Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: TAPINAKÇILAR VE ÖZELLİKLERİ - 1  (Okunma sayısı 2054 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Kasım 16, 2009, 08:09:04 öö
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Tapınak Şövalyeleri Tarikatı ya da Örgütü ile bağlantılı olmak üzere tarihsel olayların özetini anlatmaya devam edeceğim. Ancak önce bu tarikat ya da örgütün birtakım özelliklerinin bilinmesinde yarar olduğunu düşünüyorum.  Sadece tarihçe ile ilgilenenler bu başlık altında anlatacaklarımı okumadan geçebilir.

“Tapınak Şövalyeleri Geliyor” başlığı altında birbirini izleyen on bölümde hep şövalyelerden söz ettim. Oysa genel olarak “Tapınakçılar” (Templars, Templiers) teriminin de tanımlanması gerekir. Çünkü bu örgüt sadece şövalyelerden oluşmakta değildi.

Tapınak Şövalyeleri, Sistersiyen Tarikatı’nın ilkeleri üzerine kurulu bir düzen uyarınca örgütlendiği için “savaşçı keşişler” olarak da anılırdı. Ancak “savaşçı” oluşları “keşiş” oluşlarından önce gelirdi. Elbette onları “keşiş” denilmiş olmasının yerli yerine oturup oturmadığı da tartışma konusu.

Tarikatın kuruluşunu izleyen ilk yıllarda, aralarına katılan yeni üyelerin hepsi daha önceden kendilerine “şövalye” unvanı verilmiş kişilerdi. Tarikat palazlanmaya başlayınca, askerlikle hiçbir ilgisi olmayanların da örgüte alınmasına başlandı çünkü örgütün lojistik desteğe gereksinmesi vardı. Bunu dışarıdan bir hizmet olarak almak yerine kendi içlerinde sağlamayı yeğlemişlerdi. Bu gibi kişilere elbette “şövalye” denemezdi. Gerçi daha sonraki yüzyıllarda “şövalye” unvanının âdeta ayağa düştüğü bile görülür ama o tarihte henüz öyle değildi.

Niteliği her ne olursa olsun tarikatın üyeleri, genelde “Tapınakçılar” olarak anıldı. Şövalyeler, örgütün en üst sınıfını oluşturmaktaydı.

Günümüzde Tapınakçılardan söz edilince; çoğu kimse bu terimi bir gizli örgütün üyeleri sanıyor. Bu bağlamda, Masonluk ve diğer birçok kurum için olduğu gibi “gizli örgüt” teriminin yanlış kullanılışından sakınılamıyor. Bu gibi örgütlerden birçoğunun aslında gizli değil, “ezoterik” olduğunu anlamak, bunun için “gizli” sıfatıyla “ezoterik” sıfatı arasındaki farkı kavramak gerekiyor. Ancak, ön yargılı bir tutum izlemekte olan kişilerden çoğu buna yanaşmadıkları ya da bu gerçek işlerine gelmediği için, yanlış anlatımlarda bulunuyor ve bu konularda zaten yeterince bilgisi olmayanları da kolayca yanıltıyorlar.

Zaten günümüzde artık gerçek Tapınak Şövalyeleri değil, sadece şövalyeliğe özenen birtakım ezoterik örgüt üyeleri var. Burada ise sadece Orta Çağ’daki Tapınakçıları anlatıyorum. Günümüzdeki Tapınakçılar bu Orta Çağ örgütüne ne kadar özenirse özensin, onların tarihteki özellikleri hayli farklıydı.

Önce örgütlenme tarzından başlayalım.

Tapınakçılar, asal olarak üç sınıfa ayrılmıştı.

1. Şövalyeler: Mutlaka soylu kişiler arasından seçilip bir inisyasyon töreniyle tarikata alınırlardı. Göğsüne Tapınak Şövalyelerine özgü kırmızı renkli haçın işlenmiş olduğu beyaz tunik biçimindeki üniformayı giyerlerdi.

2. Çavuşlar: Orta Çağın sosyal yapısında özgür sayılan insanlar arasından seçilerek tarikata alınırlardı. Soylu olmayabilirlerdi. İnisyasyondan geçirilmezlerdi. Tarikatın kurallarına uymak zorundaydılar. Gerektiğinde birer asker niteliğiyle savaşa katılırlardı. Siyah ya da kahverengi bir manto giyerlerdi. Onlara da göğüsleri üzerinde Tapınakçıların kırmızı haçını taşıma hakkı tanınmıştı.

