Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Kadın’ın Bitmeyen Çilesi - 13  (Okunma sayısı 1938 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ocak 15, 2012, 03:30:46 ÖS
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay



Hint Uygarlığında Kadının Konumu (Devam)



Sati Vahşeti ya da Dul Kadınların Yakılması

-   Hindistan'da sosyal yaşama egemen olan sapkın uygulamalar saymakla bitmeyecek kadar çoktur. Her bir sapkın uygulamanın çok detaylı ritüelleri, bölgeden bölgeye değişen şekilleri vardır. Ancak bunların içinde en ürkütücü olanı hiç şüphesiz asırlardır yüzbinlerce kadının ölümüne neden olan "sati" (suttee) dir. Bu geleneğe göre kadınlar kocalarının ölümünün ardından kendi-erini yakmalıdırlar. Sati geleneği Aryanlar'ın Hindistan'ı istilaları döneminde başlamıştı. Tek bir kişi için uygulandığında sati olarak adlandırılan bu uygulama, kitleler halinde, bir kasabadaki tüm kadınların ve kızların dul kalmasının beklendiği durumlarda (örneğin erkekler bir savaşa gittiklerinde) uygulandığında Jauhar olarak bilinir.
-   Kadınların eşlerinin ardından kendilerini yakmalarının nedeni "kocalarından önce ölmedikleri için(!)" cezalandırılmasıdır.
-   Jauhar sırasında, kadınlar hiçbir suçları olmaksızın canlı canlı haşlanır, bazıları iki parçaya kesilir ve diğerleri de köpeklere yem yapılır. Hindu gelenekleri bu vahşi uygulamayı meşrulaştırmak için bazı açıklamalar da getirmektedir. Örneğin bazı Hindu metinlerinde "Jauhar'ın kadınların savaşılan düşmanların ellerine düşmesini engellemek için yapıldığı" anlatılır.
-   Kız kardeşi de drahoma uygulaması nedeniyle çocuk yaşlarında öldürülen Hindistanlı yazar Sita Agarwal 1999 yılında yazdığı Genocide of Women in Hinduism (Hinduizmde Kadınların Soykırımı) isimli kitabında satinin tüm Hindu metinlerinde yer alan, asırlar boyunca Brahmanlarca uygulanan ve halen de uygulanmaya devam eden çok yaygın bir gelenek olduğunu detaylı olarak anlatmaktadır. Başta Manu olmak üzere Hindular tarafından ilahî birer vahiy olarak kabul edilen kitaplarda yer alan sati emirlerinden birkaçı şu şekildedir.
-   • “Kocasının cenaze ateşinde ölen bir sati, Cennet’te sonsuz saadetin tadını çıkartacaktır. Kocanın ardından kendisini kurban etmek, bir kadın için yapılabilecek en üstün görevdir.”
-   • “Bu eşlerin, üzerinde ölülerin yakıldığı odun yığınına doğru ilk adımı atmalarına izin verin, hiçbir keder olmaksızın gözyaşı dökmeden ve güzelce süslenmiş olarak.”
-   Eşe bağlılık gibi doğru bir değeri korkunç bir vahşete dönüştüren sati inancı nedeniyle sayısız kadın asırlardır yanarak hayatını yitirmişlerdir. Hintli kadınlar bu vahşi geleneği kimi zaman kendi talepleriyle, çoğu kez de toplumun baskısıyla uygulamışlardır. Günümüzde sati, Hindistan'da resmî olarak yasaktır, ancak hâlâ yaygın biçimde uygulanmaktadır.
-   Sati vakaları kayıtlara genelde ev kazası, mutfak yangını gibi tanımlarla geçirilmektedir. Bazen de halka açık bir ritüel şeklinde...
-   Örneğin 1987'de Rajasthan'daki Deorala köyünde Roop Kanwar adlı genç bir kadın kocasının cenaze töreninde ateşler arasında öldürülmüş ve sati tekrar tartışılmaya başlanmıştır. Ailesi, yöredeki halk ve pek çok Hindu önder tarafından savunulan Roop'un eyleminin, onun kendi seçimi olduğu iddia edilmiş, bazı kimseler ise genç kadının ailesi ve Brahmanlar tarafından zorla yakıldığını söylemişlerdir.
-   Bu yakma eylemlerinde kast sisteminin egemenleri olan Brahman rahipler tarih boyunca çok büyük bir rol üstlenmişlerdir. Satiyi teşvik eden, tüm ritüeli organize eden genelde Brahmanlar olmuştur. Günümüzde de sati geleneğinin tekrar canlandırılması için çaba gösterenlerin başında yine Brahman rahipler gelmektedir. Agarwal'a göre Brahmanların özellikle diğer kastlardaki dulların katledilmesini teşvik etmelerinin iki temel amacı bulunmaktadır:
-   1-Kadınlarını ortadan kaldırarak Brahman olmayan ırkların sayısını azaltmak,
-   2- Öldürülen kadının mallarının Brahmanlarca kamulaştırılması.
-   İkinci madde, 1641 ve 1667 yılları arasında Hindistan'ı 6 kez ziyaret eden Fransız seyyah Jean Baptiste Tavernier'nin gezi notlarında da geniş bir anla-tımla yer almaktadır.
-   Tavernier'nin mesleği kuyumculuktur ve Hindistan'a mücevher ticaretiyle ilgili bir işi nedeniyle gelmiştir.
-   Yazdıkları çoğu kimse tarafından ön yargısız gözlemler olarak kabul edilmektedir. Gerçekte Tavernier'nin yazılarında Hindistan'a yönelik bir hayranlık bile sezilmektedir. Ancak diğer tüm gözlem-ciler gibi Brahman olmayan kastların Brahmanlar tarafından yoğun bir şekilde katledilmesinden dolayı şaşkınlık yaşamış, bunu da notlara eklemiştir.
