Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Toktamış "Hoca" Ateş (1944---2013)  (Okunma sayısı 1225 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ocak 19, 2015, 11:20:42 ös
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 277
  • Cinsiyet: Bay

"Toktamış Hoca"m

Saygı-Sevgi ve Özlemle..........


TOKTAMIŞ ATEŞ KİMDİR ?

https://www.youtube.com/watch?v=cgLQD_JlbiA

1944 İstanbul doğumlu olan Toktamış Ateş, orta öğrenimini Avusturya Ortaokulu’nda, lise eğitimini ise Vefa Lisesi'nde yaptı. 1967 yılında İstanbul Üniversitesi'nin İktisat Bölümü'nü bitiren Ateş, 1982'de profesör oldu.

İstanbul Üniversitesi'nin yanı sıra ders vermek için çeşitli dönemlerde ABD (Iowa) ile Almanya'da (Berlin - Münih) bulundu. Ateş son olarak kurucuları arasında yer aldığı Bilgi Üniversitesi'nde ders veriyordu.

30’dan fazla kitap yayınlayan Ateş, 10 yılı aşkın bir süre boyunca Cumhuriyet gazetesinde yazmıştı. Ateş, son olarak Bugün gazetesi’nde yazarlık yapmaktaydı.


http://www.hurriyet.com.tr/gundem/22395012.asp


Atatürk ve diktatörlük
Toktamış Ateş
Kaynak= http://www.bugun.com.tr/pages/marticle.aspx?id=45846

Acaba Atatürk, bir diktatör sayılabilir mi? Bu konuda ayrıntılara girmeden önce, şunu belirtmek isterim ki; tarihsel olayları değerlendirirken, yaşandığı dönemin değerleri ve kavramları, ön plana çıkartılmalıdır.

1920'lerin, 1930'ların dünyasında; Mustafa Kemal'in, "fukara, fakat gururlu" Türkiye'si, dünyanın insan haklarına saygı ve özgürlükler açısından, en önde gelen devletlerinden biriydi. Bunu, şimdiye dek çok yazdım ve örnekler verdim. Gerekirse, gene yazarım. Mustafa filminde; Atatürk, bu bağlam içinde ele alınmamış.

Atatürk'ün diktatör olduğunu düşünen, iki grup vardır. Bunlardan biri; Atatürk'e, pek de sempatiyle bakmayanlardır. Bunlara göre; Atatürk, eli kanlı bir diktatördür ve her türlü diktatörlüklerde olduğu gibi, bir zulüm düzeni kurmuştur.

Öbür grup; kendini, "Atatürkçü" olarak tanımlayanlardan oluşur. Bunlara göre Atatürk, diktatördür ama; yetkilerini, halkın yararına kullanmıştır. Zaten eğer diktatör olmasa, devrimleri yapması ve başarması mümkün olmazdı!..

Bence her iki açıklama da, yanlış ve haksızdır. Fakat, kendini Atatürkçü olarak tanımlayanların ve Atatürk'ü, "iyi bir diktatör", olarak görenlerin; Atatürkçülüğe verdikleri zarar, birinci gruptaki Atatürk karşıtlarının verdiği zarardan, çok daha fazladır.

Atatürk'ün, demokrasiyi getiremediği dile getirilir ve yukarıda değindiğim, Atatürk karşıtları tarafından, çok eleştirilir. Fakat cumhuriyetimizin dayandığı 3 temelin; "halk egemenliği", laiklik" ve "çağdaşlık" olduğu düşünülürse; buradaki "halk egemenliği" anlayışının, bir anlamda, demokrasiyi de çağrıştırdığı anlaşılır.

Kaldı k; Atatürk, yaşamının her aşamasında, "ulus iradesine" ve bu iradenin "gerçekleştiği" (tecelli ettiği), Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne, her şeyin üzerinde saygı göstermiştir. Şimdi bunu, birkaç örnekle göstermek istiyorum.

 18 Mart 1920'de; İstanbul'daki Meclis-i Mebusan, toplantılarını, "uygun bir zaman ve uygun bir yerde sürdürmek üzere", "ertelemiş"(talik etmiş) ve Mustafa Kemal, "yeni seçilecek olanlar ve olağanüstü yetkilerle", bu Meclis'i Ankara'ya davet etmişti.

