Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp  (Okunma sayısı 17860 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ekim 25, 2009, 11:54:29 ös
Yanıtla #50
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1668

Mesajınızda sözcüğü "İnkilap" şeklinde kaydetmişsiniz ancak -i ile yazıldığında inkilap sözcüğü (kelp -köpek) kökünden geldiği için köpekleşme , köpeksileşme ve bunu savunma anlamına gelmektedir

Her ne kadar bu mesele boyle bilinse de aslinda kelimenin Arapca oldugunu dusunursek, iNGILAP (Gaf harfi) -esasen kelime INQILAP olarak yazilsa sezadir ancak dilimizde Q olmadigi icin bu sekilde yazilir- olarak gecer.  Kopeklesme ise iNKiLEP' tir. Buna gore zannedildigi gibi aradaki fark i-ı degil, K ve G harflerinin yer degistirmesiyle ortaya cikar. Cunku Arapca'da ı - i ayirimi yoktur. Ama Ibranice'de de oldugu gibi, Arapca'da da Kef ve Gaf harflerinin ayirimi soz konusudur. Aslinda Turkcemizde K ve G harfleri olsa da INKILAP deyince sanki daha kibar bir telaffuz olacagi dusunulmus olacak ki aradaki fark K ve G harfleriyle ayirmak yerine I -İ harfleriyle teferruk edilmistir.


Arapca'dan dilimize gecen bu kelimenin kullanim bicimine kilif bulmak yerine, oz Turkce'deki halini kullanmak daha yerinde olacaktir dusuncesindeyim. Fakat Mustafa Kemal'in devrimlerinin adini o sekilde koydugu icin degismesi ve degistirilmesinin Turkiye gibi bir ulkede bazi cevreleri rahatsiz edeceginden (her ne kadar Araplasmaya karsi cikan bu grup olsa da) inkilap veya inkılap seklınde kullaniminin kelimenin asil manasini degistirmeyecegini dusunenlerdenim.






 
« Son Düzenleme: Ekim 26, 2009, 12:08:10 öö Gönderen: Isis »


Ekim 25, 2009, 11:55:28 ös
Yanıtla #51
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 886
  • Cinsiyet: Bay

Bravo!

Haklı nihai amaçların, hukukun ezilebilmesine ve  sözde meşru zemin oluşturmasının yanlışlığına; dolayısı ile karşı tarafın elinin güçlendirilmesine bu kadar güzel örnek verilemezdi.
Saygılarımla

Aslinda AKP ve Gulen hareketinin durdurulmasi bir ihtiyac iken, bunu yanlis yerde, yanlis sekilde ve en onemlisi YANLIS ADAMLARIN yapmaya tesebbus etmesi mevzunun hassasiyetini zayiflatmis, Islamcilarin da elini guclendirmistir.  Bu sorunu demokratik yollarla, kanunlara bagli kalinarak sivil toplum orgutlerinin veya siyasi partilerin cozmesi gerekirken, askerin bu ise burnunu sokmasi isleri karistirmis


Ekim 26, 2009, 12:11:01 öö
Yanıtla #52
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1668

Sapkali a olacakti.


Yani soyle: İnkılâp




Ekim 26, 2009, 01:23:38 öö
Yanıtla #53
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 211
  • Cinsiyet: Bayan

Sayın Isıs Merhaba ,

Mesele Arap dilinde ı-i ayrımı bulunmaması değil ; bizim dilimizde ı-i ayrımının bulunması ve buna göre de bu sözcük özelinde kasti kullanımların ve dezenformasyonun(Sayın Semsin'i tenzih ediyorum) engellenmesidir. Siz kendiniz elbette bu iki yazım biçiminin anlamda değişme yaratmayacağını düşünüyor olabilirsiniz ancak bu vurgulama sizin iletinizde belirttiğiniz gibi "kibar kullanım kaygısı ile " yapılmış değil , bu belirgin semantik kaymanın ve bu kaymanın da art niyetli yığışmlarca propaganda malzemesi olarak kullanımının devreden çıkartılması içindir.