-   Brahmanlar sati yapacak olan kadına eşlik ederek güç ve kararlılık telkin ederler. Avrupalıların bir bölümü, ölüm korkusunun ortadan kalkması ve yaşanacak acıların azaltılması için kadına hislerini yok eden bir çeşit içki verildiğine inanmaktadır. Bu kadınların ölmesi Brahmanların çıkarınadır. Çünkü kadının üzerindeki tüm mücevherler, yüzükler, bilezikler yakılmanın ardından ritüeli gerçekleştiren Brahman rahibin malı olur. Brahmanlar kadın öldükten sonra küllerinin arasından bu ziynetleri bulmaya çalışırlar.
-   Tavernier'nin tasvirleri, yaşanan vahşetin insanın gözlerinin önünde canlan-masına yardımcı olmaktadır. Brahmanların ilk önce kadını kendisini yakmaya teşvik etmeleri, daha sonra onu bizzat kendi elleriyle canlı canlı yakmaları, sonra da küllerinin arasından ziynet eşyalarını aramaları Hindu ritüellerinin gerçekte vahşi bir sömürünün aracı olduğunu göstermektedir.
-   Tavernier'nin anılarında, bu vahşetin detayları şöyle aktarılır:
-   “Üç farklı yerde kadınların yakıldığına şahit oldum: Gucarat, Agra, Delhi. Nehrin ya da su deposunun kenarında sazlıktan ve çeşitli otlardan oluşan birkaç metrekare büyüklüğünde bir kulübe yapılır. Kulübenin çevresine küçük kaplar içinde yağlar ve çeşitli malzemeler konur. Bu malzemelerin amacı yakma işleminin daha çabuk sonuçlanmasıdır. Kadın yarı yatar pozisyonda kulübenin ortasında durur. Başı çabuk yanan bir tahtaya dayalıdır. Bir Brahman onu sırtından bir demire bağlar. Bağlamasının nedeni kadının ateşten korkup kaçmasını engellemektir. Kocasının ölü bedenini kadının dizlerinin üzerine yerleştirirler. Yaklaşık yarım saat bu durumda kaldıktan sonra, yanındaki Brahman dışarı çıkar.
-   Kadın, din adamlarına ateşi yakmalarını söyler. Brahman, akrabaları ve arkadaşları kadının daha hızlı yanıp, acı çekmemesi için çevredeki yağ dolu kapları ateşe atarlar. Vücut yandıktan sonra Brahmanlar küller arasında yüzük, küpe, bileziklerinden kalan altın ve gümüşleri alırlar. Ritüellere göre bu mallar Brahmanlara aittir.”
-   Bu yapılanlar büyük bir vahşettir ve tüm dünya da satiyi bu şekilde algılamaktadır. Ancak Hindular için sati, ölümün üstesinden gelmeyi seçen sadık bir kadın anlamına gelir ve bu ritüeli gerçekleştiren kadının sözde bir tür tanrıça durumuna geldiği varsayılır. Hindistan'da binlerce yıl devam etmiş olan bu korkunç geleneği ilk kez yasaklayanların Müslümanlar olması da dikkat çekicidir. Encyclopedia Britannica'da da belirtildiği gibi, sati uygulamasını ortadan kaldırmak için girişimde bulunan ilk yöneticiler, 1526-1707 yılları arasında Hindistan'a egemen olan Müslüman Moğol İmparatorluğu'nun hükümdarları olan Hümayun ve oğlu Ekber Şah’tır.
-   Moğol İmparatorluğu'ndan sonra Hindistan'a egemen olan İngiliz yönetimi de sati uygulamasını resmen yasaklamıştır.
-   1828 yılında İngiliz genel vali William Bentinck tarafından bu konuda bir kanun yayınlanmıştır. Ancak sati geleneği yok olmamış ve halen ülkenin bazı bölgelerinde Hindu geleneklerine sıkı sıkıya bağlı olarak yaşayan köy ve kasabalarda uygulanmaktadır.
-   Eğitimsiz, cahil Hindu kitlelerin bu vahşeti makul görmelerinden daha da korkunç olan ise, Hindistan'ın en gelişmiş şehirlerinde yaşayıp, okuyup eğitim görmüş insanların arasında bile satinin hâlâ taraftar bulabilmesidir.
-   Hindistan'da her geçen gün daha da güçlenen aşırı milliyetçi gruplar, sati geleneğinin canlandırılması için kampanyalar yürütmektedir. Örneğin köktenci VHP Partisinin liderlerinden olup Babürşah Camisi'nin yıkılmasından duyduğu memnuniyeti her fırsatta ifade eden Acharya Giriraj Kishore "Eğer bir kadın eşinden ayrılmaya dayanamayıp, onunla birlikte yakılmak istiyorsa bunda yanlış hiçbir şey yoktur."  demektedir.






ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
0 Yanıt
1879 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 04, 2012, 04:37:42 ÖS
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1621 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 06, 2012, 03:59:08 ÖS
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
4285 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 12, 2012, 04:38:38 ÖS
Gönderen: ADAM
4 Yanıt
1955 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 26, 2012, 08:46:04 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1485 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 17, 2012, 05:04:47 ÖS
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2618 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 18, 2012, 01:29:42 ÖS
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1280 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 23, 2012, 05:43:19 ÖS
Gönderen: ADAM
2 Yanıt
1713 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 01, 2012, 10:44:09 ÖÖ
Gönderen: enelsır
0 Yanıt
1741 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 13, 2012, 05:23:35 ÖS
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1808 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 14, 2012, 03:13:34 ÖS
Gönderen: ADAM