Fakat Meclis'in toplanması gecikince, Mustafa Kemal sinirleniyordu. Bir gün; yakın arkadaşı Yunus Nadi, "Paşam, her kerameti Meclis'ten beklemeyelim", gibisinden bir şeyler söyleyince; Mustafa Kemal'in, ilginç bir yanıtı olmuş: (dili sadeleştiriyorum)... Ben, bilakis her kerameti, Meclis'ten bekleyenlerdenim, Nadi Bey. Öyle bir devreye yetiştik ki; burada, her iş, meşru olmalıdır. Millet işlerinde meşruiyet, ancak milli kararlara dayanmakla; milletin genel eğilimlerinde, tercüman olmakla elde edilir...

Önce Meclis, sonra ordu Nadi Bey. Orduyu yapacak olan millet ve onun adına, Meclis'tir... Buna, iki üç şahıs karar veremez..." (12 Eylül'ün sahte Atatürkçüleri zamanında, bu konuşmayı bir yazımda kullandığım için, hakkımda dava açılmıştı)...

Bir başka örnek; Dumlupınar Zaferi kazanıldıktan sonra, TBMM ordularına yayınladığı beyannamenin sonu: "...Büyük ve necip milletimizin fedakarlıklarına layık olduğunuzu ispat ediyorsunuz. Sahibimiz olan büyük Türk milleti, istikbalinden emin olmaya haklıdır..." Bir yanda, "Sahibimiz olan büyük Türk milleti", diyen Atatürk; öte yanda, "Kendini milletin sahibi sanan", sahte ve sözde Atatürkçüler. Kararı siz verin.

Tarih. 4 Ekim 1922. Mustafa Kemal; önce kurtarılmış olan İzmir'e gitmiş, oradan Bursa'ya geçmiş ve Ekim başında, Ankara'ya dönmüştür. İlk kez TBMM kürsüsündedir. Meclis'in tüm üyeleri tarafından, ayakta alkışlanır. Konuşmaya başlar:

"Milletin mukadderatını doğrudan doğruya üstlenerek; üzüntü yerine ümit; perişanlık yerine düzen; tereddüt yerine azim ve iman koyan ve yokluktan koskoca bir varlık çıkaran meclisimizin, civanmert ve kahraman ordularının başında, bir asker sadakat ve itaatiyle emirlerinizi yerine getirdiğimden dolayı, bir insan kalbinin nadiren duyabileceği bir memnuniyet içindeyim...

...Kalbim bu duygularla dolu olarak, pek aziz ve muhterem arkadaşlarımı, bütün dünyaya karşı temsil ettikleri hürriyet ve istiklal fikrinin zaferinden dolay tebrik ediyorum..." Bu konuşmayı yapan insanın, diktatör olabileceğini, düşünmüyorum.

Son olarak Kasım 1930 tarihinde, TBMM'de yaptığı açılış konuşmasından bir satır...: "Türk Milletinin sevgi ve bağlılığı, daima Büyük Millet Meclisi'ne oldu, daima oraya yönelik olacaktır..." Başka söze gerek var mı?






Saygılarımla
''Ya hatalarınla yüzleşir ya da hatalarınla yüzsüzleşirsin. Cahil olmak ayrı, pPslik olmak ayrıdır.''
- Dostoyevski -


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
1 Yanıt
5633 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 26, 2008, 06:20:24 ös
Gönderen: Santander
9 Yanıt
17968 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 16, 2011, 11:16:33 ös
Gönderen: AMON RA
36 Yanıt
18608 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 23, 2012, 10:20:17 öö
Gönderen: Masor1976
49 Yanıt
21577 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 29, 2014, 11:29:47 öö
Gönderen: ABCDEF
15 Yanıt
9449 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 07, 2015, 01:28:57 ös
Gönderen: _SplendouR_
8 Yanıt
7568 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 09, 2018, 12:28:29 öö
Gönderen: Tık-Tik-Tak
0 Yanıt
3492 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 30, 2010, 02:58:20 ös
Gönderen: karahan
11 Yanıt
9857 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 12, 2014, 04:25:08 öö
Gönderen: resurrected
17 Yanıt
5455 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 17, 2016, 10:38:10 ös
Gönderen: resurrected
1 Yanıt
3024 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 30, 2015, 04:54:02 ös
Gönderen: 38