Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Sait Halim Paşa'nın ermeni terörist tarafından katledilmesi  (Okunma sayısı 12318 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mayıs 24, 2007, 05:07:38 ös
Yanıtla #20
  • Ziyaretçi

Said Halim Paşa 29 Nisan 1921'de tahliye olduktan sonra önce Sicilya'ya ardından da Roma'ya gitti. Paşa'nın sürgün arkadaşları İstanbul'a dönmelerine rağmen kendisi dönemedi. Malta'da sürgünde bulunduğu sırada Taşnaksutyan komitesi Paşa'yı idma mahkum ettiğine dair bir mektup göndermişti. Said Halim Paşa kendisinden sonra sadrazamlık yapmış olan arkadaşı Talat Paşa Berlin'de öldürüldü. Paşa bunu serbest kaldıktan sonra öğrenebildi.

Said Halim Paşa 57 yaşında iken 6 Aralık 1921'de Salı günü akşamı evinin önünde Ermeni bir komiteci tarafından alnından vurularak şehid edilmiştir. Arşavir Çıracıyan adlı bu komiteci daha sonra Taşnaksutyan Komitesi tarafından milli kahraman ilan edilmiş, İtalyan polisi ise Roma'da öldürülen Said Halim Paşa'nın katilini yakalama zahmetine katlanmamıştır.

Talat Paşa, Said Halim Paşa'ların öldürülmesinde İngiliz Entellijans Servisi'nin etkili olduğu tahmin edilmektedir. Paşa'nın yazmış olduğu mektupların özellikle Amerika üzerinde etkili olduğu bilinmekte vye İngiltere'nin bu mektuplardan rahatsız olması nedeniyle Paşa'yı öldürdüğü ileri sürülmektedir.

Kendi vatanına sokulmayan Said Halim Paşa'nın cenazesi İstanbul'a getirilerek 29 Ocak 1922'de Yeniköy'deki yalısından alınarak biyik bir merasimle toprağa verildi. Said Halim Paşa'nın nâşı Sultan II. Mahmud Türbesi bahçesinde yatan babasının yanına gömüldü


Mayıs 24, 2007, 05:24:54 ös
Yanıtla #21
  • Ziyaretçi

Said Halim Paşa, Sicili-i Ahvâl Defteri'ndeki kayıtlara göre 19 Şubat 1864 (11 Ramazan 1280) tarihinde Kahire'de doğmuştur. Said Halim, Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın torunudur. Babası ise vezir Halim Paşa'dır. Babası 1830'da doğmuş ve Said Halim Paşa 30 yaşında iken 1894'te vefat etmiştir...

Said Halim Paşa'nın büyük babası Kavala doğumludur. Bazı kaynaklarda bu ailenin Arnavut veya Arap olduğu söylense de Mehmet Ali Paşa'nın Mısır'da valiliği sırasında açtığı mekteplerde ve devlet dairelerinde Türkçe'yi resmi dil tayin etmesi, sarayında Arapça konuşma yasağı koyması ve ilk Türkçe gazeteyi çıkarması Mehmet Ali Paşa'nın Arnavut veya Arap asıllı olduğu hakkındaki iddiaları çürütmektedir...

İlk Mısır Hidîvi İsmail Paşa bu göreve geldikten sonra Halim Paşa ile arası açılır. Bu nedenden dolayı Halim Paşa ailesini de alarak Mısır'ı terkedip İstanbul'a yerleşmek durumunda kalır. Said Halim Paşa'nın İstanbul hayatı altı yaşlarındayken başlar. Paşa özel hocalardan Arapça, Farsça, İngilizce ve Fransızca öğrenir. Daha sonra küçük kardeşi Abbas Halim ile İsviçre'ye giderek "İsviçre Darülfünûn"unda siyasi ilimler tahsîli yapar. Paşa orta ve yüksek tahsilini tamamladıktan sonra İstanbul'a döner...