Konuyla ilgili detay bilgi , bizim dilimizin yazım , söyleniş ve anlamsal özellikleri ve Türk Dil Kurumu'nca verilen cevap uyarınca kaydedilmiştir. İkinci bir detay bilgi ise dilimizde şapka uygulamasının  Türk Dil Kurumu'nca yerinde görülmüyor olduğudur. Konu başlığından sapılmaması için , sözcüğün "inkilap" biçiminde yazılmasının yoğun sakıncaları bulunduğunu bir kez daha ve kuvvetle vurgulamakla yetiniyorum.

Saygılarımla
Quality has no fear of time ..


Ekim 26, 2009, 01:59:03 öö
Yanıtla #54
  • Ziyaretçi

Sn Arkadaslar

Su anki durumda, basliga donmek gerekirse; daha genis perspektiften bakilmasi gerektigini dusunuyorum. Cemaat yahut parti her ne organizasyon olursa olsun, haberler takip edildiginde zaten asiri derece bilgi kirliligi mevcut. Bunun yaninda, devam eden mahkeme de hukuki bir surec ve bu surecin sulandirilmasi var.

Uzun lafin kisasi, AKP gokten zembille inmis bir parti degil hafizalarimizi tazelersek; Gul ve Erdogan Erbakana karsi muhalefet/demokrasi adina konusma haklari oldugunu ifade ettikten sonra , ekonominin topyekun sallandigi bir surecten sonra kurdular bu partiyi. Kurulum surecindede her kesimden  insanlar katildi. O donemi hatirlayanlar bilir, sifirdan kurulan bu partiye DYP, ANAP, MHP, hatta CHP ve DSP den bile -taban- ve -kadro- katilimi oldu.

Su anki sistem ve surecler dahilinde muhalefet partilerinin elestiri ekseni ayni olsa da, AKP aldigi oylarin rehaveti ile dahasi cok acemice kanunsal ve yonetimsel abesle istigal fiilleri olsa da; en cok benim elestirdigim nokta zamaninda kendilerinin iktidari elestirdigi uslubu terbiy esinirlarini asarak kendilerine yandas (bu terimi sevmesemde affedin) kesimle hunharca kibire kapilmasi.

Simdi bugunku durumu da, bunlara ek olarak irdelemek gerekirse; devam eden dava sulandirilmis olsa da bir donem islenen kanli cinayetlerin ve uyusturucudan rusvete bir cok sucun cezasiz kalmamasi acisindan onemli diye dusunuyorum. Sulandiranlar ise destekleyenler bile karsit dusunceye durumu savunmadaki futursuzlugu cok aci bir tablo cikarmaktadir ortaya. Dava da elestirilmesi gereken nokta; Turkiye Cumhuriyeti hukuk ve ceza sisteminin bir revizyona ihtiyaci oldugudur. Isterse milyonlarca sayfa iddianame olsun, -suclu bile olsa- sanik ve ya tanik sandalyesinde oturan insanlarin suclarinin olup olmadiginin ivedilikle neticelenmesi gerekli..... Konu sapmadan bir ornek vericem, magazin sanmayin ama, gecenlerde Deniz Seki uyusturucu kullandigi/temin ettigi icin tutuklanmisti. Illaki haberlerde gozunuze ilismistir. Deniz Seki ilk cikarildigi mahkemede serbest birakildi. Peki tutuklandiktan sonra ne zaman serbest birakildi? 260 kusur gun sonra.... Ozellikle agir ceza mahkemelerinde, Turkiyede hangi mahkemeye karisirsa karissin basit bir suctan bile bir vatandasin aklanmasi yahut ceza almasi aylar seneleri bulabiliyor.

Bu tabloda, AKP nin cinliklerini, yada kimi basiretsiz tecrubesiz yaklasimlarini elestirmek bana mantikli gelmiyor. CUnku asil elestirilmesi gereken AKP nin yahut diger partilerin sistemi duzenlemedeki basiretsizlikleri, sistemdeki catlaklarin onarilmasina dair killarini bile kipirdatmamalari... Bir ornek de yakin zamanda emekli ve calisan sigortalilarin saglik hizmetlerinden alinan katki paylarindan vereyim, bu duzenleme daha oncede yapilmisti ve anayasamahkemesi (ya da ilgili idari mahkeme, tam karar aklimda degil mazur gorun) ne dava acilarak iptal edilmisti. Simdi yeniden ve daha yuksek miktarda bir katki payi uygulanmaya baslandi. Iptal edilecek bir duzenleme daha dogrusu hukuksuz oldugu asikar olan bir duzenleme neden ve kim tarafindan yapilir? Bunu yapan burokratlarin ve siyasi karar mekanizmasinin bilgisi yokmudur?  dedigim gibi bunlar temelde basit ama asil -temel- elestirilmesi gereken konular

seklinde acizane dusunuyorum...