3. Yazıcı ve rahipler: Tarikatın yardımcı elemanlarıydı. Bilgi ve yetenekleri uyarınca üstlerine düşen işleri yaparlardı. Yazıcı olanlar sivildi. Rahipler ise, üzerinde tarikatın kırmızı haçının yer aldığı yeşil bir cübbe giyerdi.

Bu üç asal sınıfın yanı sıra iki ek sınıf daha oluşturulmuştu. Ancak bu ek sınıfta yer alanları da “Tapınakçılar” olarak nitelendirmek doğru olmaz. Hatta şöyle denilebilir: Tapınakçılar, sadece kendine özgü bir giyimi olup bunun üzerinde tarikatın o “Crux Pattée” olarak anılan amblemini taşıyabilen kişilerdi.

Bu ek sınıflardan birine “türkopoller” denirdi. Özellikle Akdeniz’in doğusunda görevli olan bu kişiler ya Arap asıllı ya da melez yerlilerden seçilirdi. Müslümanların tutum ve davranış biçimlerini iyi bildikleri için şövalyelerin çok işine yararlardı. Hıristiyan olmaları gerekmezdi. Çoğuna, hizmeti karşılığında belirli bir ücret ödenirdi.

Örgütün sayısal bakımdan büyük çoğunluğunu, bu sınıfların hiçbirinden olmayanlar oluştururdu. Lojistik destek hizmeti vermek üzere hemen her nitelikte birçok kişi vardı. Silâhtarlar, seyisler, malzemeciler, aşçılar, demirciler, terziler, marangozlar, inşaat ustalarıyla işçileri, hizmetçiler ve daha birçokları.

Önceleri hizmetçiler arasında yer yer kadınlar da bulunurdu. Sonraki yıllarda kadınların yaptığı işlerin çoğu erkek hizmetçilere aktarılıp kadınlara sadece hastane ve revirlerde çalışma izni verilir oldu.

Çoğu tarihçinin belirttiğine göre; Tapınak Şövalyelerinin toplam sayısı tarikatın en parlak döneminde bile bin beş yüzü geçmemişti.

Kimileri bu rakamı daha yüksek gösterirse de bu basit bir uyuşmazlıktan kaynaklanır. Tapınakçıların arasındaki her şövalye ille de “Tapınak Şövalyesi” değildi. Bir de “yardımcı şövalye” olarak anılanlar vardı. Bu şövalyeler, savaşta Tapınak Şövalyeleri ile birlikte dövüşmelerine izin verilen deneyimli atlı askerlerdi. Her şövalye, tarikat üyesi olmasa bile bir Tapınak Şövalyesi ile omuz omza savaşmayı onur sayardı. Sırf bu amaçla, eğer parası varsa tarikata yüklü bir bağışta bile bulunabilirdi.

Ancak, Tapınakçılar arasında yer alabilen yardımcı şövalyeler kendi başlarına buyruk değildi. Tarikatın disiplin kurallarına uymak zorundaydılar. Fakat inisyasyondan geçip ant içmedikleri için, kişisel haklarından herhangi bir özveride bulunmaları gerekmezdi.

Örneğin, bir Tapınak Şövalyesi evlenemezdi. Fakat bir yardımcı şövalye evli olabilirdi. İçlerinden biri savaşta ölecek olursa, ardında kalan ailesine ölüm tazminatı ödenirdi. Benzer durumda bir Tapınak Şövalyesinin ailesine ise herhangi bir ödeme yapılması gerekmezdi çünkü onlar zaten öteden beri tarikattan sayılırdı. Bir Tapınak Şövalyesi’nin sağlında olduğu gibi ölmesi durumunda da ailesi koruma altındaydı. Dolayısıyla Tapınak Şövalyeleri Tarikatı, her şövalyenin tüm birinci derece yakınlarını içeren büyük bir aile gibiydi.


ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
0 Yanıt
1667 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 17, 2009, 08:08:59 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2060 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 21, 2009, 12:57:20 ös
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1762 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 22, 2009, 08:15:49 öö
Gönderen: ADAM
1 Yanıt
2582 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 17, 2018, 01:22:22 ös
Gönderen: kurt
0 Yanıt
2261 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 25, 2009, 08:25:56 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
4315 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 30, 2009, 08:06:37 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
4274 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 03, 2010, 11:52:08 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2909 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 04, 2010, 02:00:32 ös
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2203 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 07, 2010, 08:36:53 öö
Gönderen: ADAM
2 Yanıt
3127 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 20, 2013, 08:15:17 öö
Gönderen: ADAM