Mayıs 25, 2007, 01:08:26 öö
Yanıtla #22
  • Ziyaretçi

Sait ve Abbas Paşaların babaları Halim Paşa tarafından İsviçre dönüşlerinde milli seciyelerinin zaafa uğramış olabileceği endişesi ile imtihana tabi tutulmuşlar ve her ikisi de babalarına bu hususta yeterli olduklarını ve milli karakterlerini kaybetmediklerini göstermişlerdir.

Sait Halim Paşa yurt dışında tahsilini tamamlayıp yurda döndükten sonra devlet memurluğu hayatı başlar. Dönemin padişahı 1876'da tahta çıkan II. Abdülhamid'dir. Paşa 13 Mayıs 1888'de ikinci rütbeden Mecîdî nişân-ı ilanı taltif edilir. Hemen ardından yirmibeş yaşında iken Şûrâ-yı Devlet â'zâlığına tayin olur. Paşa sırayla ikinci rütbeden ardından birinci rütbeden nişân-ı âlî-i Osmânî ile taltif edilir. Daha sonra da görevinde gösterdiği başarılarda dolayı kendisine Murassa' Mecîdî nişânı zi-şanı verilir. Gerek aldığı nişânlar gerekse zamanın sadrazamlarının övgülerinden Said Halim Paşa'nın ne kadar başarılı bir devlet adamı olduğu anlaşılmaktadır. 

Yıllar geçtikçe Sait Halim Paşa'nın devlet kademelerindeki yükselişi devam eder. 22 Eylül 1900'da Rümeli Beylerbeyi pâyesine yükseltilir. Paşa'nın bu görevi sırasında Jön Türklerle olan ilişkisi başlar. Paşa'nın kendi adıyla anılan ünlü yalısının yapım tarihi de bu zamanlara rastlamaktadır. Paşa bu yalığı evliliği dolayısıyla Yeniköy'de yaptırır ve içini pek çok eski eserle donatarak vaktinin büyük çoğunluğunu burada geçirmeye başlar. Paşa bir yandan sürekli okuyarak sosyal ve tarihi mevzularda araştırmalar yapar bir yandan da meraklısı olduğu Türklük, İslam ve eski Osmanlı eserleri toplar. Bu eserlerle yalısı adeta bir müze halini alır. Mûsikîye meraklı olduğu için bu konu ile ilgili olan eserleri de toplamaya özen gösterir. Sait Halim Paşa'nın dönemi pek çok sosyal konu hakkında düşünme ve araştırmalar yapma fırsatı yakalamıştır.

Ancak Rumeli Beylerbeyi olup sarayda önemli bir konuma geldikten sonra bazı kişiler tarafından iftiralara maruz kalmıştır. Sarayında zararlı evrak ve silah bulundurduğu iddia edilerek saraya jurnal edilmiş ve Said Halim Paşa, Avlonyalı Mehmed Ferit Paşa'nın sadâreti döneminde -1903'ten sonra- İstanbul'dan uzaklaştırılmıştır. 

Paşa, sonradan bir mektubunda jurnal ile ilgili olarak içinin çok rahat olduğu ve bunun kendisine düşman iki kişi tarafından uydurulmuş bir mesele olduğunu söylemiştir. 


Mayıs 25, 2007, 01:16:52 öö
Yanıtla #23
  • Ziyaretçi

Mısır'a giden Sait Halim Paşa, burada bulunan Ethem Ruhi'ye Osmanlı Gazetesi'ni çıkarması için para yardımında bulunmuş ve bir müddet sonra da Arupa'ya giderek Jön Türkler'le doğrudan ilişki kurmuştur. Aslında Paşa'nın bu ilişkisinin Jön Türklerle çok sıkı birliktelikleri olduğu zannedilen kardeşleri vasıtasıyla çok önceden söz konusu olduğu tahmin edilmektedir. Avrupa'ya gitmesiyle Paşa'nın Jön Türkler'le doğrudan bir ilişkisi söz konusu olmuştur. Said Halim Paşa'nın Jön Türklerle olan bu ilişkisi son derece önemlidir. Paşa'yı Jön Türkler'le bir araya getiren nedenler üzerine düşünmek gerekmektedir.

