlış düşündüğümü ihtar eden bu hitap, beşeriyet için refah ve saadet düşünen Atatürk’ün insanlık hakkındaki yüksek ve asil bir düşünüşünün ifadesi idi. Atatürk beşeriyet için her zaman bizim fevkalbeşer telakki ettiğimiz ideallerin tahakkuk ettirilebileceğine iman eden asil bir insandı, ölünceye kadar öyle düşündü. Öyle kaldı.
İşte bu mülakattan Masonların reisi, maşrikı azamı Doktor M. Kemal, Masonluğun ‘memleket hudutları harici’ ile münasebet ve alakasını yani beynelmilel olduğunu açıkça itiraf etmektedir ve Masonluğun ‘her memlekette insanlık idealinin tahakkukuna çalisan entelektüellerin bir araya gelmesine, yaklaşmasına hizmet eden’ bir teşekkül olduğunu söylemesi de beynelmileli yetini teyit etmektedir.
Doktor M. Kemal, Atatürk’ü Masonların tabii reisi gibi göstermek istemiş, fakat Atatürk bunu reddetmiş, yabancı prensiplerden ibaret bulunan Masonluk cemiyetine girmeyeceğini, başkalarının prensiplerine tabi olmayacağını söylemiştir.
Doktor M. Kemal, Masonluğun faydasından bahsedince Atatürk, hararetli bir ihtarda bulunmuş, ‘Bunu söylemeğe mezun olmadığını’ söylemiştir.
Görülüyor ki bu mülakatta mühim münakaşalar olmuş, Atatürk Mason reisini şiddetli surette tevbih etmiş, Masonluğun yabancı prensiplerden ibaret beynelmilel bir teşekkül olduğunu, memleket için bunun bir faidesi olmadığını anlatmıştır. Doktor M. Kemal bu mülakatı etrafıyla izah etmiyor. Orada hazır bulunanlardan Ağaoğlu Ahmet bugün hayatta değildir. İsmail Hakkı Bey’in de kim olduğunu bilmiyoruz. Fakat bu içtimada uzun uzadıya fikir beyan eden Köprülü Fuat ile Hikmet Bayur hayattadırlar. Birisi Demokrat Parti erkanından, diğeri de Millet Partisi lideridir. Bu mülakatı daha esaslı surette izah edebilirler. Memleket ve milletin mukadderatına taaluk eden mühim bir mevzu hakkında sükut etmeleri elbette doğru değildir. Şahısları bertaraf, fakat partilerinin Masonluk hakkındaki noktai nazarlarını açıkça millete bildirmek icap etmez mi?
‘Atatürk prensipleri yıkılıyor!’ diye ortalığı velveleye veren Ulus’un baş, orta ve yamak yazarları (Yalçını, Menteşesi, Toplu İğnesi…) Atatürkün memleket ve millet için muzır görerek dağıttığı bu mason şebekesinin, Atatürk prensiplerini hiçe sayarak, yeniden faaliyete geçmesi karşisında neye böyle dillerini yutmuş bir hale geldiler? Atatürkçülük ne oldu? Masonlar, Atatürk’ün Masonluk hakkındaki fikirlerini tekmelediler. Niye Atatürk’ü, Atatürk prensiplerini müdafaa etmiyorlar? Demek ki Atatürkçülükleri yalan! İstedikleri zaman Atatürk’ü maske yapıyorlar. Atatürk heykeli karşisında Mason locaları kuruldu da gözlerini kapayarak, kulaklarını tıkayarak geçiyorlar! Görmemezlikten, işitmemezlikten geliyorlar!’


Masonların uyku dönemi 14 yıl sürmüştür. Fakat bu sırada masonların çalismalari gizli ve fakat etkisiz bir biçimde devam etmiştir. Yüksek Şura hukuken varlığını kaybetmediği için çalismalarina devam etmiş ve hatta muhtelif masonları 33. dereceye terfi ettirerek masonluğun canlanmasına çalismistir. Bu çalismalar sonunda başarıya ulaşmış ve 1948 yılında masonluk uykudan uyandırılmıştır."191

Dipnot:
Uyumak (uykuya girmek): Bir mason kuruluşunun, olağan üstü zorunlu nedenlerle, bir süre için, kendi eliyle localarını kapatıp çalışmasına son vermesi.
Uyanma (tebenni): Bir masonun kendi locasından ayrılması ya da locasının ortadan kalkması nedeniyle bir başka locaya kabul edilmesi.
     


Şubat 26, 2008, 08:05:58 ÖS
Yanıtla #5
  • Ziyaretçi

Valla atatürk bence masonlar yüzünden değil çok içmekten öldü sirozdan gitmiş mübarek


Şubat 26, 2008, 08:42:13 ÖS
Yanıtla #6
  • Ziyaretçi

Çok yakın insanlar Atatürk'ün aslında o kadar da çok içtmediğini söylüyorlar.Mesela Cemal Granda


Şubat 26, 2008, 08:49:20 ÖS
Yanıtla #7
  • Ziyaretçi

Valla neden öldü bilemem atatürke pek sempatiyle baktığım söylenemez fazla da üzerinde durmak istemiyorum


Şubat 26, 2008, 08:52:52 ÖS
Yanıtla #8
  • Ziyaretçi



Şubat 26, 2008, 10:04:49 ÖS
Yanıtla #9
  • Ziyaretçi

Valla atatürk bence masonlar yüzünden değil çok içmekten öldü sirozdan gitmiş mübarek
Sn.santander Ataturk vatanı  kurtarmak icin elinden gelen herseyı yapmıstır.Bu yuzden cok yıpranmıstır evet ıckıyı sevmıstır ama bence ıckı tetıklemıstır.Her ıckı ıcen sırozdan olmemıstır.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
Atatürk ve Masonluk

Başlatan Marma Ra « 1 2 3 4 » Atatürk ve Masonluk

31 Yanıt
34139 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 12, 2011, 10:27:04 ÖÖ
Gönderen: shakespeare
2 Yanıt
4903 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 26, 2011, 10:53:51 ÖS
Gönderen: Escalation
26 Yanıt
12250 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 30, 2018, 05:34:24 ÖS
Gönderen: Novayst
7 Yanıt
8082 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 25, 2010, 12:46:58 ÖÖ
Gönderen: Ozan Erturk
7 Yanıt
4496 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 30, 2009, 08:09:12 ÖS
Gönderen: Mozart
37 Yanıt
20166 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 23, 2009, 08:45:36 ÖS
Gönderen: mosilats
1 Yanıt
7812 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 26, 2010, 08:55:30 ÖÖ
Gönderen: ADAM
Atatürk mason muydu?

Başlatan ES « 1 2 ... 9 10 » Turkiye`de Masonluk

93 Yanıt
83896 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 14, 2012, 01:30:50 ÖÖ
Gönderen: NOSAM33
1 Yanıt
5723 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 26, 2011, 02:41:55 ÖÖ
Gönderen: MMT
13 Yanıt
5527 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 25, 2011, 06:47:42 ÖS
Gönderen: BULGARIA