Ama Ben Sanıyordum ki…1

  • 1

Ama Ben Sanıyordum ki…1

Category : Kişisel Bloglar

Nasıl heyecanlı olduğumu anlatamam. Belki de aylardır bu günü bekliyordum. Heyecanım, hem gelecek olan misafirim hem de konuşacaklarımız yüzünden.

Bu gün ilk defa bir Masonla karşılıklı oturup konuşabileceğim. Evet evet, bugün bir Mason evime misafir olacak. Kim bilir? Belki de bu gün benim için Masonluğa giden yolun eşiğidir.

Günlerce kendi çapımda araştırmalar, okumalar yaptım. Masonluğu az çok anlayabildiğimi sanıyorum. Bir harici için ne kadar mümkünse artık. Masonluk öyle kolay kolay kavranabilecek bir şey midir ki? Sahip oldukları sırlara vakıf olmak kim bilir ne kadar da zordur. 

Sırlar?… Evet evet bence kesin büyük bir sırları var. Yoksa neden bu kadar gizemli olmayı seçsinler ki?

Fakat bütün bu gizeme rağmen, kendilerine atfettikleri nitelikler yok mu? Sırf bunun için bile Mason olmak güzel bir şey olsa gerek. Düşünsenize, daha iyi bir insan olmak için kendinizle savaşıma girmek. Bütün insanlığın barış ve mutluluğu için çalışmak. Bütün insanlığı sevgiyle kucaklamak. Ne takdir edilesi ülküler… Katılmaz mısınız?

Fakat kendilerini biraz daha açamazlar mı sanki? Amaçları belli, çalışma yöntemleri belli, şu ritüelleri bile internette tonla… Neyi gizliyorsun yani? Fakat bunu sorgulamak da bana düşmez doğrusu. Elbet bir bildikleri vardır. Öğreniriz elbet onu da bir gün.

Muhtemelen basit bir gerekçe çıkacak ardından. Bugüne dek hem öyle oldu çünkü.

Şu forumu kurandan da Allah razı olsun. Ne öğrendiysem çoğunu buradan öğrendim. Hatta bu gün gelecek olan misafirimle tanışmama vesile olan dostum, bu forum için Masonlukla ilgili en iyi kaynaklardan biridir demişti. Ne kadar haklıymış. 

Bir gün ona ”Ben Mason olmak istiyorum.” dedim. Öyle pat diye. O da bana ”Hele dur bakalım, bu öyle elini kolunu sallaya sallaya girebileceğin bir kurum değil.” demişti, “Önce bir araştır, bir anla bakalım, sonra girmek istemezsin belki’.” 

Masonluğa bu ilgimin oluşmasının da ayrı bir öyküsü var. Ancak şimdi bir de onu anlatıp kafanızı şişirmek istemem.

Sözünü ettiğim bu dostum Mason değil. Yalnız bu konularda çok bilgili. Önce araştırmamı istiyorsa bir bildiği vardır diye düşünüp, konuyla alakalı ulaşabildiğim tüm kaynaklara ulaşmaya çalıştım.

Ve evet… İşte nihayet bu gün bir Masonla yüz yüze gelebileceğim.

Hah! Kapı çalıyor. Konuğum gelmiş olmalı. Onun için hazırladığım masanın düzenini bir kez daha kontrol edip, hızlıca kapıyı açmaya yöneliyorum. 

Karşımda orta yaşlarında şık giyimli bir bey var. Gözlüğün gizleyemediği aydınlık gözlerle gülümsüyor bana. Çok sıcak bir el sıkışma faslından sonra içeri buyur ediyorum.

Salona girdiğinde etrafı süzüyor göz ucuyla. “Bekar bir erkeğe göre oldukça düzenli bir eviniz var. Umarım habersiz gelen misafirleriniz de bu kadar düzenli görebiliyorlardır.” diye şaka yapıyor gülerek.

Ne kadar da sıcak kanlı. Bu içten tavırları beni rahatlatıyor. 

Yemek öncesi bir şeyler içmeyi teklif ediyorum. Karşılıklı oturduğumuz koltuklarımızda, tanışmamız şerefine kadeh kaldırıyor. Mutlu oluyorum.

Konuğumu sıkmak istemediğim için konuyu hemen Masonluğa getiremiyorum. Dakikalarca havadan sudan konuşuyoruz. İşten, günlük hayattan… Beni yeni terk etmiş olan sevgilimden.

Sohbetimiz çok sıcak ve içten bir havada sürüyor.


1 Comment

Serkan EGESOY

14/01/2013 at 4:23 pm

Sürükleyici güzel bir giriş. Benim sanat anlayışıma göre sürükleyicilik düzeyi çevresel yada ikincil dediğimiz bir etmen değil bilakis sanat eserini sanat eseri yapan şeydir. Maddeye ağırlığını veren Higgs Bozonu gibidir. O olmadan bir metinin düz yazıdan farkı kalmaz.
Dediğim gibi sürükleyicilik heyecan iyi yanlız bu metni kim yazmış onu anlayamadım anladığım kadarıyla burada yazılar anonim(isimsiz) yayınlanıyor…

Leave a Reply

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.

Haberdar ol

Yeni yazilardan haberdar olmak icin email adresinizi girin

YAZI ARŞİVİ