Paşa, cemiyete ilk olarak İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin Muhaberat Kayıt Defteri"nden anlaşıldığına göre müfettiş olarak adım atmıştır. Kendisi ile ilgili alınan kararda Paşa'dan "ekâbîri Osmânîyeden biri" şeklinde bir ifade kullanılmıştır. Bu arada Paşa ile cemiyet mensuplarının yazışmalarından Paşa'nın cemiyetin faaliyetlerinin yayılması için maddi yardımlarda da bulunduğu da anlaşılmaktadır. Bu yazışmalardan biri o dönem içerisinde cemiyetin hedeflerini belirlemek açısından oldukça önemlidir.


Mayıs 26, 2007, 01:15:07 ös
Yanıtla #24
  • Ziyaretçi

Said Halim Paşa Paris'teki merkeze bir mektup yazarak Mısır şubesinden beklenilen hizmetlerin neler olacağını sormuş ve kendisine verilen cevapta cemiyete para yardımı için yardımcı olması istenmiştir. Bu mektupta ayrıca Mısır şubesinden beklenilen hizmetlerden biri de şu şekildedir: "... Neşriyatımız içinde Mısırlıları ve Arapçayı mütekellim Osmanlıları müstefid edecek makale ve beyann'amelerimizi Arapça'ya tercüme ettirip Mısrı gazetelerinden biri vasıtasiyla veya ayrıca cemiyet namına neşretmektir. Şûra-yı Ümmet'e Arapça bir ilave çıkarmak ve Süveyş gibi geçit mahallerde evr'akın intişarına hizmet edecek me'murları tedarik etmek de Mısır şubesinin hidematından ma'dut olmalıdır." 

Bu şekilde bir talepte bulunan genel merkeze Said Halim Paşa itiraz etmiş olacak ki kendisine bir ay sonra gelen mektupta cemiyetin görüşü açıklanmaktadır. Şöyle ki: "...Arapça neşriyata gelince: Zât-ı biraderîleri Mısır'da Arapça neşriyatımızdan -Abdülhamid aleyhine olamsı itibariyle- iş görmek şöyle dursun mazarrat husule geleceğini söylüyorsunuz. Neşriyatı biz, cahil ve mutaassıp fellâhlar için yapmayıp belki Mısır'ın okur yazar kısmı ile asıl Türkiye'deki Arap vatandaşlarımız için yapmak istiyoruz.Biz neşriyatımızda bu sûy-i tefehhümüzü izale için uğraşacağız. Bizi ta'rîzimiz makam-ı hilâfete olmayıp sırf o makam-ı âlînin ulviyetini izaleye çalışan Abdülhamid'e olduğunu göstermeye gayret edeceğiz..."


Mayıs 26, 2007, 01:32:52 ös
Yanıtla #25
  • Ziyaretçi

Cemiyetle yapılan bu mektuplaşmaların birinde de Paşa'nın çok çalışkan, zeki ve gayretli olduğu bahsedilmektedir. Bu mektup Said Halim Paşa'nın hem şahsiyetini ortaya koyması hem de cemiyet faaliyetlerine olan ilgi ve alakasını göstermesi açısından son derece önemlidir. Said Halim Paşa, kardeşleri Abbas Halim ve Mehmed Ali Halim Paşalarla birlikte cemiyete ciddi miktarlarda maddi yardımlarda bulunmuştur. Babaları Halim Paşa'dan büyük bir servet kaldığı için maddi açıdan hiçbir problemleri olmamış ve yaptıkları yardımlarla pek çok faaliyete ön ayak olmuşlardır. Said Halim Paşa ayrıca zaman zaman çevreden para toplanmasına da aracılık etmiştir. Paşa'nın İstanbul'dan uzaklaştırıldıktan sonraki Mısır hayatı genel itibariyle bu şekilde geçmiş ve 23 Temmuz 1908'de II. Meşrutiyet'in ilanından sonra İstanbul'a dönmüştür.