Saygilarimla


Ekim 26, 2009, 12:53:12 ös
Yanıtla #55
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 784
  • Cinsiyet: Bay

Sayın Nueva,

Değindiğiniz konu, tartışma konusunu başka yöne çekiyor.  Bahsetmiş olduğunuz konuyu, ayrı bir başlık altına taşımanızı talep edeceğim.  Bu sayede bahsetmiş olduğunuz konuyla ilgili bilgilerinizden faydalanabiliriz.

Saygılarımla,



Sayın Isıs Merhaba ,

Mesele Arap dilinde ı-i ayrımı bulunmaması değil ; bizim dilimizde ı-i ayrımının bulunması ve buna göre de bu sözcük özelinde kasti kullanımların ve dezenformasyonun(Sayın Semsin'i tenzih ediyorum) engellenmesidir. Siz kendiniz elbette bu iki yazım biçiminin anlamda değişme yaratmayacağını düşünüyor olabilirsiniz ancak bu vurgulama sizin iletinizde belirttiğiniz gibi "kibar kullanım kaygısı ile " yapılmış değil , bu belirgin semantik kaymanın ve bu kaymanın da art niyetli yığışmlarca propaganda malzemesi olarak kullanımının devreden çıkartılması içindir.

Konuyla ilgili detay bilgi , bizim dilimizin yazım , söyleniş ve anlamsal özellikleri ve Türk Dil Kurumu'nca verilen cevap uyarınca kaydedilmiştir. İkinci bir detay bilgi ise dilimizde şapka uygulamasının  Türk Dil Kurumu'nca yerinde görülmüyor olduğudur. Konu başlığından sapılmaması için , sözcüğün "inkilap" biçiminde yazılmasının yoğun sakıncaları bulunduğunu bir kez daha ve kuvvetle vurgulamakla yetiniyorum.

Saygılarımla
« Son Düzenleme: Ekim 26, 2009, 12:58:15 ös Gönderen: dogudan »


Ekim 26, 2009, 01:47:01 ös
Yanıtla #56
  • Ziyaretçi

Sayın Nueva,

Değindiğiniz konu, tartışma konusunu başka yöne çekiyor.  Bahsetmiş olduğunuz konuyu, ayrı bir başlık altına taşımanızı talep edeceğim.  Bu sayede bahsetmiş olduğunuz konuyla ilgili bilgilerinizden faydalanabiliriz.

Saygılarımla,



Sayın Isıs Merhaba ,

Mesele Arap dilinde ı-i ayrımı bulunmaması değil ; bizim dilimizde ı-i ayrımının bulunması ve buna göre de bu sözcük özelinde kasti kullanımların ve dezenformasyonun(Sayın Semsin'i tenzih ediyorum) engellenmesidir. Siz kendiniz elbette bu iki yazım biçiminin anlamda değişme yaratmayacağını düşünüyor olabilirsiniz ancak bu vurgulama sizin iletinizde belirttiğiniz gibi "kibar kullanım kaygısı ile " yapılmış değil , bu belirgin semantik kaymanın ve bu kaymanın da art niyetli yığışmlarca propaganda malzemesi olarak kullanımının devreden çıkartılması içindir.

Konuyla ilgili detay bilgi , bizim dilimizin yazım , söyleniş ve anlamsal özellikleri ve Türk Dil Kurumu'nca verilen cevap uyarınca kaydedilmiştir. İkinci bir detay bilgi ise dilimizde şapka uygulamasının  Türk Dil Kurumu'nca yerinde görülmüyor olduğudur. Konu başlığından sapılmaması için , sözcüğün "inkilap" biçiminde yazılmasının yoğun sakıncaları bulunduğunu bir kez daha ve kuvvetle vurgulamakla yetiniyorum.

