Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: ANTİK HELENLERİN DÜNYASI - 3  (Okunma sayısı 1389 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Kasım 26, 2009, 04:18:57 ÖS
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7280
  • Cinsiyet: Bay



Helen Uygarlığında Siyasal Yönetim


Dinsel ve düşünsel tolerans bakımından büyük övgüler hak eden Helen-İyon uygarlıkları, konu siyasal yönetim, kadın hakları ve kölelik kurumlarına geldiğinde bu özelliğini yitirir.

Antik Ege uygarlığı, kendisinden öncekilerden etkilenerek ortaya çıkmış ve sanat, siyaset, edebiyat, felsefe alanlarında sorgulayıcı bir anlayışla hayli gelişkin ürünler vermiştir. Yönetim biçimini belirleyen siyasal sistem konusunda gerçekleştirdiği gelişme ise, ancak aristokratik egemenliğin bireysel diktatörlükle değil, aristokratların tümünün katılımıyla yürütülmüş olmasıdır.

Katılımcılığa dayanan demokratik işleyiş, siyaset sisteminin yapısına sokulmuştur. Ancak bu işleyiş, nüfusun sadece küçük bir bölümünü oluşturan soylular sınıfının kullandığı bir ayrıcalık olmaktan ileri gidememiştir. Bu nedenle, “demokrasinin beşiği” olarak nitelenen Antik Çağ Ege uygarlığı, aslında farklı biçimlerde de olsa benzerleri hemen tüm sınıflı toplumlarda görülen, belli bir azınlık egemenliğine dayanan bir devlet biçimini ortaya çıkarmıştır.

İnsan topluluklarının, devlete geçişin ilk evrelerinden beri bir kral ya da egemen sınıfın temsilcileri tarafından yönetilmesi, devlet kuran tüm uygarlıklar gibi Ege uygarlığının da özelliğidir. Bu nedenle, kendilerine ayrıcalıklı bir konum ve demokrasi arayan Batılılar, Ege uygarlığına özel bir önem vermiş, Sparta ve Atina’daki oligarşik yönetimleri “demokrasi” olarak niteleyip kendilerine örnek almış, kültürlerinin dayanağı saymış, onu tümüyle sahiplenmişlerdir.

Neden öyle?

Ege uygarlığı, eriştiği düzey ile hem çekici bir tarihsel miras oluşturmuş hem Batıda bugün de geçerli olan bazı anlayışları bünyesinde barındırmıştır.

Bu uygarlıkta yönetimle ilgili kararlara yalnızca soylular sınıfı katılabilirdi. Bunlar, nüfusun küçük bir azınlığını oluşturur ama tüm toplumu yönetirdi. Bu durumun, katılımcılığı ayrıcalıklılar için uygun gören bir anlayışa sahip olan Batılıların dikkatini çekmemesi olanaksızdı. Nitekim az nüfuslu kentlerin olanak verdiği karar alma biçimi, Batılılarca “ileri bir demokrasi örneği” olarak görüldü; “azınlığın demokrasisi” olarak uygulandı.

Batılı araştırmacıların çoğu İlk Çağ tarihine öyle yansız ve bilimsellikle bakmazlar. Helen ve Roma uygarlıklarının olumsuz yanlarını da olumluya çevirerek sergilemeyi yeğlerler. Kuşkusuz ara sıra konuya yansız ve bilimsel yaklaşan yazarlar ve araştırmacılar da çıkar. Bunlardan biri olan Belçikalı tarihçi Jacques Pirenne’dir. Şöyle demektedir:  «Atina demokrasisi pratik alanda özgürlüğü hiçbir zaman kabul etmemiş ve dar bir site milliyetçiliğine sıkışıp kalmıştır. Atina ve diğer Helen kentlerinde topluma egemen olanlar, soylular sınıfının çıkarlarını diğer bireylerin en doğal sosyal gereksinmelerinin önüne çıkarırlardı. Atina demokrasisi baş eğmeyi ve ses çıkarmadan çalışmayı kabul ettiren baskıcı bir düzendi.”