Mayıs 26, 2007, 09:01:03 ös
Yanıtla #26
  • Ziyaretçi

Kendisine yapılan iftiralar sonucu pek çok devlet görevinden uzakta kalan Paşa için II. Meşrutiyet yeni bir başlangıç olacaktır. Gerçi Mısır'da olmasına rağmen Şûrâ-yı Devlet azalığı uzun zaman devam etmiştir ancak geldiği yıl 21 Ağustos 1908'de kadro azlığı nedeniyle görev dışı bırakılmıştır. Bu görevinden alınan Said Halim Paşa 1908'deki belediye seçimlerinde muhiti olan Yeniköy'den İttihat ve Terakki listesinden Belediye Dairesi Başkanı seçildi. Bu görevden 1911 yılında alınınca da bilahare Cemiyet-i Umumiye-i Belediye İkinci başkalığına seçildi.

Paşa 14 aralık 1908'de irâde-i seniye ile atanan 39 kişilik âyân a'zâlığı listesine seçilemekle beraber aynı gün ikinci bir irâde-i seniye ile âyân a'zâlığına tayin edildi. 28 Aralık 1908'de Cemiyet-i Tedrisiye-i İslâmiye'nin idare a'zâlığına seçildi.


Mayıs 27, 2007, 11:23:53 öö
Yanıtla #27
  • Ziyaretçi

Bu seneler Paşa'nın cemiyetle olan ilişkisinin en sıcak olduğu yıllardır. Paşa 1909'da Selânik'te gizli olarak yapılan İttihat ve Terakki Kongresi'nde âyân a'zâsı olarak katıldı. Paşa artık İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin ileri gelenlerindendi. Cemiyetin 1912'deki meclisi feshetme çalışmalarınna bilfiil katıldı. Meclisin feshinden sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin bazı üyelerinin kabineye girmesi için çalıştı. Bu çalışmanın sonunda Sadrazam'ın (Said Paşa) teklifi ile 22 Ocak 1912 daha önce uzaklaştırıldığı Şûra-yı Devlet'e, âyan a'zâlığına mahsus maaşla başkan ta'yîn edilerek kabineye girdi. 

Bu sıralarda patlak veren Trablusgarb harbi nedeniyle Paşa gizlice İtalya Hükümeti delegeleriyle 12 Temmuz 1912'de Lozan'da buluşup barış görüşmeleri yapma girişiminde bulunsa da 17 Temmuz'da Sadrazam Said Paşa Hükümeti görevden çekilince ve yeni hükümet Said Halim Paşa'nın görevini yenilemeyince görüşmelerden bir sonuç alınamadı. Yeni hükümetin gelişiyle Paşa Şûra-yı Devlet riyaseti görevinden ayrılmıştır. 



 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
18 Yanıt
10515 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 01, 2007, 07:01:53 ös
Gönderen: Ittihatci
5 Yanıt
4660 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 29, 2007, 06:08:04 ös
Gönderen: Ittihatci
3 Yanıt
3080 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 27, 2007, 06:47:10 ös
Gönderen: Ittihatci
9 Yanıt
6638 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 24, 2013, 01:18:22 öö
Gönderen: kerberos
0 Yanıt
2728 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 27, 2009, 01:04:58 ös
Gönderen: asoraman
45 Yanıt
20597 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 28, 2016, 02:17:09 ös
Gönderen: Birisi
36 Yanıt
34942 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 24, 2011, 12:53:00 öö
Gönderen: Maledictum
0 Yanıt
3356 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 30, 2011, 07:11:28 ös
Gönderen: oasis
1 Yanıt
2906 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 20, 2012, 12:34:09 ös
Gönderen: ruzber
4 Yanıt
2921 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 19, 2015, 10:21:14 öö
Gönderen: Kağan