Saygılarımla


Haddim olmayarak katildigimi bel;rtmek durumundayim, zira Tuk Dil Kurumunun ictihatlarina ve pratikteki Turkce"nin uygulamalarina girildiginde konu basligindan cok daha derin kuyulara girilecegini zannediyorum

saygilar


Ekim 26, 2009, 02:29:52 ös
Yanıtla #57
  • Skoç Riti Masonu
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 3742
  • Cinsiyet: Bay

Bu işin ayyuka çıktığı dönemde foruma da aktardığım Sn. Mithat Sancar'ın "bir dönüm noktasından daha geçerken" yazısından bir bölümü tekrar bu başlık altında aktarma gereği hissediyorum. Diyor(du) ki Sancar; "“İrtica ile Mücadele Eylem Planı” etrafında kopan fırtınaya bu açıdan baktığımızda; söz konusu belgenin sahih mi sahte mi olduğu, hiyerarşik düzen içinde mi hazırlandığı yoksa cunta işi mi olduğu tartışmasının çok da önem taşımadığını söyleyebiliriz. Zira bu ihtimallerden hangisi gerçek olursa olsun, bütün bunların temelinde ordunun sistem içindeki konumu yatıyor. Bu durum değişmedikçe, benzer olayları yaşamaya devam ederiz."

Elimizde bır fırsat var. Bu normalleşebilme fırsatıdır. Ya bunu gerçekten değerlendirir ve "dönüm noktası"nı yararımıza kullanırız ya da daha fazla anormalleşmek için elimizden geleni ardımıza komayız. Seçim bizim.

Ordunun türk siyasal hayatında merkezde siyaseti düzenleyen ve denetleyen bir güç olarak yer alması sorunun temel sebebidir. Bunu aşabilmeliyiz. Orduyu tartışmak, orduyu yıpratmak değildir. Polisin uygulamalarını tartışmak polisi yıpratmak değildir. Hikmet-i Hükümetten Devlet Aklından kurtulalım artık. Ordunun siyasal sistemdeki yerini tartışmaya koymak, polisin hukuk devletinin gereklerine aykırı olarak yaptığı faaliyetlere karşı ses çıkarmak devleti yıpratmaz, devleti gücsüz konuma sokmaz. Aksine hukuk devletinde bu yanlışlar, bu aykırılıklar, bu konumlar tartışılmalıdır ki hukuk devleti olarak gelişebilsin. Hukuk devlete egemen olabilsin. Hukuk devlete egemen olsaydı, bunun olması için el birliği ile çalışılsaydı bugün önümüzde duran sorunların pek çoğu olmayacaktı. Ne birileri karargahta darbe planları hazırlayabilecekti, ne de hazırlanan bu darbe planı ortaya çıktığında ordu tabi yapacak denebilirdi, ne de birileri dağdan kahraman edasıyla inip tur atabilirdi. Ama biz her olumsuzlukta, her yanlışta devlettir ne yapsa yeridir dediğimiz için, bunları sorgulamak yerine sessizce kabul ettiğimiz için sorunlar büyüdü, dallandı budaklandı.

Kabul edelim şunu artık, eğer seküler isek, devlete kutsallık izafe edilemez. kutsal devlet olamaz. devletin kurumları hata yapabilir, bunlar sorgulanabilir, tartışlabilir ve hatalar düzeltilmelidir. Hukuksuzluklara iyi gözle bakılamaz, bunlar olagan / normal kabul edilemez. Hukuksuzluğa yönelen, hukuka aykırı işlem tesis eden ve/veya eylem işleyen her kim olursa olsun affedilemez, hoşgörülemez, göz ardı edilemez. Orduda görev yapanlar da birer devlet memurudur ve onlarda hukuksuzluğa meyledebilirler. Onlara yönelik bir farklı bakış sergilemez. Yargılanabilirler. Sorgulanabilirler. Cezalandırılabilirler. Cuntaya tevessül etmek bu ülkeye yapılabilecek en büyük kötülüktür. Darbe girişimleri ve darbeye meyledenler mutlaka yargılanmalıdır. Darbe yapmış olanlar da yargılanmalıdır, yaşları isterse 190 olsun.

Buradan bir çıkış olmalı, normalleşmeye doğru bir yol... bulamazsak ve/veya eski tas eski hamam, böyle gelmiş böyle gider dersek, ne hamam ne tas kalacak ortada ne de gidecek bir şey... 