Başlangıçta soylular sınıfının tümünü kapsayan yönetime katılma hakkı, sonraki dönemlerde giderek daralmaya başladı. Gelişen deniz ticareti ile zenginleşen ve ayrıcalıklı sınıf içinde daha da ayrıcalıklı bir zümre haline gelen aristokratlar, yönetimin işleyişi üzerindeki etkilerini artırdı. Meclislere ve onu belirleyen seçimlere yön verenler onlardı; yönetim kararlarına katılmanın ölçütü, artık aristokrasi düzeyinde bile eşitlik değil varlıklı olmaktı. Ayrıcalıklı sınıf bireyleri, görünüşte hâlâ “eşit” yurttaşlardı ama bu görünüşte böyleydi.

Derken, soylu sınıf içinde ortaya çıkan ayrışma sonucu, kararlara katılma hakkına sahip olanların sayısı azalmaya başladı. Bu gelişme, yönetim biçiminin yani soylular demokrasisinin otokrasiye dönüşmesi ve oligarşik yönetimlerin ortaya çıkmasıyla sonuçlandı.

Küçük küçük devletçikler olarak yapılanan Helen kentlerinde nüfusun az olması, yurttaşlık haklarına sahip azınlığın toplanarak birlikte karar vermesine olanak sağlıyordu. Sparta nüfusunun 250 bine ulaştığı en kalabalık dönemlerde bile, “agora” olarak anılan kent meydanında yapılan karar toplantılarına katılma hakkı, yalnızca altı bin kişiye tanınmıştı. Katılım oranı, daha küçük kentlerde daha da küçülüyordu.
 
Sparta’da “eşitler”in sayısı M.Ö. 5. yüzyılda altı bin iken, 4. yüzyılda bir beş yüze, 3. yüzyılda ise yedi yüze düşmüştür. Vatandaşlık haklarına sahip ayrıcalıklı egemen sınıftan başka, tarım işleriyle uğraşan ve sınırlı haklara sahip “Metekoiler” ile köle konumundaki “Hilotlar” ise tüm siyasal haklardan yoksun tutulmuş sınıflardı.

Gerçek bir aristokrasi ortamı olan Atina demokrasisinde ise, yarım milyona varan nüfus içinde vatandaşlık hakkına sahip olanların sayısı ancak otuz bin kadardı. Atina vatandaşı olabilmek için Atinalı ana ve babadan doğmak gerekirdi. Nüfusun çok büyük bir bölümünü “Metekoi” adı verilen ve herhangi bir hakkı olmayan azatlı köleler ile yabancı kökenliler oluştururdu. Egemenlik kurulan yörelerde yerel halk hızla köleleştirilir, Helenizmin’in hizmetine alınırdı.

Aristoteles, köleler için “canlı bir mülk” demiş ve onları “evcil hayvanlara benzeyen ve insan olan bir âlet” diye tanımlamıştır.

ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
ANTİK ROMA

Başlatan bilgiaçı Tarih

4 Yanıt
3426 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 20, 2008, 06:05:25 ÖS
Gönderen: farmason82
ANTİK YUNANİSTAN

Başlatan bilgiaçı Milletler Tarihi

0 Yanıt
2469 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 20, 2008, 10:22:47 ÖS
Gönderen: bilgiaçı
4 Yanıt
2860 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 27, 2009, 10:58:11 ÖÖ
Gönderen: Prenses Isabella
0 Yanıt
1286 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 28, 2009, 03:40:31 ÖS
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2199 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 29, 2009, 09:47:16 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1316 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 10, 2009, 12:22:51 ÖS
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1580 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 11, 2009, 03:02:13 ÖS
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1278 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 12, 2009, 12:43:46 ÖS
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1417 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 13, 2009, 08:36:06 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1807 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 14, 2009, 03:17:33 ÖS
Gönderen: ADAM