Ekim 26, 2009, 04:24:10 ös
Yanıtla #58
  • Ziyaretçi

Sayin SkullG

Irdelediginiz noktalara aynen katiliyorum, ek olarak da ozellikle ulkemize has mevcut duruma bakildiginda kurumsal ve idari tarihe de deginmek gerekir diye dusunuyorum. Misalen, -Osmanli-ya hic dokunmadan cumhuriyet kurulurken ve sonraki donemde ozellikle kanun koyucular -ilk anayasayi ve sonraki donemdeki temel hukuk sistemini dolayisi ile de idari sistemi olusturan dinamikler- asker kokenli idi. O donemin sartlarinda dusunuldugunde baska bir alternatif dusunulemezdi. Emperyalist Milletler Cemiyetinin uygulamalarina bakildiginda zaten yanlisti yahut dogruydu diye bri kisir donguye hic girmeye gerek olmadigini dusunuyorum.

Tarihsel perspektife odaklandigimizda, dikkat ceken asker agirlik elit kesimin bugun sayisi 180 i bulan universitelerden yetisen ve devlet burokrasisiini idari mekanizmasini -gercek anlamda- aristokratik elitist teknokratlarin doldurmaya basladigi asikar sekilde gozlemlenebilir. Ve konuya ideolojik yaklasimlarin tamamen disinda bakildiginda, ornegin su anki bakanlarin bir kismi, ve hatta ticaret odalarinin onemli bir kismindaki bireysel/kurumsal basari abidelerinin sayisi surekli artmaktadir.

Ancak, ben de dahil temel egitimini Turkiyede almis bir cok insandaki ve ozellikle de ust kademedeki asker erkani ve burokrasi erkanindan bireylerin tamami ile kendilerine ogretilen basmakalip gerceklikleri bertaraf edilememesinden kaynaklanan uygulama hatalarina baglanabilir diye dusunuyorum; bugun yasanan bir cok tersligin. Askerin siyasete karismasini elestirirken, siyasi dinamiklerin de uslupsuz ve futursuz yaklasimlari karsisinda nasil bir remedy -pardon cikar yol olacagini su an icin sahsim adina gozlemlemekten, bekleyip gormekten baska bir fiil dusunemiyorum. Her goruse fikire saygi  duymak idealist yaklasimi hepimizin kulagina hos gelirken, ideal liberal dusunce sahiplerinin bile kendi damarina fikrine ters bir durumda verebilecegi tepkileri herkes bilir. Ulkemizde, Cem Uzan bile neredeyse meclise girebilecek oy potansiyelini yakalamisti. Oy verenleri kinamak ya da elestirmek haddim degil. Ancak irdelenmesi gereken nokta toplumun sosyal yapisi ve bireylerin bu sosyal yapiya ne kadar realist yaklastigidir diye dusunuyorum. Acik ve daha net belirtmek gerekirse, insanlar cevresine saygili oldugunu iddia ederken fikirsel mucadele adi altinda neden mucadele geregi duyar ve neden bir sekilde oldugu gibi kabul etmek yerine farazi varsayimlarla fikirsel mucadeleyi varlik yokluk mucadlesine donusturur?

neyse basinizi agritti isem kusuruma bakmayin, uzun sozun kisasi, ozellikle, Turkiyenin ic ve dis dinamiklerine gene l baktigimda , bir skeilde kamuoyunun mesgul edilmeye calisildigi asikar , ancak hayir midir ser midir orasini zamanla hepimiz gorucez kanaatindeyim....

SAygilar


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
0 Yanıt
7369 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 18, 2006, 02:05:18 öö
Gönderen: MASON
5 Yanıt
3240 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 03, 2008, 11:06:16 öö
Gönderen: Don Corleone
0 Yanıt
2420 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 22, 2008, 11:57:41 öö
Gönderen: bugfree
1 Yanıt
1851 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 24, 2009, 11:54:24 öö
Gönderen: Amon
0 Yanıt
1743 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 09, 2011, 07:38:42 ös
Gönderen: karahan
0 Yanıt
1941 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 20, 2013, 03:45:23 ös
Gönderen: Melina
6 Yanıt
4537 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 14, 2013, 07:55:18 öö
Gönderen: ADAM
7 Yanıt
1890 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 13, 2017, 01:21:54 öö
Gönderen: Tık-Tik-Tak
5 Yanıt
3250 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 20, 2016, 05:04:56 öö
Gönderen: eluht 11
41 Yanıt
13703 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 02, 2015, 10:08:13 ös
Gönderen: karahan